04.05.2008

İstanbul Valisi İstifa Kampanyası Başladı

1 Mayıs’da yaşadığımız devlet terörü sebebiyle İstanbul Valisi Muammer Güler‘in istifası için imza kampanyası başladı. Kampanyayı aynen yayınlıyoruz, aşağıdaki bağlantıdan formu doldurarak katılabilirsiniz:

http://www.valiistifa.net

Ne olup bittiğini göremeyenler varsa, Etrafta blogunda toparlanan 1 Mayıs fotoğraflarından yaşananları görebilirsiniz.

VALİ İSTİFA!

Biz aşağıda imzası olanlar,

1 Mayıs’ı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütün İstanbul halkı için işkenceye dönüştüren Vali Muammer Güler’in istifa etmesini talep ediyoruz.

Hrant Dink kardeşimize düzenlenen suikastı önceden bilen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında soruşturma açılmasına bile izin vermeyen Vali Güler, “provokasyon olacak” gerekçesiyle Taksim Meydanı’nı emekçilere kapatıyor.

“Kamu düzeni bozulacak” diye İstanbul’da adı koyulmamış sıkıyönetim ilan edip metroyu kapatıyor, vapur seferlerini iptal ediyor, okulları kapatıyor, çocuk-yaşlı, bebek-hamile demeden yüzlerce gaz bombası attırıyor. Taksim’e emekçileri sokmamak için, binlerce polisle Taksim Meydanı’nı ve oraya çıkan bütün yolları silahlı-bombalı-coplu polislerle işgal ettiriyor.

Taksim’de ısrar eden emekçiler, çatışma değil daha çok demokrasi istiyorlar.

Biliyoruz ki 12 Eylül Darbesi’nin yolunu döşeyen Maraş, Çorum, Bahçelievler, Balgat katliamlarının başlangıç noktası olan 1 Mayıs 1977 katliamının arkasındaki derin güçler ile Hrant Dink’in ve son olarak Adapazarı’nda yaşanan türdeki linç girişimlerinin arkasında hep aynı karanlık-derin güçler-çeteler var. Ve bu güçler açığa çıkarılmadan, bunlardan hesap sorulmadan bu ülkede demokrasinin önü açılmayacak, darbe tehditlerinin arkası kesilmeyecektir.

Taksim ısrarı, demokrasi ve temiz toplum ısrarımızın bir ifadesidir.

Kendisi de benzer güçlerin saldırısı altında kapatılma davasına maruz kalan AKP hükümeti ise Vali Güler’in yasakçı zihniyetine destek vererek demokrasiyi değil yasakları, baskıları ve darbecileri güçlendiriyor. Çetelere karşı sonuç alacak mücadele AKP’ye bırakılamayacak kadar önemlidir. Sosyal Güvenlik Yasası’na karşı omuz omuza veren emek güçlerinin Taksim talebi ile devam eden birlikteliği Vali Güler’in istifa etmesi için güçlendirilmelidir.

Demokrasi, temiz toplum, özgürlük, adalet, eşitlik, barış mücadelelerini ancak emek cephesi olarak kazanabiliriz.

İmzalamak için sitedeki formu doldurun: http://www.valiistifa.net

25.04.2008

Wikileaks Yeni Nesil Ergenekon Operasyonu mu?

Wikileaks, gizli belgeleri açığa çıkartmak ve çözümlemek için sansürlenemez bir Wikipedia geliştiriyor. Arayüzü ve işleyişi Wikipedia’yı andıran, herhangi bir kişinin bilgi girebileceği ve düzenleyebileceği açık bir web sitesi. Wikileaks’in en önemli özelliği yüklenen belgelerin sahiplerinin tamamen anonim kalması (bkz Tor Project). Bu teknoloji sayesinde Wikileaks de gizli belge yükleyenlerin kim olduğunu bilemiyor. Şu ana kadar muhalif topluluklardan ve anonim kaynaklardan 1.5 milyonun üzerinde belge toplanmış. Sitede şöyle bilgi veriliyor:

Başlıca ilgi alanımız Asya, Eski Sovyet Bloğu, Sahra Altı Afrika ve Ortadoğu’daki zalim rejimleri açığa vurmaktır ama aynı zamanda kendi hükümet ve şirketlerindeki ahlaksız davranışları ortaya çıkartmak isteyen bütün bölgelerdeki insanlara yardımcı olmayı umuyoruz. En yüksek siyasal etkiyi hedefliyoruz.

Wikileaks, sızdırılan belgeleri herhangi bir medya kuruluşu ya da istihbarat servisinin yapabileceğinden daha güçlü bir şekilde incelemeye açıyor. Bunun için herhangi bir belgenin güvenilirlik, inandırıcılık, gerçeklik ve geçerliliğini bütün küresel topluluğun sınaması için Wikileaks’in forumlarında tartışılıyor. Uzmanların kolektif bir şekilde yaptığı değerlendirme sonunda belgeler açılıyor, ve topluluklar sızdırılan belgeleri yorumlayabiliyor ve kendi ilintilerini kamuya açıklayabiliyorlar.

Wikileaks Çinli muhalif topluluklar ile ABD’den, Tayvan, Avrupa, Avusturalya ve Güney Afrika’dan gazeteciler, matematikçiler, ve corporate uzmanlar tarafından oluşturulan bağımsız ve kolektif bir hareket. Henüz kurulmakta olan Wikileaks Danışma Kurulu insan hakları savunucuları, avukatlar, tarihçiler, programcılar, ve kriptografi uzmanlarından oluşuyor.

Wikileaks Türkiye Kategorisi şu anda ABDli diplomatlar ve thinktank’ler tarafından yazılmış az sayıda belge içeriyor. Bunlar arasında Bilderberg Toplantısı Raporları, 2002 Genel Seçimleri Sonrası Türkiye ve Bölgede Durum, Türkiye Avrupa Birliği İlişkileri var.

Elinizdeki gizli belge varsa ve anonim olarak açmak isterseniz şu güvenli adresi kullanabilirsiniz:
http://wikileaks.org/wiki/WikiLeaks:Submissions

08.01.2008

Facebook'da CIA Parmağı

cia-facebook-logo.jpg

Türkiye’de CIA’in en bilinen yüzü derin devlet kontrgerillası (bkz kontrgerilla var mı?) ve askeri darbeler sonunda hücrelerde CIA’in öğretisiyle yapılmış işkenceli sorgulamalardır. CIA’in Türkiye’deki parmağı belki hiçbir zaman su yüzüne çıkmayacak ama gizli saklı yapılanların etkileri her zaman “sosyal” hayatımızı etkiliyor olacak.

CIA geçtiğimiz ay CIA Facebook grubu açtı. Bu gruptan CIA’de kariyer yapmak siteyenlere bilgi veriliyor ve iş başvurusu yapabiliyorsunuz. Bu grup Facebook-CIA ilişkisi üzerine yapılan komplo teorilerini optimize mi etmeye çalışıyor bunu bilemeyiz. Ancak bilinen bir gerçek var, Facebook kullanım şartlarına bakarsanız şunu göreceksiniz:

“Başka şirketler sizin kişisel bilgilerinize ulaşamaz ancak kişisel bilgileriniz avukatlarla ve devletle paylaşılabilir”.

Bir yerde CIA parmağı varsa ilk olarak bu Amerika için stratejik düzenlemelerin yapıldığı anlamına gelir. İkincisi düzenleme yapılan yerlerde Türkiye’nin son 40 yıllık tarihinden de bildiğiniz gibi ortalık dipten derinden karışır. Arkadaşlarınız orda diye Facebook altyapısı en güvenli yer olarak algılanıyor olabilir, ancak bu gelişmelere göre Facebook hayatınızı bir kez daha gözden geçirin.

EK: Facebook CIA Videosu

11.12.2007

Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz

mute-26-kapak.jpg

Mute internet sonrası kültür ve politika ortamına odaklanmış bir yayın. 1994 yılından beri düzenli olarak online toplaradıkları içeriği yine düzenli olarak dergi veya kitap olarak basıyorlar. Mute’un yeni basılı sayısının başlığı “Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz“. Borçla ayakta duran bir neslin –küresel boyutta– patlama işaretleri verdiği ve bunun sosyal etkileri konu ediliyor. IMF’den aldığı borçlarla ayakta duran Türkiye ekonomisini yaşayan bizler için hem çok duyulmuş hem de çok kulak ardı edilmiş bir konu. Biliyorsunuz ki bugünkü devirde öğrenci, esnaf, mafya, devlet kim olursanız olun ancak aldığınız borçları ödeyebildiğiniz sürece varlığınız kabul edilir.

Bu sayıya katkıda bulunan yazarlar ve sanatçılar dünyadaki finans akışı ve bunun ayakta tuttuğu düzen arasındaki bağları inceliyorlar. Hazinedeki altın miktarına dayalı ekonomi modellerini bırakalı çok oldu, bu halde elinizde tuttuğunuz para nasıl değerli olabiliyor? Bu değer sadece sizle aynı yerde bulunan fabrikalardaki ve tarlalardaki üretime mi bağlı yoksa Venezuella’daki bir kriz sizi etkiliyor mu? Bunun ne kadar farkındasınız, yoksa sadece aa dolar düştü borsa yükseldi diye mi bakıyorsunuz. Özetle küresel bir finans krizi bizim krizimiz mi?

Mute Dergisi online ve basılı dağıtılıyor, burdan üye olabilirsiniz.

26.10.2007

Bilmediğimizi Bilmediklerimiz

tense1

“Olmamış şeyler bana her zaman ilginç gelir,” dedi ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld 12 Şubat 2002 sabahında. “Çünkü bildiğiniz gibi, bir bilinen bilinenler vardır; bir de bildiğimizi bildiklerimiz. Ayrıca biliyoruz ki bilinen bilinmeyenler de vardır; yani bilmediğimizi bildiğimiz bazı şeyler. Ancak bir de bilinmeyen bilinmeyenler var—bunlar bilmediğimizi bilmediklerimiz.”

Bilmediğimizi bilmediklerimiz ne demek? Bu en ilginç olanı. Bu çifte negatiflik bilinmeyeni bile bilmemeyi bir eksiklik olarak kabul etmek demek. Bu eksiklik kabulü geleceği tahmin etme becerisi değil, gelecek tahmini içinde dahi bilinmeyeni bilmeye çabalamaktır. Mesela 11 Eylül 2001′de bir yolcu uçağının silah olarak kullanılabileceğini hayal edememek…

Terörist oluşum doğası itibariyle bir ağ yapısındadır. Yani askeriyede olduğu gibi merkez baştan aşağı zincirleme emir komuta yapısında değil, bir çok başın kendi kendine ve diğer başlarla etkileşim içinde hareket ettiği bir ağ yapısındadır. Terörist oluşumun merkezi ve lideri yoktur. Bu sebepten gidip falanca kampı yok etmek veya filanca ele başını yakalamak terör ağını hiç bir biçimde etkisiz hale getiremez. Türkiye de Amerika da bunu gördü, etkilerini hep beraber yaşıyoruz.

daglica-1
Kuzey Irak sınırı Google Earth görüntüsü.

Ağı kontrol eden kimse yoktur. Bugün ne Barzani ne başka bir yerel lider kendi başına bu ağı yönetmez, yönetemez. Geleneksel bakış açısı sadece bir kaç ele başı belirleyip (Bin Laden, Öcalan vs.) imha ettiğinde terörü yok edeceğini umuyor. Bu sadece geçmiş yüzyıllardan kalma bir aldanma. Irak PKK’yı yasadışı kabul etse de, Amerika elimizden geleni yapacaz dese de, Türkiye sınır ötesi harekata başlasa da bu ağlı yapısı nedeniyle terör örgütleri yok edilemez. Dağlar; Afganistan dağları da Kuzey Irak dağları da topolojik yapısı sebebiyle merkezsiz, delik deşik, düğüm küme, hem çölün hem kentin tersi, ağlı sistemlerin yaşamasına imkan veren en ideal ortamlar. Askerler bütün dağları en önde giden fetiş teknolojik silahlarla tarasa da ancak ağ içinde ağ bulacak, düğüm olacaktır. Çünkü dağlık bölgelerdeki ağların küresel ağlara bağları olabileceği çok da gizli bir şey değildir. Silah tüccarlarının aynı teröristler gibi hükümetlerin bilinen hiyerarişik kurallarının dışında hareket ettiği bilinir, defalarca yazılmıştır. Ağın en güçlü işlediği bir ortamda Türkiye-Irak-Amerika ortak yönetimi ancak bilmediği bir bilinmez ile karşıkarşıya. Bu bilinmezlik bugün ancak “bataklık”, “girdik çıkamadık”, “içine çeker” gibi yorumlarla tarif edilebiliyor…

netwar-ag-savasiStrateji araştırma şirketi RAND araştırmacılarından John Arquilla ve David Ronfeldt ABD Savunma Bakanlığına 1996 yılında bir rapor verdi. Bu raporun adı “Ağ Savaşının Gelişi” (“The Advent of Netwar”). 127 sayfalık rapor savaş karşıtlarının nasıl kendi kendine toplanıp şehirde kontrol dışı gösteriler yaptığından terör örgütlerinin nasıl küresel boyutta organize olduğuna kadar ağlı sistemlerin yeni bir tehdit olduğunu anlatır. Çeşit çeşit lidersiz direniş tarif eder. Rapor bu ağlı sistemlerin baş oyuncularının nasıl bilgi teknolojilerini ve internet ile tanıştığımız yeni düşünce biçimlerini özümsemiş olarak hareket ettiğini yazar. “Hücre evleri” ve bilgisayar ağları yan yana üst üste iç içe. Arquilla ve Ronfeldt ağ savaşlarının 5 ayrı katmanda işlediğini söyler:

  1. Teknolojik: yoğun iletişim
  2. Öğretisel (“doctrinal”): ortak hareket etme
  3. İdeolojik: büyük idealler
  4. Anlatımsal (“narratological”): algı dönüştürme
  5. Sosyal: kişisel bağlar ve güven

Bugün henüz akıllara sığmayan, sığsa bile farkında olması zor bir savı vardır bu raporun: “Ağlı tehdide ancak ağla cevap verilebilir.” Bu sav ağların savaşına işaret eder.

* Yazının başındaki görsel Gergin (“Tense”) adını verdiğim—ağ dinamiklerine ve büyümesine odaklanmış—yeni projemden bir görüntü.

21.07.2007

Açık Devlet İçin İstanbul Bildirisi İmzalandı

Devletlerin tüm resmi verilerini kamu yararına açması bildirisi geçtiğimiz ay İstanbul’da yapılan OECD konferansında imzalandı. İstanbul Bildirisi‘ne göre devletler sadece Gayri Safi Milli Hasıla (GDP) gibi genel ekonomik ölçümler yapmayacak, toplumun gelişmesiyle ilgili çok daha derin ölçümler yapıp bunları aynen topluma açık edecek. Yani bireylerin içinde bulunduğu toplumun nasıl geliştiğini düzenli olarak takip edebilmesi öngörüldü.

İstanbul Bildirisi dünyada veri görselleştirmesi, veri analizi, ve veri ticareti üzerine çalışan bir çok kişiyi İstanbul’a çekti. Popüler Internet işi blogu TechCrunch yazarı Mike Arrington, O’Reilly Radar blogundan Jesse Robbins, Silikon Vadisinden web2.0 veri modelleme ve veri ticareti girişimi Swivel‘ın kurucuları, bilgi görselleştirme topluluğu oluşturmaya çalışan IBM Many Eyes araştırma grubu, Dünya Bankası görselleştirme grubu Mapping Worlds, ve GapMinder projesini daha yeni Google’a satan İsveçli Profesör Hans Rosling İstanbul’da sunuş yaptılar. Özellikle Hans Rosling’in sunuşunu izlemenizi tavsiye ederim. Geçen sene Hans Rosling’in dünyadaki güç dengelerini istatistik görselleştirmelerle açık ettiği dillere destan TED sunuşunu da mutlaka izleyin. OECD toplantısının sonunda Enrico Giovannini konuşmasında İstanbul Bildirisi’nin ana hatlarını anlattı.

Açık devlet pratikde nasıl gerçekleştirliebilir?

Derin devlet ilişkileriyle örülmüş bir ortamda açık devlet ilk bakışta erişilmez bir ideal gibi gözüküyor. Ancak ölçüm ve veri analizi yapmak pratikde bizi derin devletten açık devlete taşıyabilir. Mesela Susuruluk kazasıyla ortaya çıkan bilgi kadar hergün devlet hakkında düzenli bilgi ortaya çıktığını düşünün… Sadece toplumun gidişatı değil devletin kendi işleyişi de düzenli olarak ölçülmeli ve ortaya çıkan veriler kamu yararına açılmalı. Her iki ölçüm için de şu noktalara dikkat edildiğinde açık devlet için pratik adım atmış oluruz:

  1. Ölçümün kendisi açık yapılmalı. Yani biz ölçtük veri budur değil, ölçümün nasıl yapıldığı açık olmalıdır.
  2. Ölçüm yöntemleri ve araçları ortak kararlarla belirlenmeli.
  3. Ölçülen veriler herkesin Internet üzerinden kolayca erişebilieceği standardlarda düzenlenmeli.
  4. Verileri herkes yorumlayabilmeli. Yorumlamak için gerekli görselleştirme araçları herkesin kullanımına açık olmalı.

Yarın seçim var. Yeni meclisten ilk isteğimiz açık devlet.

NOT: Türkiye İstatistik Kurumu sitesinde bulacağınız excel dosyaları veri kaynağı değil analiz edilmiş sayılar ve grafiklerdir. Açık veri demek ölçülen verilerin ham olarak açık olmasıdır.

21.06.2005

(Gelecek (Demokrasi (Para)))

Mustafa Akgul‘un yonettigi “Bilisim’de Ar-ge Destekleri” panelinde Turkiye’de arastirma-gelistirme icin para bulunamamasi ve “Extreme Demokrasi” gibi iki uc durum tartisilacak. Turkiye’de ar-ge’ye akan kaynalarin kesilmesi turk.internet.com’da yayinlanan yazi dizisi uzerinden tartisilacak. Extreme Demokrasi Jon Lebkowsky ve Mitch Ratcliffe‘nin editorlugunu yaptigi dijital dunyayla ortaya cikan siyasi durumlari ve yeni demokrasi modellerini tartisiyor.

Panel yeri: ODTU Mezunlari Dernegi
428. Sokak 100. Yil 06530 ANKARA

Tarih: 28 Haziran 2005 19:00
Yer: ODTUMD Visnelik Tesisleri