28.08.2007

Robot Başbakan

Bir grup insanın beraber bir iş yapabilmesi için gereken şey bir lider değil bir yapılacaklar listesidir. Herkes listeye yapılacakları yazar, sonra yapabilenler listedekileri birer birer yapar. Sonuçta beraber iş görülür. Lider listedir.

3-5 kişilik takımlar böyle çalışabilir ama 20-25 kişiye çıkıldığında işler karmaşıklaşır. Sayı arttığında ortalığın karışmasının sebebi iletişimin karmaşıklaşmasıdır. 50den fazla kişinin beraber iş yapabilmesi için hiyerarşik yapılar gerekebilir. Yönetici, müdür, CTO, CEO gibi şirketlerden bildiğimiz klasik makamlar ve yapılar şirketlerde hiyerarşileri yürütmek için oluşturulmuştur. Son zamanlarda genelde yaratıcı ürün çıkaran büyük şirketler (IDEO gibi yaratıcı danışmanlık şirketleri) bu hiyerarşileri azaltıp takımların birbirleriyle iletişimine önem vermeye başladılar. Tabii ki açık kaynaklı yazılım geliştiren gruplar bu az hiyerarşili çalışmaya çok daha iyi bir örnek. Açık kaynaklı yazılım geliştirenler genelde farklı farklı ülkelerde programcılardan oluşan sanal takımlardır. Kod deposu, sürüm takibi, hata bulucular, forumlar, eposta, IM, skype gibi gelişkin iletişim araçları yardımıyla az hiyerarşiyle çok başarılı işler çıkarıyorlar.

Bin kişi nasıl beraber çalışabilir? Çalışmak mı? Bin kişi. Google’da 10binden fazla kişi çalışıyor. Geçenlerce Google New York ofisinde bir iki arkadaşımla öğle yemeği yedik. Gerçekten bir sürü kişi az önce bahsettiğim gibi küçük gruplara bölünmüş çeşitli projeleri geliştiriyorlar. Gruplar ve bireyler açık kaynaklı yazılım geliştirenler gibi bir çok endüstri standardı iletişim araç kullanıyor. Tabi müdür vs. her türlü var.

Milyon kişi bir arada ne yapar? Bu kadar kişi bir arada ancak yaşar… Çalışmak nerde? Yaşamak ile çalışmak arasındaki sınır kalabalık olduğunda kaybolur. Türkiye sınırları içinde yaşayan milyonlarca kişiden bahsetmiyorum. Internette milyonlarca insan bir arada yaşıyor. MySpace, Facebook, Sosyomat, Yonja gibi sosyal ağ servislerinde milyonlarca insan kelimenin tam anlamıyla yaşıyor. Bu yaşamın fizksel hayata direk veya dolaylı etkisi var. Hayat zaten fiziksel ve ruhsal diye ayrılıyorsa bu çok yeni bir durum değil. Facebook inanç turizmi gerçek mi yoksa?

Internet üzerinden kendini düzenleyen toplumlarda muhtar, müdür, kaymakam, vali yok. Millet yok. Devlet yok. Başkan yok. Başbakan yok. Sadece robot var.

Robotlar ruby, python, php, asp gibi programlama dilleriyle ve veri tabanlarıyla geliştiriliyor. TCP/IP, HTTP gibi iletişim protokolleriyle birbirine bağlanıyor. Küçük grupları liste büyük grupları ağ işletiyor. Her topluluk kendi robotları tarafından yönetiliyor. Ancak hiç bir robot seçimle başa gelmiyor.

21.07.2007

Açık Devlet İçin İstanbul Bildirisi İmzalandı

Devletlerin tüm resmi verilerini kamu yararına açması bildirisi geçtiğimiz ay İstanbul’da yapılan OECD konferansında imzalandı. İstanbul Bildirisi‘ne göre devletler sadece Gayri Safi Milli Hasıla (GDP) gibi genel ekonomik ölçümler yapmayacak, toplumun gelişmesiyle ilgili çok daha derin ölçümler yapıp bunları aynen topluma açık edecek. Yani bireylerin içinde bulunduğu toplumun nasıl geliştiğini düzenli olarak takip edebilmesi öngörüldü.

İstanbul Bildirisi dünyada veri görselleştirmesi, veri analizi, ve veri ticareti üzerine çalışan bir çok kişiyi İstanbul’a çekti. Popüler Internet işi blogu TechCrunch yazarı Mike Arrington, O’Reilly Radar blogundan Jesse Robbins, Silikon Vadisinden web2.0 veri modelleme ve veri ticareti girişimi Swivel‘ın kurucuları, bilgi görselleştirme topluluğu oluşturmaya çalışan IBM Many Eyes araştırma grubu, Dünya Bankası görselleştirme grubu Mapping Worlds, ve GapMinder projesini daha yeni Google’a satan İsveçli Profesör Hans Rosling İstanbul’da sunuş yaptılar. Özellikle Hans Rosling’in sunuşunu izlemenizi tavsiye ederim. Geçen sene Hans Rosling’in dünyadaki güç dengelerini istatistik görselleştirmelerle açık ettiği dillere destan TED sunuşunu da mutlaka izleyin. OECD toplantısının sonunda Enrico Giovannini konuşmasında İstanbul Bildirisi’nin ana hatlarını anlattı.

Açık devlet pratikde nasıl gerçekleştirliebilir?

Derin devlet ilişkileriyle örülmüş bir ortamda açık devlet ilk bakışta erişilmez bir ideal gibi gözüküyor. Ancak ölçüm ve veri analizi yapmak pratikde bizi derin devletten açık devlete taşıyabilir. Mesela Susuruluk kazasıyla ortaya çıkan bilgi kadar hergün devlet hakkında düzenli bilgi ortaya çıktığını düşünün… Sadece toplumun gidişatı değil devletin kendi işleyişi de düzenli olarak ölçülmeli ve ortaya çıkan veriler kamu yararına açılmalı. Her iki ölçüm için de şu noktalara dikkat edildiğinde açık devlet için pratik adım atmış oluruz:

  1. Ölçümün kendisi açık yapılmalı. Yani biz ölçtük veri budur değil, ölçümün nasıl yapıldığı açık olmalıdır.
  2. Ölçüm yöntemleri ve araçları ortak kararlarla belirlenmeli.
  3. Ölçülen veriler herkesin Internet üzerinden kolayca erişebilieceği standardlarda düzenlenmeli.
  4. Verileri herkes yorumlayabilmeli. Yorumlamak için gerekli görselleştirme araçları herkesin kullanımına açık olmalı.

Yarın seçim var. Yeni meclisten ilk isteğimiz açık devlet.

NOT: Türkiye İstatistik Kurumu sitesinde bulacağınız excel dosyaları veri kaynağı değil analiz edilmiş sayılar ve grafiklerdir. Açık veri demek ölçülen verilerin ham olarak açık olmasıdır.