04.04.2010

WoW, 2006-2009, Aram Bartholl


WoW
, 2006-2009, Aram Bartholl

World of Warcraft sanal dünya oyunundaki kimlik göstergeçlerinin fiziksel dünyaya taşınması.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

17.11.2008

Minority Report Filminin Arayüzleri Pazara Çıktı

Steven Spielberg’in Minority Report filmini hatırlıyor musunuz? Tom Cruise havada elleriyle sağa sola dijital dosyaları itiyor atıyor resimleri topluyor üstüste koyuyor yanyana bakıyordu bir orkestra şefi gibi. Bu çoşkun arayüz için zamanında filme danışmanlık yapan MIT Media Lab –Tangible Media– araştırmacılarından John Underkoffler şimdi kurduğu Oblong şirketi ile bu sistemi g-speak adıyla ticari bir ürün haline getirdi.

G-speak nasıl çalışıyor?

G-speak nasıl kullanılıyor aşağıdaki demo videosunda görebilirsiniz. Işıklı eldiven, ivme ölçer, ve kamera takip sistemiyle yapılan bu etkileşim biçimi aslında bir süredir kullanılan bir teknik. Ellerin 3 boyutta takibini yapabilen bu arayüz, önceleri çok hızlı çalışmadığı için ekrandaki grafikler insanların el hareketlerine / reflekslerine yetişemiyordu ve tatminkar bir şekilde kullanmak mümkün olmuyordu. Ama şimdiki bilgisayarların işlemci gücü ile ışıklı eldiven takibi ve 3 boyutlu ortamda grafik hesaplar birarada oldukça hızlı yapılabiliyor.

G-speak ne işe yarar?

G-speak karmaşık sistemlerle ve geniş veri tabanları ile uğraşanlar için kullanışlı olabilir. Mesela şehir trafik planlamada, finansal analizlerde, telekom operasyonlarında, otomativ sektöründe, medikal görselleştirmelerde, kargo lojistik planlamada, hatta filmde gösterildiği gibi polislerin olay incelemesinde kullanılabilir. Bilgi görselleştirmesinden farkı verileri –ellerinizle– deşerek kurcalayarak karşılaştırarak incelemeye imkan vermesi, ki bu teknik bir veri kümesinden anlam çıkarmanın en iyi yollarından biridir. Diğer bir faydası da birden fazla kişinin beraber çalışmasına imkan vermesi.

Türkiye’de bu arayüzü hemen şimdi kullanabilecek tek yer aklıma geliyor: Ergenekon davasına bakan mahkeme.

12.11.2008

Antik Roma 3 Boyutlu Google Earth Ortamında Canlandı

MS 320 yılınının Roma kenti 3 boyutlu ortama taşındı. Zamanında yaklaşık 1 milyon nüfüsa sahip dünyanın en büyük kenti Roma bugün Google Earth ortamında, yani sanal olarak dünyanın her yerinden gezilebiliyor. 6,700 kadar bina modeli arasında uçabiliyor 11 tane en bilinen binanın (“Colosseum”, “Jul Sezar’ın Forumu”, vb.) da içinde dolaşabiliyorsunuz. Bazı binalar çok detaylı modellemelerden, bazıları ise fotogerçeklik bile kullanılmamış kaba modellerden oluşuyor. Google’ın yaptığı video (YouTube izleyebilenlere) uçan kamerayla Antik Roma eserleri arasında nasıl dolaşılabileceğinizi gösteriyor.

Google ayrıca öğretmenler ve öğrenciler için bu Antik Roma modeli üzerine geliştirilecek ders programları için bir yarışma açtı. Kazanan 6 kişiye yukarıdan aşağı laptop, projektör, kamera, 3B mouse, $500 hediye çeki, ve Google Eğitimci plaketi vermeyi vaad ediyor… Ne güzel, haydi bütün öğretmenler Google için çalışın! Hazırlayacağınız ders programı karşılığında hem oyuncaklar kazanacaksınız hem de sertifikalı Google Öğretmeni olacaksınız. Şu tarihi sözü tekrar edelim. Google Öğretmenleri, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.

Google markası Antik Roma’ya nasıl yapıştı?

Google 3 boyutlu model verilerini “Plastico di Roma Antica” Antik Roma fiziksel modelinden tarama yaparak almış. Arkeologların 1933-1974 arasında yaptığı bu fiziksel model (aşağıda fotoğrafları) Roma Medeniyetleri Müzesi’nde barındırılıyor.

Aşağıdaki ve yukarıdaki görselleri üzerlerine tıklayarak büyük görebilirsiniz.

16.07.2008

Yeni Radiohead Videosunu MTV Değil Google Yayınlıyor

Yeni Radiohead videosu “House of Cards” Google Code sitesinde yayına verildi. Video üç boyutlu taranmış Thom Yorke profili, üç boyutlu insan ve mekan taramaları animasyonundan oluşuyor. Animasyon boyunca piksel bulutu dediğimiz bir görsellik hakim. Lazer tarama yöntemiyle yapılan videoda uçuşan ve titreyen pikseller böyle şeyleri yeni görenleri ilk bakışta şaşırtıyor. Ancak bu tür görsellikle tanışık olan işlemsel sanatçılar ve tasarımcılar çeşitli email listelerinde ve görüşmelerde bu videoyu ne estetik olarak ilginç ne de yeni bulduklarını belirtiyorlar. Tartışma videonun yapılma tekniğinden verilerinin Google kod deposunda yayınlanmasına kadar pazarlama, teknoloji, estetik, ve etik üzerine gelişiyor.

http://code.google.com/creative/radiohead/

YouTube videoları Türkiye’den gözükmüyor, “House of Cards” videosunu DailyMotion üzerinden izleyebilirsiniz.


Solda Cold Play, sağda UVA’in Colder için yaptığı çalışma.

Yönetmenliğini James Frost’un yaptığı Radiohead videosunda kullanılan görsellik (bkz nasıl yapıldı) daha önce Showstudio ve UVA gibi işlemsel tasarım ve sanat yapan stüdyolarda, Cold Play “Rush of Blood” albümünde kullanılmıştı. Pop yıldızlarının suratının dijitalleştirilmesi ve bilgisayar yönetmleriyle bozulması daha önce mesela Kraftwerk videosunda ve pek çok filmde ve sanat işinde kullanılmıştı. Bilgisayarla portre resim değiştirme bozma estetiğinin literal olarak ilk görüldüğü zaman belki de Andy Warhol’un Debbie Harry’i bir TV şovunda Amiga bilgisayar ile boyaması olmuştur. Bu Tv şovunda Warhol’a daha önce hangi bilgisayarlarla çalıştığı sorulduğunda, Warhol cevap veriyor: “ben herşeyle çalıştım, özellikle bunu bekliyordum.”

Radiohead’in yeni videosunda ilginç olan videonun kendisinden çok kullanılan piksel bulutunun veri olarak Google Code üzerinde yayınlanıyor olması. İster indirip kendi bilgisayarınızda deneyin isterseniz Radiohead etkileşimli java applet‘i kullanarak oynayın görüntüden daha gerçek bir şeye yaklaştığınızı hissedeceksiniz… Bu Radiohead pazarlama kampanyası bariz bir biçimde Google Code deposunu MTV gibi kullanıyor, görsellik fetişzminin yerine kod ve veri fetişizminin geçmeye başladığını onaylıyor.

Daha önce Modest Mouse, Björk, Beastie Boys gibi popüler müzik yıldızları hayranlarına video yapmalarını sağlamış ve üretilen videolardan kendi promosyonlarında faydalanmışlardı. Tahmin edersiniz ki bu tür girişimler kullanıcı tarafından yaratılan içerik (“user generated content”) devrinde yapılmaya başlanmıştır. Bugün Radiohead videoda kullanılan ham tarayıcı verisini yayınlamasıyla ve hayranlarını bu verileri kullanmaya davet etmesiyle pazarlama girişimini bir adım daha ileri götürmüştür. Dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz. Hayranlar emeklerinin karşılığında ne alıyor? Radiohead’in ününden bir parça mı, para mı, sahne arkasında misafirlik, otel odasında yataklık, imzalı poster, beraber fotoğraf mı? Bu yaşadığımız zamanda hangisi zamanınızı kafanızı enerjinizi vermeye eşdeğer olabilir?

İlgili bağlantılar:

* Bu yazıda bağlantı verilen YouTube videoları Türkiye’den görünmüyor olabilir. Türkiye devletinin vatandaşlarına getirdiği bu çağdışı kısıtlamayı bile bile YouTube videolarına bağlantı vermek zorunda kaldım kusura bakmayın.