25.11.2008

Szpilman'a Kesin Katılmalısınız!

Sadece bir süreliğine var olan sanat işlerine verilen Szpilman ödülü bu seneki sahibini buldu. 298 katılımcı arasından 7 en iyi iş ve bir de birinci belirlendi. Kazanan Kamila Szejnoch, Varşova’da bulunan bronzdan yapılmış asker heykeline (Zygmunt Henryk Berling, Polonya) eklediği salıncak sistemi ile sallandı. Sanatçı bu işi ile anıtın geçmiş ile gelecek arasında kurduğu köprüye bir süreliğine orijinal fonksiyonundan alakasız ince, güncel bir katman eklemiş oldu. Szpilman’a 2009 senesi için buradan başvurabilirsiniz.

Etiketler

, ,

6 Yorum

  1. arikan

    Aynısını Türkiye’de bir Atatürk heykeline yapsa bir sanatçı çoktan kellesi uçmuştu…

  2. Zoban

    Aynısını Türkiye’de bir Atatürk heykeline yapsa bir sanatçı o heykelin kolu malzeme noksanligindan kirilir, sanatci yere dusup pekmezi akitabilirdi…

  3. Dr. Sami Banarli

    Alman Nazilerinin Polonyaya saldırısı ve işgali sonucunda yüz binlerce kişi öldü.
    Ölüm kamplarında binlerce kişiye işkence yapıldı
    ve yok edildi.
    Modern sanat ekzantirik olmak, ucuz züppelik değil
    Daha çok çaba ve yaratıcılık gösteren eylemler olmalı.
    Ülkesini koruyan bir Asker heykelini gırgıra almak basitlikten başka bir şey değil.

  4. Zoban

    Dr. Sami Bey,
    Ekzantriklik yorumu goreceli oldugu gibi basitlik de gorecelidir. Girgira almanin bu hayatta kolay becerebilen ya da cesaret edilebilen birsey oldugunu zannetmiyorum. Sanatin modernizmine pek kafam basmiyor ama siniflastirmak, otekilestirmek, yaftalamak konusunda sikinti cekiyorum. “Asker”in heykeli de ona dair herseyi de girgira alinabilir mesela. Topyekun, “savasmak” zaten bir girgir konusu olamaz mi?
    Bana gore olur.

  5. Dara Kılıçoğlu

    Dr. Sami Banarli,

    Neden Szpilman 2009′a bir heykelin önünde bir süre saygı duruşunda bekleyerek katılmıyorsunuz? Böylece modern sanatın ekzantirik ve züppe olmayan tarafına dikkat çekmiş olurdunuz. Çok ciddiyim güzel bir münazara olur.

  6. Dr. Sami Banarli

    Genç Arkadaşlarım,

    Belki acele, kısa ve biraz da duygusal bir tepki gösterdim.

    Anlaşılan düşüncelerimi de pek iyi izah edememişim.
    Biraz alaycı yorumlarınızda zevkle okudum, tartışmada yarar var.

    Şu anda bir raporu bitirme durumum olmasa uzun uzunda tartışırım.

    Nesiller arası kopukluk iyi bir şey değil.

    İlk önce şunu söyleyeyim. Yurt dışından gelen her akım her modayı eğilerek kabul etmeyi doğru bulmuyorum. Her akımın olgunlaşması iyi olanın kalması gerisinin dökülmesi en aşağı on sene alır.
    Bizde nedense sanatsal olayların özünden ziyade biçimsel yanına ilgi fazladır.

    Sonuç olarak İttihad olayı ile sarık atılmış fes takılmış yeni Cumhuriyetle de fes atılmış modern şapka takılmıştır ama kafa aynıdır, kolaycı, yüzeysel işin özünü anlamaktan uzak feodal aynı kafadır. Değişmemiştir.

    Her yeni şeye tapılmış ama bugün geçerli olanlar her alanda çok eski düşünceler ve davranışlardır.
    Konuya daha direkt gireyim. Orta okul sonda bir tatlı Albay komşumuz vardı, osurukla İstiklal marşının başını çalardı yerlere yatar gülerdik. Harp Okulu müzik öğretmeni idi galiba ve vatan severliğinden de şüphe etmezdik. Hazır ol pozisyonunda şiir okuyanlarla alay ederdik, 1978 lisans üstü çalışma için gittiğim Berlin de aylarca beraber kaldığım fotoğraf sergileri açtığım işgal edilmiş harp artığı binalardaki sanatçı kooparatiflerinde toplumun bütün köhnemiş, katılaşmış değer yargılarına karşı çıktık.
    Sanatın özünün devrimci ve değiştirme gücü olanın esas olduğuna inanıyorum.

    Sorun bu değil bu konuda kestirme yazmak çok zor ve yanlış anlaşılıyor. Berlin ve Orta Avrupa’yı hem iş için hem de görmek için gezdik. Harbin bütün yaraları orada idi. Hele Berlin her tarafta yıkıntılar duruyordu ve Toplama kamplarına gittik. Kamplarda öldürülen müzisyenlerin senfonileri eşliğinde son güne kadar resim yapan sanatçıların sergilerini gezdik. Kömürle, kibritle, sebzelerden elde edilmiş boyalar ile son güne kadar yapılmış resimler bizi çok etkiledi, insanoğlunun yemek yeme ihtiyacı kadar yaratmak isteğine duygulandık, siz alaycı yorumlar yapın ama gerçekten bir tek kırmızı gül koyup saygı duruşu yaptık. Müzisyenler bir hafta daha yaşabilmek için bir deri bir kemik üretimin artması için çalıyorlardı. Çoğu öldü veya öldürüldü. Başlarının üstünde “Arbeit Macht dir Frei” yazıyordu. Bunların arasında beni gençliğimde çok etkileyen yazarlar ve ressamlar vardı Franz Kafka eserleri dekadan kabul edilen George Grosz, Otto Dix, M. Beckerman ya kendileri yada eserleri yok edildi. Bazı tablolar bulundu ise Yahudi sahipleri gaz odalarında yok edilmişti.

    Kısacası salıncak yapılan, Nazilere karşı kazanılmış savaşın sembolü olan Sovyet stili Meçhul Asker heykelin arkasında elli milyon sivil, asker ve binlerce sanatçının kanı vardı.

    Bizdeki Atatürk heykelleri ile kıyaslıyorsunuz. Gardırop Atatürkçüleri ne Atatürkü bilir nede Kurtuluş savaşını anlar ve gerçekten tutucudurlar, yalnız dış hayranlığını kenara bırakın Katolik Polonyalılar hem çok tutucu hem de milliyetçi dindar bir köylü toplumdur. Düşük yapma hakkında, gerici kadına düşman tutumları ortaya çıkmıştır. Her kes bilir. Meçhul Asker heykeli militarist bir heykel değildir. Ama Prusya kafalı Nazilere yakın bir general olan Pidsulski heykeli Varşova ve her büyük şehirde vardır gerçek militarizmin babasıdır. Modası geçmiş Sovyet tarzı heykele değil de generale yapılsa idi görürdünüz o tutuculuğu, bende alkışlardım onu.

    Bir konuyu ciddi incelemeden üstünkörü yorum yapmak ciddi gençlere yakışmıyor. Yabancı hayranlığını da bırakın. Alman ve Polonyalı Neonaziler hala çok sayıda göçmen işçilere saldırıyorlar. Sizle uzun tartışmayı çok isterdim ama, şimdi burada kesmek zorundayım.

    Lütfen elma ile armutları birbirine karıştırmayalım.

Yorum Yaz