06.09.2008

Post-modern Özelleştirme: Akbil Kalkıyor Kredi Kartı Geliyor

Akbil kalkıyormuş İstanbul toplu taşıma sisteminden. Yerine ne geliyor? Kredi kartı. Otobüse metroya artık kredi kartı ile binilecek! Toplu taşıma parasını kredi kartı faturasından ödiycez. Belediye, yani devlet, verdiği toplu taşıma hizmeti karşılığı vatandaştan para almıyor, kredi kartını veren özel banka topluyor paraları. Sonra banka bir komisyon keserek belediyenin hesabına geçiriyor.

Kim bu banka? Bu bir ortaklık: Vakıfbank ve Yapı Kredi Bankası. Bu ortaklığın ürünü olan Vakıfbank World adında bir kredi kartı kullanılacak Akbil yerine. Kim bu bankaların sahipleri? Vakıfbank çok ortaklı bir kurum, varlığının çoğu devletin yönettiği vakıflar fonundan oluşuyor. Yapı Kredi %80 Koç Finans’a ait. İsminden şaşırma olmasın, Koç Finans tamamen Koç Holding’e ait değil, sadece %50si. Diğer %50si Avrupa’lı finans devi UniCredit‘e ait. Yani %100 devlete ait Akbil’in yerine geçecek kredi kartı sisteminin bir kısım yüzdesi Yapı Kredi üzerinden UniCredit’e gidecek.

Post-modern özelleştirme

Modern özelleştirme basitçe bir devlet kurumunun bir özel şirkete satılmasıdır. Türkiye’de mesela petrol şirketleri bankalar böyle özelleştirilmiştir. Akbil’den kredi kartına geçiş devlet kurumlarının büyük bir satın alma yaşamadan özel şirketlerle derin organik ilişkiler kurmasıdır. Buna post-modern özelleştirme, veya Derin Devlet 2.0 diyebiliriz.

Borç vatandaşın kamçısıdır

“Borç yiğidin kamçısıdır” demek aldığın borçları ödediğin sürece varlığın kabul edilir demektir. Ödeyemiyorsan bir şey olmuyor, borcun şişiyor, şiştikçe arada bir haber veriliyor öde diye, ama öyle yoğun bir baskı yok, şişmeye devam ediyor, bir noktada tam balon patlamak üzereyken haciz geliyor, malların yoktan borca sayılıyor, geri kalanları da hapiste yatarak ödüyorsun. Borçlandığın kurum değil, o kurumun bağlı olduğu devletler üstü küresel finans sistemi seni suçlu ilan ediyor, adeta yargısız infaz ediliyorsun. Boynun bükük, borcunu ödememişsin, basit bir denklem, %100 suçlusun. Kendini savunamıyorsun. Borç alırken önüne koyulan yüz küsür sayfalık anlaşmayı okumamıştım diyemezsin. Zorla borç verildim diyemezsin. Belediye otobüslerimize kredi kartıyla binme zorunluluğu getirdi diyemezin. Sessizce artan komisyon oranlarının farkında değildim diyemezsin. Kredi kullanmaya başladığın andan itibaren, yani bu yeni kredi kartlı toplu taşıma sistemine göre otobüse bindiğin andan itibaren borçlusun.

Yukarıdaki diyagram dünyadaki tüm kredi borçlarının (kişisel ve kurumsal) nasıl giderek arttığını (1925-2005) ve son yıllarda geçmişe göre hiç görülmemiş bir artışta olduğunu gösteriyor. Tarihin en büyük borç balonu bu, patlar mı, ne zaman patlar bilemiyoruz, ama bu durum devletler üstü küresel finans sisteminin tarihte hiç olmadığı kadar anormal bir hal aldığını gösteriyor… belki de bundan kurtulmanın bir yolu daha da borçlanmak tüm vatandaşları da borçlandırmak ki balonun esas üfleyicileri rahatlasın.

Borçsuzlarla mücadele örgütü

Borcun yoksa zaten bu finans sistemine dahil değilsin. Ama bu devirde kredi kartı kullanmamak mümkün mü? Amerika’da mesela normal bir vatandaşın posta kutusuna sık sık “mükemmel şartlarda” “büyük fırsatlı” yeni kredi kartı formu gelir. Normalde kitap satın aldığımız şirketler veya günlük alışveriş yaptığımız marketler aynı zamanda kredi kartı da verir. Onlarınkini kullanırsan daha büyük avantajlar elde edersin…

Visa MasterCard gibi dev kredi kartı şirketleri tüketicilere mümkün olan her yerden kredi kartı vermeye çalışırlar çünkü bu kartlar sizi bu şirketlere borçlandırır ve bağımlı hale getirir. Bir iki şirket değil yerel veya küresel yüzlerce şirketler örgütü üzerinden bize ulaşmaya çalışırlar. Dolayısıyla toplu taşımada Akbil’den kredi kartına geçiş Visa Master Card gibi şirketlerin Türkiye vatandaşlarını kendilerine borçlu kılacak büyük bir adımdır.

İlgili Düğümküme yazıları

Etiketler

, , , , , , , , , , , ,

8 Yorum

  1. MaFiAMaX

    Yeni bir sisteme geçmek için eski sistemde sorunlar olması gerek ve de yeni sistemin daha karlı olması gerek. E peki sorun veya zarar nerde? Sorun olsaydı yıllardır bu sistem her yerde kullanılıyor olmazdı. Akbil ücretini 1.elden almak mı daha karlı, yoksa döndürüp dolaştırıp öyle mi almak daha karlı! Yav bu adamları niye yargı, sivil toplum örgütleri durdurmuyor.

    Öğrenci adamın kredi kartı ile işi ne olur? Soru soru soru…

  2. ugur

    ilkin bir yanlış bilgiyi düzeltmek gerekir:”bir noktada tam balon patlamak üzereyken haciz geliyor, malların yoktan borca sayılıyor, geri kalanları da hapiste yatarak ödüyorsun.” denmiş. bu doğru değil. haciz sonucunda borcun ölçüsünde mevcut mallarına ve hesaplarına el konabilir. ancak, servetin borcunu karşılamıyorsa hapis yatmazsın. sadece hesapların bloke edilir ve gelecekte bir mal edindiğinde onlara da haciz konulabilir. bu konuda bir sınır da mevcut. örneğin, maaşlara ancak sanıyorum 4′te 1 oranında haciz konulabiliyor. bu mevzuda iki türlü hapis riski var: birisi dolandırıcılık durumu. ikincisi ise yine yıllardır mücadelesi süren mal beyanında bulunmama cezası olarak 10 günlük hapis. bu ikincisi bugünün uygulaması olamayacak kadar ilkel.

    hacizin ne anlama geldiğini de kavramak lazım. ki tavşan deliğinin nerelere uzandığını görebilelim. değişimin temeli trampadır, takastır. kuzu alırsın, elma verirsin gibi. para sistemi standardı oturduktan sonra, kuzuyu ve elmayı para birimi cinsinden ölçer o şekilde işlem yaparsın. ama sen borcunu ödemeyerek para sistemini dumura uğrattığında ve sistemi askıya aldığında, muhatabın mahkemeye gider ve takas sistemine geri dönülmesini talep eder. çünkü bu değşimin doğal halidir. bir alt seviyeye inmiş oluruz. böylece, aldığın nike ayakkabı yerine, evindeki televizyonunu vermiş olursun.

    kredi kartı ise, para sisteminin ötesinde yeni bir sistem değil. yine para birimi ile işlem yapılır. fikir olarak zararsız, aksine milyonlarca faydası olan müthiş bir icat kredi kartı.

    kredi kartının yarattığı psikolojik rahatlık, çalışma sisteminin doğurduğu, – yani bir sonraki ay ödeme, 80 taksite bölme gibi şeyler- aşırı borçlanma riski ve insanın birden kendini bir borç döngüsüne kaptırıp gitmesi durumu bir olgu. var böyle bir şey. devlet ancak bankalara kart limitleriyle ilgili düzenlemeler dikte edebiliyor ve herkese kart dağıtılmasını kısıtlamaya çalışıyor. bu tartışılabilir uzun.

    akbil yerine kart uygulamasını kredi kartının sakıncaları bağlamında ele almak bana makul gelmiyor. devlet bu işi bankaların daha etkin yapacağına inanıyor olabilir. bu sistemin bir çok pratik faydası olabilir. üstelik bildiğim kadarıyla istediğin kadar para (kontör) yükleyip, kendi yatırdığın kadar kullanma imkanı da olacak. burada sıkıntı ancak, insanları kredi kartı sahibi olmaya zorlayacak şekilde bir uygulama ortaya çıkarsa doğar. bununla birlikte, devletin, kredi kartı kullanımını özellikle vergi kaçağını azaltmak üzere teşvik ettiğini biliyoruz. olası riskleri yönetmek de bu durumda devlete düşer.

    insanların otobüs / vapur parası yüzünden mağdur olacağını sanmam. üstelik gözden şunu kaçırmamak gerekir: burada riski alan aslında bankadır.

    bankanın alacağı komisyonu tartışmaya değer bulmuyorum. bugün bankalar devlet adına yapılan tahsilatın önemli bölümünü hallediyor. üniversite harçlarından vergilere kadar. aldığı komisyon, devletin işletme maliyetlerinin çok altında ve sundukları hizmet / yaygınlık vs. dolayısıyla hayatımızı kolaylaştırıyor bu uygulamalar.

    bir de kişisel bir not: şahsen, x arkadaşımdan borç istemektense y bankasından veya mastercard’dan borç istemeyi yeğlerim.

  3. arikan

    @MaFiAMaX “Öğrenci adamın kredi kartı ile işi ne olur?”

    Güzel soru. Daha kendi paranı kazanmamış bir birey olarak bir bankanın müşterisi olursun. Özel banka ile aranda bir yakınlık doğar, pazarlamacıların marka yakınlığı dediği. Kendi paranı kazanmaya başladıktan sonra banka mı arıyorsun? Zaten bir bankanın müşterisi oldurulmuşsun zorla, belediye zoruyla, devlet zoruyla, kullanmaya devam et…

  4. arikan

    @ugur haciz nasıl çalışıyor bilgilendirdiğin için sağol.

    kredi kartı ise, para sisteminin ötesinde yeni bir sistem değil. yine para birimi ile işlem yapılır. fikir olarak zararsız, aksine milyonlarca faydası olan müthiş bir icat kredi kartı.

    Kredi kartı para değildir, borçlanmadır. Bu ikisi bambaşka kavramlar. Olayı sadece nesne gibi değil (alışverişde dolaşan şey) sistem olarak ele alırsak (alışverişin kendisi) ne kadar farklı olduklarını anlarız. Tam da bu bahsettiğin piskolojik rahatlama kredi kartı sistemini para sisteminden ayırıyor. Para alıp verdin mi ilişki bitmiştir. Kredi almak borçlanmak demektir. Borç bağlılığın temsilidir. Bağlılık psikolojik rahatlık getirir. Bu “kredi kartının yarattığı psikolojik rahatlık” dediğin olgu. Eğer ben bir şirkete 100TL diğer şirkete 1000TL borçluysam ilk şirkete çok daha az bağlıyım. Bu borcu aldığımda, yani kredi kullandığımda, psikolojik olarak da bir rahatlama yaşıyorum, ama şizofren bir rahatlık bu.

    Borç sadece insan boyutunda (mikro) değil devletler / pazar boyutunda da (macro) şizofren rahatlama yaratıyor. Mesela Türkiye’nin Dünya Bankası’ndan aldığı borçlar. Borç aldım bir rahatlık geldi ekonomi rahatladı sanki. Borcunu ödeyene kadar IMFnin dediklerini yap kurallara uy. Bazen garip, pek akla mantığa yatmayan kurallar olabilir, ama yapmazsak da borcumun faizi artabilir, en iyisi IMFnin dediklerini yapayım. İşe önce devletin sosyal hizmetlerini özelleştirmekten başlayalım. Amerikan şirketleri hesaplasın şirketin ederini, satalım şu kurumları birer birer devletimizin kasasına biraz para girsin. Ne de olsa küresel ekonomi finans uzmanları bunlar, işi biliyorlar, ekonomi en iyi böyle düzelirmiş… yapmazsak bunları borçların faizleri aratabilir, hatta bir daha borç alamayabiliriz. Aman satın petrol şirketlerini, bankaları, çelik fabrikalarını, hastaneleri ne kadar para veriyorlarsa. Hatta toplu taşımayı da satın, satın IETTyi, satın deniz otobüslerini metro sistemini devlete yük bunlar… öyle diyor küresel ekonomi uzmanları… bu ekonomiyi düzeltecek iyi bir şey ama nedense bunları yapmazsak da kızıyorlar… kredi notumuzu düşürüyorlar. Neden acaba?

    İnsan boyutuna dönersek, kredi alarak borçlanmak insanı borçlandığı yere bağlar. Toplumun bireylerini borçlu tutmak bireyler üzerinde bir denetim sağlar. Hayatımızın kolaylaştığını düşünürken bir anda kontrol altında hareket edemediğimizi görürüz. Ancak tabiiki kredi almak/kullanmak normalde bir seçimdir. İster al ister alma kimse karışamaz bu hüre iradeye. Ancak toplu taşımada Akbil yerine kredi kartı kullandırılması bir zorlamadır. Türkiye Devleti bizi zorla borçlandırıyor demektir. Bu zorbalıktan başka bir şey değil.

  5. ugur

    arikan, ozellestirmeyi bu seviyede ele almak dogru degil. bu basitce devlet teorisi ile ilgili bir mevzu: devletin islevi ve gorevleri ne olmalidir? devletin piyasaya girmesi dogru mudur? devletin cercilik, perakendecilik vs. yapmasi dogru mudur? diyelim hepsine duzgun bir cevap bulabildik. peki devlet bu soyundugu isleri layikiyla ve etkin bicimde yapabilir mi? yapmis mi hic? yoksa sadece hantal tekeller mi yaratmis girdigi butun sektorlerde? petrokimya, telekomunikasyon, icki, sigara, hatta egitim, ulasim, guvenlik, tekstil, medya, ulasim… daha gider bu.

    ha devletcilik, merkeziyetcilik, ne biletim solidarist korporatizm filan da bir yaklasim. seveni vardir muhakkak.

    zorlama mevzuunda ayni fikirdeyim.

  6. arikan

    @ugur devletin hantallığı ile özelleştirme ayrı şeyler. Özelleştirelim hantallık bitsin diye bir şey olabilir mi? Hangi dev şirket hantal değildir? Hergün okumuyor muyuz, mesela Microsoft Google’a göre daha hantal, Google Facebook’a göre daha hantal, Facebook Friendfeed’e göre daha hantal, Friendfeed yeni gelene ne varsa ona göre daha hantal diye.

    Büyük bir sistemin hantallığını düzeltmek ismi üzerinde “düzen”le ilgili. Daha da ötesi açıklık ve katılımla ilgili. Açık devlet yani katılımcı sistem konularını Kitap değil elektronik süreç istiyoruz yazısının yorumlarında tartışıyoruz.

    Ayrıca kalıplaşmış “özelleştirme yapılmasın aman ülke elden gidiyor” diye düşünmüyorum, devleti küçültmek bir yaklaşım. Ama bu kaygıları da atlamıyorum. Bunun bir sebebi var. Devlet yer yer küçülebilir ama bu işlemi nasıl yaptığın çok önemli. Bu yukarıda anlatmaya çalıştığım IMF borç ilişkileri, bağlılıklar, fiyat biçmeler, zorlamlar özelleştirme işini kokuşmuş hale getiriyor. En başta senin benim gibi sadece vatandaşların sosyal haklarına müdahele var, sonra devlete özelleştirme sırasında alışveriş ypaılan şirketler tarafından atılan kazıklar.

    Bilirmisiniz mesela dünyada en büyük yatırım aracı krizde olan ülkelerin özelleştirdiği kurumları satın almaktır. Ucuzdan al beş yıl işlet başkasına sat kat kat fazlasına. Bunlara küresel finans ortamlarında kelepir diyorlar. Bir ülke krize girdi mi bu tür yatırımcılar fareler gibi üşüşür ne özelleştirme varsa kemirmeye… en çok da Amerika’dan gelirler.

  7. meursault

    “movement is life” / “hareket hayattir” diye kimin oldugunu unuttugum bir felsefi soylem aklima gelmisti gecenlerde… bu durumda sanirim “movement is debt” / “hareket borçtur” gibi birsey oluyor. haydi hayirlisi.

  8. Hakan D.

    En son yorumun üzerinden bir yıl geçsede bildiğim doğruyu yazmam gerektiğini düşündüm.
    Burada Yapı Kredi Bankasının (YKB) muhatap olduğu nokta “Ödeme sistemleri Entegrasyonu” kısmında.
    Yani sistem olduğu gibi YKB’ye satılmış değil! YKB’nin yükümlülüğü Metro istasyonuna, otobüse, İskelelere POS cihazına benzer dokun-geç (Pay-Pass) cihazlarını yerleştirmek.
    Sistemin düzenli işlemesini sağlamak. Karşılığında komisyon alarak kar elde etmek.
    Sanıldığı gibi akbil yerine gidip YKB kredi kartını almak gibi zorunlulukta yok, sadece kredi kartını kullanma gibi zorunlulukta.
    Bu sistem örneğin Balıkesir’de Bank Asya, Çanakkale’de Garanti bankası işbirliğiyle yapılıyor. Bursa’da ise gelecekte İş Bankası işbirliği söz konusu olacak!

    Sistemin işleyişinden bahsedersek:
    Siz herhangi bir bankada bulunan mevcut vadesiz mevduat hesabınızın bulunduğu banka kartınıza (debit kart) yada Kredi Kartınıza Dokun-geç özelliğini dahil edeceksiniz!
    İETT ise örneğin öğrenciyseniz kartınızı sisteme tanıtıp indirimli faydalanmanızı sağlayacak.

    Eğer banka kartı ile araçlara binerseniz, ücret hesabınızdan düşecek.
    Kredi kartı ile öderseniz ekstrenize borç kaydedilecek!

    Belediye size YKB kartını alacaksınız diyerek bir baskı yapamaz! Ancak YKB’ye farklı bir açıdan hak tanır. Örneğin YKB kampanya düzenler, özel kart çıkarır, puan verir, vs.

    Diğer bankalarda bu sistemden yararlanabilir.

    Üstelik bu sistemin yarattığı tasarruf yazınızda maalesef göz ardı edilmiş!

    Örneğin araçlara takılan dokun-geç cihazları GPS özelliğine sahip olup, anlık trafik ve yoğunluk bilgisi verebilecek kapasiteye sahiptirler.
    Angarya işler için açılan AKBİL büroları, AKBİL dolum merkezleri devreden kalkıp, mevcut banka ATM’leri kullanılır.
    vs.

    Bu konuda içinizin rahat olması temennimdir.

Yorum Yaz