28.06.2009

Paylaşmayın.siz

c-2Almanya Hamburg yerel mahkemesi kullanıcıların istedikleri gibi dosya yükleyerek paylaşmalarını sağlayan Rapidshare.com‘u (RS) 34 milyon dolar ceza ödemeye mahkum etti. Bir işletmenin tarihe karışması için yeterli bir meblağ.

Bu ve benzeri servislerin ne suçu var? Sistem kendisi içerik üretmiyor, sistemin kullanılış biçimi konusunda insanları yönlendirmiyor. John Doe seçiyor sakıncalı dosyayı oraya yerleştirip başkalarıyla paylaşmayı. Sistemin sağladığı şeyler disk alanı, yüklemek için araçlar vs değil mi?

Gün geçtikçe daha çok sayısallaşan, teknolojik araçlar sayesinde birbirine daha kolay ve hızlı bağlanan hayatlarımızda yeni sayılabilecek bir bahistir dijital meta paylaşımı. Kafalar eski, toplumun davranışı yeni.

Cezalar çok ağır

RS davası dünya çapında 65.000′in üzerinde besteci ve müzik yayımcısını temsil ettiğini belirten hak koruyucu kuruluş GEMA tarafından açılmış. Verilen cezanın maddi kısmı bir yana, mevcut yapının gözden geçirilip kopyalama hakları açısından denetlenmesi ve sakıncalı içeriğin temizlenmesi de isteniyor. Sanki milletin şifrelendirdiği sıkıştırılmış dosyaları açıp içine bakabileceklermiş gibi. İlginçtir, rapidshare yurdumuzda yasaklı olan siteler arasında değil. (Ne uğraşıyorsun dava mava kardeşim zaten Türkiye gibi yap, kapat musluğu – internetleri – gitsin! )

Aralarında Warner Brothers, Columbia, Twentieth Century Fox, Sony BMG ve de EMI bulunan bazı büyük medya şirketlerinin kazançlarına zarar verdikleri belirtilerek The Pirate Bay (TPB) sitesinin kurucuları Fredrik Neij, Gottfrid Svartholm Warg, Peter Sunde Kolmisoppi ve patronları Carl Lundstrom da 1 yıl hapis ve  3.6 milyon dolar maddi tazminat ödeme zorunluluğu ile cezalandırıldılar. Mahkeme TPB’cilerin bu işten milyon dolarlar kazandığını varsaymış olsa gerek, ödettirmek istemiş. Site sahipleri açıklamalarında ”Bizim için bir miyon dolar ya da bir milyar dolar talep etmeleri arasında fark yok. Biz zengin değiliz ve ödeyecek paramız yok” demişler. Hakikaten de banner reklam dışında bir gelirleri yok.  Bu dava sonucu verilen karara itiraz edilmiş, önümüzdeki yıllarda neler olacak hep birlikte göreceğiz.

Cezaların yok etmek, kafa koparmak için verilmiş olduğunu düşünmeden edemiyoruz.

Merkezi otorite dağıtık sistemleri kontrol edebilir mi?

Bildiğiniz gibi TPB dosyaları kendisi barındırmıyor ve paylaşılma işlemini tetiklemiyor. Yurdumuzda ortalama kullanıcıya yasaklanan – ortalama üstü kullanıcı çoktan yasakları aştı bile – sistem dünyanın kullanıcısı tarafından yaşatılıyor. Ayrıca, sunucuları adem-i merkeziyetçi (dağıtık) bir şekilde başka ülkelere de yayılmış durumda. Engellenmesi pek zor. Arada sınırlar var.

Sadece teknik altyapıdan kaynaklanan durumlar da değil kontrolu zorlaştıran. Kullanıcılar ve destekçilerden büyük tepki var. Özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünen kitle tarafından davacı grupların sitelerine saldırılar düzenleniyor. Yerleştirilen mesajların biri TPB davasının savcısı Peter Danowsky’yi hedef alarak şöyle diyordu: ”Yalan söylemeyi bırak Peter Danowsky! Sen bizi sansürle, biz de seni sansürleriz. Bu senin asla kazanamayacağın bir savaş. Öyle ya da böyle halk her zaman kazanır. İnsanlar her zaman özgürlerine sahip olacaklar. Arkamızda duran kardeşlerimizle birlikte bu savaşı biz kazanacağız!”

Zararlı mı yararlı mı? Kime?

Müzik eserlerini serbestçe birbirimize versek ne zararı var? Karşılığında ücret ödemeden ”işitmek” gerçekten düzene zarar veriyor mu? Ağlı bağlı hayatımda bir çok kanaldan bilgilenebiliyorum. Örneğin; Engin sürekli dinlediği, sevdiği bir eseri işaretledi diyelim. Ben de bunu üyesi olduğum sosyal ağ ortamı vasıtasıyla gördüm, daha önce hiç duymadığım bir grupla tanıştım. Sevdim. Konserine gitme fırsatım olduğunda helal olsun verdiğim paraya demez miyim? Derim. Koşarak gitmem yetmezmiş gibi arkama eşi dostu takmaz mıyım? Takarım. Komşuluğum olan ağlarda bahsi geçse başkalarına tavsiye etmez miyim? Ederim. Eser sahibi, ilgilileri kayba uğradı mı?

Filmler? Günümüzde – ana akış mı desem karar veremedim – sinema endüstrisi gösterimlerden ve DVD satışlarından başka şekillerde de gelir elde ediyor. Transformers oyuncakları, konsol oyunları, Buzz Lightyear – Toy Story yatak örtüsü, Twin Peaks duvar kağıdı, Nightmare Before Christmas not defteri, Donnie Darko tişörtü. Filmini ücretsiz izlemiş olmam bu ürünleri satın almama engel olur mu? Olmaz gibi. Aksine, görmeseydim sevmeseydim nasıl ilgi duyacaktım?

Sinema salonunda film izlemek, konserde müzik dinlemek oturma odası deneyimi ile kıyaslandığında oldukça farklı ve bence hiç bir zaman terk edilmeyecek tadlar. İnternetten film indirenler sadece evlerinde film seyreden ve artık hiç sinemaya gitmeyen insanlar olabilir mi? DVD, CD de satın alırlar, internetten de indirirler, gişeden bilet de alırlar.

Bir de yazılım mevzusu var. Ticari işlerde, büyük gelir getirici düzenlerde hiç kimse yasal olmayan şekilde yazılım kullanmaz, kullanamaz. Bir sürü sebebi vardır bunun: güvenlik, destek, saygınlık, kanuni denetimler, güncellemeler, devamlılık gibi. Paylaşım ortamlarından edinilen yazılımdan genelde öğrenmek için, acaba amacıma hizmet ediyor mu sorusunun cevabını aramak için faydalanılır. Cracker kodunda, ”Yazılım işinizi görüyorsa mutlaka satın alın, maddi gelir elde etmek için kırılmış yazılım kullanmayın” denir. Çaktırmadan kullanmak her iki tarafı da, üreticiyi de ”korsan” tüketiciyi de besler aslında.

Yakından tanıdığımız bir örnek: Pazar hakimi işletim sistemi yaratıcısı Microsoft’un Windows dağıtımlarını düdükten bir şifre ile koruyor olması size komik gelmiyor mu? Başka bir sistem geliştiremeyecek kadar aptal olabilirler mi? Aksine insanların kopyalamasına müsaade ettiler de öğrendik, kullandık, tanıdık. Bugün dünyanın büyük çoğunluğu Windows’u ‘bilgisayar’ zannediyor, işletim sistemi nedir, başkaları var mı bilmiyor, merak da etmiyor. İyi bir iş bulabilmek için Word, Excel’i mutlaka bilmem lazımı biliyor. Yüz küsür dolarlık lisanslı CD satışından uğradığı varsayılan zarara karşılık, bağımlılığımızı kazandılar. Çok büyük bir kazanç. Aslında hala kendize uygun bir Linux dağıtımı seçip Ms platformu muadili araçlara hiç bir ücret ödemeden sahip olabilirsiniz, eskiden de olabilirdiniz. Bak sen paylaşımın gücüne, yıllar yıllar yıllar öncesinden geliyor. Belki de nördlerin insanın tabiatı ve eğilimleri hakkında hepimizden çok daha fazla bilgi sahibi olduklarının ispatıdır bu. Hepimiz yasakları delmek, engelleri aşmak istiyoruz değil mi?

Dijital paylaşım çok zararlıdır, çalmaktır, sadece alır götürür diyemeyiz diye düşünüyorum. Döngü halinde birbirini tetikleyerek etkileşen, daha karmaşık bir durumla karşı karşıyayız. Üreteni de tüketeni de bir biçimde etkiliyor.

Yeni dünya, yeni yayım biçimi

Müzik ve film üreticileri pazarın yeni davranış biçimlerine çoktan uyum sağladı bile. İnternette albümlerin bütün haliyle filmlerin, üreticileri tarafından serbestçe dağıtıldığını görüyoruz. Zaten müzisyenler albüm satışından değil, canlı icralarından maddi gelir elde ediyor. Sinema endüstrisi çalışanları, elde ettikleri tanınırlık bilinirlik sayesinde gelecekteki bir üst seviye işi belki de insanların paylaşmışlığı sayesinde alabiliyor?

Internet reklamlarının satışlara olan katkısının tam olarak tespit edilemeyişi gibi bir durum var ortada. Paylaşımın rakamsal etkilerini kimse bilemiyor.

Sen yeter ki iyi bir şey yap, para harcaman gerekmiyor, organik kampanyan zaten kendi kendine yürüyor. Kontrol yok, zorlama, hipnotize etme, yönlendirme yok.

Bir bağış (”donation”) kültürü oluştu internette, ücretsiz verilen metalara karşı bir takdir mekanizması, gönlünden ne koparsa. Uluslara göre farklılık gösteriyor olması bir yana, genelde kullanıcıların üreticileri gerçekten takdir ettiklerini görüyoruz. Ne güzel, kendi kendine oluşmuş ağlı bağlı ahlak.

Kendini adaletin güçlü kollarına bırak

Hedefler belirleyerek merkezden yayan, kitabından türlü stratejiler kullanan popüler medya hizmetleri veren şirketlerin meta paylaşımınının karşısında durması, bundan korkması çok doğal. Bilmiyor, tanımıyor, anlamıyor, yaşamıyorlar. Yazılmadı, çizilmedi, ispatlanmadı, denkleme dönüştürülmedi, henüz kayıtlara geçmedi.

Savaş Napster, Kazaa gibi örnekler ile başlamıştı, halen devam ediyor. Muhtemelen 50 üstü yaşlarında olan mahkeme mensuplarının ilk başta basit bir korsan kopyalama hadisesi gibi görünen bu konuyu tam olarak anlayıp değerlendirilebileceklerini düşünmüyorum. Onlar başka bir çağın evlatları. Bu konularda çalışmalar yapılacağına, sosyal adalet için, yeni hayatı anlamak adına ilerlemeler kaydedilmesi için girişimlerde bulunulacağına göze batan, tehlikeli gibi görünen oluşumlara sırayla saldırılıyor.

Değişen dünya düzeninin oluşturduğu bilinmeyenlerin kabarık faturası RS ve TPB gibi servislere kesilerek benzeri yapılar kurma ihtimali olan yeni nesle de gözdağı verilmiş oluyor.

Yok edici cezalar ve yaptırımlar üreticilerin haklarını sözde korurken aslında aynı zamanda ağlı yayım sayesinde elde edilecek yan kazançları da engellemiş olmuyorlar mı?

Ben yeni dönemi yaşayan bir insan olarak paylaşmanın herkes için öyle ya da böyle faydalı olacağını düşünüyorum.

Etiketler

, , , , , , , , , , , ,

Geri beslemeler (Trackback)

Trackback Adresi
  1. Paylaşmayın.siz « Bay Bedava – Netten Başlıklar

7 Yorum

  1. Ugur Akmdr

    Klavyene sağlık, günümüzün ve geleceğin adalet ve ahlak problemine çok doğru bir özet geçmişsin..

    Söz konusu davalarda tüm suçu mahkemelere ve hakimlere atmamak lazım. Bu bilgisizliği ve belirsizliği fırsat bilip, bu davaları açan şirketlerde bir o kadar hatalılar.. Senin de belirttiğin gibi, meta paylaşımının önüne geçmek imkansız. Asıl yapılması gereken bu paylaşım gücünü kullanarak yenilikçi pazarlama yöntemlerini geliştirmek.
    Kimse farkında değil ki, bu insanlar birşeyleri paylaşarak -parayla elde edilmesi imkansız- bir reklam gücü sunuyor. Ve onlar bunu kullanmak yerine “altın yumurtlayan tavuğun” kafasını kopartmayı seçiyor..

    “Değişimin içinde, değişime ayak uydurabiliyorsan ayakta kalırsın, değişemiyorsan yok olmaya mahkumsun demektir”. İnsanlık tarihi boyunca bu hep böyle olmuştur.. Bu yüzden ben biraz daha ümitli hissediyorum kendimi..

  2. Burak Arikan

    Bu yazıda en çok tuttuğum eleştiri şu -> Devletin kafası eski, toplumun davranışı yeni.

  3. Cenk Dölek

    @Uğur Akmdr, haklısınız mahkeme ve hakimler görevlerini yapıyorlar ve bütün suçu onların üzerine atmak doğru olmaz. Aslında düzenin sorgulanması ve iyileştirilmesi (Bu lafı edince ortalık karışır, para denen kağıt parçası diye başlarız sanırım) gerekiyor.

    Şimdiye kadar tüm sistemler bilindik şekiller ile işliyordu. Teknoloji eski köye yeni adet getirdi.

    Peki kimdir bunları iyileştirmesi gerekenler?

    İyileştirmek isterler mi gerçekten?

    Merkezden bir hareket mi yoksa bağımsız kitlesel bir hareket mi lazım? Kitlelerin görüşlerini dinleyecek, değerlendirecek, geliştirecek platformlar var mı rejimlerde?

  4. hafif uyku

    34m euro ceza değilmiş. Bizi bu kadar zarara uğrattın hesabı imiş.

  5. Engin Erdoğan

    Bugün, İsveç’li yazılım şirketi Global Gaming Factory, The Pirate Bay servisini 7.7 milyon dolara satın aldı. Aynı şirket, Peerialism adlı p2p veri dağıtım ve depolama şirketinden de hisse satın aldı.

  6. Cenk Dölek

    Çok enteresan bir haber.

    “We would like to introduce models which entail that content providers and copyright owners get paid for content that is downloaded via the site” said Hans Pandeya, CEO GGF.

    Bu paragraftan anladığım kadarıyla kanun koruyuculara parası neyse ödenecek, sonra arayı bulmak üzere sistemde geliştirme yapılacak.

    “Peerialism has developed a new data distribution technology which now can be
    introduced on the best known file – sharing site, The Pirate Bay. Since the
    technology is compatible with the existing it will quickly allow for new values to be
    created for all key stakeholders and facilitate new business opportunities”, says
    Johan Ljungberg, CEO Peerialism.

    Yeni veri dağıtım teknolojisini pazar ile uzlaştıracak ve taraflara fayda sağlayacak yeni modeller ortaya koyacaklar.

    İsimdeki ”Pirate” ne olacak acaba? Kayıtlı üye olmadan da kullanılabilen bu ortamda ayda 20 milyon ziyaretçinin 1 milyarın üzerinde sayfa gezdiği söyleniyor. İsim kaybolursa bu güruh nereye ve nasıl yönlenecek?

  7. avşa

    internet bilgi paylaşmak içinse, bu kararın bilgiyi elinde tutmak isteyen kişiler-kurumlar tarafından alındığını söylemek yanlış olmaz…

Yorum Yaz