25.06.2007

Londra 2012 Olimpiyatları ve Logo Krizi

Londra 2012 olimpiyatlarını aldı. Organizayon komitesi şimdiden tüm hızı ile hazırlıklarını sürdürmekte. Ama hazırlıklar başlar başlamaz bir logo krizi patlak verdi ve yankıları sürüyor.

fencing.jpg

Olimpiyatlar tarihi boyunca tasarlanan logoların çoğunluğu düzenlendiği şehiri temsil eden öğeler üzerine kurulmuş. Köşeli ve dinamik şekli ile Londra 2012 olimpiyatları kimliği alışılmış olanın dışına çıkması açısından bir ilk oluşturuyor.

Maliyeti 400.000 Sterlin’e çıkan yeni olimpiyat markası, 4 Haziran’da BBC televizyonu aracılığı ile duyuruldu. Yetkililer yeni logo için gelen yorumların çoğunluğunun negatif yönde olduğunu söylüyorlar.

Portfolyosunda Renault, General Electric, British Telecom, Unicef, (RED [Levi's]) gibi çokuluslu ve ünlü isimleri barındıran yaratıcı ofis, Wolf Ollins yetkilileri logonun kolay ve herkese ulaşabilecek bir iş olmadığını kabul ederken diğer yandan da yeni kimlik ile genç insanlara ulaşmayı hedeflediklerini söylüyorlar. Logonun değiştirilmesini isteyen insanlar bir imza kampanyasi başlattılar ve şu ana kadar 30.000 imza toplanmış bile. Hatırlarsanız geçtiğimiz senelerde kuruluşunun 100. yılı için kurumsal kimlik değişimine karar veren Galatasaray Spor Kulübü, Türk süperstar tasarımcı Bülent Erkmen’e ait BEK ofisine başvurarak kimlik yenilemişti. Taraftar yeni logonun renklerini Galatasaray’in geleneksel renkleri ile bağdaştıramamış ve olimpiyat logo krizine benzer, kitlesel bir hoşnutsuzluk durumu kamuoyunun gündemini meşgul etmişti. Ama bu gibi durumlarda logonun değiştirilmesi iyi bir fikir de olmayabilir. En azından İngiliz tasarımcıların prestiji sarsılabilir. Ayrıca şu ana kadar yapılmış olan tüm halkla ilişkiler malzemelerinin yeniden yapılması gerekecek. Kısaca 30.000 imza birşeyi değiştirmeyebilir.

Paralympic_Emblem_90x100.png

small-green-yellow.png

small-blue-yellow.png


“İnsanlar logoyu gördüklerinde onların hayatlarında pozitif bir etkisi olsun istiyoruz.” – Tony Blair

Çok farklı kültürden insanların bir arada yaşadığı Londra’yı, Thames Nehri, kafasında tüylü şapkaları ile kraliçenin muhafızları veya İngiliz bayrağındaki çubuklar ile ilişkilendirmek fikri artık turistik malzemeler icin kullanılan şehirsel ikonografik temsillerden ibaret ve hiç yeni birşey değil. Peki internet sonrası ilk jenerasyon olimpiyatlar gibi büyük organizasyonların markalaştırılması için başta İngilizler olmak üzere tasarımci olan veya olmayan muhafazakarlarının karalamaları ciddiye alınmalı mı? Bence alınmayabilir. Çünki çirkinliğin sorusuna cevap bulmak o kadar da kolay değil.

_43007505_james_wren203.jpg

Mevcut logoya bir gelenekselci bir alternatif. Daha mı güzel? (Yanda)

Ayrıca burada ilk bakışta fark edilmeyen bir model kaymasından bahsediyoruz; eskiden, televizyon karşısında arkadaşlar veya aile üyeleri ile topluca izlenen olimpiyatlar artık 2012′de çoğunlukla internetten takip ediliyor olacak. Katılımı, tanıtımı ve aktarımı internette gerçekleşecek olan uluslararası dev bir organizasyon için Londra kendi şehirsel kimliğini kenara ayırıyor. Geleneksel olimpiyat halkalarını geriye itiyor. Daha evrensel olana ağırlık vererek öne çıkma imkanı tanıyor.

2012 olimpiyatlarının yeni sitesine girdiğinizde ilginç bilgi mimarisi ile karşılaşıyorsunuz. Ana menü, “Kendini sına”, “Kendi tasarımını yarat”, “Yeni marka hakkında” gibi ilginç bir kategorizasyon veriyor. Yani olimpiyat sitesindeki bilginin %33′ü kullanıcınin kendisi ve kişisel gelişimi ile doğrudan ilgili, diğer 3′te 1′lik kısım yine kullanıcı katılımı ve tasarım kararları hakkında, geri kalan bölüm ise tartışmalara yol açan Londra 2012 kurumsal kimliği hakkında. Atletlerden, spordan, olimpiyatlardan ve rekorlardan bir haber yok.

Belkide bizi fazlaca tasarlanmış olimpiyatlar bekliyor. İnternet ve Web 2.0 akımı sonrası gerçekleştirelecek olan olimpiyatlar yeni tarihsel gelişmelerden nasibini alarak, artık daha kişiye özgü yapıldığı fiziksel mekandan kopuk ama daha bilgiye dayalı bir şekle bürünüyor olabilir.

Etiketler

, , , ,

Geri beslemeler (Trackback)

Trackback Adresi
  1. düğümküme » Pentagram’ın Sırrı ve Kabulü
  2. Düğümküme » Pentagram’ın Sırrı ve Kabulü

8 Yorum

  1. arikan

    “internet sonrası ilk jenerasyon olimpiyatlar”

    Bu gerçekten çok ilginç bir durum. Eskiye göre çok daha derin ve detaylı bilgiye aç bir toplumuz artık. Bu yeni ağlı bağlı toplumun tüketim alışkanlıklarını bildiğimize göre TV karşısındaki aile biçiminden farklı nasıl tüketim sistemleri geliştirilecektir?

    Mesela atletlerin vücudundan yerleştirilen algılayıcılar gerçek zamanda dünyaya kalp atış hızlarını yayınlayacaktır.

    Başka?

  2. Can

    Origamiyi andıran ve dağınık görünümü ile yorucu olan bir çalışma.
    Nasıl bir kültürel sentez sonucu böyle bir logoda karar kıldıklarını anlamış değilim.

    Eğer istedikleri şey dinamizmi temsil etmekse dinamik olduğu bir gerçek ama o kadar dinamik ki baktıkça irite eden tarafı ağır basıyor.

    Japonya’ da çıkmış bir deterjanın logosu gibi görünüyor.

  3. Dara Kilicoglu

    Can haklısın bu Japonya’da çıkmış bir deterjan markasını andırıyor gerçekten : ) Ama bence halen çok iyi bir logo bu. Mesela ben kötü logo, iyi logo gibi değerlendirmeler yaparken logonun çalışıp çalışmadığına dikkat ederim. En azından bana bize böyle öğretildi. Mesela küçüldüğünde nasıl duruyor gibi. Ben bu logonun okunma zorluğu olduğunu düşünmüyorum. Bu bir şekil sonuçta. Sanırım bu noktada artık yorumlar logoya bakan kişiden kişiye değişiyor. Evet logo çok dinamik ama (bugün 80′ler sonrasi MTV sağolsun) bize dinamizmin ne demek olduğu iyice öğretilmedi mi? Apex Twin ile, Bogdan Raczynski ile, death metal ile veya speedcore ile artık dinamizm eşiğimizi oldukça yukarı çekmedik mi? 2012 yılında Tibetli monklar gibi oturup, Garanti Bankası’nın yoncası gibi logolara bakarak huzur mu bulmayı amaçlıyoruz? Şaka bir yana gerçekten Türk tasarımcıların yorumlarını çok merak ediyorum.

  4. Dara Kilicoglu

    Burak, atlerden geri gelen, ‘kalp atislari’ gibi bilgileri izlemek harika fikir ve bunu hissetmek de cok guzel olurdu. Aslinda bu bana sunu dusunduruyor; acaba izleyici o anda atlete nasil bir bilgi geri dondurebilir? Arena’da izleyiciler tezahurat yaparak takimini destekler. Peki canli olarak uzaktan takimini desteklemek nasil mumkun olabilir? ‘One-to-many’ gibi ‘many-to-one’ iliskisi burda nasil mumkun olabilir. Izleyicilerin kalp atislari atlete geri dondurulebilir mi?

  5. arikan

    Dara bu uygulamayi biz yaparsak adını “kalp-kalbe-karşıdır” koyarız :)

  6. Boran Güney

    Dün ilk baktigimda beni de irrite eden logoya bu aksam tekrar baktigimda hos bir asinalik hissi icimi kapladi. Aslinda basindan beri gizli gizli begenmisim, kaba, kalin cizgilerinin geometrisi, arkadaki hafif offset edilmis bordurun ana leke ile olusturdugu renk uyumu beni tavlamis. Eger olimpiyatlar gercekten genclere ulasmak istiyorsa bir elektro retro punk rock cd ya da plaginin kapagina cuk oturacak bu karesel logo ile bunu basarmis.

    Burak ve Dara’nin bahsettigi hayat 2.0 eklentileri ise artik bana su anda bu satirlari yazarken yedigim armut kadar dogal geliyor. Yakin zamanda acik kaynakli futbol hakemligi -karara realtime etki eden penalti mi degil mi wikisi?- gibi bir takim matrak kavramlarla yuzgoz olabiliriz . Eskiden gerçegi simule etmesi için yaratilan sanalligin gerceklige geri besleme yapmasi benim her zaman sevincle olmasa da ilgiyle izledigim bir durum.

  7. Fubiz

    Nice article !

  8. emre

    arkadaslar,belki paranoyakd ersiniz bana logo icin,ama logoda zion yazisini göruyorum.zaten zionun anlamini en az benim kadar biliyorsunuzdur

Yorum Yaz