23.05.2009

Last.fm Mağduriyetinden Kullanıcı Sendikasına

we are listening.

Biraz önce Replikas’tan bir şarkı dinledim bilgisayarımda. Bu sırada MP3 oynatıcıma eklenmiş bir yazılım ise arkaplanda bunu last.fm sunucularına haber vermekle meşguldu.

Günün her anı milyonlarca kişi milyonlarca şarkı dinliyor, ve aynen benim bilgisayarımın yaptığı gibi onlarınki de bıkmadan usanmadan dinlenen bütün şarkıları last.fm‘e haber vermekte. Yani last.fm kullanıcısı olan her dinleyicinin müzik zevki kayıt edilmekte.

Bu ölçekte ve güncellikte bir müzik dinleme verisinin neler için kullanılabileceğini burada anlatmaya lüzum yok. Herhalde en önemli ve en çok karşılaştığımız kullanım alanı, müzik yapımcılarının ve reklamcıların, biriktirilen bu toplu zekayı kullanarak daha da iyi hedeflenmiş kitlelere ulaşmaları.

Bu verileri ellerinde bulunduranların daha önce hayal bile edilemeyecek doğrulukta bir öngörüye kavuşmalarına yaptıkları küçük (ayrı ayrı göz önüne alındığında) katkılarla yol veren milyonlar ise, bundan birkaç hafta önce last.fm’in resmi blog’undan ilan ettiği üzere last.fm’in sunduğu radyoları dinleme haklarından mahrum edildiler. Ki bu özellik bir anlamda kullanıcı katkısının karşılığı kabul edilegeliyordu. Yapılan açıklamaya göre bahsi geçen radyo yayınları artık ABD, Büyük Britanya ve Almanya dışındaki ülkelerde ancak ücretli olarak dinlenebilecek. Tabii dinlediğiniz şarkıları last.fm’e haber vermek hala ücretsiz..

Herhalde yaklaşık iki yıl önce yine Düğümküme’de yapılmış bir tespitin last.fm tarafından da ne kadar iyi anlaşıldığını takdir etmek lazım:

… O takdirde, Web 2.0′nin temel prensibini “insanların katkısını yani toplu zekayı uygulamanın gelişimi doğrultusunda kullanan sosyal bileşenli uygulamalar üretmek” olarak tanımlayabiliriz.

Bu kararın bir yandan ayrımcı yanına dikkat çekerken, bir yandan da kişisel verilerimizi nerelere emanet ettiğimizin farkına varmamız açısından dikkate alınması gereken bir gelişme olduğuna inanıyorum. Belki de bunun uç bir örneği olarak 30 Kasım 2006′da gerçekleşen Manevi Emek Borsasını hatırlatmalıyım. Bu borsadaki hisselerin değerleri, dünya üzerindeki dört farklı mekanı ziyaret eden insan sayıları tarafından belirleniyordu. Sadece bir ortamda bulunarak bile neden olabildiğimiz verinin, -bu örnekte saf spekülasyon için kullanılsa da- tahmin edemediğimiz yerlerde kullanılabildiğine dikkat çeken bir çalışma.

Daha önce bu blogda defalarca dile getirildiği gibi (bkz: İlgili Yazılar), internet sakinlerinin önünde duran en büyük sorun, yanyana gelince büyük değer kazanabilen kişisel verilerimizin sahipliği sorunu olmaya devam edecek. Bunlardan üretilen değerden biz ne kadar pay alıyoruz, web sitelerinden aldığımız hizmet bunu karşılıyor mu? Bu durumu değiştirmek için gereken düzenlemelerin yapılmasını kimler zorlayacak? İnternette ortak bir mücadele örgütlenebilir mi? Bunlar cevaplanması gereken sorular.

İnternet sakinlerinin belki de savaşı en baştan kaybetmemesi için fiziksel dünyada da bir ayağı bulunan, aynen 19. yüzyılda modern toplum oluşurken yapılan hak mücadeleleri gibi bir mücadeleden başka çıkış yok gibi.

Burak Arıkan ve Engin Erdoğan’ın Mayıs 2008′de ortaya koydukları User Labor (“Kullanıcı Emeği”) adlı bir mikro-emek ölçüm mekanizması sunan veri yapısının, bir ilk adım olarak değerli olduğuna inanıyorum. Ancak, aynen işyerlerinin çalışanlarını sosyal sigorta kapsamına almasının anayasayla zorunlu kılınmadığı durumlarda olduğu gibi, büyük kitleler tarafından kullanılan web sitelerinin de bu duruma zorlanmadığı taktirde User Labor gibi şemaları hayata geçirmelerinin çok zor olduğu açık.

Tek tek internet kullanıcılarının örgütsüzlüğünün bu duruma neden olduğu göz önüne alınırsa, belki ihtiyacımız olan şey, her kullanıcının ayrı bir sözleşme imzalaması yerine, kullanıcının -istemli veya istemsiz- yaptığı bütün katkıları bir bütün olarak korumak üzere hazırlanmış bir toplu sözleşmeyi hazırlama ve imzalama güç ve yetkisini temsil ettiği milyonlardan alan bir sendikadır.

Eğer last.fm’e geri dönersek, böyle bir sendikanın çağrısıyla, sadece radyo yayınının hala ücretsiz olduğu üç ülkenin dışında kalan ülkelerdeki milyonların katılımıyla gerçekleştirilecek olsa bile, insanların bir anda ve toplu olarak, dinledikleri müzikleri haber vermeyi durdurmaları, şu anda profillerinde olan şarkıları geri çekip, başka bir servise aktarmakla tehdit etmeleri, last.fm’in radyo yayınlarını paralılaştırma kararını alırken bir kere daha düşünmesine yol açardı.

İlgili Yazılar

* Yazıda kullanılan görsel, yazarın “We are listening!” adlı görselleştirmesinden alınmıştır. Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampüsündeki kamuya açık bir alanda sergilenmekte olan görselleştirme, yazarın last.fm’deki arkadaşlarını ve aralarındaki bağları açık etmesinin yanında kullanıcı avatarlarını beklenmeyen bir bağlamda yan yana getirmekte.

Etiketler

, , , , , ,

9 Yorum

  1. ismail arslan

    Bu konuda last.fm’in bahsi geçen üç ülke dışındaki yerlerdeki reklam gelirinin müzik yapımcılarına ödenmesi gereken telif ücretine yetmediği açıklamasını da katıştırmak gerek sanırım. Bilindiği kadarıyla radyolarda çalan parçalar için mini-minicik de olsa bir ücret müzik yapımcılarına aktarılıyor. Bu yapımcıların nasıl da kartel oldukları hakkında konuşmaksa bana düşmez ama birileri söylese de dinlesek :)

  2. nazim keven

    sendika olayi biraz eski teknoloji kaliyor gibi, oyle sabit bir orgute gerek yok, insanlar gunumuzde sandigimizdan cok daha fazla sekilde bir birlerine bagli aslinda, sadece bunun henuz tam farkinda degiller. Facebook’un kullanici sayisi 200 milyonu gecti, dunyada 150 milyonun uzerinde blog var ve google hepsini indeksliyor, yotube veya benzeri video siteleri milyonlarca kullaniciya ve daha da onemlisi onmilyonlarca izleyiciye sahip..velhasil su anda daha hizli ve basarilabilir hedeflere yonelik orgutlenmeler cagindayiz, onemli karsi durulmasi gereken bir durum gelistiginde herkesin haberi oluyor ve binlerce insan bir anda bir araya gelebiliyor (ornek olarak Misirda isci harektleri ile ilgi bizim blogda bir yazi yazmistim facebook esra diye ararsaniz bulursunuz, veya daha bir iki ay once facebook kullanici datasinda hak idda edince kiyamet kopmustu vs.) asil su anda onemli olan bu bir araya gelme yetisini gelistirmek, ulan ben o gruba uye olsam ne olur olmasam ne olur anlayisindan kurtulmak, bizde bu cok zayif ama amerika ve avrupada durum cok daha iyi. Misal bu last.fm ile ilgili olarak simdiden ‘free is free’ isimli bir grup kurulmus ve insanlar bir araya gelmeye baslamislar, onemli olan boyle buyuk akintilarin parcasi olup akintiyi daha da buyutmek:

    http://www.last.fm/group/FREE+IS+FREE

  3. Sarp

    ben de last.fm’in bu kullanici bilgilerini RIAA’ya göndermesiyle alakali birseyler yazdiginizi düsündüm! Esas dikkat ve tepki cekici konu bu olsa gerek!

    http://www.techcrunch.com/2009/05/22/deny-this-lastfm/

  4. Onur Güngör

    @nazım:
    elbette internetin doğasından yararlanıp kendiliğinden ortaya çıkan ve kaybolan, senin de bahsettiğin örgütlenmeleri küçümsemiyorum. ancak benim önerdiğim model, bir web sitesini kullanarak bile bir değer ürettiğimiz ve bundan elde edilecek değerde bir söz sahibi olmamız gerektiği savına dayanıyor.

    kullanıcı emeğinden gelen gücü kullanmakla tehdit edebilecek daha örgütlü bir yapı, bütün bu küçük kalmaya mahkum karşı çıkışları bir araya getirebilir.

    tabii bu kolay mı? değil.

    ancak farklı örneklerini gördüğümüz sorunların aslında dönüp dolaşıp vardığı noktanın, “biz kullanıcıyız ve bu sitede bizim de emeğimiz var, o yüzden yönetiminde de söz sahibi olmamız gerekiyor” olduğunun da farkına varmalıyız.

    son olarak sendika’nın eski teknoloji kaldığı hakkındaki iddiana katılamıyorum. bu yeni oluşacak örgütün daha önce algılarda yer etmiş sendikalara benzeyip benzemeyeceği mücadele tarafından belirlenecektir, yani ihtiyaçlar örgüt modelini belirleyecek. ben sadece daha merkezi bir şeylere ihtiyacımız olduğunu söylüyorum. her şeyin merkezi modellerle yapılması gerektiğini düşündüğüm için değil, bu ölçekte en örgütleyici yapının bu olacağını düşündüğüm için.

    benzer bir şekilde sandığımızdan daha bağlı olduğumuzu da düşünmüyorum, eğer öyle olsaydık last.fm olayındaki tepkisizlik, sadece insanların bu gelişmeyle zaten bir derdi olmadığı ileri sürülerek açıklanabilirdi. ancak etrafımızdan duyduklarımız bununla çelişiyor, herkes rahatsız ama bir gruba üye olmanın da ne kazandıracağı konusunda şüpheleri var. bu noktada birileri çıkıp, bu rahatsızlığa bir çıkış noktası yaratmak ve last.fm’e bir tehdit oluşturmak için last.fm datasının kolayca bilgisayarlarımıza indirilmesi için bir program yazabilirdi. işte mücadelenin üreteceği teknolojiye bir örnek. daha sonra bu teknoloji ve bu verinin aktarılacağı alternatif bir site aracılığıyla last.fm baskı altına alınabilirdi. böyle bir eylem planı, “gruba üye olun, grev yapalım” modelinden daha güvenilir bir tablo çizerdi.

    @sarp:
    evet, RIAA olayını duydum. ancak yazının kullanıcıların site yönetiminde daha fazla söz sahibi olmasını isteyen tonu o konuda da ne düşündüğümü açıklıyor sanırım.

  5. nazim keven

    bilemiyorum, birincisi bana site sahiplerine biraz haksizlik ediliyor gibi geliniyor. degeri ureten biziz, yonetimde soz sahibi de olmaliyiz. Dogru, fabrikada calisan bir isci icin mantikli bu soyledigin. Ama last-fm, degeri ureten biziz evet, ama yillardir da biz kullaniyorduk zaten, last.fm bandwidth faturalarini, server masraflarini oder, teknik altyapiyi saglarken. O zaman kimse gidip last.fm ay yazik sana diyip bagis onerisinde bulunmuyordu. Ayni sey bugun user generated kontente dayali bir cok site icin de soylenebilir, site maliyetleri, fikir teknoliji degerlerinin saglanmasi gerekiyor bi sekilde. Reklam gelirleri bunu sagliyordur muhtemelen ama tam detaylari bilemeyecegim.

    Ama ote yandan, microsoft’un software dunyasinda yaptigi keleginde yapilmasina izin verilmemesi gerekiyor. Kullanici cogunlugunu elde et, datani kodunu paylasma, sonra kolay yoldan paraya para deme. Bu farkli bir tehdit. Data guvenligi, data paylasimi. Ama o konuda da last.fm den once, googledan tirsmamiz gerekiyor en cok su an internet uzerinde tekellesen en buyuk firma google. Yakinda internette tabanli isletim sistemine de tamamen gecicekler (zaten baya gectiler bile google doclar vs ile) Ondan sonra google i kim tutar, kim rakip olur, sahibi oldugu sitelerdeki datalari paylasimi nasil talep edilebilir bilemiyorum.

    sendika buna bir cozum olur mu? ben hala sendikanin 20yy a ait bir kavram oldugunu dusunuyorum, internette butun insanlari kapsayan, onlarin haklarini koruyan tek bir cati altinda orgutlenme bana cok olasi gelmiyor. Ama soyle guzel somut gelismeler var misal, ki buna ne kadar sendika yapisi dersin bilmiyorum, bir grup avukat bir site kurup gonullu olarak internet konularinda ucretsiz yasal danismanlik veriyor. Baska bir grup (anonim isimli grup misal) cikip internete gordukleri abukluklara eylemsel tepki koyuyor. Yasal olarak zor duruma dustuklerinde gonullu avukatlara gidiyorlar, teknik alt yapiya ihtiyaci olduklarinda open source communityden surdan burdan bir suru geek yardimlarina kosuyor vs. derken internetin alt kulturleri veya internette takilan profosyonel gruplar bir birlerine destek olmaya basliyorlar. Simdi, internet dedigin surda 15 yillik bir gecmisi olan sey, daha cok yeni yeni bu kadar insan bir biri ile interaksiyona girebiliyor, interneti kullanarak birlikte hareket edebilcekelrini goruyor. O yuzden hani bak last.fm e kimse sesini cikarmadi demek biraz erken umutsuzluga kapilmak. Dedigim gibi, su asamada, gerceklestirilmesi zor dusuncelerden cok, daha cok basarilara fokus olup insanlara bunu anlatmak lazim ki onlar da inanmaya baslasinlar gruplara uye olmaya baslasinlar ki daha buyuk basarilar elde edilsin.

  6. Onur

    Güzel ve akıcı bir yazı olmuş

  7. Onur

    güzel yazı olmuş teşekkürler

  8. tecessus

    alternatifini yapacaksın…yapımcılara ne ödedikleri biliniyor mu..reklam gelirleri ne kadar…nette dünya kadar radyo var….onlar nasıl oluyorda yapımcılara yeterli telifi ödüyorda last fm garibanlar ödeyemiyor…yapımcı geyiği çok alaycı bi bahane…dünyada benim bildiğim hiç kimse radyo dinlemek için para ödemiyor…ayrıca last fm in sloganı kullanıcılar tarafından geliştirilen bir proğram olması…kullanıcılar tüm wikileri yazıp fotoları yüklüyorlar…etiketliyorlar…eksiklikleri hataları bildiriyorlar…içlerinde teknik bilgisi olup katkı sağlayanlarda var muhtemelen….ve bir gün geliyor…kusura kalman ahh bu yapımcılar deniyor…peki alman, ingiliz ve abdliler…lol, lütfen ırkçımısın yoksa:)) biliyormusunuz last fm ekibi ırkçı, hoşgörüsüz..bir sürü quran albümü yüklenmiş ve hiç kimse dinlememiş…bi el atalım sevaptır dedik…quran diye yazınca hiçbir şey yoktu radyoda….hepsini dinledim etiketledim fotolarını vs ekledim çoğuna 3 dilde wiki ekledim…quran radyosu oluştu…peygamberimize hakaretler içeren karikatürler koydular…şikayet ettim olayı faşizm ve ırkçılıkla suçladım küfrettim…sonuç olarak kaldırdılar 2 gün sonra…gıaa( god is an ast) sayfasına şu yeşil bilindik fotolarını ekledim…foto silinmişti…ve olaya biraz neşe katmak için fotonun ismini değiştirdim…green islamic image yazdım ve yükledim…ve sadece 15 dk sonra sildiler…15 dk…tekrar ismini değiştirip bla bla yaptım…gerçekten moderatörleri arasında genelleme yapmam ama orospu çocukları var…ve google translate falan bile müdahele ediyorlar…facebook ta 90 küsür california lı hayranım var şimdiden…bütün arkadaşlarım türk….3-5 arkadaş bakmış sayfama mesela…yani last fm her açıdan soru işaretleriyle dolu…yapılacak olan basit…işadamlarımız saçma sapan işlere yatırım yapacağına bu tür işlere de el atacak…veya dünyada başkaları…bizde alternatiflere bir göz atacağız…

  9. rummenigge

    Last.fm ansızın CBS’e satılırken kaleme alınan bir metin ve akabinde dönen tartışmalar için:

    http://bit.ly/cEAoD2

    Maalesef ingilizce. Ama gayri-maddi emek, kullanıcı katkısı ve “userlabor” kavramlarına yakın yerlerden çıkış alan kaygılarla yazılmış.

Yorum Yaz