11.02.2010

Kültürel ve Biyolojik Salgınlar Arasındaki Fark

Politik ideolojiler, dini inançlar, kültler, popüler kültür, konuşma dili, sosyal eğilimler, moda, yeni teknolojik ürünler gibi birçok olgunun çıktığı veya değişikliğe uğradığı andan itibaren toplumda yayılması sık sık hastalıkların yayılmasına benzetilir. Bilgisayar ağlarında da virüs ve solucan (worm) tabirleri biyolojik analojiden yola çıkar. Ancak bu analojiler tamamıyla paralellik göstermedikleri için bazen yanıltıcı olabiliyor, o yüzden bu farklılıklara kısaca değinmek istedim. Sosyal yenilikler ile hastalıkların yayılması ilk başta basitçe ağ üzerinde yayılmadan ibaret görünse de aslında işin içine insan psikolojisi girdiği için oldukça farklı dinamiklere sahip.

Hastalıklarda, hastalığı taşıyan biri ile her temasa geçiş, önceki temaslardan bağımsız olarak, değişmeyen bir bulaşma olasılığına sahip. Matematiksel olarak ifade edersek, taşıyıcı ile her karşılaşma bağımsız bir olay; her temas ayrı bir zar atışı gibi. Taşıyıcı ile temas sayısı arttıkça hastalığın bulaşma olasılığı %100′e yaklaşıyor. Hastalığın bulaşma olasığının enfeksiyon ile temas sayısı arasındaki ilişkiyi gösteren grafik şöyle:

Sosyal salgınlara ise basitçe fikirlerin insandan insana değişik araçlar yoluyla bulaşması diyebiliriz. İnsanlar bir konuda karar alırken etraflarındaki insanların kararlarından etkileniyorlar. Hatta birçok karar sadece diğer insanların fikirlerine göre şekillenebiliyor. Bu şekillenme de tek tek kişi bazında değil, temas halinde olduğumuz herkesi topluca hesaba katan bir süreç.

1950′lerde Solomon Asch bir grup öğrenciyi bir “görüş testine” katılmaya çağırmıştı. Katılımcılar ve katılımcı gibi davranan Asch’in asistanlarının aynı odada oturdukları deneyde, denekler ellerindeki kartlar ile ilgili sorulan soruları yanıtlıyorlardı. Sorular genelde aşırı derecede basitti. “Karttaki çizginin gündelik yaşamda rastladığımız bir nesneye göre boyutu nedir?”, “Hangi çizgi diğerinden uzundur?”, “A, B, C çizgilerinden hangisi yandaki çizgi ile aynı uzunluktadır?” (alttaki resim) gibi sorular. Gruba cevaplarını yüksek sesle söylemeleri isteniyor ve Asch’in asistanları her zaman birbirleri ile aynı cevapları veriyorlar ve cevapları hep denekten önce cevap veriyorlardı. Solomon Asch’in hipotezine göre insanların çoğu bariz bir yanlışlığa uyum göstermekte direniyordu ancak etrafları hep aynı hatayı yapan diğer insanlarla sarılı olduğu zaman hata oranı oldukça yükseliyor ve %36.8′e çıkıyordu (‘Aldatıcı’ asistanların olmadığı kontrol grubunda bu oran %2.8 idi). Katılımcıların %75′i en az bir soruyu yanlış cevaplamıştı.

Asch_experiment

Tamamen etraftaki insanlara dayanarak aldığımız kararlar için bir eşik noktası var ve bu kişi sayısına değil kişilerin yüzde kaçının belli bir kararı aldığına göre belirleniyor. Mesela araba alırken 5 arkadaşımıza danışıyorsak, hepsinin fikirlerini üst üste koyuyoruz ve genelde çoğunluğu hemfikir olduğu noktalara dikkat ediyoruz. Bir arkadaşın olumsuz fikri, diğer üç arkadaşın olumlu fikri ile etkisiz hale gelebiliyor. Salt çoğunluğun veya minimum bir oranın arandığı içsel bir oylama gibi. Mesela Asch Deneyi’nde eşik noktası (kritik eşik) 1′e yani %100′e çok yakın çünkü topluluğun tümüne yakını yanlış cevabı vermedikçe denekler şaşırmıyorlar. Aşağıdaki örnek grafikte eşik noktası 0.5 olarak gözüküyor.

Bu açıdan sosyal salgınlar, biyolojik salgınların aksine, her etkileşimin birbirinden bağımsız olduğu olaylardan oluşmuyor. Bu üst üste eklemlenme etkisi de bazen rasyonel düşüncenin önüne geçebilecek potansiyelde bir güven ve uyum duygusu yaratarak çılgınlık derecesinde toplumsal hareketlere altyapı sağlayabiliyor.

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , ,

6 Yorum

  1. Emre Sevinç

    Yazi için tesekkurler. Birkac sey belirtmek istedim: Grafiklerde eksenlere etiket konursa grafikleri okumak cok daha kolay olurdu. Yine grafiklerle ilgili olarak, alindiklari yerlere dair kaynak belirtilseydi iyi olurdu. Ayrica bagimsiz olay kavrami ile ilgili baglanti olarak http://tr.wikipedia.org/wiki/Ba%C4%9F%C4%B1ms%C4%B1zl%C4%B1k_%28olas%C4%B1l%C4%B1k_kuram%C4%B1%29 adresi de verilse iyi olurdu (eksi sozluk sitesindeki yazilari okumaya calisirken beynim dondu resmen, rengarenk bir arka plan, yazilanlari anlamaya calismak icin epey efor sarf etmek, vs.)

    Meshur Asch deneyi ile ilgili ek bilgi: Söz konusu deney tekrarlandi ve modern goruntuleme yontemleri ile denekler incelendi, bu bilgiler isiginda belki bir deney daha yapip Asch ile Internet’teki yayilmalar kiyaslanabilir fizyolojik acidan (http://ileriseviye.org/blog/?p=207).

  2. Ali Miharbi

    Teşekkürler tavsiyeler ve MRI cihazı ile yapılan deney ile ilgili bilgi için. Bağlantı için Vikipedi maddesi gerçekten de daha iyiymiş, link ve grafiklerde düzenlemeler yaptım. (Grafikleri Duncan J. Watts’ın Six Degrees kitabındaki kabataslak grafiklerden yola çıkarak çizdim).

  3. Emre Sevinç

    Ben tesekkur ederim grafikleri guncellediginiz ve kaynak belirttiginiz icin. Dikkate deger bu yazi bu son guncellemelerle daha da guzel gorunuyor. Bu konuyu daha da arastirmakta fayda var.

  4. Burak Arikan

    “Tamamen etraftaki insanlara dayanarak aldığımız kararlar için bir eşik noktası var ve bu kişi sayısına değil kişilerin yüzde kaçının belli bir kararı aldığına göre belirleniyor. Mesela araba alırken 5 arkadaşımıza danışıyorsak, hepsinin fikirlerini üst üste koyuyoruz ve genelde çoğunluğu hemfikir olduğu noktalara dikkat ediyoruz. Bir arkadaşın olumsuz fikri, diğer üç arkadaşın olumlu fikri ile etkisiz hale gelebiliyor.”

    Aklımızda voting yapıyor ama consensus yapamıyor muyuz?

    Bkz. Society of Mind – Marvin Minsky
    http://en.wikipedia.org/wiki/Society_of_Mind

  5. Ali Miharbi

    burak, evet ama barajlı oylama gibi, barajın altında kalanları kafamızda daha çok tartıyoruz buna göre..

  6. Ramazan çekiç

    Biraz daha kısa özet olsa daha iyi olurdu Zeynep beynine sağlık.

Yorum Yaz