12.03.2008

İnternet Gazetelerinden Ne Haber?

Society for News Design, geçtiğimiz günlerde dünya gazetelerini tasarımlarına göre sıralamış. Sıralamanın en tepesinde Los Angeles Times, New York Times, National Post, The Boston Globe ve Zaman (sıralamadaki tek Türk gazete) yer alıyor.

Sıralama ile ilgili bir dolu tartışma var, ben o kısmına fazla girmeyeceğim. Haberi okuduktan sonra ilk sıralardaki gazetelerin web sitelerini yan yana koyup tasarımlarına bir baktım, şöyle bir resim ortaya çıktı:

(Görsellere tıklayıp büyük görebilirsiniz)

Odullu haber siteleri

Görüntüyü sadeleştirmek için resme basit filtreler uyguladım. Görsel tasarımcılar gazete gibi yoğun içerikli sayfalar tasarlarken taslaklarına biraz uzaktan gözlerini kısarak bakarlar ve baskın blokları ve sayfa dengesini görmeye çalışırlar. Amacım bu tekniği ekrana taşımaktı, ortaya çıkan görüntü şöyle:

Odullu haber siteleri

Bu resme bakınca aklıma şu soru geldi. Acaba Türkiye’deki merkezden-kitleye haber siteleri bu teknikle nasıl görünür? Aklıma ilk gelen yüksek tirajlı gazeteleri yan yana koydum.

Turk gazete siteleri

… ve Photoshop’ta gözleri kıstım:

Turk gazete siteleri

Sonuçta ortaya çıkan soyuta yakın görüntüleri karşılaştırırsak:

gazeteler.jpg

Çok detaya girmeye gerek görmüyorum, resimler durumu gayet güzel özetliyor. Okunabilirliği analiz etmek için şöyle tartışma alanları hemen akla geliyor:

  • Blok kullanımı
  • Beyaz alan kullanımı
  • Renk ve yazı tipi kullanımında tutarlılık

Daha büyük görmek için resimlere tıklayabilirsiniz.

(Düzeltme: Sıralama gazetelerin basılı halleri için yapılmıştır ve yeni kriterlere göre düzenlenmiştir. – 23.3.08)

Etiketler

, , , , , ,

Geri beslemeler (Trackback)

Trackback Adresi
  1. düğümküme » Türkiye’nin İnternet Gazeteleri Neden Sürünüyor?
  2. Düğümküme » Gazete ve Dergi Sitelerinin Yapması Gereken 10 Şey

18 Yorum

  1. çağdaş

    Durumu çok güzel özetlemişsin. Eline sağlık

  2. arikan

    Engin çok sağol, nefis inceleme. Bu görsellerin daha büyük hallerini de yükleyip bağlantı verebilir misin. Daha yakından görmek istiyor insan.

  3. arikan

    Türkiye gazetelerinin web siteleri hakikaten çamur gibi, görsel gürültüden başka bir şey değil. Hala web sitesini gazete sayfası gibi yapmaya çalışanlardan tut da birbirinden görüp sayfada “Flash Haber” diye web tarayıcıyı çökerten uygulamlar koyanlara kadar çeşit çeşit ahmaklıklarla dolu ortalık.

    Bence görsel düzenden daha da önemlisi Internet kültürünü anlamıyor bilmiyor bu merkezden-kitleye medya yayıncıları. Belki de zaten hiç bir zaman bilemiyecekler, bizim gibi yeni nesil üreticiler arttıktan sonra zaten Internet kültürünü bilseler de bilmeseler de kimsenin umrunda olmayacaklar.

  4. arikan

    Yeni BBC websitesi tasarımına da bakmanızı tavsiye ederim. Internet’de genel olarak içeriğin parçacıklı ve modüler olmasını tasarıma iyi yansıtmışlar ancak bu etli tasarımlar bir sayfada her modül için kullanıldığında okuma yine boğuluyor.

    BBC BETA
    http://www.bbc.co.uk/home/beta/

  5. arikan

    Meta-Markets’den de tanıdığımız Greg Smith’in gazete anasayfaları estetiği üzerine şöyle iki çalışması var:

    Front Page Aesthetics
    http://serialconsign.com/node/152

    Infospace: Movable Parts Infographics
    http://serialconsign.com/node/135

    Greg Smith
    http://serialconsign.com/

  6. engin

    Resimlerin büyük versiyonlarını da yükledim, üzerlerine tıklayarak görebilirsiniz.

  7. Dara Kilicoglu

    Harika inceleme!

  8. Onur Aynagöz

    Bir tasarımı önerdiği çözümlere göre iyi veya kötü diye tanımlayabiliyoruz. Genel olarak bizim ülkemizde tasarım süreci müşterinin kurumsal eksikliklerine ve düzensizliklerine, yine müşterinin hiyerarşik onay mekanizması içerisinde yol alabilme bulmacasına, imkansız zamanlamalara, tasarımı üstlenen şirketin ya da kişinin vakit, nakit veya personel eksikliklerine çözüm getirecek şekilde biçimleniyor. Yani okuyucu yada sözü geçen tasarımdan faldalanacak olan son kişi her ne kadar işin başlangıcında önemliyse de , işlerin müşteriye sunulduğu ilk toplantıdan sonra ikinci planda kalıyor. Tasarımcının çözüm arayışıda ister istemez bu son kişilerden, kurumsal ve ticari çıkmazlara yöneliyor.

    Sıralama, sınıflandırma ve organizasyon yeteneğinden yoksun bir toplumda gazete tasarımlarının da bundan farklı görünmesi pek mümkün değil sanıyorum.

  9. engin

    Onur, Zaman gazetesinin tasarimini nasil buluyorsun?

  10. Onur Aynagöz

    Şaşırtıcı buluyorum açıkçası. Bildiğim kadarıyla geçtiğimiz sene önemli bir uluslararası ödül almıştı. Aynı zamanda düşündürücü buluyorum. Gazetenin hizmet ettiği sermayenin ve ideolojinin ne denli organize olduğunun bir göstergesi olarak görüyorum. Her sistem kendi ihtiyaçlarına, kendi problemlerine çözüm sağlayacak olan tasarımcılarla çalışıyor. Tutucu bir kesimin bu denli çağdaş çözümlerin arayışında olması tezat oluşturuyor.

    Elime aldığım herhangi bir gazetenin genel görünümüne baktığımda son dakikada çıkan haberler, boyutu ya da sayfası değişen ilanlar, genel yayın yönetmeni tarafından büyütülen manşetler, geç gelmiş fotoğraflar, sonradan eklenmiş renkli kutular görüyorum. Bu düzensizlik içinde hiç bir gazetenin siyah beyaz dengesini sorun edecek bir tasarımcıya ihtiyacı yok. Görülen manzara bu.

    İş hayatım boyunca pek çok defa okunabilirliği arttırmak istediğim, daha kolay algılanacak bir akış yaratmak istediğim, kalite duygusu yaratmak istediğim, kullanışlılığı artırmak istediğim için sorun yaratan kişi durumunda yer aldım. Bu iyi niyetlerle kavga ettim, iş kaybettim vs.

    Okuldan yeni çıkan bir tasarımcının genel olarak yaptığı hata kendisine öğretildiği üzere ilk aşamadan sonuna kadar son kullanıcıyı düşünerek çözüm üretmek oluyor. Oysa tüm tasarım süreçlerinde öncelikle çözümlenmesi ve çözülmesi gereken şey, o müşterinin kusurları, organizasyon bozuklukları, hantallıkları içerisende sorunsuzca işleyebilecek, bunları tolere edebilecek bir sistem, bir diyalog kurmak. Bu ilk adımı atlayan her çözüm, grafik ve tipografik olarak ne kadar başarılı olursa olsun kısa sürede deforme olmaya mahkum.

    Zaman Gazetesi’ne geri dönecek olursak gayet açıklıkla söyleyebilirim ki tasarım bölümüne gelen bilgi diğer gazetelerden çok daha düzenli. Reklam departmanının ilan boyutlarıyla ve pozisyonlarıyla ilgili temel prensipleri güçlü, sayfa düzenine son onayı verecek olan kişiler sayfa düzeninin ne işe yaradığından haberi var. Tasarımcıya kalan iş önünde açılan alanda son düzenlemeleri yapmak. Düşündürücü…

  11. engin

    Oysa tüm tasarım süreçlerinde öncelikle çözümlenmesi ve çözülmesi gereken şey, o müşterinin kusurları, organizasyon bozuklukları, hantallıkları içerisende sorunsuzca işleyebilecek, bunları tolere edebilecek bir sistem, bir diyalog kurmak.

    Yapılması gereken şeyi güzel özetlemişsin. Bir tasarımcı bulunduğu bir organizasyon içinde ya da kendi başına böyle bir şeyi nasıl başlatabilir? Bunun için örnekler geliyor mu aklına?

  12. Onur Aynagöz

    Çok ciddi bir soru. Tasarım eğitiminin kavram, uslup, islev ve fonksiyon üzerinde yoğunlaştığinin ve tasarimin parasini ödeyecek kisiler ve kisilikler ile ilgili neredeyse hic bir donanim saglamadiginin farkinda olmali. Öte yandan boylesine pratikle ilgili bir bilgiyi egitim surecinde vermek mumkun mudur, hatta gerekli midir ayrı bir tartışma konusu.

    Ancak tasarim egitimin kisiye tüm kültürler genelinde bir anlayışı sağlamasi dahasi tüm kültürleri anlama istegini vermesi gerektigi bir gercek. Kulturu reddederek dunyayi degistirme luksu sadece sanatcilara ait. Tasarimcilar kulture ait unsurlara birlikte bu degisikligi yaratmak durumundalar. Bu sebeple tasarimcilarin entellektuel olarak son derece esnek olmaları, her hangi bir anlamla, akimla, egilmile ve otoriteyle iliski kurabilecek nitelikte olmalari gerekmekte. Bu elbette ilkesiz olmak anlamina gelmiyor. Boylesine bir esneklik elbette beraberinde sorumlulugu getiriyor ve belirli ilkelerle musteriyi ve projeyi secmenin onemini ortaya koyuyor.

    Tasarima ihtiyaci olan musterisi hakkinda oflayip puflayan pek cok tasarimci var. Yeni mezunundan, en deneyimlisine kadar. Buradan tasarim egitiminin yukarida sozunu ettigim esnekligi saglamadigi sonucunu cikartabilir miyiz acaba?. Of-puflarin sebebi tasarim egitiminin kavramlar tarafindan kutsanmis bir idealin ekseninde verilliyor olmasi olabilir mi? Tasarimci ve musterisi arasindaki sorunlarin ve dolayisiyla kotu tasarimlarin sebebi tasarim egitiminin kendisi olabilir mi?

    Tasarim surecini var eden sinirlari “teknik sinirlamalar ve pratik sinirlamalar” olarak ikiye ayirip aklima ilk gelenleri listelemeye calisalim.

    TEKNİK SINIRLAMALAR
    Bunlar tasarımcılar tarafından da genel kabul goren sınırlamalar

    - Teknik şartnameler, yasalar
    - Malzeme ile ilgili sınırlamalar
    - Üretim ile ilgili sınırlamalar
    - Maliyet ile ilgili sınırlamalar
    - Dağıtım ve depolama ile ilgili sınırlamalar
    - Satış ile ilgili sınırlamalar

    PRATİK SINIRLAMALAR
    Bunlar da tasarımcılarin hayatini cehenneme ceviren sınırlamalar

    - Proje sahibinin ne istedigi
    - Proje sahibinin aslinda ne istediği
    - Proje sahibinin vizyonu, görüş alanı, bakış açısı
    - Proje sahibinin karar ve onay mekanizmalari
    - Proje sahibinin kendisi ve projesi hakkindaki algisi
    - Proje sahibinin kurumsal kültürü ve tarihi
    - Kullanıcı ile ilgili sınırlamalar
    - Pazar ile ilgili sınırlamalar
    Çoğaltmak mümkün

    Krizler ve kotu isler (tasarimcinin yetkin oldugunu varsayarsak) genel olarak pratik sinirlamalarin gözardi edilmesinden kaynaklaniyor. Benim düşünceme göre başarılı bir süreç, tasarımcının pratik sinirlamalari anlayabilme ve manipule edebilme yeteneğinden geçiyor.

    Bu yetenegin kaynaginin tasarim egitiminde ya da sonradan edinilmesi gereken entellektüel esneklik, ve farklı olanla iletişim gücü oldugunu dusunuyorum. Dogru diyalogu kurmaksizin hic bir isin dogru bir yere ulasabilecegini sanmiyorum. Bu diyalog icin tasarimcinin çok iyi taviz yonetimi yapmasi, projeyi ve tum sinirlari iyi anladigini gostermesi, zamanlamalara olan bagliligiyla sistemli presipli bir profil olusturmasi gerekiyor. Bu sartlari karsilayan tasarimcilarin islerini yapabilecekleri alani acabilmeleri, sinirlari esnetebilmeleri, yeni ve etkili bir seyler ortaya koyma sansini yakalayabilmeleri saniyorum daha muhtemel.

  13. arikan

    Onur tasarım için bahsettiğin bu sınırlamalar tasarımın “brief”ini de şekillendiren öğeler. Yani tasarım etkinliğinde bu sınırlamalardan faydalanmak da mümkün. “tasarımcının pratik sinirlamalari anlayabilme ve manipule edebilme yeteneğinden geçiyor.” derken sen de biraz bunu kastediyorsun sanırım.

  14. Onur Aynagöz

    Aynen buna inanıyorum. Ozellikle de “faydalanmak” kelimesini çok yerinde buluyorum.

  15. Onur Aynagöz

    …ve sunu eklemeden de gecemeyecegim Turkiye’deki ortalama tasarımcının briefi bu boyutuyla algılayabildigini dusunmuyorum. Bunun nedenlerini sorgulamak zihin acici…

  16. Turgay Tuğsuz

    Çok güzel bir yazı ve diyalog olmuş.
    Listenin olduğu linkte gazetelerin web sayfalarının tasarımlarını değil, basılı hallerinin tasarımlarını değerlendiriyor. Yanlış linke mi baktım acaba?

  17. engin

    Turgay, isaret ettigin icin tesekkur ederim. Siralamanin gazetelerin basili halleri icin yapildigi dogru, yaziyi bu dogrultuda guncelledim.

  18. arikan

    Bence merkezden kitleye gazetelerin websitelerinde en önemli eksiklik haberlerde bağlantı verilmemesi.

    Bahsedilen konular, kişiler, yerler, kurumlar, kavramlar her zaman bağlantı verilebilir. Ya gazetelerin hala böyle bir olaydan haberi yok ya da o kadar kalıplara gömülmüşler ki (bu bir gazete websitesi değil) bağlantı vermeyi akıl edemiyorlar.

Yorum Yaz