16.07.2006

Internet’te Haber Yayınlama Kategorileri

Internet’in yayılmasıyla kişisel haber üretimi ve dağıtımı hızla artarken, Türkiye’de bu alanda nasıl bir yelpaze beliriyor? Bir uçta yeni medya modellerine uyum gösterememiş gelenekselci gazetelerin web siteleri, diger uçta serbestçe etrafta olup biteni bloglarında yazan yorumlayan insanlar. Bu yelpaze Türkiye’de yeni bir kamusal alan oluşturmaya başlıyor, ve dolayısıyla üretim ve tüketim etkinliklerinin içinde varolacağı yeni ideolojik ortamlar yaratıyor. Bu yelpaze gelişmeyi sürdürüyor ancak bugün itibariyle üç ana kategoriyle tanımlayabiliriz:

Klasik (basılı) gazetelerin web siteleri:

Ornek: Radikal, Hurriyet, Sabah, Ntvmsnbc
Etkinlik: Bir cok yazarin ana editorun onayina bagli olarak yazip cizmesi.
Tipoloji: Sag sol iki kolon, ortada bir ana haber, etrafindaki kutularda spot konular.
Icerik: Yatay. Hemen her konunun yuzeysel bir sekilde kapsanmasi.
Kontrol: Gazetenin bağli oldugu sirket ve onun bagli oldugu politik kisiler ve ortam.
Kaynak: Haber ajanslari, muhabirler, kisisel baglantilar, diger web siteleri.

İlgi alanlarına göre bir araya gelmiş bağımsız gruplar:

Ornek: Fazlamesai, Hafif, Dugumkume, Ortakdefter
Etkinlik: Yazarlarin beraber karar verdikleri temalar daihlinde serbestce yazip cizmesi.
Tipoloji: Sagda ve solda iki kolon, ortada baslik, spot, bağ, resim seklinde akan liste.
Icerik: Dikey. Ilgi alanina gore odaklanmis konular.
Kontrol: Yazarlarin birbirileriyle olan sosyal iliskisi, varilmis bir ortak gorus.
Kaynak: Kisisel gozlemler ve diger web siteleri.

Tek kişilik yayınlar:

Ornek: Sezyum, Isbn9760806, Cemshid
Etkinlik: Yazarin ruh haline ve ilgi alanlarina gore serbestce yazip cizmesi.
Tipoloji: Ortada baslik, spot, bağ, resim seklinde akan liste.
Icerik: Dikey.
Kontrol: Yok veya icinde bulundugu ideolojik ortam.
Kaynak: Kisisel gozlemler ve diger web siteleri.

Bu yayınların hemen hepsi başlık-metin-yazar-yorum organizasyonu sağlayan benzer yazılımlar (WordPress gibi hazır paketleri veya kendi ürettiklerini) kullanıyorlar. Bu kategorilerin arasında ve dışında kalan anlaşılması gereken özel yayınlar var tabii, ancak bu kategoriler şu anda olan biteni anlamak için bir başlangıç.

Etiketler

Geri beslemeler (Trackback)

Trackback Adresi
  1. düğümküme » Blog Archive » 2006′nın en ilgi gören 10 yazısı

19 Yorum

  1. Alp Guneysel

    http://www.nooluyo.com unutulmuş.

  2. Etkin Çiftçi

    Büyük resmi görebilmek için çok faydalı bir sınıflandırma olmuş. Ancak bilindik gazetelerin internet yayınlarının, yeni medya modellerine uyum sağlamakta çok da zorlandıklarını sanmıyorum. Örneğin web 2.0′den oldukça önce “Radikal-Çevirimi” RSS yayını yapıyordu. Hürriyet ise bir süredir kendi portalının blogNot (Doğan Hızlan) adlı bölümünde “klasik” denilenin oldukça dışında bir yayıncılık anlayışına sahip.

    Arada ve dışarıda kalan örneklerin başında sanırım “Bak Dergisi” geliyor. Dijital ama matbaaya girecekmiş gibi özenli hazırlanmış baskı mizanpajı, gerçek zamanlı değil, ama editoryal kurgusu ve düzeni, o an tüketmek için değil de sonra da bakmak için..Bak Dergisi bana bir zamanların popüler bilgisayar kültürü yayını olan CD-Rom Data’yı hatırlatıyor. CD-Rom formatındaki içerik büyük dağıtım firmalarından biri aracılığı ile tüm Türkiye’nin marketlerine ulaşır ve hatırı sayılır bir ücret karşılığında okuyucusuyla buluşurdu. Bugünkü bilgisayar dergisi eklerindekinden (CD, DVD)farklı olmayan bir içerikti satın aldığınız. 90′lardan bu yana bilgiye bedava ulaşmak dışında çok şey değişti yayıncılık dünyasında. Ancak hala “Cumhuriyet” içeriğinden internet ortamında faydalanmak istediğinizde üye(ücretli) olmak durumundasınız.

    “İnternette haber yayınlama kategorileriâ€?ne geri dönersek; üç kategoriden ilki yani “Klasik gazetelerin web siteleriâ€? sayısal ve gerçek zamanlı yayıncılıklarının yanı sıra aslı(elle tutulan, satın alınan) ve de astarı (mizanpaj, haber kaynağı) olan yayın organlarıdır.Ä°kinci kategorinin (Ilgi alanlarina gore bir araya gelmis bagimsiz gruplar) aslı yok, astarı vardır. Son kategorinin ise ne aslı vardır, ne de astarı. Bana sorarsanız yayıncılıktan uzak bir durumdur.

    Çoğunlukla kim tarafından yazıldığı belli olmayan, kaynak gösterilmeyen, ortalığa savrulmuş bilgi ve haber yığınlarının bizi farklı bir gerçeklik algısı altında gereğinden fazla cezbettiğini düşünüyorum. Blog’lar aracılığıyla en azından web standartlarına uyumluluğu sağlanan kişisel web sitelerinin, bir sure sonra başka bir web mucizesi ile içeriklerine de bir formasyan kazandırmalarını ümid edip, blog kaynaklı bilgi tüketmeye devam ediyorum. Ve…Negroponte’nin sayısal yayıncılık ve bant genişliği üzerine bir paragrafına attığı başlıkla bu haddini aşan yorumu noktalmak istiyorum artık.

    “LESS IS MOREâ€?
    Being Digital, Negroponte, ,s:28, 1996, Vintage Books

    Bağlantılar:
    http://www.radikal.com.tr/
    http://dosya.hurriyetim.com.tr/blognot/Public/?uname=doganhizlan
    http://www.bakdergisi.com
    http://www.cumhuriyet.com/eCumhuriyet/m/
    http://www.amazon.com/gp/product/0679762906/103-9413680-6146231?v=glance&n=283155

  3. arikan

    Cumhuriyet webdeki gazetesini parali tutarak tarih oncesi bir tutum sergiliyor.

    Dogan Hizlan’i bilmiyordum, kose yazari – blogcu iliskisine guzel bir ornek. Gazetelerin de blog’u ve RSS’i olmasi onlarin haber uretme etkinliklerini, kaynaklarini, kontrol bicimlerini veya icerik yogunluklarini degsitirmiyor. Bu katgorilerdeki olusturan seyler bu maddelerin tumu, sadece RSS besleme veya sadece yayinlanan haberin icinde baska sitelere “bag” verilmesi degil.

    Hepimiz cok iyi biliyoruz ki bu yayin organlarinin sahipleri Dogan ve benzeri dev sirketler. Yine hepimiz biliyoruz ki bu sirketler dunyanin heryerinde oldugu gibi karliliklarini korumak icin mevcut politik ortamla (hukumetin tutumu, kararlari, gerginliklerde varilan anlasmalar – bkz Teror Yasasi – vs.) uyum gosteriyorlar. Kontrol bu otorite zincirlemesinden geliyor. Bu zincirlemenin sonunda yeralan bir editor yazilara karar veriyor. Yine bu durum web sitesinden yayin yapmakla degismiyor. Oysa diger iki kategorideki gruplar ve bireyler herseyden once mali karlilik gozetmediginden politik durumlardan bagimsiz hareket edebiliyorlar, dolayisila otonomileri, yani yazdiklari cizdikleri icerige kendi kendilerine karar verebilme gucleri var.

    “Elle tutulan satin alinan (asli)” ne anlama geliyor? Ben Internet’te bir yayini ne elime aldim ne de okumak icin para verdim.

    “Ortaliga savrulmus bilgi” yasadigimiz zamanin gercekligidir. Bunu kabullenmemek 1900lerde endustrilesen dunyada tren yolunu, makineleri kabul edememeye benzer. Yapmamiz gereken bu etrafa savrulmus bilgi ortaminda can cekismek yerine bunu anlamaya calismak ve bunu kullanmaktir.

    Bilgi neden ortaliga savruluyor?

    Bugunun cagdas uretim ortaminda bilgi dagitim araclari bedava kullanilabilmektedir. Ornegin Dugumkume’de kullandigimiz WordPress yazilimi acik kaynaklidir ve bugun dunyada Hurriyet, CNN ve benzeri klasik medya sirketlerinin yapmak istedegi kapasitede uretime elvermektedir. Bugun milyonlarca dolar donduren Wall Street Journal da hic bir gelir kaynagi olmayan Dugumkume de ayni yayinlama yazilimini – WordPress – kullaniyor. Bugun WordPress kurmak 5 dakikadan falza surmuyor. Bu demektir ki bugun yeni bir yayin organi baslatmak icin gereken para sifir lira, gereken zaman 5 dakika. Yine dunyada ve Turkiye’de yuzlerce bedava blog sunucusu sayesinde milyonlarca kisi sadece bir kac tiklamada yeni bir yayina basliyor.

    Bu yeni uretim bicimleri ayni zamanda bireysel veya grup bloglarda dikey icerik uretilmesinin sebeplerinden bir tanesi. Belli birelyerin ve gruplarin odaklanmis dikey yazilari bizi bu karmasik dunyada odakliyor. Hurriyet’in ana basliginda su yaptigimiz tartisma mumkun olabilir miydi? Bu genel gecer haber sitelerinde yayinlanan en derin haberi dusunun, bakan sunu dedi, milliler yenildi, trafik kazalari artiyor, enflasyon artti vs. vs. Bu yuzeysel haberler bugun bizleri doyurmuyor, bu yavan ideolojik alan bize yetmiyor. Bu tur genel gecer yayinlar dikey konularda derin yayin yapan insanlar arttikca “karmasanin” icinde yutulacak. Bunun sinyallerini bazen acik acik tartismalarda, bazen de dev sirketlerin kapali kapilar ardinda yeni strateji arayislarinda gorebiliriz. Bu konuda bir ornek dunyanin en buyuk medya sirketi Time Warner’in satis istatistikleri (bu konuda daha detayli bilgi veremiyorum).

    Bloglar bu tartsimanin bir yani, baska yanlari bu paragrafi asar. Ancak su gercek ki yeni uretim bicimleri daha once insanlik tarihinde hic olmadigi kadar hizda yayiliyor. O yuzden bugunku gecerli tartisma artik “eski medya ne durumda”, “uyum salgadi mi saglamadi mi” bile degil, gecerli sorular artik “tuketici uretici mi oluyor”, “uretuketici (prosumer) ne demek”, bunlari anlamaya yonelik.

  4. Cakir

    Bilgi akşının hızlanması ile birebir ulaşılabilen anlık olaylar insan psikolojisi üzerinde nasıl bir etki bırakıyor…
    Bu kadar fazla bilgi bombardımanında “seçiciliğimizin” gelişmesi gerekirken, bilgi kalabalığında kaybolan yolunu çizemeyen bir topluluk mu oluşuyor sanal ortamda… Duyular bütün bunları kaldıramayıp hiç bir şeyin heyecan yaratmadığı (savaşın bile normal karşılandığı) bir ruh halini insana getirebilir mi… hissizleşme…

  5. Etkin Çiftçi

    Bloglar hakkında yapılacak bir tartışmanın ben de sonunu göremiyorum. Sırf bu yüzden bile yeni üretim biçimlerinden bahsedilmesine çok sevindim, çünkü konu üretim-tüketim ilişkisi ile alakalı olarak daha çok politik bir ayrımı işaret ediyor.

    Ekonomik değer denilen şeyi tartışmanın dışında tuttuğumuzda, kendini mesleğine adamış bir muhabirin bilgi-haber üretimi mi, yoksa evindeki kişisel bilgisayarından yayın yapan bir arkadaşın yaratıcı hobisi mi yayıncılık anlamında daha değerlidir?

    Bir kontrol mekanizması mı yoksa kontrolsüzlük mü aradığımız? Tüm bu bilgi karmaşasında okuyucunun odaklanması -ki bu iyi birşey mi bilmiyorum, muhtemelen editoryal kontrolü olan bir yayın organı tarafından daha iyi becerilir. Ancak yatay içeriğe sahip olduğu söylenen haber portalları, hızlı ve teyid edilmiş haberi garanti ederler. İstanbul’da deprem olduğunda büyük olasılıkla cep telefonumdan ntvmsnbc.com’a bağlanacağım. Ve evet olayın üzerinden 2-3 ay geçtikten sonra neredebudevlet.com adlı muhtemel blogdan insanların cep telefonları ile çektikleri felaket resimlerini takip edeceğim.

    Gazetecilik okullarında nasıl başlık atılacağı öğretilir. Büyük puntolarla atılan başlıkların kısa, bilgilendirici, yorumdan uzak olması tavsiye edilir. Ancak gazeteler manşet, sürmanşet gibi başlık hiyerarşilerinden ibaret değildir. Köşe yazıları vardır, analizler ve yorumlar..hepsinden önemlisi gazetelerde ombudsmanlık yani okur temsilciliği vardır. Bu gazetelerin bedava olan internet baskılarında tıpkı şu an benim tuşlamakta olduğuma benzer okuyucu yorumlarına da yer verilir.

    Ekonomik değer, ticari rant gibi kavramları göz önünde bulundurursak Doğan Yayın Grubu’nun hükümet yanlısı haberlerini okumak için değişen fiyatlarda satılan gazetelerinden birini satın almak ya da bu gazetelerin internet baskılarını ücretsiz olarak takip edebilmek gibi iki alternatifinizin olması biraz şaşırtıcı değil midir.

    Yeni üretim biçimleri çerçevesinde gazetelerin ticari kaygı ve/veya rantlarına rağmen yeni medya formlarına beklenenin üzerinde uyum sağladığını düşünüyorum.

    BİLGİ NEDEN ORTALIĞA SAVRULMAMALI
    Uluslararası ortaklı bir haber kanalı için hazırladığım programda, elime gelen metinde Demokratik Parti’den bahsediliyordu. Oysa yayın içeriği, DP yani Demokrat Parti ile alakalıydı. Konumum gereği içeriğin özüne müdahele etme yetkim yoktu ama ya basit bir imla hatası yapılmışsa? İçim rahat etmedi ve metinde geçen kişiler ile tarihler ve olayları çaprazlayan bir google seansının ardından şaşırtıcı bir sonuca ulaştım. Bana gelen metin doğruydu. Sonuç olarak ekrana Demokratik Parti yazdım ve program yayınlandı. Neden sonra kanalın danışmanlarından eski bir büyükelçi yanıma geldi ve ekrandakinin yanlış olduğunu söyledi. Programın içeriğine birebir tanıklık etmiş ve bahsi geçen kişi ve kurumları şahsen tanıyan biri olarak ekrana Demokrat Parti yazılması gerektiğini söylüyordu. Tabi ki cevap veremedim. Ama üç yıl önceki bu olay bana internetin sonuç veren ama kontrolsüzlüğü yüzünden güvenilmesi zor olan bir kaynak olduğunu öğretti.

    Bilgi tükettikçe değil ama paylaştıkca değerlidir. Ve neyi nasıl paylaşatığınız önemlidir. Elektronik yayıncılıkta kontrolsüzlük (editörsüzlük, kaynak göstermemek) tüketimi körüklerken bunu doğru bir biçimde yapmamaktadır. Eskilerinin değil de yeni yayın organlarının nasıl olması gerektiğini tartışmak daha yapıcı olacaktır sanırım.

    Not: Elle tutulan satın alınan(aslı) derken çevirimiçi baskıdan değil, matbaa çıktısı yani bildiğimiz eski gazeteden bahsediyorum. radikal.com.tr’nin bir de Radikal adında bir gazetesi olması ve de tam tersi gibi…

  6. arikan

    Bir olayi buyuk gazetelerin en once haber etmesi ellerindeki kaynaklarindan geliyor tabii ki. Burda tartismamiz bir olayi once sonra duymak degil. Bir konudan ne kadar samimi, ozgur, ve derin haber verildigi ve yorum yapildigi. Bu konuda genel gecer ayarli medya tamamen basarisiz. Bu durum Internet kullanimi Turkiye’de yayginlastikca daha da belirgenlesicek.

  7. oğuz

    sitemi googlede yayınlarsan size cok minetar kalırım lütfen teşekkür edrim.

  8. Murat Buyurgan

    Hedef kitlesi arasında blog yazarları da olan http://www.kurumsalhaberler.com, hizmet bedelini üye olan kuruluşların ödediği, kurumlarla ilgili kaynağından haber edinebilme fırsatını ücretsiz olarak sunan bir model.

    Eskiden internette yeterli içerik olmadığından şikayet ederdik. Şimdi ise içerik bolluğu, aradığımız bilgiye ulaşmamızı zorlaştıran bir etken haline geldi.
    Yarını siz düşünün.

    Tematik portallar, dolayısıyla tematik haber portalları bu sorunun çözümü için bir alternatif bence.

  9. özgür öztürk

    sitemin googlede yayınlanmasını istiyorum..
    İYİ GÜNLER..

  10. burak erdoğan

    bu site gençlerin sitesi girince banada hak vericekler eminim.

  11. yoshy

    googlede sitem nasıl gözükür?lütfen cevap yazın.

  12. CEMRE

    arkadaşlar benim arkadaşım benim ikide bir nickimi çalıyor buda bir nevi hırsızlık demektir dimi hırsız birde benim sözlerimi çalıyor üstelik en kötüsüde cemre mi çaldı bende hııııııııııııııırrrrrrrrrrrrrrrrsssssssssssssssıııııııııııııııızzzzzzzzzzzzzzzzzzz……………………………. dimi arkadaşlar

  13. CEMRE

    arkadaşlar benim arkadaşım benim ikide bir nickimi çalıyor buda bir nevi hırsızlık demektir dimi hırsız birde benim sözlerimi çalıyor üstelik en kötüsüde cemre mi çaldı bende hııııııııııııııırrrrrrrrrrrrrrrrsssssssssssssssıııııııııııııııızzzzzzzzzzzzzzzzzzz……………………………. dimi arkadaşlar söylesenize

  14. gülay

    arkadaşlar bn bi msn sapıını internette yayınlamak istiorum fakat nsl yapıcam bilmiorum sizler bnm adıma yaparsanız sevinirim o adamı tüm dünyaya duyurmak istiorum masum1970@hotmail.com işte bu adamı eklerseniz nsl biri olduunu anlarsınız web camera sı olmayanlarla konuşmuyor ve sizden sapık sapık şeeler istiyor lütfen bu adamı internette haber olarak yayınlamama yardımcı oluunnnnn

  15. gamze

    yasemin:
    nbr kızz
    gamze:
    iyi senden
    yasemin:
    bende iyi
    gamze:
    nerdesiniz
    yasemin:
    evde
    gamze:
    iyi
    gamze:
    siz ne zaman klıpleri cekionuz ya

    yasemin aranıyor…
    Kapat (Alt+Q)

    yasemin yanıt vermiyor.

    gamze:

    gamze:
    niye kabul etmedin
    yasemin:
    neyı be salak
    gamze:
    aman sizi adam yerine koydumya ondan salağımdır
    gamze:
    yasemin
    gamze:
    aramayı
    gamze:
    baştaki açıklamayı okudum ama ben cam aç demedimki
    gamze:
    hahaha sanatcıymıs
    gamze:
    senin hosgörün kaybolmus sanatcı olsan ne yazar
    gamze:
    salakmıs
    gamze:
    hahahahahaha
    gamze:
    sanatcının sert sözleri

  16. gamze

    arkadaslar işte yaseminle yazısırken bana böyle seyler söyledi

  17. murat tanışır

    SİYASAL KATILIM SÜRECİNDE MUHTARLARIN ROLÜ

    GİRİŞ:

    Bana siyaset; üniversiteye başlayana kadar hep uzaktı. Kim ne yapar, kimin için yapar bilmiyordum.”Politika”, “Devlet”, “Siyasal katılım”… Bu terimlere çok yabancıydım. Mahalledeki muhtarı görürdüm de, ne iş yapar bilmezdim. Muhtarlar siyasal katılım sürecinde rol oynayan en küçük ve en yaygın birimlerdir. Bu düşüncemle muhtarları daha da tanımak istiyorum.
    Demokrasi her kesimde, bütün kurumlarda işler bir duruma getirilmeli. Temsili demokrasinin “tacı” olan seçimleri ülkemizde inanan ve güvenen seçmen kimliğiyle destekleyemedik. Seçilenle seçen arasına giren aracı kurumların sayısı ve etkisi büyüdükçe yurttaşlar istenmedik sonuçlarla karşılaşır ve seçimlere daha da kayıtsız kalarak demokrasiye olan inancı sarsılır. Bu yüzden siyasal katılımı arttırarak, halkın bilinçlenmesi demokrasiyi daha da güçlendirecektir. Demokrasi ülke çapında ne anlam ifade ediyorsa bir mahallede de aynı şeyi ifade eder. Bu nedenle bu dönemde yurttaşlık, hemşirelik, komşuluk kavramlarına daha da iş düşüyor.

    Nüfusun hızla artması, kalabalıklaşma ve kentleşme katılımı zorlaştırır. İş de bu noktada yerel yönetimlerin en küçük birimi halkın seçtiği muhtarlara çok görev düşüyor. Muhtarlar sayesinde oy kullanma daha özendirici yöntemler bulmalıdırlar.
    Siyaset artık elit kesimin, politikacıların, zenginlerin, yöneticilerin mesleği uğraşı değildir. Halka daha fazla iş düşüyor. Çevresini bilgilendirmeye katılmayan içinde yaşadığı mahallenin sorunlarıyla ilgilenmeyen kimseler, mahallenin, kentin adına alınan kararlara duyarsız kalıyor ve günümüzde “iyi vatandaş” olarak sayılmıyorlar. Bu nedenlerden dolayı, bulunduğu bölgedeki halkın sosyal ihtiyaçlarıyla ilgilenen ve halkı diğer idari kurumlara karşı temsil eden resmi bir kurum olarak muhtarlık birimleri oluşturulmuştur.
    Muhtarlık, her ne kadar halk tarafından pek önemli olarak görülmese de devletin merkezi otoritesini güçlendiren en küçük birimidir. Yerel seçimler oluyor yeni muhtarlar seçiliyor fakat yenilik adına muhtarların gerçekleştirdiği fazla bir şey olmuyor. Muhtarların yaptıkları devletin yap dediklerinden başka bir şey olmuyor. Oysaki muhtarlar yeni düşünceler üretip onları uygulamaya geçirmede önayak olmalıdır. Bu tez çalışmamla da muhtarların siyasete, yönetime ve hatta halka daha yakın olmalarını temenni ediyorum. Siyasal sistem içinde halka en yakın ve tarafsız olan birim muhtarlık olduğuna inanıyorum. Bu tür çalışmaların başka siyasal katılımı araştıran arkadaşlara örnek olmasını istiyorum. Dolayısıyla muhtarlığı anlamak Türk siyasal katılımı anlamak bakımından önemli ipuçları verir.

    1. BÖLÜM

    SİYASAL KATILMA: Toplum üyesi kişilerin (vatandaşların) siyasal sistem karşısında durumlarını, tutumlarını ve davranışlarını belirleyen bir kavramdır. Bu sadece seçimlerde oy kullanmaktan ibaret saymak eksik ve yanlış olur. Katılma, basit bir meraktan yoğun bir eyleme kadar uzanan geniş bir tutum ve faaliyet alanını kapsar. Toplum üyelerinin hepsi şüphesiz ki siyasete karşı aynı iğliyi göstermezler. Kimisinin gece gündüz politika ile uğraşmasına karşılık –bunların sayısı oldukça azdır – bazı insanlar politik sorunlara tamamen ilgisiz ve kayıtsızdır. Bu bakımdan ARİSTO’ unun “insan siyasal bir yaratıktır” sözü ancak bir ölçüde ve geniş anlamıyla bütün insanların topluluklar içinde yaşamalarını ifade etmesi yönünden doğrudur. (1) Amerikalı siyaset bilimcisi ROBERT DAHL, siyasal katılımı dört başlıkta toplar:
    a) İlgi
    b) Önemseme
    c) Bilgi
    d) Eylem (2)
    Şimdi bireyin siyasal sistem içinde oynadığı rolü incelemeye çalışalım. Birtakım değerler, inançlar, tutumlar, yönelimler ve beklentilerle donanmış olan birey siyasal sistem içinde, belirli bir yaştan itibaren rol oynamaya başlayacaktır. Onun oynayacağı siyasal rolün sınırları veya ondan siyasal topluluğun üyesi olarak beklenenler ve bu bağlamdaki yükümlülükleri siyasal kültür ve siyasal yapı tarafından belirlenecektir. Kulluk kültürünün egemen olduğu, patrimonyal bir siyasal yapıda bireyden, siyasal topluluğun bir üyesi olarak, yerine getirmesi beklenenler çok sınırlı olarak kalırken, vatandaşlık kültürünün (katılımcı kültürün ) yerleşmiş olduğu modern bir yapıda bireyin siyasal yaşam içinde sahip olduğu rolün içerdiği beklenti ve yükümlülükler hem daha geniş kapsamlı hem de daha fazla çeşit içeren bir nitelikte olacaktır.

    Farklı siyasal sistemlerde ve/veya siyasal kültürlerde konumlu olan bireyler farklı ölçülerde de olsa siyasal yaşam içinde çeşitli uygulamalara konu veya tanık olmakta ve yine farklı ölçülerde bunlardan etkilenmekte ve onları etkilemeye çalışmaktadır.
    Bu farklara karşılık her siyasal sistemde bireylerin, otoriterlerin aldıkları otoriteye ilişkin değer dağılımını etkileyen kararlara konu oldukları, bunlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak etkilendikleri, bugüne kadar yapıla gelen 2500 yıllık siyasal bilim araştırmalarının tümünde vurgulanmış bir olgudur. Birey, otoriterlerin aldığı siyasal (politika) kararları, emirleri, tüzükleri, yasalar vb. biçimlerde görüntülenen kararları etkileyebilmek üzere davranışlarda bulunmaya başladıkları andan itibaren siyasal yaşamda oluşan faaliyetlere katılmaya başlamış olmaktadır.

    (1) KAPANİ/MNCİ/politika bilimine giriş/bilge yayın evi/s130
    (2) DAHL/RobertA../modern political analysis/1963/s57
    (3) Gabriel A.ALMOND ve SİDNEY VERBA, the civic culture,( prince, n.j. Princeton univ.Pres.1963)s.17–19
    Siyasal katıma olayı öncelikle bir davranış olarak tanımlanır. Ancak, burada davranıştan kasıt herhangi bir davranış olmayıp bireyin kendisi için öznel (sübjektif )bir anlamı olan bir davranıştır. Biteyin siyasal yaşama katılmasından bahsedebilmek için onun davranışlarını otoritelerin kararlarını etkilemek üzere yönlendirmesi gerekir. Bireyin, otoritelerin kararlarıyla kendi yaşantısı arasında bir bağ kurabilmesi veya onların kararlarının kendisi tarafından etkilenebileceğini düşünmesiyle, ya da en azından, bu kararların etkilerinden kendisini, kendi yapacağı davranışlarla koruyabileceğini düşünmesiyle otoritelerin kararlarını etkilemek üzere davranışta bulunması mümkündür. Otoritelerin kararlarıyla kendi davranışı arasındaki bağların varlığını algılayamadığı veya algılamadığı sürece bireyin, otoritelerin davranışlarını ( veya geniş anlamda, hükümetin faaliyetlerini ) etkilemek üzere davranışta bulunması olanaksızdır.
    Burada tanımlamış olduğum biçimiyle davranışta bulunan bireyin kendisine öznel anlam ifade eden davranışa, M. Weber’den kaynaklanan bir ifadeyle eylem adını vereceğiz. Dolayısıyla siyasal katılımdan bahsetmek, temel itibariyle bireylerin siyasal eylemlerinden bahsetmektedir. Siyasal katılma siyasal topluluğun bir üyesi olan bireyin otoritelerin kararlarını etkilemek için yaptığı, bireyin siyasal karar alıcılar ile temas içine sokan bir eylemden oluşur.

    SİYASAL KATILIM NE ZAMAN BAŞLAR
    1.1.2.SİYASAL KATILIM NEDİR?
    Bir ülkede yaşayan yurttaşların, devletin çeşitli düzeylerindeki karar ve uygulamalarını etkileme eylemlerine siyasal katılım denmektedir. Çağdaş demokrasilerin gelişmişliği, siyasal katılımın yaygınlığı ve etkinliği ile ölçülür duruma gelmişlerdir (Kışlalı, 1993: 186 aktaran Alpan, 2000: 59).
    Günümüzde siyasal sistem geniş halk kitlelerinin günlük yaşamlarını daha etkin bir biçimde etkilemektedir. Halkın, otoritelerin aldığı siyasal kararlardan etkilenmesi, ister istemez halkın da bu kararları alan siyasi otoriteleri etkileme çabası içerisine girmesine neden olmaktadır (Alpan, 2000: 59).
    Siyasal katılım kavramı ile ilgili farklı tanımlamalar yapılmaktadır. Bu tanımları ayrı ayrı ele almakta yarar görmekteyim.
    Daver’ e göre; siyasal katılım, bireylerin (vatandaşların) siyasal sistem karşısındaki durumunu, tutumunu ve davranışlarını gösteren bir kavramdır (Daver, 1976: 203 aktaran Alpan, 2000: 59).
    Kapani’ ye göre de bu tanım geçerlidir. Ama Ona göre siyasal katılımı, sadece seçimlerde oy kullanmaktan ibaret sanmak eksik ve yanlış bir anlayış olur. Katılım basit bir meraktan, yoğun bir eyleme kadar uzanan geniş bir tutum ve faaliyet alanını kapsar . Toplum üyelerinin hepsi şüphesiz ki siyasete karşı aynı ilgiyi göstermezler. Kimisinin gece gündüz politika ile uğraşmasına karşılık –ki bunlar küçük bir azınlık teşkil ederler – bazı insanlar politik sorunlara tamamen ilgisiz ve kayıtsızdırlar ( Kapani, 2003: 131).
    Weiner’e göre; “siyasal katılma kavramı, başarılı yada başarısız, örgütlü yada örgütsüz, geçici yada sürekli, meşru ya da meşru olmayan metodları kullanan, kamusal politikaların seçimini kamusal işlerin yönetimini, ve hükümet, yerel, ulusal düzeydeki siyasal liderlerin seçimini etkilemek niyetinde olan herhangi bir gönüllü eyleme karşılık gelir” (Weiner, 1971: 164 aktaran Arı, 1993: 4).

    Okullarda sınıfların boyasından şekline, her türlü imkân ve imkânsızlığı açıkça tartışarak sınıf öğrencileri karar vermelidir. Ancak böyle yetişen gençler ilerde kendileri ve toplum için iyi kararı verebilirler.

    SİYASAL KATILIMIN İÇERİĞİ
    Günümüzde en yaygın siyasal katılım biçimini oluşturan ilkelerden bir tanesi, iktidarın gücünü yönetilenlerden olmasıdır. Sanayi devriminden sonra yönetim anlayışının değiştiğini düşünenler, toplum adına uyulması zorunlu, halkın iyiliği için kararlar alma işlemine katılmak istemişler Zaman zaman kanlı, çatışmalar cereyan etmiş sonuçta da halkın siyasal süreci etkileme amacı gelişmiş ve yerleşmiştir.
    Siyasal katılım toplumlarda siyasal düşüncelerin ve kurumların iktisadi ve sosyal gelişmelerden bağımsız ve soyutlanmış değildir. Bu sureci sanayileşme ve ticarileşme etkilemiştir. Çağdaş sosyo-ekonomik baskılar, devletin artan işlevleri siyasal katılmanın yaygınlaşmasını destekleyici niteliktedir. Siyasal katılımın ortaya çıkmasında en genel anlamda halkın iktidarı olarak tanımlanan demokrasi belirleyici olmuştur.
    Siyasal katılma biçimleri siyasetle ilgilenmekten başlayan ve siyasal örgütlerde aktif görev almaya kadar uzanan geniş bir alanı kapsar. Toplumsal yapıda siyasal katılmayı belirleyen etkenleri: sosyo-ekonomik, psikolojik, biyolojik (cinsiyet-yaş), çevresel, kültürel, siyasal, v.d. olarak sıralanabilir. Siyasal katılmayı belirleyen aktörlerin oranları farklı olabilir. Bunlardan en yaygın katılım çeşidi ise sosyo-ekonomik koşullardır.

    YERLEŞİM BİÇİMİ VE SİYASAL KATILIM

    Siyasal davranış içimde önem taşıyan unsurlardan biri de bireylerin içinde yaşadıkları toplumun tipidir. Bu toplum tipinin köy, mahalle ilçe, şehir oluşuna göre insanların siyasal davranışları belli değişiklikler gösterir. Genellikle köy toplumlarında yaşayanlar, eğitim, gelir ve meslekle ilgili nitelikleri dolayısıyla kendilerinden yüksek bir siyasal katılma seviyesi beklenebilecek durumda olan kimseler değillerdir. Eğitim ve gelir seviyesi şehirlerde yaşayanlara göre daha düşük ve meslek yönünden de daha elverişsiz durumdadırlar. Köy hayatının diğer sosyolojik özellikleri de normal olarak siyasal katılmayı olumlu yönde etkileyecek nitelikte değildir. Radyo, basın gibi siyasal olayları ve yorumları ileten kitle haberleşme araçları ile siyasal ilgiyi tahrik eden örgütlerin oranı şehirlerden daha yüksektir.(1)

    SİYASAL KATILIM YOLLARI

    *( bu bölüm AHMET LÜTFİ ALPAN’ın “TÜRKİYE’DE SİYASAL KATILIM: SİVAS ÖRNEĞİ” adlı doktora tezinden alınmıştır.)

    Bireyler, siyasal sisteme çeşitli davranışlarla katılmaktadırlar. İnsanın içinde yaşadığı topluma karşı gösterdiği siyasal tepkiler siyasal davranışını oluşturmaktadır (Gülmen, 1979: 10 aktaran Alpan, 2000: 69). Bir eylem olarak siyasal davranış çeşitli şekillerde gerçekleşir. Çağdaş toplumda yasalara uyma, vergilerini ödeme gibi sistemi destekleyici nitelikte olanlar ile siyasal protesto mitingleri, isyanlar gibi, sistemin karşısında, onu değiştirmeye yönelik geniş bir siyasal davranış yelpazesi bulunmaktadır. Siyasal katılım açısından siyasal davranış, seçimlerde oy kullanma, seçim kampanyalarına katılım, siyasal parti ya da diğer siyasal örgütlere üye olup etkinlik gösterme, hükümet yetkilileri ile temas kurma, siyasal tartışmalara ve gösterilere katılım gibi çeşitli eylemleri içermektedir ( çam,1970: 185).
    Bireylerin siyasal sisteme katılımları çeşitli yollarla gerçekleşmektedir ki bu yollar temelde, oy verme, kampanya etkinlikleri vatandaşın başlattığı ilişkiler ve işbirliğini içeren etkinlikler olarak belirtilebilir.
    a) Oy Verme: Oy verme, fazla bir gayret gerektirmeyen bir etkinliktir. ”Demokratik sistemlerde vatandaşların çoğunluğunun katıldığı en önemli siyasal eylem oy vermedir. Bazı aktif vatandaşlar, çıkar gruplarına gösterilere katılarak siyasal etkinliklerini de kullanılırsa da çoğunluk için siyasete katılımın en etin yolu, oy vermedir” (gülmen, 1979: 14).
    Bireyler, temel kararları kimin alacağını belirlemek için oy kullanırlar ve bir daha seçim dönemine kadar siyasete katılmazlar. Oy verme davranışında kişiler, edilgen, onaylayıcı durumdadırlar. Oy verme ile bireyler, liderlerin davranışını baskı yoluyla etkilemektedirler. Oy kullanma siyasal sistemi denetlemede önemli bir araçtır.
    b) Kampanya Etkinlikleri: kampanya etkinlikleri de oy kullanma gibi seçim sürecinin bir parçasıdır. Ancak, daha yüksek düzeyde katılımı gerektirir. Siyasal liderler üzerinde güçlü bir baskı yaratırlar ve katılanların tercihleri konusunda ilgililere daha fazla bilgi ulaştırılmasını sağlarlar. Kampanyaya katılma etken ve edilgen türden olabilir. Bazı vatandaşlar kampanya sırasında adayların, parti sözcülerinin yaptıkları konuşmaları dinleyebilir, partilerin düzenlediği toplantılara katılabilirler. Diğerleri ise, kampanya faaliyetlerine maddi ve emek olarak çeşitli yardımlarda bulunabilirler ( Turan,1977: 16).
    c) Bireysel Etkinlikler: oy verme ve kampanya etkinlikleri seçim süreci etkinlikleridir. İki seçim arası dönemlerde girişilen etkinlikler de siyasal sistemi önemli ölçüde etkilemektedir. Gerek oy kullanma, gerekse kampanya etkinlikleri seçimden kaynaklanır. Bunların içeriğini ve zamanlamasını vatandaş belirlemez; hangi konuların tartışılacağı da aday ve görevlilerce saptanır. Yelpazenin öbür ucunda ise, özel sorunları olan bireylerin bunlara çözüm bulmak üzere kamu görevlileri ile ilişki kurması yer almaktadır. Kamu görevlileri ile bireysel temaslar, askeri bir lideri darbe yapmaya ikna etmekten, belediye görevlisi ile çöplerin toplanması hakkında konuşmaya kadar çok değişik önem dereceleri taşıyabilir (özbudun, 1975: 7). Bireyler sistemle, kendileri ile yada çevreleri ile sorunlarını, sistemin yönetim ve yasama katlarındaki kişilere aktararak gündemi, hangi konunun ele alınacağını kendileri belirlemektedir.
    d) Grup Etkinlikleri: grup etkinlikleri, seçim süreci dışında kalan ve düzenli olarak başvurulan bir diğer siyasal katılım yoludur. Bu etkinlikte bireyler siyasal ve toplumsal sorunları çözmek için tek başlarına davranmakta, diğer kişilerle birleşerek grup ve örgüt düzeyinde siyasal sistemi etkilemeye yönelmektedir. En genel düzeyde bu örgüt siyasal parti olabilir. Daha alt düzeylerde, meslek kuruluşları, çeşitli amaçları gerçekleştirmek üzere belirmiş kuruluşlar da siyasal katılım aracı olabilirler (Turan, 1977: 71). Siyasal katılım eylemlerinin etkinliği ve sağlıklı olması, örgütsel bir sürece girilmesi ile artmaktadır. Bu tür öğelerin varlığı, işlevlerini uyumlu ve sağlıklı bir biçimde görmelerini, işlevlerine paralel olarak zamanla farklılaşmaları uzmanlaşmaları, çağımızda siyasal gelişmelerin belli başlı boyutlarından en önemlisini oluşturmaktadırlar (Çam, 1970: 186-187).

    2. BÖLÜM

    MUHTARLARIN GÖREV VE SORUMLULUKLARI

    A- MUHTARLIĞIN TARİHÇESİ
    Mahalle muhtarlığı, Osmanlı Devleti’nde eskiden beri vardı. Mahallenin başında bulunan imamlar, toplumsal dayanışmayı sağlamak, halkın ihtiyaçlarını karşılaması gibi dünyevi hizmetler de görürdü. Halktan ücret alan imamların görevlerinin bir kısmı, zamanla mahalle muhtarlarına devredilmiştir. 19. Yüzyılda devlet halk ilişkilerinin iyileştirilmesi amacıyla merkezi idarenin bir parçası olarak bazı yardımcı mahalli örgütler kurulmuştur. Mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri de bu kuruluşlardandır. 1864 Tarihli Vilayet Nizamnamesi ile hukuk sistemimiz içinde yer alan mahalle muhtarlığının kanunların ve emirlerin ilanı, tebligatta ve vergi toplamada idareye yardımcı olmak, yaralama, öldürme olaylarının haber verilmesi gibi görevleri vardır.(Bunlar, bugünkü görevlerinin de temelidir.)
    Mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri, 1913 tarihli İdare-i Umumiye-i Vilayet Kanunu ile kaldırılmış olduğu halde, varlıklarını mahallelerdeki kamu hizmetlerinin bir gereği olarak 1933 yılına kadar fiilen sürdürmüşlerdir. Bu tarihte çıkartılan 2295 sayılı kanunla varlığı sona erdirilen kuruluşun görevlerini, zabıta ve belediye gibi bazı kuruluşların yapması öngörülmüştür. Ancak, on yıllık bir uygulama mahalle muhtarlığının boşluğunun doldurulmasının mümkün olmadığı görüldüğünden, 1944 tarihli ve 4541 sayılı Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetlerinin Teşkiline Dair Kanun ile Kanunun uygulama şekil ve esaslarına dair 1945 tarihli tüzük çıkarılmıştır ve bugünkü şeklini almıştır.

    MUHTAR:

    Köy veya mahalle yönetiminin başında bulunan kişiye verilen isimdir. Muhtar, köy veya mahalle halkı tarafından seçilir. Muhtarlık seçiminde de siyasi partiler aday gösteremezler. Görev süreleri 5 yıldır. Muhtar köy tüzel kişiliğini temsil eder. İhtiyar heyeti ile birlikte köy işlerini yürütür. Aynı zamanda muhtar, genel yönetimin temsilcisi sıfatıyla da yasaları ve hükümet emirlerini halka duyurur. Köy içinde dirlik ve düzenliği sağlar. Genel yönetimle ilgili işlerin köyde uygulanmasına yarımcı olur.

    442 SAYILI KÖY KANUNU’NA GÖRE:

    MADDE 10 – Muhtar, köyün başıdır. İş bu kanuna göre köy işlerinde söz söylemek, emir vermek ve emrini yaptırmak muhtarın hakkıdır. Muhtar devletin memurudur. Devlet işlerinde vazifesini (36) ancı maddeye göre yapar.

    Madde 36- Muhtarın göreceği devlet işleri şunlardır.

    1- Hükümet tarafından bildirilecek kanunları, nizamları köy içinde ilan etmek ve halka anlatmak ve kanunlar, nizamlar, talimatlar, emirler ile kendisine verilecek işleri görmek;
    2- Köyün sınırı içinde dirlik ve düzenliği korumak (asayişi korumak ) ;
    3- Salgın ve bulaşıcı hastalıkları günü gününe Hükümete haber vermek;
    4- Hekim olmayanların ve üfürükçülerin hastalara ilaç yapmasını menetmek ve Hükümete haber olmak;
    5- Köylünün çiçek ve bulaşıcı hastalıklar aşısı ile aşılanıp hastalıktan kurtulmasına çalışmak;
    6- Köye gelip gidenlerin niçin gelip gitmekte olduklarını anlamak ve bunlar içinde şüpheli adamlar ve yahut ecnebiler görülürse hemen yakın karakola haber vermek;
    7- Her ay içinde köyde doğan, ölen, nikâhlanan ve boşananların defterini yapıp ertesi ayın onuncu gününde evvel nüfus memuruna vermek ve köyün nüfus defterini birlikte götürerek vukuatı yürüttürmek;
    8- Vergi toplamak için gelen tahsildarlara yol göstermek, yardım etmek ve tahsildarların yolsuzluğunu görürse Hükümete haber vermek;
    9- Asker toplamak ve bakaya ve kaçakları Hükümete haber vermek
    10- Köy civarında eşkıya görürse Hükümete haber vermek ve elinden gelirse tutturmak;
    11- Köylünün ırzına ve canına ve malına el uzatan ve Hükümet kanunlarını dinlemeyen imseler köy korucuları ve gönüllü korucularla yakalattırarak Hükümete göndermek;
    12- Köy sınırı içinde yangın ve sel olursa köylüleri toplayıp söndürmeye ve çevirmeye çalışmak,(orman yangınlarında sınırdan dışarı olsa dahi yardıma mecburdurlar.);
    13- Mahkemelerden gönderilen celpname ve her türlü tezkere ve hükümleri lazım gelenlere bildirerek istenilen işleri yapmak ve mahkeme mübaşirine ve jandarmaya vazifesinde kolaylık göstermek;
    14- Emreden mahkeme kâğıdı)gösterildikte aranılan kimseleri kâğıdı getirenleri tutturmak;
    15- Zarar görenlerin şikâyeti bilip işitenlerin haber vermesi üzerine sorup araştırmak;
    16- Bu kanunda ismi geçen davaları ihtiyar meclisine söyleyip hükmünü almak. Daha önceleri köy muhtarlarının ve köy imamlarının ücretleri köyce ödenirken daha sonra çıkarılan yasalarla bu ücretler genel bütçeden ödenmektedir.
    Görevini gereği gibi yapmayan muhtarlar köyün bağlı olduğu ilçe idare kurulu kararı ile görevden uzaklaştırılabilir. Muhtarın köy yararına olmayan kararını vali veya kaymakam bozabilir. Ancak mülki amirler, muhtarların yerine karar alamazlar; bozma sebeplerini gerekçesiyle açıklarlar.(5)

    MUHTARLIĞIN TANIMI:

    Mahalle muhtarlığı mevzuatla verilen çeşitli görevleri yapan, organları seçimle gelen merkezi ve yerel yönetimlerin yardımcısı olan bir kuruluştur. Muhtarlık, Muhtar ve İhtiyar Heyetinden oluşmaktadır.

    İHTİYAR HEYETİ:
    İhtiyar Heyeti, danışma ve yardımcı birimidir. Muhtar izne ayrılınca veya muhtarlık herhangi bir sebeple boşalırsa görevi bu heyetten birisi üstlenir (http://tr.wikipedia.org/wiki/Muhtar). Muhtar, mahalle ile ilgili alacağı bazı kararları bu heyetle birlikte alır.

    MUHTARIN GÖREVLERİ:

    1- Seçim zamanlarında sandık seçim kurularına, sağlık ocağı ve sağlık merkez kurullarına ve emlak vergisi ile ilgili olarak arsaların bedel tespit komisyonu gibi kurul ve komisyonlara katılmak,
    2- Sandık seçim listelerinin ve askerlik çağına girmiş olanların kimlik çizelgelerinin askıya çıkarılması gibi ilan işlerinin yapılması,
    3- Cadde, sokak ve meydan levhalarını zaman zaman kontrol ederek eksik ve bozulmuş olanları belediyeye bildirerek yapılmasını sağlamak,
    4- Salgın ve bulaşıcı hastalıkları şüpheli kimseleri ilgili kuruluşlara bildirmek,
    5- Askerlik ve seferberlik başta olmak üzere tebligatların yapılmasında yardımcı olmak,
    6- Seçmen kâğıtlarının dağıtılmasını sağlamak,
    7- Mahallede oturan vatandaşlar için gerekli ilmühaberler düzenleme,
    8- Nüfus kâğıdını kaybeden yada yenisini çıkarmak isteyenlere gerekli olan belgeleri düzenlemek,
    9- Muhtaç, yaşlı, sakat ve kimsesizlere, “Yeşil Kart” verilebileceklerin ve afet zamanlarında yardım yapılacakların tespiti gibi işlerde idareye yardımcı olmak,
    10-Mahallede yapılan ve yürütülen hizmetlerle ilgili görüş bildirmek.

    C. MUHTARLARIN SOSYAL VE SİYASAL İŞLEVLERİ

    C _1 Yerleşim yeri ve diğer adres değişikleri bildirimleri

    Adres değişikliği bildirimleri;

    • Nüfus müdürlüklerine,
    • Hizmet alınmak üzere müracaat edilen kurumlara ( belediye, elektrik ve su idarelerinde…)

    20 iş günü içinde adres beyan formu doldurulmak suretiyle yapılır.

    MUHTARLARIN 2008 İTİBARIYLA SORUMLULUKLARI

     Muhtar engellilik, yaşlılık, hastalık, gibi beyanda bulunmaya engel hali bulunanlardan yerine beyanda bulunabilecek yakını olmayan kimsesizlerin adres kayıtlarına ilişkin bildirimlerini yirmi iş günü içinde nüfus müdürlüğüne bildirir.
     Muhtarlar mahalle/ köyündeki müstakil konut sahipleri, apartman ve site yöneticileri ile lojman idareleri sorumlarının Yerleşim yerinden ayrılanlar ve yeni yerleşenler için düzenledikleri liste (form C ) eri inceler.
     Bu formların bir örneği bağlı bulunulan muhtara imza karşılığı teslim edilir. İkinci örneği de muhtarın imzası alınmak suretiyle düzenlenen tarafından teslim alınarak dosyalanır.
     Herhangi bir değişiklik bulunmaması durumunda form C düzenlenmez.
     Muhtarlar, nüfus müdürlükleri tarafından her ayın ilk haftasında kendilerine iletilen yerleşim yeri adresi değişikliği bildirim listelerini (form D) incelerler.
     Muhtarlar, müstakil konut sahipleri, sorumluluklarından almış apartman ve site yöneticileri ile lojman idareleri oldukları yerleşim yeri adres değişiklerine ilişkin (form C)er ile form (D)’yi karşılaştırır.
     Form (C ) de bulunup form ( D) de bulunmayan değişikler ile ayrıca muhtarın tespit ettiği düzeltme, ilave veya iptaller form ( D)ye işlenir.
     Form ( D) er her ayın son haftasında nüfus müdürlüğüne alındı belgesi karşılığında teslim edilir.

    3. BÖLÜM

    A_ MUHTAR TİPOLOJİSİ

    aaa CİNSİYET

    Tokat merkezdeki kırk bir muhtardan on muhtar ile görüşme imkânı buldum. Görüşülen muhtarlardan öğrendiğim kadarıyla Tokattaki kırk bir muhtarın hepsi erkektir. Her muhtarın dört asıl dört yedek Aza’sı vardır. Tokatta 41 muhtarın 328 azasından sadece bir tanesi bayandır. Ama tokatlı muhtarlar bu rakamı çoğaltmayı düşünüyor. Gelecekte bayan muhtarlarında olacağına inanıyorum. Tokat gelişmekte olan bir şehir olduğu için diğer illerde olan bayan muhtarları görememekteyiz. Tokattaki muhtarların % 100 ü erkektir. Muhtarlık mesleğinde erkeklerin hegomanyası altındadır. Bayan muhtarlara sıcak baktıklarını söylemeseler de bayan aza sayılarını çoğaltmayı düşünüyorlar. Çünkü bir mahallenin sorununu bayanların daha duyarlı, ilgili olacağını düşünüyorlar. Hatta bir muhtarın bayanların günleri aracılığıyla veya toplanmaları ile mahallenin sorunlarıyla daha yakından öğrenileceğini iddia etti. Bayan muhtar yerine azalardaki bayan sayısını çoğaltmayı düşünen iki muhtar için diğer muhtarlar “ sosyetik muhtar “ olarak nitelendiriyorlar. Muhtarlardan %20 si bayanların yardımını almaya sıcak bakarken %80 i ise bu işin erkeklere ait olduğunu düşünmektedir. Eğer muhtarların siyasal katılmada etkisi varsa burada bu konuyu erkek muhtarların üstlendiğini görmekteyiz.

    Bundan sonrakileri bişeyler ekle yada cümleleri düzelt
    bbb YAŞ

    Muhtarların cinsiyetinden sonra ikinci sorum yaşlarıydı. On muhtarın yaş ortalaması 51,7’dir. On muhtardan gördüğüm kadarıyla kırklı yaşlardan sonra bu meslekle ilgilenmişler. On muhtara göre muhtarlık bir gönül işidir. Muhtarlıktan önce hepsi meslek sahibi daha çokta esnafmışlar. Emekli olduktan sonra bu işi tercih etmişler. Muhtarlığın gönül işi olduğuna inanıyorum çünkü anket yaptığım muhtarlara sorduğum ne kadar süre muhtarsınız sorusunun cevabı hep uzun süre olmuştur. Örneğin: 24 yıllık, 14 yıllık,9 yıllık gibi… Muhtarlık seçimlerinde kendilerine rakip ya hiç yokmuş yada 1–2 kişi olurmuş. Ama yinede açık oy farkıyla eski muhtar kazanırmış. Karşılaştığım muhtarlardan gördüğüm kadarıyla muhtarlık gençlere hitap eden bir meslek değildir. Bu ilerde bir sorun doğurabilir: bu kuşaktan sonra muhtarlık mesleğine soğuk bakılabilir. Genç kuşak bu işi önemsemeye bilir ki şuanda da gençler bu işin bir formaliteden ibaret sayıyorlarmış, birde yaşlarından dolayı gençlerin isteklerini dikkate almayabilir.

    ccc GELDİĞİNİZ YERLEŞİN BİRİMİ

    Anket yaptığım muhtarların bu soruya cevapları hep “il” ir. On muhtardan dokuz’u tokatlıdır. Sadece bir muhtar Bitlis Tatvan’dan nakille Tokat’a gelmiş ve burada emekli olunca muhatlık işine devam ettiğini söylediler. Muhtarların bu mesleğe verdiği önem buradan anlaşılmaktadır çünkü ; %90 ı tokatlı ne kendi memleketlerinde ki sorunlarla ilgilenmektedirler. Muhtarlık bir gönül işidir sözünü bir kere de burada doğruladılar. Yaşayış yerleri insanları bu işi üstlenmesine neden olduğunu görmekteyiz

    ddd AYLIK GELİR

    Muhtarların aylık geliri 280_290 ytl arasındadır. Kanuna göre her ayın 15inde maaşlarını almaları gerekiyor.ama burada muhtarların bir sorunu maaşlarını 4 veya 6 gün uzadığını böyle aksamalarla her ay karşılaştıklarını söylediler.muhtarlar aylık maaşları dışında il idare kurulunca belirlenen her işlem ve mühür parası olarak 2008 itibarıyla 1 lira 25 kuruş alma hakkı tanınmıştır. Bu ücretlendirmeden elde edilen miktar muhtara kalmaktadır. Bu konuda eğer bir muhtar bu ücreti 2 ytl den hesaplarsa il idare kuruluna yapılan bir şikayetle muhtarın aldığı her fazla miktar muhtar tarafından geri ödettirilir. Bu ücretlendirme illere göre değişmektedir. Örneğin İstanbul da 3 ytl den, kayseride 2 ytl den mühür parası fiyatlandırılmaktadır. Tokatta kı muhtarların ek geliri günlük ortalama 5 ytl dir ama bu rakamın değiştiğini söylemiştir.

    (BU SAYFAYI DÜZENLE )

    MUHTARLAR MASASI : Muhtarlarımız ile belediyemiz arasındaki iletişimi “Muhtarlar Masası” birimimiz sağlamaktadır. Hizmet odaklı bir anlayışla çalışmalarını sürdüren Muhtarlar Masası birimi, belediyenin hizmet ve faaliyetleri konusunda muhtarlarımızı bilgilendirmenin yanı sıra, muhtarlarımızın dilek, şikayet ve önerilerini de ilgili birimlere aktarmaktadır.
    Muhtarlarımız mahalle ve köylerin sorunlarına yönelik isteklerini belediyeyi ziyaretlerinde yüzyüze görüşme sırasında bildirebildikleri gibi, telefon, faks, e – posta ve mektupla da iletebilmektedir. Muhtarlarımız yöneticisi oldukları mahalle ve köylerin sorunlarını aktarmanın yanı sıra sorunların çözümüne ilişkin önerileriyle de çalışmaları desteklemektedir

    Muhtarlar yerel yönetim zincirinin en önemli halkalarından biri olan muhtarlarımızla yürütülen sıkı işbirliği ile sorunlara çözüm getirilmektedir.
    muhtarlarımızla sık sık bir araya gelerek mahalle ve köylerin sorunlarını karşılıklı olarak değerlendirerek ihtiyaçların bir an önce karşılanabilmesi için hızlı ve etkin çözümler getirmektedir.
    .
    Muhtarların hizmet üretmedeki çabalarına rağmen birtakım eksiklikler ve zaaflar görülmesinin normal olduğunu söyledi. Bu zaaf ve eksiklikleri olabildiğince ortadan kaldırmak için sosyolojik yapılanmalara ihtiyaç vardır.”En büyük amacımız, vatandaşa götüreceğimiz hizmetlerin daha hızlı, daha verimli ve koordinasyon içinde yürütülmesidir. Ekonomik hizmet de daha az enerjiyle daha çok hizmet üretmek anlamını içermektedir.” dedi.
    Muhtarlar Masası’nın muhtarlara gidecek hizmetin daha koordineli olabilmesi için yapılandırıldığının, bu sayede her mahalleye özel bir program uygulanabilir. Gelecekte “Mavi Masa” gibi isimlerle bir şikayet birimi kurulabilir , telefonla , şikayet ve taleplerin gelebilir. Muhtarlar ne kadar bilgilendirilirse işlerin o kadar kolaylaşır.belediyeyle kordinasyon içinde olunabilir. Toplantıya katılan muhtarlarında bu çalışma sağlıkla yürütüldüğü takdirde birçok sıkıntılarının azalabilir .aylık toplantılarla yapılanları ve yapılacakları görüşülebilir. 1093674]
    Tüm mahalle sakinleri de bu hizmetten yararlanabilir ve böylelikle oluşturulan muhtarlar masası ile olumlu sonuçlar alınabilir..”
    Muhtarlar masasının hizmete girmesi ile görüşlerine başvurduğumuz Muhtarlar
    ise; bu masa aracılığı ile Belediyenin hizmet birimlerine kolayca ulaşabilirler. ve talepleri daha kısa süre içerisinde değerlendirilerek hizmet olarak geri dönebilir.
    Şu ana kadar Muhtarlar masasına iletilen talepler içerisinde; Yolların açılması, Pazar yerlerinin düzenli olarak denetlenmesi, Sokak lambalarının yanmaması, Akşamları cadde ve sokaklarda araba içinde içki içilmesi sonucu çevrenin rahatsız edilmesi gibi şikayetler ilk sırada yer almakta.

    eee MUHTARLARIN ANNE VE BABA EĞİTİM DURUMLARI

    öncelikle söylemem gerekir ki muhtarlık bir babadan oğla geçen devamlı bir meslek değildir. Anket sonuçlarına göre iki muhtarın anne ve babası okur yazar değildir. Bir muhtarın annesi okur yazar değil ama babası ilk okul mezunu , görüştüğüm diğer yedi muhtarın anne ve babası da ilk okul mezunudur. Buradan muhtarlık mesleğinde ailenin eğitim durumunun kişi açısından yetersiz olduğunu görüyoruz. Zaten muhtarlık adaylığı içinde okuma-yazma bilme yeterli görülmektedir. Fakat gerek aileden gerek kendisinin itibarlı , nüfuzlu, saygın bir kişilikte olması yeterlidir.

    2) MUHTARLARIN GENEL İDARE İLE İLİŞKİLERİ

    Tokat merkezden görüştüğüm on muhtara üç soru sordum :

    1. sorum : Belediye başkanlarıyla ne sıklıkta görüşüyorsunuz?

    Bu soruma bir muhtar haftalık görüşüyoruz , bizim işimiz belediyeyle derken ,bir muhtar da belediye başkanları ile yılda bir görüşüyoruz ama oda belediye başkanlarıyla işimiz olursa dedi. Bir muhtar, ise belediye başkanlarıyla hiç görüşmediklerini çünkü randevu vermediğinden şikayet etti. Diğer yedi muhtar ise belediye başkanlarıyla aylık görüştüklerini çünkü işlerini belediye ile ortaklaşa yürüttüğünü beraber çalışmaları gerektiğini belirtti. Bu görüşmelerin içeriğini sorduğumda da : yolların durumu , mahallenin gelişimi gibi konularda bilgi aldıklarını ifade ettiler.

  18. esra

    merhaba arkadaşlar ben esra dinçkal nişanlıyken hamile kaldım sonrada nişanlım beni terketti bende bebeğimi aldırmak istemedim ve şuan 9aylık hamileyim yaklaşık bikaç güne kadar bebeğim doğacak,benim ne ailem nede yakınım var bebeğede bakıcak durumum yok cocuk sahibi olmak isteyen varsa eğer karşılığı olmadan sadece bebeğime bakıcak birini arıyorum anne olmak isteyipte olamayan varsa lütfen bana ulaşsın 0539 489 57 60 esra dinçkal

  19. nuri

    manisa turgutluda zinnuri sansar adında bir üfürükçü hasta insanlara ben seni iyileştiririm diye paralarını alıyor ve onlarla sevişiyor ırzlarına geçiyor böyle insanlara inanmayın paranızı ve namusunuzu kaybetmeyin

Yorum Yaz