15.03.2007

Galeri HTTP Ağlı Sanatları Destekliyor

Galeri HTTP Londra’nın yeni medya ve ağlı sanatlara (“net.art“) adanmış ilk galerisi. Resim gösteren klasik sanat galerilerine veya kavramsal sanat odaklı çağdaş sanat galerilerinden farkları şunlar:

  1. Sanat işlerini hem sanal hem fiziksel olarak sergilemesi.
  2. Kolektif üretime temelden açık olması.

Galeri HTTP şu anda Başkalarıyla Yap (“Do It With Others”) konulu bir etkinlik düzenliyor. Galeride gösterilecek işleri email listesinde herkesle tartışarak karar veriyorlar.

will-n-testament.png

Will-n-testament, Olia Lialina 1998

Temel medyum olarak Internet’i kullanan ağlı sanatlar varolan klasik sanat endüstrisi yapılarına uyum gösteremiyor. Ağlı sanat işleri geliştiren sanatçılar galeri ve müzelerde ya hiç yeralmıyorlar ya da bu sanatsal mekanların işletmecileriyle anlaşmazlık yaşıyorlar. Örneğin Moskova’lı sanatçı Olia Lialina Internet’de dosya yükleme hızını kullanan Will-n-testament işini New York Digital Salon’da gösterirken özellikle Internet’e bağlı tarayıcı penceresi içinde gösterilmesini istemişdi. Ancak küratör işi tam ekran bir resim gibi pojeksiyonda göstermiş ve Lialina bu durumu kendi web sitesinde anlatmıştı.

Bugün Internet dağıtımlı yaratıcılığın (“distributed creativity“) en önemli altyapısını oluşturuyor. Dağıtımlı yaratıcılığın normal yaratcılıktan farkı ne?

  1. Sanat işinin çok kolay ve özgür olarak dağıtılması. Böylece sanatla sadece galeride, müzede, yolda değil günlük bilgi trafiği içinde de karşılaşmak.
  2. Üretim araçlarına ve bilgiye eşit şartlarda erişim. İzleyici/kullanıcı üreticiyle rolleri değiştirebilecek kadar işin içine giriyor.
  3. Santçılar arasında kolay/hızlı/yoğun işbirliği imkanı. Email, RSS ve benzeri araçlarla sürekli bağlı ve haberdar kalmak ve dolayısıyla daha zengin iletişim kurmak.
  4. Sanatçıyla izleyici arasında geçirgen bir sınır oluşması. Üretir üretmez ve hatta üretim aşamasında işi açmak ve paylaşmak.

Etiketler

, , ,

1 Yorum

  1. ali

    Yaratıcılıkla ilgili 4 maddeden 3′ünün kısmen Net’te sunulan geleneksel sanatlar için de geçerli olduğu söylenebilir. Resim yapan biri, bu resmin dijital reprodüksiyonunun binlerce insan tarafından Internet üzerinden görülmesini sağlayabilir; kendi tarzına uygun ressamlarla net üzerinden bir ağ kurabilir ve bu ağı genişletebilir ve izleyici ile arasındaki saydamlığı da kısmen sağlayabilir.

    Oldukça farklı gözüken ise 2. madde, izleyicinin kullanıcıya dönüşüp yaratım sürecinde rol oynaması. Aslında bu, geleneksel sanatların Net’teki sunumunun aksine dijital/online sanatlarda işin sunumunun/reprodüksiyonunun değil bizzat kendisinin izleyiciyle karşı karşıya kalması ve bu sürecin klasik galeri/müzelerdekinin aksine etkileşim derecesinin sınırsız olduğu bir arayüz yoluyla gerçekleşmesi ile bağlantılı. Bu durumda bilgisayarın çok işlevliliği sanat eserine de yansıyor.

    2. madde, ilk başta gözükenden daha karmaşık aslında. Bugün geleneksel malzemelerle çalışan birçok çağdaş sanatçı, işlerinin zanaat kısmını isimsiz ama işini iyi yapan kişilere (bazen şirketlere) veriyorlar. Geleneksel mecralarda dağıtımlı bir durum olmasa da etkileşimli dijital sanatın bundan çok farklı olmadığını düşünüyorum: Sanat dışından bir örnek vermek gerekirse, bugün Windows denince akla Bill Gates geldiği kadar Linux denince de akla Linus Torvalds geliyor, Linux’un geliştirilmesinin herkese açık olması onun bir ana yaratıcısı veya fikir babası olmasını (ve örneğin Ars Electronica’nın ’99 yılında Linux için Golden Nica’yı programcılara paylaştırılması değil Torvalds’a vermesini – ki bu gayet normal) engellemiyor. Bu açıdan sanat izleyicisinin üretici rolüne soyunsa da bunu üstlenemeyeceğini, ya malzeme sağlayıcısı ya da malzemenin ta kendisi olarak kalacağını düşünüyorum; çünkü temel konsept şu ana kadar gördüğüm kadarıyla hep tek merkezden çıkıyor. Kullanıcılar üretim araçlarına, kavramsal çerçevenin sınırlarını geçmeyecek şekilde, önceden belirlenmiş sınırlar içinde ulaşabiliyorlar.

Yorum Yaz