01.08.2007

Dijital İnanç Turizmi

facebook.gif

Facebook profili olmayan var mı? Amerikan üniversite öğrencilerinin (“college kids”) yüzde 80den fazlası Facebook’da. Dünyada ise Amerikan kültürünü tadmış ülkelerin çocukları hızla Facebook klübüne girmeye başladı. Ben de Facebook’dayım. Peki bunun inanç turizmiyle ne alakası var?

Internet’te bir siteye gittiğimizde orayı ziyaret etmiş oluyoruz. Hatta sitenin istatistiklerine bakıp bugün 2500 ziyaretçi geldi diyoruz. Bir ziyaretçi ne zaman turist olur? Şu üç özellik turist ile ziyaretçi arasındaki farkı belirginleştiriyor:

  1. Turistler normalde yaşamadıkları yerleri ziyaretler ederler.
  2. Turistler boş vakitlerinde (genelde tatilde) ziyaret yaparlar.
  3. Turistler gittikleri yerleri gezerken para harcayarak yerel ekonomiye dışardan para getirmiş olurlar.

Bu özelliklere göre düşünün en son ziyaret ettiğiniz siteleri, hangileri turistik?

Facebook gibi bir sosyal ağ sitesini niye ziyaret ediyoruz? Çünkü arkadaşlarımız orda. O zaman Facebook’da yaşıyor muyuz yoksa Facebook’u ziyaret mi ediyoruz? Eğer yaşadığınızı düşünüyorsanız bir vatandaş, yaşamadığınızı düşünüyorsanız bir turistsiniz (yukarıdaki üç farka göre).

Şimdi biraz daha karmaşık bir kavrama giriyorum…

İnanç turizmi dini sebeblerle yapılana deniyor. Örneğin Mekke, Medine, Efes, Meryem Ananın Evi inanç turizminin en önemli merkezleri. Internet’te inandığınız için gittiğiniz bir site var mı?

İnanç dini olmayabilir tabi. Her inanç din değil midir gibi sorular burada giremeyeceğimiz kadar derin. Ancak inanç inançdır. İnanç turizmi bir yeri inancınız için gezdiğinizde gerçekleşir. Facebook’a inananıyor muyuz? Logosuna mı rengine mi? İkisi de değil. Ordaki insanlara mı? Hayır sadece arkadaşlarımıza inanıyoruz. Arkadaşlarına inanmayan var mı?

Eğer Facebook’da yaşamadığınızı, yani vatandaşı olmadığınızı düşünüyor, sadece ziyaret ettiğinizi düşünüyorsanız inanç turizmi yapıyorsunuz.

Etiketler

, , , ,

Geri beslemeler (Trackback)

Trackback Adresi
  1. düğümküme » Blog Archive » Facebook Kaynak Kodu Kırıldı
  2. düğümküme » Blog Archive » Robot Başbakan
  3. düğümküme » Blog Archive » Facebook Sosyetesi
  4. düğümküme » Şu Anda Burada Değilsin: “Yeni Nesil Turizm Acentası”
  5. Düğümküme » Facebook Sosyetesi

18 Yorum

  1. Emre

    Farklı bi bakış açısı=)

  2. semiha

    ning, netlog ve benzeri o kadar şeyin amaçları yakın olsa da tipleri değişik. ning bütünden parçalara giderken, facebook kişilerden gruplara… sevdikleriniz, bağlı bulunduğunuz kişi ve kuruluşlar vsvb. olay tamamen kültürlerin haritasını çıkartmak tabi ki turistlerin işine yarayacak türden :)
    sörfçünün daimi turist olma durumu bir yana, facebook’da yaşamayanlar inanç turizmi yaparken, yöre halkı da imaj turizmi yapıyor. fena bir anlaşma mı?
    inancım için geziyorum diyelim, köklerine inanmak mı, onu aramak mı, arkadaş ziyaretçisi mi, ülkesini arayan turist mi her ne olursa olsun, imajlar arasında dolaşıyorum işte, onlar gerçek insanlar. ben yarıkör vaziyetteyim, bir sürü insan gözümün önünden geçiyor, bir anda karşıma bir tanıdık çıkıyor, sayesinde turist olduğum kentte vatandaşı olduğum bir köyde buluyorum kendimi.
    yan komşudaki partinin katılımcı listesi karşınıza çıkarsa hala turist olduğunuzu iddia edemez, gider kapısını çalar ziyaretçisi olursunuz. derin konular bunlar, inanç turizmi yolcuları burada bir yerde inse iyi olur yoksa onları zorla vatandaş yapacağız:)
    teşekkürler Arikan, altın çağını yaşayan network-tr için güzel referans bir yazı olmuş, umarım devamı gelir.
    sevgiler.

  3. kursat

    dinin sekulerlestigi bati uygarliginda, sekuler olanin kutsallastigini soyler william belk diye bir amca.bu tespit de bana inanmanin insan icin bir ihtiyac, ya da onlenemez bir gudu oldugunu soyler. inanmanin oznesi ne olursa olsun, insan kendine inanacak, ya da kutsallastiracak bir sey bulacaktir. profanin kutsallasmasinin en canli ornegi de turizmdir aslinda, turizm modern insan icin sekuler bir haciliktir. yaptigin facebook okumasi da tam bu dusuncelerin arasina dustu, eyvallah diyorum.

  4. Etkin Çiftçi

    İlginç bir yaklaşım. Olumlu anlamda Aristovari bir okuma yapmışsın burak. kimi zaman böyle çıkarımlar önümüze çok net tablolar koyuyor. Hayat acıdır, biber de öyle. Bu durumda hayat biberdir:)

    Yalnız turist benzetmesini istersen tekrar değerlendirelim. Turistin normalde yaşamadığı yerde, sürekli yaşayan birileri vardır değil mi? Örneğine göre turistin para bıraktığı kişi, ev sahibi yani o coğrafyanın yerlisidir zaten. Facebook’da ise herkes turist, yerli yok. Bu durumada ben Facebook’u inanç turizmine değil de, parti turizmine benzetiyorum. Tıpkı İbiza gibi. Paylaştıkça artan tad..Belki orgy de diyebiliriz buna. Veya domates festivali..

  5. arikan

    @emre teşekküler. umarım biraz olsun farklı yönlerden bakmana sebep olmuşuzdur.

  6. arikan

    @semiha teşekkürler. Düğümküme’de yazılan her yazıda sonradan dönüp bakabileceğimiz bir derste bir sunumda açıp gösterebileceğimiz yazılar yazmaya çalışıyoruz.

  7. arikan

    @kursat katılıyorum inanmak kesinlikle çok doğal insan güdüsü. Ancak bir kere inandım bitti diye bir şey olamaz. Hep inanmak da olamaz. İnsan fiziksel olarak değiştiği gibi inançlarını da yenileyebilir.

  8. arikan

    Bugün Türkiye Cumhuriyeti New York Başkonsolosluğu’na gittim. Her yerde duvarlarda Efes kalıntıları ve eski Roma kolonları posterleri var. Altinda da yatay çoşkulu harflerle “Turkey” yazıyor. Elimde önlü arkalı nüfus cüzdanı fotokopisi, duvarda bu turizm fotoğrafları. Aklımdan geçirdim ben nereliyim, Türkiyeli olmak umrumda mı diye.

  9. arikan

    @etkin sağol yorumun için. “online varlık” ile “fiziksel varlik” arasindaki en büyük farklardan biri “zamanın parçacıklaşması”. Mesela sen fiziksel olarak benim karşımda duruyorsan o zamanın tümünü sana ayırıyorum demektir. Ama Facebook’da sadece arada bir girerek ordaymışız gibi bir his yaratabiliyoruz.

    İkimiz de günde 15 defa girip çıkıyorsak Facebook veritabanına bıraktığımız izler birbirimize orada olduğumuzu az çok haber veriyor. Bir de günde 200 defa giren çıkanlar var, nerdeyse Facebook’lu sayılırlar.

    Aynı okulda kantinde arada bir gördüğün kişileri düşün. Arada bir de olsa sürekli ama farklı zamanlarda gördüğün tanımadığın kişiler bunlar. Zamanla onlarla “aynı okulda bulunduğunu” düşünüyorsun. Yani tekrarlar örüntüleri yaratıyor.

    Zaman online ortamlarda parçacıklaşır. Önümde beş tarayıcı penceresi bir email programı bir RSS okuyucu bir metin editörü iki resim gösterici bir video oynatıcısı açıkken dikkatimi bunlar arasında dolaştırır dururum. Dikkatim nereye yönlenirse zaman oraya eğilir. Önemli olan artık zamanın ölçümüden çok dikkatin ölçümüdür.

  10. ali

    yaşamak (ikamet etmek) < –> turist olmak
    online varlık < –> fiziksel varlık
    bunlar kulağa güzel gelse de bana fazla açıklayıcı olmayan kalıplar gibi geliyor, ikamet etmek ve turist olmanın ayrımı, sözlük anlamını biraz genişlettiğimiz anda keyfi yönlere çekilebiliyor, bazen karşıtlıklar ile çelişikler birbiri ile karışabiliyor. “online varlık” terimi ise artık her yerde kullanılıyor olsa da kurgubilimsel/şiirsel geliyor bana, sonuçta online olmak veya olmamak sadece iletişimimizi ne yoldan yaptığımızla ilgili bir durum, ortada ontolojik bir sorun yok, dikkatin paçalanması da her türlü iletişimde mümkün değil mi? biriyle fiziksel olarak karşılıklı otururken sürekli başka insanlarla telefonda konuşuyorsam, arada bir de önümdeki insana göz kırpıyorsam hangi dikkatin parçalanmasından söz edebiliriz? acaba varlık/yokluğu, turizmi, inancı işin içine karıştırmadan sadece senkron iletişim < –> asenkron iletişim ve bunların yapıları ve frekanslarından söz etmek tüm bu olguları açıklayamaz mı?

  11. Etkin Çiftçi

    @ali, açıklayabilir. Hatta güzel örnekler de vermişsin. Bence de mesela bu kadar karmaşık değil. Hatta sırf bu yüzden bilimum senaryoya dağıtıp adına omlet, domates festivali veya inanç turizmi demek çok kolay.

  12. Honor Gunday

    Burning Man, Rio’da Carnaval, New Orleans’da Mardi Gras, Cengelkoy’de Denizden Hac cikarma seremonisi gibi “event”leri de eklemek lazim bu listeye sanirim. Her sene belki ayni insanlar katilmiyor bu eventlere, ama her seneki deneyim asagi yukari ayni. Bu da enteresan birsey. Insanlar farkli (veya ayni olan insan sayisi az), zaman farkli, ama deneyim asagi yukari ayni. Rio Carnaval’ina bir sene arayla katilmis olan 2 kisi birbirinin resimlerine baktiklarinda ve birbirlerinin ne zaman gittigini bilmedikleri takdirde, ayni Carnaval’da olduklarini dusunerek yanilma ihtimalleri bence yuksektir mesela. Mekan ve eszamanlilik algisi sanirim daha cok gorsel bir fonksiyon, iletisimsel degil. Social Networklerde de interaction olmasa bile, zamanlar ayni olmasa bile, ayni mekanda oldugunu hissediyor insan…

  13. arikan

    “ikamet etmek ve turist olmanın ayrımı, sözlük anlamını biraz genişlettiğimiz anda keyfi yönlere çekilebiliyor”

    @Ali bunu açar mısın biraz, “turist olmak” ile “ikamet etmek” aynı şeydir mi demek istiyorsun?

    “dikkatin paçalanması da her türlü iletişimde mümkün değil mi?”

    Bu yazıda bahsettiğim dikkatin parçacıklaşmasını tekrar açıklamaya çalışayım.

    Bılgisayar ortamında ben yaklaşık 10-20 pencere idare ediyorum ve bunlardan sadece bir veya ikisine aynı anda dikkatimi verebiliyorum. Bu pencereler arasında çok kısa aralıklarla gidip gelerek bir çok işi bir arada yürütüyorum. Bu pencerelerin hepsi bizim dikkatimizi çekmek için tasarlanmış, yani karşımda görüyosam o pencere aktif.

    Fiziksel ortamda duran bir insanın dikkatini en çok diğer insanlar ve hareket eden nesneler çekiyordur herhalde. Evde tek başına hareketsiz oturan bir insanın aktif bir şekilde dikkatini çekecek bir şey neredeyse yok diyebiliriz. Ancak Beyoğlu’nun ortasında duran bir insanın dikkatini ordan geçen bütün insanlar, ve olan biten hareketler çekiyordur. Beyoğlu’ndan geçen her insanı tanıdığınızı düşünün, her biri size el sallıyor, bir şey söylüyor… Bilgisayar ortamında bu kadar olmasa da buna benzer bir karmaşayı yönetiyoruz.

    Dikkatin parçacıklaşması ile paramparça olduk değil dikkat hala bütün ama daha granüler demek istiyorum.

  14. arikan

    “sadece senkron iletişim < –> asenkron iletişim ve bunların yapıları ve frekanslarından söz etmek tüm bu olguları açıklayamaz mı?”

    Tabii ki senkron asenkron açıklamalardan bir tanesi. Ancak olayı sistem seviyesinde bırakmayıp daha yukarda bir tekno-kültürel eleştiri peşindeyim bu yazıda. Burada Facebook gibi sosyal ağ sitelerine async gidenlerin dijital inanç turizmi yaptığını söylüyorum, eğer async ziyaretlerin frekansı artmış ise Facebook vatandaşı olmuş olabilirsiniz.

    Bence bu iddaların daha da ilginç olanı ve tartışılması gerken kısımı turist veya vatandaş olmayı kimsenin dayatmıyor olması. En azından dayatmıyor gözüküyor olması…

  15. Honor Gunday

    en son yazdigin sey esasinda, benim Rio Carnaval goruntuleri olayini da acikliyor. ordaki carnaval deneyimini daha cok insanlar yaratiyor, asagi yukari ayni kiyafeti giymis insanlar, asagi yukari ayni mekanda olduklari zaman bir “rio carnaval’” yaratilabilir yani; cunku insanin dikkatini ceken sey daha cok obur insanlar (senin teorine gore). oyle degil mi?

    benim sosyal ag’larda dikkatimi ceken sey.. zurna.com’da ozellikle (bu siteyi yonettigim icin biliyorum), insanlari en cok ceken sey, insan fotograflari. en cok tiki onlar aliyor, yazilari okumuyorlar bile nerdeyse.

    insanlarin peki dikkatini insanlardan sonra en cok ne cekiyor? hareket mi? isik mi? parlayan seyler mi?

  16. ali

    @arikan, “turist olmak” ile “ikamet etmek” arasında bir ayrım var elbette ama fiziksel olmayan ziyaretlerin, bu iki şekilde kategorize edilmesinin ve “turist olmak” ile “ikamet etmek” terimlerinin tüm ‘ziyaretleri’ kapsayıcı olarak kullanılmasının (“X, ya ikamettir ya da turizmdir” şeklinde) yanıltıcı olabileceğini düşünüyorum.

  17. ali

    başka bir deyişle, edebi bir metafordan farklı gelmiyor bunlar bana, ikna olamadım kısaca..:)

  18. ali

    @arikan, parçacıklaşma konusundaki açıklaman için teşekkürler.
    bundan yola çıkarak “online varlık”-”fiziksel varlık” karşıtlığı yaratmak günümüz için ne kadar geçerli? cep telefonlarının artık internet’e bağlı birer bilgisayar-kamera haline gelmesiyle, ‘cellspace’ (data ile doldurulmuş fiziksel mekan) veya genişletilmiş gerçeklik (‘augmented reality’) konularını da hesaba katmamız bu ikiliğin doyurucu bir model olmadığı konusunda bir örnek olabilir belki..

Yorum Yaz