21.04.2008

Click: Sadece Bir Başka Sergileme Deneyi mi?

picture-17Daha önceden Twitter ile deneyler yapan, YouTube’da video yarışması düzenleyen ve Facebook’ta bir uygulama geliştiren Brooklyn Müzesi, bu sefer de küratörlüğünü Internet kullanıcılarının yapacağı Click isimli bir fotoğraf sergisi düzenliyor. Bu sergiye katılacak işlerin seçim sürecinde herkes jüri olabiliyor. Alışageldiğimiz web2.0 uygulamalarında kullanılan oylama sisteminden farklı olarak, oy verenlerin kendi sanat tecrübe ve bilgilerini tanımlamaları isteniyor, değerlendirme yapılırken bunlar dikkate alınıyor. Kullanıcının bilgi seviyesini tanımlamak için işaretleyebileceği seçenekler var.

Kullanıcının Bilgisi:

  • YOK. Sanat hakkında fazla bir şey bilmediğimi düşünüyorum, ama ender olarak müze veya galerileri ziyaret ettiğim oluyor.
  • BİRAZ. Sanat eğitimi almadım ama genel anlamda sanat konusunda bilgi sahibiyim. Arada sırada müze ve galerilere gidiyorum.
  • FENA DEĞİL. Birkaç sanat/sanat tarihi dersi aldım ve/veya kendi imkanlarımla çalıştım. Müze ve galerilere sıkça gidiyorum.
  • ORTALAMA ÜSTÜ. Sanat/sanat tarihi konusunda birçok ders aldım; müze ve galerilere sık sık gidiyorum.
  • UZMAN. Bu konuda geniş bilgi sahibiyim. Sanatla ilgili bir işim ve/veya ileri seviyede bir diplomam var.

Buna ek olarak kullanıcılara coğrafi konumları da soruluyor, bunun nedeni fotoğraf sergisinin yerel tarafı.

Bu çok demokratik gözükmese de, her zaman ortak paydayı ön plana çıkaran ve bu şekilde popüler olmanın ötesinde bir şey söyleyemeyen web uygulamaları için bir yenilik olarak görülebilir. Elbette herkes kendi kendini puanlandırdığı için ne kadar güvenilir bir sistem olduğu tartışılır ama belki bu yönü bile, otoriter bir tavır takınmadan belli bir hiyerarşi yaratabilmesi ile kendi başına bir yenilik sayılabilir.

İlgili Düğümküme Yazıları:

Etiketler

, , , , , , , , , ,

Geri beslemeler (Trackback)

Trackback Adresi
  1. düğümküme » Mimar Sinan’da Güncel Sanat Tartışmaları
  2. düğümküme » Yeni Medya mı İşlemsel Sanat mı Kime Ne?
  3. Düğümküme » Dersimiz Güncel Sanat

13 Yorum

  1. arikan

    Bu toplu küratörlük sonucunda ortaya ne çıkıyor? Sergi nasıl düzenleniyor? Normal / tekil küratörlükte olduğundan farklı ne deneyimliyoruz sergiyi gezerken?

  2. ali

    aklıma gelen bir sonuç olarak, küratörün kişiselliğinin veya sanat görüşünün ön plana çıkması engelleniyor olabilir.. belki genel anlamda bir “sanat dünyası görüşleri karması” ile beslenen bi sergi izlemiş oluyoruz. bunun bir önemi var mı emin değilim, bir de tabii bunu “tekil küratörlükte” (bu terimi sevdim) de yapmak olası. bunun yanında böyle bir sergi düzenlenmesi küratörlüğün yaratıcı bir süreç olmadığı tezine mi dayanıyor, yoksa toplu yaratıcılığa mı imkan sağlıyor; böyle bir tartışma açmak da mümkün.

  3. arikan

    “sanat dünyası görüşleri karması” ile beslenen bi sergi izlemiş oluyoruz

    Sergi’de bazı işler gösteriliyor bazıları gösterilmiyor mu? Yoksa tüm oylanmaya koyulan işler gösteriliyor da farklı mı dizilmiş? Farklı dizilmişse, nasıl farklı? Nasıl bir birinden ayrılıyor? Mesela az sanat eğitimlilerin oy verdikleri koridorda, sanattan anlayanların oy verdikleri merkez salonda mı gösteriliyor?

    Küratörlük latincede “curare” yani daha da temelde “cure” kelimesinden gelir. Yani tam Türkçesi herhalde “bakan”, “bakıcı”, veya “iyileştirici” olmalı. Bu haliyle küratörlükte yapılan eylem “bakarak iyileştirmek“. Yani sadece toplamak, bir araya getirmek, düzenlemek etmek değil, hasta bakmak veya çocuk büyütmek gibi. Tabii ki yaratıcı, belki daha çok meta-yaratıcı bir eylem, ancak yaratıcılığından çok “bakarak iyileştiriciliği” baskın bence.

    Peki neyi bakarak iyileştiriyor? Sanat işlerini mi, sanatçıyı mı, ziyaretçileri mi, kavramları mı?

  4. ali

    küratörlüğün klasik anlamına gönderme yapmışsın, “müze yöneticisi” anlamına, müzedeki eserlerin korunmasından ve bakımından sorumlu kişi.. bu anlamda, “bakıcı” derken mecazi bir anlam veya benzetme yok, gerçekten de eserlerin bakımını yapan kişi anlamı var.. bugün ise çağdaş sanat bağlamında bu terim bakıcı anlamından kopmuş durumda. “global sanat turizmi” (bunu yazarken aklıma “kültür ve turizm bakanlığı” geldi) ile bağlantılı olarak özellikle kalıcı eserlerden çok bienal tarzı bir etkinlik için geçici olarak kurulmuş/yerleştirilmiş, insanın tam anlamıyla tecrübe etmesi için mekanda bulunmasını gerekli kılan işlerin yaygınlaşması ile küratörlerin de rolleri değişti, daha doğrusu bu isimde başka bir meslek çıktı. dolayısıyla klasik anlama gönderme yapmamız yararlı mı bilmiyorum.

    baştaki sorulara gelince, bildiğim kadarıyla sadece kişilerin değişik bilgi seviyesi ve coğrafi konumlarına göre oy katsayıları değişiyor ve sergilenecek olan eserler buna göre seçiliyor. ancak bu konuda ayrıntılı bir bilgiye rastlamadım, web sitelerinde yazdıkları kadar biliyorum.

  5. arikan

    Ortam değişmiş olsa da Küratörlük aynı “bakarak iyileştirmek” işini yapıyor bence. Bu etimolojik anlamı üzerinde dururken tabii ki müze müdürünü değil dediğin gibi bienalli global sanat turzimini düşünüyordum. O yüzden sorum küratörün “neyi bakıp iyileştridiği” üzerine odaklandı.

    Deneyim yaratmak bilginin alınır satılır mala dönüşmesine karşı bir küratörlük staratejisi mi?

  6. ali

    enstalasyon ilk zamanlarında sanatın alınıp satılmasına karşı direnen bir sanat pratiği iken 1960-70′lerde arazi sanatı olarak gördüğümüz işlerin 80′lerde ticarileşmesi ve galerilere girmesi, 90′larda da iyice yaygınlaşması ile böyle bir şey kalmadı. bunun sebeplerinden biri olarak çağdaş sanatın kitle kültürü ile arasına koyduğu mesafe olarak görülebilir. insanların televizyondan, dergilerden veya internet’ten görmekle kalmayıp işin olduğu fiziksel mekana gitmesini sağlamak da buna uygun bir strateji diyebiliriz. yine buna bağlı olarak, orada bulunma gereksiniminin küresel sanat aleminin önemli insanlarının bir araya gelmesi için bir vesile olduğunu da eklemek mümkün. bu şekilde de “göçebe küratör” modeli ortaya çıkmış oluyor. aslında click sergisine daha geniş bir açıdan bakarsak, dağıtık bir düzenin gezgin bir tekillik yerine önerildiğini de çıkarabiliriz.

  7. arikan

    “click sergisine daha geniş bir açıdan bakarsak, dağıtık bir düzenin gezgin bir tekillik yerine önerildiğini de çıkarabiliriz.”

    Bienal bienal gezen küratörlük –tekniği– katılımcılarla gelişmiş mi olmuş oluyor diyorsun?

  8. ali

    sadece “statik+tekil” –> “dinamik+tekil” –> “dağıtık” şeklinde tarihsel bir geçiş mi ima ediliyor acaba diyorum..

  9. .-_-.

    arikan: “Küratörlük latincede “curare” yani daha da temelde “cure” kelimesinden gelir. Yani tam Türkçesi herhalde “bakan”, “bakıcı”, veya “iyileştirici” olmalı. Bu haliyle küratörlükte yapılan eylem “bakarak iyileştirmek“. Yani sadece toplamak, bir araya getirmek, düzenlemek etmek değil, hasta bakmak veya çocuk büyütmek gibi. Tabii ki yaratıcı, belki daha çok meta-yaratıcı bir eylem, ancak yaratıcılığından çok “bakarak iyileştiriciliği” baskın bence.

    Peki neyi bakarak iyileştiriyor? Sanat işlerini mi, sanatçıyı mı, ziyaretçileri mi, kavramları mı?”

    ali’nin de buna cevap oalrak yazdığı gibi, küratör kelimesi “korumak” “muhafaza” etmek gibi bir anlamıyla eskiden muzelerin koleksiyonlarının başındak kişiler için kullanılıyordu. Kelime çevirisiyle bir anlamda “müze bekçisi” gibi bir anlama geliyor. Yaptıkları şey ise koleksiyonların oluşturulması, korunması vs gibi bir şey. Yani “küratörlük” “müzecilik”e ait bir kavram. örneğin ideal bir müzenin idari ve küratöryel ekiplerinin ayrı olması gerekiyor. Bugün güncel sanatta kullandığımız anlami ile müzelerde, galerilerde, bağımsız mekanlarda ve diğer büyük sergi organizasyonlarında serginin kavramsal çerçevesini belirleyen, yapıtlari seçen veya sanatçıları davet eden, neyin nerede nasil hangi ilişkiler içerisinde sergileneceğini kurgulayan kişi. küratörlük son zamanlarda sahip olduğu iktidar yüzünden çok tartışılan hatta tukaka edilen bir kavram olmakla beraber bir serginin üreteceği anlam (kuracağı cümle), bütünlüğü, mekan ve islerin konumlarinin seçimi, sergi ile ilgili metinlerin oluşturulması gibi konularda temel belirleyici olduğundan önemli bir birikim gerektiriyor. özellikle son 60 yılda diyelim sanatın gidişatına yol veren , yeni sergi anlayışları, tartışma konuları açan ve küratörleriyle anılan çok önemli sergiler yapıldı. İyi bir sergiyi de bir panayırdan veya daha iyi ihtimalle bir “okul sergisi”nden ayıran küratöryel beceridir. Bir serginin elbette kuracagi bir soylem, bir duruşu olmalıdır. Bu da kolektif bir sekilde üretilen bir sergi olacaksa mutlaka bu ekip içerisinde bir iletişim ve geri besleme olmalıdır. Aksi halde ortaya çıkacak şey süprizdir. Bu acidan baktigimizda “click” yeni olmamakla birlikte bir sergileme onerisi olarak dusunulebilir. Apexart’ in “The Most Curatorial Biennial of the Universe” ü de bu bağlamda düşünülebilir. http://www.apexart.org/exhibitions/mostbiennial.htm

    Bugün çeşitli küratörlük pratikleri bulunuyor. Bazi küratörleri göstermek istedikleri işleri bir araya getirip, bazen bunlara bir üst başlık bile bulmadan sergileyebiliyorken, bazi küratörler sergi hazirlamaya kullanacakları mekan üzerinden veya kurmak üstedikleri cümle üzerinden düşünmeye başlıyorlar. bir küratör için riskli bir yol olsa da daha önceki işlerini bildikleri bazı sanatçıları bu sergiler için işler üretmek için çağırabiliyorlar. Daha açık modeller tercih edenler de var. Fakat hepsinin gözetmesi gereken yapıtların birbirleri ve mekan ile gireceği ilişki. iki yapıt bir mekanda yan yana gelirse küratör istese de istemese de buradan iki yapıtın tekil anlamlarinin üzerinde üçüncü bir anlam çıkacaktır. Bu anlamın tesadüfi, olması yerine kurgulanması da küratörün işi. Küratörler ile ilgili duyduğum en büyük şikayet ellerindeki iktidar üzerine. Genellikle sergiye alınmayan sanatçıardan geliyor bu şikayetler. Fakat şu var; sen bu sergiye girmek istiyorsan, küratöre güvendiğin, sergilerini, yaptığı işlileri sevdiğin için girmek istemelisin. küratör seni seçmeyince de önceden senin için iyi olan bir küratör artik kötü olamaz. ya sanatçının yaptığı işler küratör ün sanat anlayışına uymuyordur, ya da sen onun kriterlerine göre iyi bir sanatçı değilsindir. bir küraör bir kurumun başındaysa veya bir sergiyi yapmak için davet ediliyorsa da bu o kurumun veya sergiyi düzenleyen kuruluşun sanat anlayışına uygun olduğu için oradadır. yani formul basit, problemleştirilen iktidar küratörün değil, kurumun, bu kurumlarin alternatifleri de bugun insiyatifler. _ 1-bir kurum bir küratör ile çalışıyorsa bu o kurumun sanat görüşünü ve duruşunu yansıtır(malıdır). 2-bir küratör bir sanatçıyı sergisine alıyorsa o küratörün sanat anlayışına uyan bir sanatçıdır ve yapıtı da o küratöre göre iyi biri yapıt veya serginin kurgusunda önemi olan bir yapıttır.bir sanatçı bir küratörün bir yerde yapacağı bir sergisine katılmak istiyorsa kurumun ve küratörü duruşlarını onaylıyor olmalıdır ki, yapıtının kuratorun sececegi diger isler ve mekan ile girecegi iliski sonucunda ortaya cikacak anlamı bir anlamda kontrol edebilsin, yani kendisi için süpriz olmasın. Vasıf Kortun’un güzel bir saptaması vardı. Türkiye’deki günümüz sanatçılarının büyük bir çoğunluğunu “yes generation artist” olarak tanımlıyordu. Yani tek amaçlarının bir sergiye katılmak olduğunu ve hangi şartlarda hangi işlerle ve sanatçılarla yan yana olmalarının onlar için önemli olmadığını söylüyordu. Böyle bir sanatçının da duruşu ve yapıtları arasındaki bütünlük sağlam olmadığından bazı küratörlerin seçimleri içerisinde yer alamamaları doğaldır.

  10. Dara Kılıçoğlu

    “Bu çok demokratik gözükmese de, her zaman ortak paydayı ön plana çıkaran ve bu şekilde popüler olmanın ötesinde bir şey söyleyemeyen web uygulamaları için bir yenilik olarak görülebilir.”

    Konu sanat-sepet olunca demokrasi ne kadar gerekli olur ben hic emin olamiyorum. Sanatin cok ama cok kisisel bir deneyim oldugunu dusunuyorum. Kendim ile sanat arasina baska seyler karistirmak istemedigim gibi sanat standartlari gerekli mi emin olamiyorum. Ama sonuc olarak yazinin basliginda da Ali’nin degindigi gibi bunu bir sergileme bicimi olarak dusundugumde bunun yeni birsey olmadigini goruyorum. Billboard Top 100 listelerinin hazirlanma bicimine benziyor bu surec. Toplayarak degil dislayarak sanat beni nedense hep daha cok heyecanlandirmistir. Herseyin sanat oldugu, sanatin anlaminin her gecen gun degiserek ve artarak cogaldigi bugunlerde kuratorlerden daha fazla hicbir seye ihtiyac duymuyorum.

  11. .-_-.

    dara: “Toplayarak degil dislayarak sanat beni nedense hep daha cok heyecanlandirmistir”

    dara ya katiliyorum. bu cesit bir sergileme “icleyerek dislama” aslinda…

    dan cameraon ile tezim icin bir röportaj yapmıştım 8. bienal sirasinda. yeni kuratorlerin internetteki “arama motorlari” olacagini soylemisti. bunca cok sanatci ve yapit varken etrafta, kuratorun bir cok sey arasindan bir seyleri cekerek sana gosteren birisi oldugunu dusundugumuzde artik bir “bilgi coplugu” oldugu soylenen internette google in yaptigi sey ile farkini tartisabiliriz.

  12. arikan

    Küratörlük insanlara aradıkları bilgileri gösteren bir iş değil bunu atlamayalım. Tam tersi aramayı bırak farkıdna olmadıkları kavramlarla tanıştırır insanları.

    Küratörlük hakkında yorumlarınızı şu yazıya gönderin isterseniz, daha derli toplu olur
    http://www.dugumkume.org/msu-no9-turkiyede-yeni-kuratorluk-yaklasimlari-ve-arastirmalari/

  13. arikan

    Ali’nin amatör profesyonel küratörlükle ilgili paylaştığı bir bağlantı
    http://www.artfagcity.com/2007/10/29/art-curating-on-the-internet-meets-mediocrity/

Yorum Yaz