‘sergi’ Arşivi

Burak Arikan | July 2nd, 2009

İstanbul-Off-Spaces Bağımsız Sanat Mekan ve Grupları Diyaloğu

Yarın akşam Berlin Kunstraum Kreuzberg/Bethanien’de İstanbul-Off-Spaces sergisi açılıyor. İstanbul’dan bağımsız sanat girişimlerinin ortak bir sergisi ve pratiklerin tartışıldığı bir panel olacak. Ben Başak Şenova’nın daveti üzerine MYPOCKET projesiyle katılıyorum. Katılan grupların isimleri ve sitelerine bağlantlar şöyle:

Resmi duyuru:

İstanbul-Off-Spaces
Bağımsız Sanat Mekan ve Grupları Diyaloğu
Sergi ve etkinlikler

Açılış: 3 Temmuz 2009, Cuma, 19:00
Sergi süresi: 4. Temmuz – 16. Ağustos 2009

Kunstraum Kreuzberg/Bethanien’de gerçekleştirilecek sergi ve etkinlikler projesi İstanbul-Off-Spaces ile, birkaç yıldır gelişen bir olguya, İstanbul’da sayıları giderek artan ve önem kazanmaya başlayan, ticari olmayan bağımsız proje ve sanat mekanlarına, dikkat çekmek istiyoruz.

Etkinliğin amacı, İstanbul’daki projeler ve çalışanları ile diyaloğa girmek ve Berlin’de, kendilerini ifade edebilecekleri bir platform sunmaktır.

İstanbul’daki sanat mekanları, sivil toplum diskurlarının önemli alanlarını oluşturuyorlar. Gerek giderek yoğunlaşan uluslararasılaşma, gerekse artan bağımsızlık ve özgüven sayesinde, mekanlar, yayınevleri, dergiler ve çağdaş güzel sanatların aktörleri, İstanbul’daki toplumsal ve politik tartışmaların öne çıkan öğeleri haline geldiler.
Sergideki sanatsal çalışmalar ve dokümantasyonların yanısıra, özellikle söyleşiler ve konferanslarla da İstanbul’daki kültür politikalarının aktörlerinin mercek altına alması amaçlanıyor. Gazete formatında çıkarılan yüksek tirajlı bir yayın sergiyi duyuracak, aynı zamanda sürekli dönüşen ve giderek gelişen sözkonusu bu kültürel olguya görsellik kazandıracaktır.

Stéphane Bauer und Sencer Vardarman

Katılan Gruplar
5533, Apartman Projesi, Artık Mekan, atılkunst, daralan, Hafriyat-Karaköy, Kurye, Masa Projesi, Nomad & Upgrade!İstanbul, Oda Projesi, xurban_collective

Burak Arikan | June 30th, 2009

Anan Açık Kaynaklı – Shane Hope

Shane-Hope-hyperneckerdeathcube-2009

Biyoteknolojist sanatçı Shane Hope’un “Your Mom is Open Source” başlıklı solo sergisi New York’da Winkleman Galerisi‘nde açıldı. Sergi Hope’un “Moleküler Model Baskılar” (”Mol Mods”) ve “Bir-Çocuk-derle” dediği serilerden çizimler içeriyor.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan | April 24th, 2009

Suriye Pasajında Gayri Maddi Emek ve Sanat

suriye-pasaji-tartisma-can

Suriye Pasajı’nda yapılmakta olan Göreli Konumlar ve Kanaatler sergisi dahilinde sunumlar ve konuşmalar yapılıyor. İlki geçen cumartesi yapılan tartışmada Borga Kantürk, Merve Şendil, ve Caner Aslan (yukarıdaki fotoğrafta) sanat üretiminde medyum konusuna odaklandılar. Yarın yapılacak tartışma ağlı bağlı internetli hayatımızı da göz önüne alarak günümüz sanatı ve kültürel üretiminde gayri maddi emek ve kimlik üzerine yoğunlaşacak.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan | April 18th, 2009

Göreli Konumlar ve Kanaatler Sergisi Konuşmaları

suriye-pasaji-sergi-davet

Suriye Pasajı’nda. Göreli Konumlar ve Kanaatler sergisi dahilinde gerçekleşen konuşmalarının ilk bölümü yarın başlıyor. Program aşağıdadır.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Koray Löker | March 24th, 2009

24 Mart Ada Lovelace Günü Kutlu Olsun!

24 Mart günü tüm dünyada ama özellikle blogosferde Lovelace kontesi, Augusta Ada King’in onuruna Ada Lovelace günü olarak kutlanıyor. Bu gün sayesinde kadınların teknolojiye erişimini sergileyen ve teşvik eden yazılar, kutlamalar örgütlenerek teknoloji alanında cinsiyetçi bir tablonun önüne geçilmeye çalışılıyor.
Ada Lovelace
Siyasette temsiliyet için kota, iş olanaklarında eşitlik için pozitif ayrımcılık gibi önlemler gerektiren cinsiyetçilik konusunda, teknoloji dünyasında düşünülen çözümlerden biri de bu kutlama olmuş.

Organizasyonu düzenleyenler, kadınların, erkeklere göre hemcinslerinin başarılarından ve rol modellerinden daha çok etkilenebildikleri sonucunu gösteren bir psikoloji araştırmasından yola çıkmışlar. Böylece her 24 Mart Ada Lovelace gününde, teknolojiyle ilişkili sektörlerde başarılı olan kadınların öyküleri anlatılarak daha çok kadının “erkek işi” deyip geçmek yerine kendine güvenmesi hedefleniyor.

Ada’nın hikayesi

1815 yılında Londra’da doğan Ada Lovelace 19. yüzyılın ortalarında yaptığı çalışmaları nedeniyle, bugün dünyanın ilk programcısı olarak kabul ediliyor. O günlerde dokuma için kullanılan bir analitik hesap makinesini geliştiren Babbage ve makineye dair çalışmalar yayınlayan İtalyan matematikçi Menabrea’nın yazılarını İngilizce’ye çeviren Ada, çevirilerine ek olarak, tartışmaya konu olan yöntemleri geliştirerek makine ile Bernoulli sayılarını hesaplamayı başarıyor.

Buna ek olarak, makinenin gerçek sınırlarını başarıyla öngörerek, bilgisayarların hesaplanabilir yöntemlerle müzik bestelemek için kullanılabileceğini 1850′lerde iddia etmiş bir kuramcı olarak da hatırlanıyor.

Teknoloji dünyasında kadınlar

Bugün, http://findingada.com adresinden tanıtılan Ada Lovelace Günü kampanyasıyla ilgili haberler, twitter‘dan da takip edilebiliyor.

Binbeşyüzden fazla blog yazarı, kutlamalara katılarak kadınların teknoloji alanında var olmalarını özendirmeyi, kutlamayı planlıyor. Biz de kutlamalara aynı şekilde katılmak için listeye kimleri ekleyebiliriz?

Benim, özellikle Ada Gününe daha yakışır şekilde programcılık alanından vermek istediğim örnekler var.

Tam iki yıl önce, görev aldığım bir özgür yazılım projesinin ürünü olan Pardus‘un, kız çocuklar için pozitif ayrımcılık olanağı sağlamayı hedefleyen bir projeye nasıl güç verdiğini anlatan bir yazı yazmıştım.

LinuxChix.org

İki yıl sonrayrı bir topluluk çalışması yürütüldüğüne tanık olmasak da, Türkiye’deki özgür yazılım ekosisteminde de artık seslerini yükselten ve varlıklarını duyuran kadın programcıların sayısının arttığını görebiliyoruz… Pınar Yanardağ, Seval Ünver gibi insanlar çoğalıyorlar.

Dünya ölçeğinde baktığımızda, özgür yazılım dünyasındaki kadınların sekiz yıldır örgütlendiği ve Ada Günü ile paralel amaçlarla çalışmalar yürüttüğü bir topluluk göze çarpıyor: Linuxchix.

Örnekler çoğaltılabilir, belki böylece bilgisayara ürkek şekilde bakan, teknolojiye erkek kardeşinden fırsat bulup erişmekte geç kalmış tüm kız çocukları ilham alabilecekleri “ablaları” ile tanışıp bir adım daha atarlar… Çünkü bugün 24 Mart, yaşasın Ada Lovelace günü!

Ali Miharbi | June 29th, 2008

Kutsal Ateş: Sayısal Zamanların Sanatı

shulginchernyshev_com_pr

Geçtiğimiz Nisan ayında Brüksel’de yapılan Kutsal Ateş (”Holy Fire”) sergisi işlemsel ve ağlı sanat çevrelerinde büyük tartışmalara yol açtı. Küratörlüğünü Yves Bernard ve Domenico Quaranta‘nın yaptığı sergi “yeni medya sanatı” denilen şeyin “zamanımızın sanatı”ndan başka bir şey olmadığı, ve yazılım/donanım kullanarak günümüz hakkında konuşan işlerin maddiyat-dışılık iddialarına rağmen sanat pazarına çoktan girmiş olduğunu öneriyordu.

coverweb1IMAL‘de yapılan Kutsal Ateş sergisi yazılım-donanım-ağ teknolojileri ile üretilmiş ve sadece daha önce alınıp-satılmış eserler içeriyordu. Sanatçılar arasında, çoğu bir zamanlar bu sanat endüstrisinin dışında çalışmış gözüken Alexei Shulgin, Vuc Cosic, JODI, 0100101110101101.org, Olia Lialina, Mark Napier gibi isimleri görebiliyoruz. Sergi hem sanat pazarında yeralan bu sanatçıların işlerini bir araya getirmesiyle hem de bunları “yeni medya sanatı” diye ifade etmesiyle büyük tartışmalara yol açtı. Daha sergi açılmadan Rhizome.org forumlarında “Sanatın Yeniden Maddeleştirilmesi” (”The Rematerialization of Art”) başlığı altında bir tartışma açıldı. Bir başka tartışma da Patrick Lichty’nin blog yazısı, “yeni medya” teriminin neden hala kullanılıyor olduğu üzerine yaptığı ayrıntılı eleştiri üzerine başladı. Internet sanatçısı ve eleştirmen Tom Moody hem kendi blogunda yazarak hem Rhizome yorumlarına katılarak ortamı hareketlendirdi. Bu tür sanat eserlerinin maddesizleşmesi / tekrardan maddileşmesi tartışmaların odak noktasıydı.

Kutsal Ateş sergisiyle küratörler şu üç savı iddia ettiler:

Zamanımızın sanatı
Kutsal Ateş sergisindeki işler “yeni medya sanatı” değil, basitçe bu yaşadığımız zamanın sanatıdır. Bu işler kurumsal veya ticari kimliklerden kendini ayıran, hayali kimlikler yaratan, yazılımları ve oyunları kendine uyduran, online ve offline toplulukların içine sızan, varolan araçları altüst eden veya kendininkini yaratan, işlemselliğin ve bilişimin estetitiğini araştıran; özetle bu yaşadığımız dünya hakkında konuşan sanat yapmak için bilgisayar yazılımları ve donanımları kullanan işlerdir.

Koleksiyonluk sanat işleri
Kutsal Ateş muhtemelen hali hazırda sanat pazarında bulunmuş sadece koleksiyonluk yeni medya sanatı gösteren ilk sergi. Kutsal Ateş çağdaş teknolojilerle yapılmış ve koleksiyonluk günümüz sanat işlerini sunar.

Yeni bir ekonomi
Sanat pazarı yeni medya sanatçıları için yeni gelir kaynakları öneriyor. Şu zamana kadar bu kaynaklar devletten ve kurumlardan verilen komisyonlarla sınırlı olmuştur. Bir sanat pazarı sanatçılar ve sanat tüketicileri arasındaki doğrudan ilişkilerle yeni bir ekonomi geliştirilmesini sağlar; sanatçının sosyal rolünü ve kitlesel tüketim için üretilmiş dijital ürünlerden başka şeylere bakan kişileri onaylar.


Reface [Portrait Sequencer], Golan Levin ve Zachary Lieberman, 2006

Rhizome forumundaki Kutsal Ateş tartışmasının sonunda internet sanatı gibi maddeleşemeyen işleri de almak isteyen koleksiyoncu Jeremy Levine Internet sanatı toplarken şu kurallara uymayı teklif etti:

Teklif 1: Internet sanatına “sahip olmak” barındırma sorumluluğu getirir. Internet’te bir internet sanat işine sahip olmak patronluk yapmak olur.

Teklif 2: Koleksiyon “ya yay ya öl” ilkesine dayanmalı. Koleksiyoncu işi immaterial yapma işlemine dahil olmalı.

Teklif 3: Internet sanatı sahibi olmak korumak, emülasyonunu yapmak, ve dökümante etmek anlamına gelir.

Bu son madde özellikle önemli, çünkü daha önce bu yorumlarda bahsi geçtiği gibi bugünün teknolojisyle üretilmiş bir iş yarının teknolojisiyle çalışmayabilir. Bunun en iyi örneği eski bilgisayar oyunları. Çoğu bugün çalışmıyor, ancak bazılarını –Atari, Amiga, vb.– özel geliştirilen emülatörler sayesine bugün de aynı kailtede çalıştırabiliyoruz.


Psych|OS, UBERMORGEN, 2006

Internet’de radikal sistemler geliştiren ve aktivist etkinlikler yapan sanat kolektifi UBERMORGEN sergiye Psych|OS serisiyle katıldı. Psych|OS Hans Bernhard’ın 2002 yılında 10 yıllık internet ve teknolojik aktivizm mücadelesinden sonra sayısal ağların beynindeki biyolojik ağlara verdiği etki sonucu yattığı akıl hatenesindeki günlerini belgeliyor. Serginin küratörü Domenico Quaranta Psych|OS hakkında yazmıştı 2006 yılında yayınlanan bir katalog için.


Dimension (With Elements of Web 2.0), Olia LIALINA ve Dragan ESPENSCHIED, 2006

Rhizome forumunda bu tür yeni medya sanatı galeride gösterilir mi, niye gösterilmeli soruları etrafında dönen tartışmada önemli bir çözülme sergiye katılan sanatçılardan Olia Lialina kendi beyanından bir parçayı yazdığında yaşandı:

“Geçmişte sanatçı olarak insanlarla sadece kendi kişisel bilgisyarları önünden iletişim kurmak anlamlıydı, bugün kolayca galeri ziyaretçileriyle iletişim kurmayı düşünebiliyorum çünkü çoğunlukla daha yeni bilgisayarlarının başından kalkıp galeriye gelmiş olacaklar. Fikirleri şakaları anlamak için medyum hakkında yeterli deneyim ve anlayışa sahipler, ve işlerden keyif alıp satın alabilirler.”

mattes_monument
Project for the fake Nike Monument in Karlsplatz, Eva ve Franco MATTES aka 0100101110101101.ORG, 2003-2004

Eva ve Franco MATTES ikilisinin işlerinde mottosu “minimum emekle en büyük görünürlük”. Yukarıda görülen Nikeground projesi bu niyetini açıkça ortaya koyuyor. Bu işte görülebilecek kapitalizm karşıtlığı sanatçıların duruşundan kaynaklanıyor. Aynı duruş “AdWords Happening” (2002) işiyle Christophe Bruno’da ve Ticari Protesto işiyle Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV’de de görülüyor.

Şu anda Internet’le bağlanmış, küresel politik stratejilerle örülmüş, bilişim sistemleriyle denetlenen bu sayısal zamanlarda geçerli yaratıcı ifade artık sadece resim, fotoğraf, video, heykel gibi statik medya türleriyle ve bu medyalar üzerinden geliştirilen stratejilerle değil, Kutsal Ateş sergisinde örneklerini gördüğümüz sanatçıların kullandıkları dinamik sistemler ve uyguladıkları yeni stratejilerle gerçekleştirliyor. Kutsal Ateş sergisi sayısal veya değil eğer bu sanatçıların stratejilerini ortaya koyuyursa, bu günümüz sanatını ve kültürünü anlamak adına bir gelişmedir.

* Tepedeki görsel Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV, “Ticari Protesto”, 2007

* Bu yazı Ali Miharbi ve Burak Arıkan tarafından beraber yazılmıştır.