‘görsel’ Arşivi

Ali Miharbi | June 7th, 2009

20 Yıl Sonra Tankların Önündeki Adam

Geçen gün Michael Mandiberg, Tiananmen Meydanı’nda 1989′da yapılan, 4 Haziran Olayı olarak da bilinen olaylı protesto gösterilerin 20. yılı anısına, dört yıl önce gerçekleştirdiği bir projenin detaylarını yayımladı. Hem genel olarak kopyalarla ilgilenmesi nedeniyle, hem de dünyada Çin dışında çok iyi tanınan, İnternet’te dolaşan çeşitli varyasyonları (1, 2, 3, 4) ile popülerliğini kaybetmeyen ancak Çin’de hem geleneksel medya hem de Google gibi şirketlerin de katkıda bulunduğu İnternet sansürü nedeniyle fazla bilinmeyen ve yayımlanması yasak olan bir fotoğrafın kopyasını Çin’deki kopya resim ve reprodüksiyon atölyelerinde yaptırıp yaptıramayacağına dair bir deney yapma motivasyonu ile bu tarihsel olayın anısını tekrar canlandırdı. Her bir resim, şirketler ile yapılan yazışmalardan yapılan alıntılar ile adlandırılmış.

3590757935_bcbc19e3d4
Tiananmen Meydanı: Adam ve beyaz lamba resmedilecek mi, edilmeyecek mi?

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan | March 23rd, 2009

Uydudan İncirlik

İncirlik Hava Üssü Avrupa’da en fazla nükleer silah barındıran yer. ABD İncirlik’de 90 nükleer silah tutuyor, 40 tanesini Türkiye kullanma hakkına sahip (bkz: Nükleer Saadet Zinciri). Toplumdan soyutlanmış bu gerçekliğin aynı derecede soyut uydu fotoğraflarını toparladım.

Ayrıca şu tartışmadan iki İncirlik malzemesi daha çıktı, yazıya ekledim.

Büyük görmek için üzerine tık.

incirlik-2

incirlik-3

incirlik-4

incirlik-7

incirlik-8

incirlik-1

incirlik-5

incirlik-5

incirlik-ussu-turkiye-abd-power-outage-afg
“Power Outage” grafiiği İncirlik Air Base websitesinden alınımştır.

incirlik-ussu-plan
Pilotlar için hazırlanmış İncirlik Üssü uçuş şeması. PDF olarak indir (250KB).

Ali Miharbi | February 9th, 2009

Alaska’yı Seviyorum

4 Ağustos 2006′da 650.000 AOL kullanıcısının arama motoruna yaptığı girdiler bir hata sonucu Internet’te bir metin dosyası olarak, AOL durumu farkedene kadar üç gün boyunca herkesin görebileceği şekilde erişime açılmış, gizlilik hakkı konusunun yanısıra ortaya çıkan kimisi korkutucu denilebilecek bilgiler nedeniyle de oldukça tartışılmıştı. Bu metin dosyası, kullanıcıların üç aylık arama verisini içeriyordu.

Lernert Engelberts & Sander Plug, 711391 no.lu AOL kullanıcısının hikayesini anlatan, I Love Alaska isminde, kısa bölümlerden oluşan bir film çektiler. Houston-Texas’ta yaşayan, gününü TV ve bilgisayar başında geçiren orta yaşlı dindar bir kadın olduğunu anladığımız kullanıcı #711391, özellikle duygularını, fikirlerini, isteklerini arama motoruna yazması veya arama yaparken özel yaşamına dair imalarda bulunmasıyla istemeden oldukça kişisel bir hikaye oluşturmuş. Bölümler Vimeo’dan izlenebiliyor.

Dara Klolu | November 26th, 2008

Göz Var, Nizam Var

Az önce bir kelimeyi doğru kullanıp kullanmadığımı öğrenmek için Türk Dil Kurumu sitesine girdim. Tarayıcıma yazdığım adres şu idi: http://tdk.gov.tr. ‘Enter’ tuşladıktan sonra açılan sayfa bir süre geçince kendi kendini tekrar yükledi ve URL aşağıdaki gibi değişiverdi:

http://tdk.gov.tr/TR/Default.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE

URL’yi incelemekten kendimi alamadım. İlk dikkatimi çeken şey şifrelenmis hash fonksiyonlarını andıran, tam 48 karakterlik ‘F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF07B4BDB15D6B60D5‘ kısım. Ürkütücü! Bunun hemen öncesinde ise ne gerek var dedirten bir ‘/TR‘ alt dizini. Bu Türkiye’nin ‘TR’ si mi yoksa? İsmi değiştirilmeye tenezzül edilmemiş ‘Default.aspx‘ sayfamız da var. Türk Dil Kurumu’nun sitesinde bunları görmekten hiç hoşlanmıyoruz. Ödediğimiz vergiler ile bu işleri birilerine yaptırıyorlar. Anlaşılan şu ki o insanlar da bu işlerden hiç ama hiç anlamıyorlar.

Şu basitlikte olmalıydı:

Ana sayfa
http://tdk.gov.tr

Arama sayfası
http://tdk.gov.tr/arama

Bir sözlük içerisinde arama sayfası (ör: lehçe sözlüğünde arama)
http://tdk.gov.tr/lehce/arama

Aşağıdaki gibi şifrelenmiş, göze hoş gelmeyen ve hatırlanması imkansız URL’ler devlete ait bir sitede özellikle TDK sitesinde kesinlikle olmamalıydı.

TDK’nın sitesinde arama sayfası URLsi şu an böyle görünüyor:
http://tdk.org.tr/TR/arama.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFE01F2BBF1267DE02

Biz Türkler geleneksel olarak tasarım kültürü nedir bilmeyiz. Yeni bir işe girişirken eğer bir işin bütçesi yüksek gelirse ilk tasarım kalemlerini çıkartır atarız (eğer var ise.) Biraz daha derin düşününce göz var, nizam var diye düşünerek kestirip de atamıyorum çünkü artık tasarım problemlerinin yanına bir de bilgi mimarisi tasarımı problemleri ekleniyor. Daha soyut tasarımlara ihtiyaç duymaya başlıyoruz. Bu alanlardaki açığını kapatamayan Türkiye’yi yakında insan hayatına kast edebilecek daha ciddi tasarım problemleri bekliyor.

Ali Miharbi | November 20th, 2008

Open Sound Control ile Processing – Pure Data Haberleşmesi

Yeni Formlar: Reaktif Müzik yazısında konu Pure Data‘dan (PD) açılmışken, işlemsel ses ve müzik konusunda oldukça kuvvetli olan bu gerçek-zamanlı grafiksel programlama ortamını, şahsen grafik ve video işleme konusunda daha doğrudan kontrol sağladığını düşündüğüm Processing ile haberleştirmenin ve bu iki alemin güçlerini birleştirmenin yolunu gösteren bir yazı yazmaya karar verdim. Burada vereceğim örneği elbette sadece Processing veya sadece Pure Data (pd-extended paketinin içinde gelen veya PD’ye ayrıca ekleyebileceğiniz OSCx ve GEM kütüphanelerini kullanmak suretiyle) ile yapmak da mümkün ama daha karmaşık uygulamalar için (mesela ağ üzerinden, değişik platformlarda yazılmış programların entegrasyonu) bir örnek olma amacı taşıyor.

Hem PD hem de Processing (Python, Ruby, Java, Microsoft.Net, vvvvMaxMSPLiveAPI, OSCulator vb. sayısız ortam gibi) Open Sound Control – OSC protokolünü destekliyor. OSC, bilgisayarlar, synthesizer’lar ve bilimum çeşit multimedya cihazını birbirine bağlamayı kolaylaştırmak için geliştirilmiş, modern ağ teknolojileri ile hatasız, birlikte çalışan, esnek sistemler kurmak için birebir bir protokol. Bunun yanında ağlar üzerinde çalıştığı icin MIDI’nin sunamadığı yeni türden etkileşimlere de (İnternet üzerinden gerçek-zamanlı etkileşim, değişik veri tiplerini ve donanımları birbirine bağlamak gibi) imkan sağlıyor. 

İşin Processing ayağından başlayalım:

Önce oscP5 kütüphanesini indirmek gerekiyor. Normalde yapılanın aksine, sıkıştırılmış dosyaları açtıktan sonra libraries klasörüne değil, sketches klasörü içine atıyoruz. Bu kütüphane birçok örnekle gelse de, buradaki amacımız için aşağıdaki gibi sade bir kod yazabiliriz:

import oscP5.*;
import netP5.*;

OscP5 oscP5;
NetAddress myRemoteLocation;

void setup() {
  size(400,200);
  frameRate(25);
  stroke(255);
  oscP5 = new OscP5(this,12000);
  myRemoteLocation = new NetAddress("127.0.0.1",9999);
}

void draw() {
  background(0);
}

void mouseDragged() {
  line(mouseX, 0, mouseX, height);

  OscMessage msg1 = new OscMessage("/msg1");
  OscMessage msg2 = new OscMessage("/msg2");

  msg1.add(map(mouseX, 0, width, 69, 100));
  msg2.add(50);

  oscP5.send(msg2, myRemoteLocation);
  oscP5.send(msg1, myRemoteLocation);
}

 

 

 

 

void mouseReleased(){
  OscMessage msg2 = new OscMessage("/msg2");
  msg2.add(0);
  oscP5.send(msg2, myRemoteLocation);
}

Bu örnek tek bilgisayarda lokal olarak çalışıyor ama IP adresini değiştirerek ağ üzerinde çalışır hale getirmek de olası. Burada 9999 numaralı porta iki mesaj yolluyoruz. Birincisi mouse’un x koordinatını okuyarak 69 ile 100 arasında bir değer ile eşleştiriyor. Daha sonra PD, bu değerleri MIDI girişi olarak alıp frekansa çevirecek.

Bu program çalışırken PD’yi açıp oynamaya başlayabiliriz. Herşeyin düzgün çalışabilmesi için PD_extended–>Preferences–>Startup içinde “oscx”in olması gerekiyor. Pure Data ile haşır neşir olmamış ama bu vesileyle girişmeye niyetlenmiş olan varsa buradan ve buradan başlayabilirler. Temel nesneler dışında dumpOSC ve OSCroute nesnelerini kullanıyoruz ve 9999 no’lu portu dinleyip Processing’den gelen mouse değerine göre frekansı değişen bir kosinüs dalgası yaratıyoruz:

PD kodunu da aşağıya ekleyip ilk eğitsel-öğretsel yazımı burada noktalıyorum:

Diğer yönde, PD’den Processing’e mesaj göndererek, Processing ekranına daire veya kare çizdiren örnek kod:

Düğümküme’de yayımlanan ilgili yazılar:

Ali Miharbi | May 14th, 2008

Robert Rauschenberg (1925-2008)

1950 ve 60′ların en önemli sanatçılarından; Marcel Duchamp, Kurt Schwitters, Joseph Cornell’in mirasçısı ve Amerikan pop sanatının öncülerinden Robert Rauschenberg 12 Mayıs gecesi öldü.

Rauschenberg, resim, heykel, performans, baskı, fotoğraf yanında daha çok ‘kombine’ işleriyle tanınmıştı. Jasper Johns ile beraber yaptıkları soyut dışavurumculuktan pop sanatına geçiş olarak görülen işlere Neo-Dada tabiri yakıştırılmış, geleneksel sanat formlarının dışına çıkmak isteyen sanatçılara ve kavramsal sanat, pop sanatı, süreç sanatı, happening’lerin ortaya çıkmasında ilham kaynağı olmuştu. 1953′te bir Willem de Kooning resmini silerek sergilemesi; 1961 yılında, Galerie Iris Clert tarafından galerinin sahibi Clert’i betimlesi için birçok sanatçı ile beraber davet edildiğinde galeriye “Bu, eğer ben öyle diyorsam, Iris Clert’in bir portresidir” yazılı bir telgraf göndermekle yetinmesi; eserlerinde araba lastiği, tenis topu, bisiklet lastiği, doldurulmuş keçi, tuval üzerine doldurulmuş kartal gibi malzemeler kullanması bu tarihsel geçişin habercileri olarak görülebilir.

1966′da, Billy Klüver ve Rauschenberg sanatçılar ve mühendisler arasında işbirliği ortamı sağlaması amacıyla E.A.T.’yi (Experiments in Art and Technology) kurmuşlar ve yine o zamanlar aralarında doldurulması gereken bir boşluk gördükleri sanat ve günlük yaşamı yakınlaştırmak için performanslar yapmışlardı.

İlgili Düğümküme Yazıları:

Burak Arikan | April 22nd, 2008

Türkiye’de İşkencenin Stratejik Haritası İnternet’te Yayınlanıyor

iskence-harita

Modern hayatta işkence itiraf almak amacıyla sorgulamada kullanılıyor. İşkence tarihinde ceza olarak kullanıldığını biliyoruz ancak günümüzde sorgulamalarda kullanılan işkence evrensel olarak bir insan hakları ihlalidir. Türkiye’de hala işkence yapanların geçmişi Soğuk Savaş döneminde Türkiye’de hortlayan hem devletten hem askeriyeden “bağımsız güvenlik güçleri”nin CIA’den öğrendiklerine dayanıyor olabilir (bkz kontrgerilla el kitabı). Günümüzde işkenceyi kim kime dayattı, kimlerin emriyle yapılıyor bu çok karmaşık bir mesele, karmaşık çünkü normalde takip edemiyeceğimiz ağlı bağlı zincirleme ilişkilere dayanıyor. Bu ilişkiler zincirini görebilmek için önce bu bilgilere, sonra da bir haritaya ihtiyacımız var.

Helsinki Yurttaşlar Derneği (hYd) ve İnsan Hakları Gündemi Derneği (İHGD)‘nin ortak projesi “Hak Mücadelesinde Haritalama Yöntemi” Türkiye’de işkencenin stratejik haritasını çıkardı.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Ali Miharbi | April 21st, 2008

Demo Kültürü ve Plazma

2003 yılında Kiasma‘da demoskene.katastro.fi isimli bir sergide Commodore 64′ler, Amiga’lar, Atari’ler ve PDA’ler üzerinde çeşit çeşit demonun sergilendiğini görünce oldukça şaşırmıştım. 1980 ve 90′ların donanımlarıyla yapılmış bu demo ve intro’lar, sadece günümüzün medya sanatının şekillenmesinde etkili olmakla kalmamış, aynı zamanda da bugünün bilişim endüstrisindeki birçok insanın da yetişmesini sağlayan kültürel bir fenomen haline gelmişti. Yakın zamanda da öğrendim ki demoscene alt kültürü bugün de Breakpoint ve Assembly gibi dev parti organizasyonlarını düzenli olarak sürdürebilecek kadar yaygın. Bu çevrenin Türkiye’deki durumunu merak edenlerin demoscene kültürünün yanısıra yazılım, donanım ve sanatsal konulara da eğilen “Amatör Bilgisayar Kültürü Dergisi” Plazma’dan bilgi edinmeleri mümkün: http://www.plazma-dergi.org

Ali Miharbi | January 25th, 2008

Cepler Sonuna Kadar Açık

mypocket-graph.png

Burak Arıkan’ın Turbulence tarafından desteklenen, finans ağları, kendi günlük yaşamı ve bilgisayar ağlarını buluşturduğu yeni projesi MYPOCKET yayımlandı. MYPOCKET, finansal kayıtların bir yandan bizim için mahrem bilgiler olmasını, diğer yandan da çeşitli kuruluşlarca pazarlama verisi toplamak amacıyla veya finansal anlamda güvenilirliğimizin analiz edilmesi için kullanılmasını birer çıkış noktası olarak almış. Burak, son iki yıldır elektronik olarak kayıtlara geçen ne kadar finansal bilgi varsa bunları toplayan, arşivleyen ve gelecekteki harcamaları analiz eden, başka bir deyişle ağda yaşayan ve geleceği öngören bir yazılım geliştirmiş. Bu analizler bir yandan gelecekteki harcamalar hakkında tahminler yürütürken, diğer yandan da bu analizlerin değerlendirilmesi yoluyla sanatçının yaşamına etki ederek gelecekteki harcama alışkanlıklarında da değişiklikler yaratabiliyor, böylelikle iki yönlü bir etkileşim sunuyor.

 

interfaces.jpg

 

MYPOCKET, günümüzün tekno-kültürel ortamından esinlenerek, kendisini 3 değişik arayüz üzerinden gösteriyor:

 

  1. Banka İşlemleri RSS beslemesi: Internet’te en yaygın kullanılan RSS haber yayımlama formatı binlerce kaynaktan sürekli akan bir bilgi seline bağlanmamızı sağlar. MYPOCKET Burak’ın günlük alışverişlerine RSS okuyucunuzdan tıpkı haberleri takip ettiğiniz gibi takip edebilmenize imkan veriyor. Böylece erişilebilirliği arttırarak açıklığın altını çiziyor.
  2. Banka İşlemleri Ağı: Bir sonraki alışverişleri tahmin etmek için iki yıllık alışverişlerin birbirleriyle olan ilişkisine bakılıyor. Ortak alışveriş kategorileri, ortak haftanın günü ve aynı haftası gibi noktalardan kurulan ilişkiler zaman içinde gelişiyor. Banka İşlemleri Ağı ile bu dinamik ilişkilerin tümüne bir anda, yani henüz işlenmemiş bir mantık örgüsüne bakıyoruz.
  3. Tahmin Edilmiş Nesneler: Kasıtlı bir analiz sonucunda gelecekte olacağı tahmin edilen bir olayın gerçekleştikten sonraki fiziksel kanıtları. Yaşamın yan ürünleri. MYPOCKET projesinde Burak banka kartıyla yaptığı alışverişlerin fişlerini saklıyor, ve tahmin edilenleri “tahmin edilmiştir” diye işaretliyor. Bu fişler hem yapılan alışverişin bilgilerini içerdiği için hem de varlıkları önceden bilinmiş oldukları için birer eşsiz nesne oluyor.

 

Burada ilginç bulduğum noktalardan biri, daha önce pek çok sanatçının kullanmış olduğu gözetlenme olgusunun özel bir alanına, finansal verilere bakması. Özellikle 11 Eylül’den sonra Batı’da artan güvenlik önlemlerinin özgürlükleri kısıtlamasına dikkat çeken birçok sanatçı bunu vurgulamak için çeşitli yöntemler kullanmışlardı. Bunlardan en can alıcısı Hasan Elahi‘nin FBI’a vermesi gereken raporu canlı bir GPS verisi izleme projesi haline getirmesi idi. Bu projede ise takip edilme ne üstten gelen bir otoritenin güvenliği artırma amacıyla ne de bunu yayarak eğlence haline getirmekle ilgili. Burada söz konusu olan, bankalar tarafından zaten sürekli olarak takip edilen harcamalarımız. İlk bakışta sadece birer veri akışından ibaret, amacı ne yeryüzündeki koordinatlarımızı vermek ne de nasıl bir insan olduğumuzu belirlemek. Ancak bu veriler yeterince toplandığı ve istisnasız olarak her harcama bir veri akışıyla Internet’ten yayımlandığı zaman bunun aslında mahrem bir bilgi olduğunu ve bankalarda toplanma amacının çok ötesinde kullanılabileceğini daha iyi görebiliyoruz.

 

mypocket-graph-2.jpg

Banka işlemlerinin birbirleriyle kurdukları ilişkilerin görsellemesi. İki işlem arasında bağlantı oluşması için ya aynı kategoride olmaları, ya haftanın aynı gününde gerçekleşmiş olmaları, ya da ayın aynı haftasında gerçekleşmiş olmaları gerekiyor. Çizgi kalınlıkları bağlantının iki ucundaki harcamaların toplamını gösteriyor.

 

Diğer bir can alıcı nokta da, bu verilerle yapılan tahminler ve sanatçı-yazılım arasındaki iki yönlü adaptasyon. Popüler kültürde de BBG gibi TV programlarında gözetlenmenin insanlar üzerindeki yapaylaştırıcı etkisini, hayatı izlenen televizyondan izlenen kişinin gerçek hayatı ile rol oynama eyleminin iç içe girdiğini görmüştük. Burada, içinde rol oynanan kontrollü bir ortamdan söz edemesek de ve yayımlanan veri yaşamın sadece kısıtlı bir alanına dahil olsa da, bu aslında yaşamın kolaylıkla sayısallaştırabilir bir kesiti üzerinde yoğunlaşmamızı ve etkilerini daha ayrıntılı bir şekilde görmemizi sağlıyor. TV sinyalleri yerine Internet üzerinden banka ve kredi kartı işlemlerini RSS akışları bize bilgileri anında ulaştırırken, Internet’in etkileşimli yapısına da uygun olarak bu akışın tek yönlü olmadığının bilinci ile geleceğe dair tahminler de veriyor, bugün Amazon benzeri birçok alışveriş sitesinde bize yapılan “Daha önce şu ürünü almışsınız, o halde bu ürünü de beğenebilirsiniz” tarzında tavsiyeler veya kredi kartı şirketlerinin yaptıkları puanlandırmalar gibi… Bu tahminlerin, insan davranışının karmaşası nedeniyle ne kadarının sonucu etkilemeden nesnel olarak dışarıdan yapıldığı; ne kadarının, parçacık fiziğinde ölçüm eyleminin ölçülen ile aynı ölçekte gerçekleşmesi nedeniyle ölçüm sonucunu etkilemesine benzer şekilde, sanatçının finansal kaderini önceden çizdiği meçhul. Burak, belki de işin bu yönüne vurgu yapmak, halkayı tamamlamak için doğru tahmin edilen harcamaların fişlerini işaretleyerek tüm bu fiziksel-ağlı-işlemsel performansın yanında, henüz oluşmamış olan nesnelerin adeta anılarını önceden oluşturup, sonradan gerçekleştikleri takdirde onları da birer hazıryapım nesne (veya tahmin edilmiş nesne) olarak işin içine katıyor. Böylece gelecek sadece tahmin edilmiş değil, aynı zamanda da maddeleştirilmiş oluyor; bu da insanların alışveriş alışkanlıklarının izlenmesi yoluyla yapılan tahminlerin doğrudan ekonomik değeri olduğu bu zamanları gayet iyi yansıtıyor.

 

Proje adresi: http://transition.turbulence.org/Works/mypocket

 

Burak Arikan | January 6th, 2008

İki Yansıtma, Biri Ters

coryarcangel-upsidedown

coryarcangel-upsidedown2

Two Keystoned Projectors (one upside down), Cory Arcangel

Bugün pek çok dijital sanat işi, sunumlar, gösterimler, ve performanslar projeksiyon ile bir yüzeye yansıtılır. Projeksiyon bu çağın en önemli ifade gösterme aracı. Ağlı sanatlar (net.art) ortamlarından tanıdığımız sanatçı Cory Arcangel “Two Keystoned Projectors (one upside down)” isimli projeksiyon kurulumuyla bu duruma bir eleştiri getiriyor. Proje şu anda Cenevre’de Guy Bartschi galerisinde sergileniyor.