04.05.2011

İnternet Sansürü ve Toplum Baskısı #22Agustos

Yeni İnternet sansür yasa taslağına göre internet servis sağlayıcılar, farklı erişim yetkilerine sahip dört kullanıcı profiline göre hizmet sunmakla yükümlendiriliyor:

  • Aile profili: Aile salonu
  • Çocuk profili: Kreş
  • Yurtiçi internet profili: Milli maç tribünü
  • Standart profil: Çıplaklar plajı

Ahmet: “Ne var ki bunda? İsteyene seçenek sunuluyor. İstemezsen kullanmazsın, standart profilden bağlanırsın.”
Mehmet: “Bu seçenekler hali hazırda mevcut, niye devlet dayatıyor? İstemezsen yazmazsın adresi, girmezsin.”

Yeni Adab-ı Muaşeret

Böyle bir taslağın malum sonucu, tepeden aşağı şu yasak olacak demek değil belki. Fakat toplumda muhafazakarlık eğilimi var, böyle bir sistemi ortaya koyunca o eğilim daha da uyanmaz mı? Bizim insanımız şuna bakmaz genellemeleri olmaz mı bu işin sonu? Muhafazakarlık iyice yayılıp kendi gibi olmayan kafaları kendine benzetmeye çalışmaz mı?

Toplumu kontrol etmenin en etkili yolu toplumu topluma kontrol ettirmek. Yeni adab-ı muaşerete uymazsan barınamazsın, itilirsin, kakılırsın, dışlanırsın. Örnek: Sanat Galerisine İçki Baskını

Bir de şöyle bir madde var, kara-beyaz listelerin hangi süreçle oluşturulduğu belirsiz olacak, açıklanması yasak diyor, vahim:

İşletmeciler, Kurum tarafından gönderilen verileri üçüncü şahıslarla paylaşmamakla ve bu verileri kullanmaya yönelik mekanizmaların gizliliğini sağlamakla yükümlüdürler.

Belgenin aslını şurada okuyabilirsiniz: İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı

Serdar Kuzuloğlu güzel yazmış, ona da bakın: Sansür ayıbına dair #22agustos

 


 

08.04.2010

Kendi Kendinin Efendisi


2005 Ekim ayında Londra’da TATE Sanat Müzesi’nde yapılan “Open Congress” sempozyumunda Tiziana TerranovaKendi Kendini Düzenleme ve Bilgi: Açık Pratiklerin Çevirisi” (“Self-organization and knowledge: the translation of open practices”) başlıklı bir konuşma yaptı. Burada yazacaklarım zamanında bu konuşmadan aldığım notlar ve alıntılardan oluşuyor. Open Congress kitabı ayrıca Node.London’dan yayınlandı. Videonun bir kısmı archive.org’dan indirilebilir.

Bilgi nasıl oluşur?

Modern zamanlarda bilgi, post-modern zamanlarda bilgi, ve günümüzde bilgi nasıl üretiliyor:

1. Modern zamanların mimarlarından Foucault’a göre bilgi zamanla daha iyi olmak yerine zamanla çökerir, sismik hareketlere, zelzelelere, jeolojik değişimlere maruz kalır, afetler geçirir, zamanla radikal değişime uğrar. Bilgi doğru ile yanlış arasındaki farktan ortaya çıkar.

2. Post-modern teorinin kurucularından Lyotard’a göre bilgi çıktının optimizasyonudur, çıktının maksimizasyonudur, önemli olan prosedürlerdir, işlemlerdir. Bilgi doğru ve yanlış arasındaki git gelde verimlilik ve verimsizlik farkından ortaya çıkar.

3. Bugünkü ağlı bağlı internetli ortamın temel kuramcılarından Manuel Castells’e göre hız herşeyi harmanlar, doğrusal girdi ve çıktı yoktur, türbülans vardır, ağlı kurum vardır, önyükleme (“preload”), esneklik, yeniden birleştirme, taşınabilme (“port”) vardır. Kendi kendini düzenleme modu, önyükleme kapasitesi, büyümeye dayanıklılık, modellerin ve diyagramların birbirine taşınması, port edilmesi –yazılım üretiminden kültürel üretime– vardır. Doğru ve yanlış daima bir türbülansın içindedir.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

28.02.2010

Sivil Toplum Ağları


Sivil toplum kuruluşlarının (STK) nasıl çalıştığını bir diyagram olarak çizdiğimizde genelde çok merkezli bir ağ yapısı görürüz. Sivil toplum alanında çalışanlar aynı kuruma dahil olmadan ya da aynı yerde bulunmadan ama birbirleriyle ilişki içinde çalışarak bütünsel işler çıkarabiliyorlar. Bu ilişkiler beraber kampanya yapma, savunuculuk (“advocacy”), raporlama, lobi yapma, gösteri yapma, hukuksal danışmanlık, kapasite geliştirme, fonlama gibi etkinliklerden oluşuyor. Hiyerarşik bir toplum düzeni içinde hak savunuculuğu böyle ağ yapısında bir örgütlenme ile mümkün olabiliyor.

Bir yıldır farklı sivil toplum kuruluşlarıyla ağ haritalama atölyeleri yapıyoruz. Atölyelerde çıkan diyagramları yüksek çözünürlüklü taramalar, fotoğraflar, video anlatımlar, ve bilgisayar kodu / verisi olarak arşivliyoruz. Bu çalışmalardan çıkan işlerden 3 tanesine burada sivil toplum ağlarına örnek olarak bakabiliriz.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

and 15.02.2010

TV’ye Karşı Video Sanatı, Internet’e Karşı Ağlı Sanat – I

Richard Serra, Television Delivers People (1973) Ramsay Stirling, Internet Delivers People (2008)
Video sanatını harekete geçiren, ilk dönem video sanatçılarını birleştiren ortak nokta, televizyon eleştirisi idi. 1967′de Sony Portapak‘ın piyasaya çıkması ile artık herkesin TV setlerinde kendi kaydettikleri görüntüleri izleyip gösterebiliyor olması, TV’nin demokratikleşmesi ve kurumsal otoritesinin zayıflatılması yönünde bir umut yaratmıştı. Zamanla bu eleştirinin televizyonun kendisi tarafından benimsenmesi, televizyona referans veren televizyon programlarının yaygınlaşmasının da etkisiyle video sanatçılarının kullandığı yöntemler ve kendi kendine atıf stratejisi etkisini yitirmiş, medya sanatı doğrudan TV eleştirisinden çok TV kültürü ile bağlantılı konulara yönelmişti.

30 yıl sonra İnternet, ilk dönemlerinde merkezi iletişimin parçalanması, imgelerin kolayca oluşturulması, kopyalanarak iletilmesi ve etkileşimlerin esnek hale gelmesi sanatçıların ilham kaynağı olurken, aynı zamanda önceki ortamların başına gelen ticarileşme ve merkezileşme eğilimi ile tedirginlik yaratıyordu. İnternet sanatının ortaya çıkmasından olgunluğa ulaşması arasında geçen zaman video sanatına göre çok daha kısa sürdü.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

11.02.2010

Kültürel ve Biyolojik Salgınlar Arasındaki Fark

Politik ideolojiler, dini inançlar, kültler, popüler kültür, konuşma dili, sosyal eğilimler, moda, yeni teknolojik ürünler gibi birçok olgunun çıktığı veya değişikliğe uğradığı andan itibaren toplumda yayılması sık sık hastalıkların yayılmasına benzetilir. Bilgisayar ağlarında da virüs ve solucan (worm) tabirleri biyolojik analojiden yola çıkar. Ancak bu analojiler tamamıyla paralellik göstermedikleri için bazen yanıltıcı olabiliyor, o yüzden bu farklılıklara kısaca değinmek istedim. Sosyal yenilikler ile hastalıkların yayılması ilk başta basitçe ağ üzerinde yayılmadan ibaret görünse de aslında işin içine insan psikolojisi girdiği için oldukça farklı dinamiklere sahip.

Hastalıklarda, hastalığı taşıyan biri ile her temasa geçiş, önceki temaslardan bağımsız olarak, değişmeyen bir bulaşma olasılığına sahip. Matematiksel olarak ifade edersek, taşıyıcı ile her karşılaşma bağımsız bir olay; her temas ayrı bir zar atışı gibi. Taşıyıcı ile temas sayısı arttıkça hastalığın bulaşma olasılığı %100′e yaklaşıyor. Hastalığın bulaşma olasığının enfeksiyon ile temas sayısı arasındaki ilişkiyi gösteren grafik şöyle:

Bu yazının geri kalanını okuyun »

11.09.2009

Tarayıcı Sanatının Dünü, Bugünü

Sanatçılar daha WWW’in ilk yıllarında web sitelerinin kodlarını veya görünümlerini dönüştüren ve Web’de değişik bir gezinme deneyimi yaratan yazılımlar tasarlayıp bunları birer ifade aracı olarak kullanmaya başlamışlardı. Tarayıcı sanatı (browser art) olarak anılan, sanat kurumlarınca genelde yazılım sanatı, ağ sanatı gibi kategorilerin altında yer verilen, 2000′li yılların başından sonra yavaş yavaş unutulmaya başlayan bu ifade biçimi son yıllarda kendini Firefox eklentileri olarak tekrardan göstermeye başladı.

iod-webstalker

I/O/D, "Web Stalker"

Bu yazının geri kalanını okuyun »

14.08.2009

3 FriendFeed Bir Toyotasa, 120 Toyotosa Bir Facebook Ediyor

friendfeed-toyotasa-facebookToyotasa 130 milyon dolar ediyor Sabancı Holding Toyotasa hisselerinin %65 ini 85 milyon dolara sattığında. Bu bir araba satıcısı…  arbalar, dağıtım ağı, pazarlamacılar, yan sanayii, reklamlar, halka ilişkiler, marka konumlandırmaları…

FriendFeed 50 milyon dolara satıldı Facebook’a önceki gün. Bu bir bağlantı paylaşım ve tartışma sitesi, bir RSS kafe… üç beş düğme, arkadaşlar, karşılıklı yorumlar, RSS kaynakları, çeşitli Javascript’tler, ve bunları barındıran sunuculardan oluşuyor.

Facebook 15 Milyar dolar etti bir kısım hisseleri Microsoft tarafından alındıktan sonra iki yıl önce. Bu bir sosyal ağ servisi… arkadaş profilleri, çeşitli düğmeler, haber paylaşım, fotoğraf etiketleme vb. sosyal etkileşim araçlarından oluşuyor.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

12.08.2009

Önce Şok Edildi Sonra Sömürüldü


shock-doctrineBir ekonomik kriz, bir askeri darbe, bir terörist saldırı, veya bir doğal afet olduğunda toplumsal seviyede bir şaşkınlık yaşanır. Bu şaşkınlık kolayca sömürülebilir, çünkü tüm algımız açılmıştır, bir çocuk gibi savunmasız hale geliriz diyor Naomi Klein “The Shock Doctrine” (2007) kitabında. Naomi Klein CIA sorgulamalarında işkence için kullanılan “şok tedavisi” yönteminin nasıl toplumsal boyutta uygulandığını anlatıyor. Kitabın tanıtım videosu aşağıda. Ayrıca buradan, buradan veya buradan da seyredebilirsiniz. Bu yazı yine Düğümküme taslakları arasında bir yıl kadar unutulmuş, daha fazla bekletmeden olduğu gibi veriyorum. Kitaptan bir kaç not video altında.


Bu yazının geri kalanını okuyun »

11.08.2009

Gelişmiş Görüntülü Garanti Teknolojisi

dezenformasyon

Kısa, olumsuz bir eleştiri ve düzeltme yapmak istiyorum.

Garanti bankasının websitesinden: “3G (burada görünmeyen bir virgül var) Gelişmiş Görüntülü Garanti Teknolojisi demek” diyor ve devam ediyor: “Siz de hemen wap.garanti.com.tr’yi ziyaret edin, bankacılıkta 3G farkını hissedin…”

Çoğumuzun da bildiği gibi 3G, “Gelişmiş Görüntülü Garanti Teknolojisi demek” değil. 3G, International Mobile Telecommunications-2000 (IMT-2000), daha geniş çevrelerde ise 3rd Generation (3. Jenerasyon) olarak bilinen telekomunikasyon standartlarının isminin kısaltmasıdır.

Garanti’nin burada yaptığı kara propogandadır, dezenformasyondur. Promosyon yapmak adına halkı yanlış bilgilendiren Garanti Bankası’nı bu işinden ötürü kınıyorum.

19.07.2009

M Kuşağı Manifestosu

Bu yazıyı Umair Haque’ın The Generation M Manifesto başlıklı yazısından çevirdim. Yazının orijinali Harvard Business Publishing’de 8 Temmuz 2009′da yayımlanmıştır.
- – -

M Kuşağı Manifestosu

Dünyayı yöneten sevgili yaşlı insanlar, eski kafalar,

Benim kuşağım sizinle ilişkisini bitirmek istiyor.

Hergün, dünyayı anlayışımızda ve beklentilerimizde gittikçe büyüyen gibi fark görüyorum. Bu farkların çok köklü olduğu kanaatindeyim.

Bu yazının geri kalanını okuyun »