27.06.2006

Biyolojik işlemlerin yaratıcı kullanımı

Geçenlerde yaşayan herhangi bir canlıdan DNA çıkarma diye basit bir rehber yayınlandı. Bu rehbere gore isteyen herkes bir kaç ucuz malzeme ve araç kullanarak mesela evde bitkilerden DNA örnekleri alabilir. Bir yanda biyoteknoloji dünyada dev yatırımların odak noktası haline gelmiş bir endüstri olarak gelişirken, diğer yanda biyoteknolojinin hayat ile olan direk ilişkisi sanatsal ve kültürel eleştirinin odak noktası haline geliyor.

Geçenlerde Natalie Jeremijenko ve Eugene Thacker “Yaratıcı Biyoteknoloji Kılavuzu” rehberini yayınladılar. Heath Bunting ve Denna Jones’un katkılarıyla ger.ekleştirilen proje sanat işlerinde biyoteknolojinin nasıl kullanılabileceğine dair yöntemker ve bu konuda eleştirel makaleler içeriyor. Bu proje giderek kamraşıklaşan biyoteknolojik yöntemlerin ve işlemlerin hayata büyük etkisi olduğu halde topluma yabancı kalmasını problem olarak gorüyor. Soğuk ve yabancı duran biyoteknoloji terimini “biyoteknoloji hobisi” diye adlandırıp konuda bilgisi olmayanlar için ısındırıyorlar, sonucunda bu alandaki teknikleri ve bunun kültür ve politika ile olan ilişkisini anlamayı teşvik ediyorlar.

DNA cikarma
Tüpte DNA örneği

EK
Biyoloji ve teknoloji kesişiminde eğitim görüyorsanız veya ilgileniyorsanız bu konuda bildiklerinizi Vikipedi’ye girebilirsiniz:

Etiketler

, , , , , ,

Geri beslemeler (Trackback)

Trackback Adresi
  1. düğümküme » Blog Archive » 2006′nın en ilgi gören 10 yazısı
  2. düğümküme » Genetik Özelliklerine Göre Arkadaş Bulma Sitesi Açıldı: GenePartner.com
  3. Düğümküme » Anan Açık Kaynaklı – Shane Hope

4 Yorum

  1. pinar

    Bu haberi burda gormek beni cok sevindirdi, son aylarda beyin, hafiza, gorsel algi uzerine cok da easy reading sayilmayan kitaplar okuyorum-en azindan cabaliyorum:)
    Ve karsima hep biyoteknoloji cikiyor…genler bir agirlik merkezi gibi
    ayrica 79da dogmus bi canli olarak sanatla ugrasmak istiyorsam beni diger canlilardan ayiran ne diye dusunuyorum, bizzat kendimi tanimlayamasam da bizim kusak icin bazi yanitlar buldum kendimce…
    mesela ozellikle bilimsel goruntuleme tekniklerinin onceki kusaklara gore bizim ayricaligimiz oldugunu farkettim…sanatci rontgen makinesiyle de calisabilir, uzay araciyla da , genetik labratuvarida kurabilir…bilimle sanat arasindaki duvarlar yikiliyor heyoooo gibi ortalikta kosmak istemem, ama sanki alanlar arasi difuzyon hizlanmis gibi…belki de yasami tanimlamamiza yarayan kavramlarin bazilarinin kullanma tarihi gecti diye dusunuyorum…teknoloji-bilim-sanat diye bir ucgene ne kadar gerek var? sanat da sonunda belli insan moodlarini durterek yada uyandirarak insanlarda dusunce inanc yada terbiye olusturmaya yarayan bir sistem degil mi? yani picassonun resmine egitimsiz birinin (plain citizen derler ya) bakmasiyla egitimli birinin (expert connoisseur) bakmasi arasindaki fark artik ne kadar onemli? acaba sanat dunyasinin artik daha durust ve acik olmasinin zamani gelmedi mi eger amac insanin ilerlemesi ve yasamin guzellesmesi ise vb vb …iste boyle yaziyi okuyunca aklimdan gecenleri paylastim…evde gen corbasi yapabilicez mi super!! bakalim corbadan neler cikicak:P

  2. arikan

    László Moholy-Nagy “Vision in Motion” kitabinin girisinde sanatin toplum icin onemini anlatirken sanatci duygularini en yuksek / derin duzeyde articulate (turkcesi?) edebilen kisidir diyor. Bu zamaninda Kandinsky’nin “kendi icinden esinlenen sanatci” tanimlamasina paralel bir soylem. Bu tanimlamalar insanin ancak toplumun icinde varolmasi fikri hesaba katildiginda sonsuza kadar surecek “toplum mu insandan insan mi toplumdan” tartismasina yol aciyor.

    Nasil bugun biyoloji farkli elemanlarin etkilestigi bir sistem olarak goruluyorsa (systems biology), sanatta da ister topluma bak ister icine bak sonucta bir sisteme bakiyoruz. Butun bu teknolojik arac gerecler (mikroskop, teleskop, bilgisayar, programlama dilleri, vs.) bu bakisa hizmet ediyor. Picasso’nun tuvalindeki cizginin incelenmesi ile yasadigi donemdeki dusunceler sisteminin incelenmesi birbiriyle iliski icinde yapildiginda ancak anlamli olabilir. Rosalind Krauss gectigimiz yuzyilin sanatini bu sekil okuyabilen ender insanlardan biri olarak gosterilebilir.

  3. ali

    Ben de biraz hariçten gazel okuma modunda, ‘sanat-teknoloji arasında sınırların kalkması’ konusuna dair bir-iki görüş beyan edeyim..:)

    Sanat ve teknoloji ilişkisi, sanatın klasik anlamda ‘kendi dışında’ olanla tek ilişkisi değil; 60 sonrası sanat, sadece teknolojiyle değil herşeyle etkileşim içinde diye düşünüyorum. Bir örnek vermek gerekirse 60-70′lerde yaygın olan Minimalizm sanayi toplumundaki üretimle bağlantılı olarak kitlesel olarak üretilmiş, insan eli değmemiş hissi veren nesneleri müze ve galerilere getirmişti. 90′lardan günümüze ise batı ülkelerinde hizmet ve bilişim sektörleri, üretimden sektöründekilerinden daha çok insana iş sağlar oldu. Bunun bir uzantısı burada sıkça bahsedilen dijital teknoloji ile ilgili gelişmelerin etkisinde yapılan sanat, diğeri de hizmet sektörü ve medyadaki doğrudan teknoloji ile ilgili olmak zorunda olmayan (reality show’lardan, haber programcılığına, oradan BBG tarzı yarışmalara değişik örnekler verilebilir; son İstanbul Bienali’nde de bunlara gönderme yapan çok örnek vardı), hayatımızı değiştiren yenilikler..

    Sanatın ve teknolojinin yollarının sık sık kesişmesini bir birleşme olarak görmek, gerçekten bir birleşme olursa sanat diye bir şeyden bahsetmemizin anlamsızlaşacağı bir yana, sanatın aslında her alan ile kesişme potansiyeline sahip olduğunu ve bugün için dijital teknolojiler yenilik olduğundan bu alandaki üst üste gelmelerin daha çok gözümüze battığını göz önüne aldığımızda, hızlı verilmiş bir karar gibi gözüküyor. Ben şahsen sanatın hiçbirşeyle birleşmediğini ama işine gelen herşeye musallat olabildiğini düşünüyorum..:)

  4. Anonymous

    iğrenç

Yorum Yaz