10.08.2008

Bir Piksel Bir İnsan

Pekin Olimpiyatları’nın açılış töreni Çin adına büyük bir gövde gösterisi oldu. Kanımca gösterinin en çarpıcı tarafı, teknolojinin insanların ve kültürün bir parçası olarak sunulması, özellikle Çin gibi dünyanın en eski kültürlerinden birisi için. Performanslarda her insanın bir piksel olduğu dev bir ekranı izleme hissiyatı doğuyor. Bir insan bir piksel, çok insan bir medya. Ne kadar piksel o kadar görüntü kalitesi prensibinden yola çıkarsak, Çin dünyada rakipsiz mesajını almış bulunuyoruz.

Fotografları Boston Globe gazetesinde Alan Taylor tarafından hazırlanan The Big Picture bölümünden aldım. Orada çok daha büyük hallerini görebilirsiniz.

Etiketler

, , , ,

12 Yorum

  1. arikan

    Çin Olimpiyatları dünyaya mesajı veriyor: “bizden daha kalabalık ve bir millet yok”. Ayrıca bireylerin bu çokluk içinde kendi hallerinde duruşuna dair fotoğraflar pek görmüyoruz…

    Bu fotoğraflar batının Çin’e bakışını mı belirtiyor, yoksa Çin mi kendini böyle sunmayı tercih ediyor?

  2. burak genç

    Konuyla ilgili şöyle bir yazı buldum. Ordan da Edward Burtynsky’nin “Manufacturing serisi” ni.

  3. engin

    @burak, çok yerinde bir paralel. Aynı yönetmenin Manifactured Lanscapes adlı filmini de görmeni tavsiye ederim, epey etkileyici. Bu @arıkan’ın işaret ettiği noktaya da bağlanıyor.

    Çin’in dev nüfusunun son derece endüstriyel ve mekanik bir topluma dönüşüyor olması gibi genel bir gözlem var batıdan, bu film buna iyi bir örnek. Olimpiyat açılışında ise şunu gördük: Bu miktarın beraber hareket edişinde bir harmoni, kültürel bir bütünlük var.

  4. bager

    Görsel İletişim Tasarımı bölümlerinde ders içeriklerine dahil olması gerekiyor böyle bir açılışın.

  5. arikan

    Bager evet kesinlikle incelenmesi gereken güncel bir görsel iletişim tasarımı meselesi. Yıldız Teknik’den başlayabilir. “Contemporary Affairs in Visual Communication Design” gibi klasik bir ders ismie geldi aklıma…

  6. bager

    Aslında aklıma gelen mevcut derslerde incelemekti, dediğin gibi bir ders koymakta hiç fena olmaz.
    Bu arada haberin yok sanırım ama Yıldız Teknik’ten ayrılmak üzereyim. Şu an başka üniversiterle görüşüyorum, ayrıca Yıldız’da verdiğim dersler için online bir format bulma arayışındayım, eğitimin üniversiteler üstü bir yapıda olması gerektiğini bu son değişiklerle daha iyi anladım. ;)

  7. engin

    @bager bu son degisiklik derken neyi kastediyorsun? Aslinda okulda edindigin tecrubeleri Dugumkume’de yazsan cok iyi olur, benzer sekilde bildiklerini ogretmek isteyen insanlarin ufku acilmis olur.

  8. bager

    @engin Bizim meslekte (mesleğin adı bile çok değişken) her üniversitenin kendine has bir tarzı var. Mesela Yıldız, etkileşimi önde tutuyor, Bilgi’de hareketli medya daha önde, bazıları iletişimcilik deyip gazeteciliğe benzetiyor bölümü, bazıları pazarlama derslerine yükleniyor. Sanat’a yakın durmaya çalışan da var, mühendisliğe yakın durmaya çalışan da.
    Tabii, bu karmaşa içinde bırak öğrenciyi, bizim kafamız bile karışıyor. Vermek istenen formasyon sürekli deviniyor. Bunun sebebi sektörün henüz netleşmemiş olması ve çok hızlı değişmesi. Sorun, dersin başka okullara uyarlanırken yaşadığı temel değişikliklerden kaynaklanıyor. Ben, verdiğim derslerde Maeda’nın “Hybrid” teorisinden esinleniyorum. Bundan dolayı, aslında basitlik ile uğraşsamda bu tarz derslerin üretilmesi oldukça karmaşık yapılar içeriyor. Ki, bunları okulların isteklerine uygun hale getirmek daha da karmaşık olacak gibi gözüküyor. Bu yüzden kendimi biraz daha okul dışı bir pozisyona çekme ihtiyacı duymaya başladım. Sanırım bu da bir tür, eğitimcilik deneyimi. Türkiye’de olmam bunu fark etmemi hızlandırıyor olabilir.

    Düğümküme’de yazmayı ben de çok isterim.

  9. engin

    Bahsettigin tarz kavram karmasalari sadece Turkiye’ye ozgu degil, bahsettigin sebepler evrensel. Insanlarin medya ile kurduklari etkilesimi tasarimci gozu ile kurgulama fikri ortak olmakla birlikte uygulamalar farkli.

    Bu farki bu bolumleri yoneten insanlarin (varsa) vizyonlarinin da belirledigini dusunuyorum. Salt sektor kurallarina gore evrim geciren programlar bence cok cok kisa goruslu oluyor, kisa vadeli amaclara hizmet ediyor.

    Benim bu konuda en cok tuttugum okullardan biri Royal College of Art’in Interaction Design programi. Bolumu yonetenler, ogrencileri teorik ve kavramsal olarak cesaretlendiriyor, vizyonlarini zorluyor. Ortaya cikan isler de cok farkli platformlarda zemin yakalayabiliyor. Yakin donemde bazi ogrencilerin islerinin MoMa’da sergilenmesi buna guzel bir ornek.

  10. arikan

    Okulların sadece ticari / teknolojik endüstriyle değil aynı zamanda “sanat endüstrisi” ile de ilişki içinde olması çok sağlıklı olur. Dünyada Engin’in bahsettiği Londra’daki okuldan New York’a, Helsinki’ye kadar pek çok okulda bu tür ilişkilerin örneklerini görüyoruz.

    Türkiye’de gelişkin bir sanat endüstrisi olmayabilir, ama bağımsız sanat girişimleri hızla artıyor ve kendi kendine gelişen bir kültürel ortam oluşuyor. Okullar kesinlikle bu oluşumlarla ilişki içinde olmalı. Mesela en son haber verdiğimiz boDig etkinliklerine YTÜ’de Bager senin öğrencilerinden katılmak isteyen olabilir:

    http://www.dugumkume.org/bodig-08-enstalasyon-isleri-icin-cagri/

  11. bager

    Mimarlık fakülteleri aslında bu konuda daha başarılılar. Ben okulda eğitim verirken uygulama, çalışma ortamı, iş ve sanat dünyasıyla olan ilişkilerde mimarlık bölümlerini örnek almaya çalıştım. Mimarların bazı gelenekleri onları birkaç adım önde başlatıyor. Uluslararası sergilere katılım daha yüksek, öğrencilerin çalışma ortamları oldukça özgür, ekonomik çıktıları var (bu son özellik, fakültenin, üniversitede söz hakkı olmasını sağlıyor.)
    Görsel iletişim tasarımı bölümlerinin tek avantajı vizyon sanırım. 10 ila 20 yıl içerisinde bölüme sığmayarak fakülteye dönüşebilirler. İş dünyası ve sanat dünyası olan ilişkiler kuvvetlendirilirse bu süre daha da azalabilir. Oluşacak bölümleri ayrıca tartışmak lazım ama bu henüz çok muallak bir konu. MIT’de hangi bölümlerin oluşacağına dair ipuçları veren Master programları var aslında.

    @burak öğrencilere duyurdum ama çok geç haberimiz oldu. Katılım oldu mu bilmiyorum. Umarım başvurmuşlardır.

  12. engin

    @bager, gercekten de mimarlik fakulteleri bu isi iyi kotariyor. Ogrencileri tesvik edecek katilim tiplojileri oturmus durumda. Uluslararasi sergilere is yollama, kendi isini alabilmek icin yarismalara is sunma, okul sirasinda proje savunma vs. gibi ogrencileri icine ceken ve calismalari korukleyen etkilesimler var. Medya tasarim bolumlerinde de bu yapilanmalar yavas yavas oturuyor.

Yorum Yaz