18.06.2008

Bilnçli Bilinçsiz Site Kapatmalara Çözüm Arayışı

Bugün ve yarın (18-19 Haziran) Abant’ta, turk.internet.com ve Ankara Barosu işbirliği ile gerçekleştirilecek olan çalıştayda “site kapatma” sorunu enine boyuna incelenip çözüm bulunmaya çalışılacak. Soru şu: 5651 sayılı kanun kapsamında ya da dışındaki kapatmalarda hangi sorunlar var ve bu sorunların çözümleri nelerdir?

Biliyorsunuz Türkiye’de ifade özgürlüğü sadece kitap dergi gazete TV gibi klasik medyalarda engellenmiyor. Artık internet’de de web sitelerine getirilen yasaklar ile ifade özgürlüğümüz kısıtlanıyor. Medya değişik olduğu için yasak tipi de değişik… İnternet yasakları konusundaki problemleri bir hatırlayalım:

  • Türkiye mahkemelerinin “zararlı” gördüğü sayfalara erişimi kapatması yerine bir web servisinin tümüne erişimi kapatması,
  • site sahiplerine cevap hakkı tanımadan erişimi engellemesi
  • bilinçli bilinçsiz Türkiye’de herhangi bir mahkemenin kapatmayı yaptırabiliyor olması.

Güncelleme: çalıştay’dan notlar
“Internet Gözlemevi kurulsun”
Savcı: Görüntü, dünya üzerinden kaldırılmadıkça açmayız

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ne istiyor YouTube ne veriyor?

Kendi problemlerini görmek bir yana Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı mesela YouTube için söz konusu videolara sadece Türkiye’den değil, dünya genelinde erişim yasağı istiyormuş. YouTube’un Türkiye’de temsilcilik açmasını istemiş ve Türkiye’de resmi temsilcilik kurmaması halinde kapatma kararı sürecekmiş.

NTVMSBC haberine göre YouTube yetkilileri, Türkiye’de temsilcilik açmayı düşünmüyormuş:

Türkiye’de kurulmuş bir şirket olmadığını, Türk kanunlarına tabi olması gerekmediğini savunan YouTube yetkilileri, sistemden her gün mahkeme kararı veya Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı kararı ile onlarca videoyu çıkarmanın çözüm olamayacağını, bugün Türkiye’nin istediğini yarın Pakistan ya da Tayland’ın isteyebileceğini, sonunun gelmeyeceğini savunuyorlar.

Bundan daha doğal bir cevap olamazdı. Türkiye dışında dünyada pek çok ülkede ifade özgürlüğüne saygı gösterildiğini ancak böyle duvara çarptığında görebiliyor olsa gerek Türkiye’de site kapatanlar. Tabii ki YouTube için konu sadece ifade özgürlüğü değil, Türkiye’deki kanuni yapıyla uğraşmak ve arkasından gelebilecek diğer çarpıklıklarla başetmenin maliyetini göz önüne alıyorlar. Bu çarpık yapıyla uğraşma maliyetinin ne kadar olabileceğini bir düşünün (hani şu bizim her gün uğraştığımız), Türkiye’den gelen milyonlarca ziyaretçiye rağmen böyle negatif bir cevap verebiliyor YouTube.

YouTube kime ait?

Bir dakika. YouTube kime ait? Google’a değil mi? Google Türkiye ofisi İstanbul’da değil mi? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bunu bilmiyor mu? Bu başsavcılığın bilinçsizliği mi yoksa bilinçli bir oyalanması mı? Geçenlerde okuduğum Soner Yalçın kitabının başlığı aklıma geliyor: “Siz Kimi Kandırıyorsunuz?”

Toplantıda ne konuşulacak?

Yine NTVMSNBC haberine göre Abant toplantısında, YouTube’la doruğa çıkan internet sitelerini karartmaya karşı özetle şu konular masaya yatırılacak:

  • ISS ve yer sağlayıcılarının site bloklama yerine adres bloklama (yani site yerine sayfa bloklama) yapması lazım.
  • Site erişime kapatma kararları, ihtisas mahkemeleri ya da Adalet Bakanlığı’nın görevlendireceği mahkemeler tarafindan verilmesi gerekir. Çünkü mahkeme mahkeme dolaşıp, birinden alamadığı kararı, diğerinden alabilenler oluyor.
  • MÜYAP’ın kapatma girişimleriyle başlayan ve yerleşen durumda, 5651 sayılı kanun dışında kapatılan sitelerin, cevap hakkı bulunmuyor. Bunun hukuki ifadesi “sitelerin kendilerini teşkil etmelerine imkan verilmiyor.” Yani siteye ulaşılıp, “sakıncalı” içeriğin çıkarılması ya da savunma istenmeksizin, doğrudan kapatma kararı veriliyor.
  • Site kapatma “Ultimo Ratio” yani hukuk dilinde “son çare” olması gerekirken, alışkanlıkla hemen uygulanıyor.

İfade özgürlüğüne kitlesel yasaklama

Dünyadaki değişim Internet sayesinde artık her yerde aynı anda gerçekleşiyor. İfade özgürlüğünün korunması gibi temel kanunlara sahip ülkeler bu değişimde düzenli ilerliyebiliyorken Türkiye gibi ülkelerde aynı değişim çarpık ilerlemelere yol açıyor. Kitlelelerin, yani yüzbinlerce kişinin ifade özgürlüğü aynı anda elinden alınabiliyor. WordPress.com’da Türkçe yazan yüzbinlerce blog yazarı veya YouTube.com’da Türkçe videolar yayınlayan yüzbinlerce kişi bir anda susturuluyor. 12 Eylül’de bile böylesine büyük bir kitlesel susturma yapılmamıştır. Niye bugünün devlet adamları bunu anlamıyor? Internet yasaklarının topluma verdiği zararı görebilmek için illa caddelerde tank mı dolaşması lazım?

* Yukarıdaki yansımalı görsel YouTube ilk defa kapatıldığında aldığımız ekran görüntüsünün bugünkü “web2.0 trendleri”ne göre yeniden üretilmiş halidir.

İlgili Düğümküme Yazıları

Türkiye’de bilinçsiz internet yasaklamaları ile ilgili önemli yazılar:

Etiketler

, , , , , , , , ,

Geri beslemeler (Trackback)

Trackback Adresi
  1. düğümküme » Google App Engine üzerinden YouTube’a nasıl erişilir?
  2. Düğümküme » Google App Engine Üzerinden YouTube’a Nasıl Erişilir?

30 Yorum

  1. Eren Emre KANAL

    Bir dakika. YouTube kime ait? Google’a değil mi? Google Türkiye ofisi İstanbul’da değil mi? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bunu bilmiyor mu? Bu başsavcılığın bilinçsizliği mi yoksa bilinçli bir oyalanması mı? Geçenlerde okuduğum Soner Yalçın kitabının başlığı aklıma geliyor: “Siz Kimi Kandırıyorsunuz?”

    Bildiğim ve okuduğum kadarıyla Google Türkiye bu durum ile ilgilenmiyor. Google’ın yapısı, bunun merkez ofiste çözülmesini gerektiriyor. Bu ayki Digitalage dergisinde Google Türkiye genel müdürünün sözlerini aynen aktarıyorum:

    Youtube sık sık kapatılıyor. bu konuda sizinm ne gibi girişmleriniz oluyor?
    Bu durum Google Türkiye’nin yetki alanına girmiyor. O konuda ayrı bir yapılanma var. Bu gibi konular daha çok merkezden takip ediliyor. Youtube’u Türkiye’de temsil eden bir hukuk bürosu var. Buna benzer durumlar olduğunda süreci Youtube adına onlar takip ediyor.

    Toplantı gündeminde ilk iki madde yasal olarak da uygulanabilir bir yapıda olsa, eminim ki çok daha az başımız ağrıyacak. Herşeyden öte, hukuksal düzenin son paragrafta değindiğin konularda eğitilmesi en baştaki sorumluluklardan birisi olmalı.

    Umarım toplantı birşeylerin değişmesi adına güzel bir başlangıç olabilir.

  2. arikan

    Eren sağol bilgiler için.

    Bu durum Google Türkiye’nin yetki alanına girmiyor.

    Bu cevabı Google’un problemden kaçması olarak görebiliriz. Burada küresel sermaye (Google şirketi) ile yerel yönetim (Türkiye Mahkemleri) arasında bir mücadele var. Bu site kapatmadan bağımsız Internet dışındaki sektörlerde de yaşanan ayrı bir konu.

  3. Eren Emre KANAL

    Kesinlikle. Ancak yine de yerel yönetimlere (google türkiye) böyle bir yetki verip vermeme güvensizliğini de yaşıyor olabilirler. Malum, davalar bu tür firmalar için büyük önem teşkil ediyor.

    Sonuç olarak benim bu kapanmalar bitecek gibi bir umudum yok artık. Sadece en iyi olabilecek şey, sadece zararlı sayfaların gösteriminin engellenmesidir bence.

    Devletimizin “tüm dünyada kalksın o videolar” yaklaşımı ise son derece komik. Dünya bizim yasalarımıza, keyfimize göre mi dönüyor?

  4. Dara Kılıçoğlu

    “Devletimizin “tüm dünyada kalksın o videolar” yaklaşımı ise son derece komik. Dünya bizim yasalarımıza, keyfimize göre mi dönüyor?”

    Aslinda kendi icersinde tutarli bir istek bu. Cunku TC o videolardan rahatsiz. Sadece ic mihraklardan degil ayni zamanda dis mihraklardan da rahatsiz ;)

  5. Dara Kılıçoğlu

    Bu arada bu yazinin ilk gorseli(kapatilmis site ibaresi) acaba bu sayfayi kim tasarladi? Sonra Y duzleminde 45 derece dondurup aynali yansimasi falan… Burak bunu sen mi yaptin? Ellerine saglik. Acayip birsey olmus. Web 2.0+Anayasa Mahmekesi+You Tube birlesimi.

  6. arikan

    Evet bütün “web2.0 marifetlerimi” kullanıp böyle bir görsel hazırladım günün anlam ve önemini belirtmek için ;). Dara bu tarayıcı görseli YouTube ilk defa kapandığında yayınladığın ekran görüntüsü, grafikte geri dönüşüm…

  7. Hafif Uyku

    Youtube’a erişimin engellenmesi aslında sade vatandaş olarak çok da iyi bilmediğim, internet ile pek ilgisi olmayan bir kanunlar yumağının semptomu olarak ortaya çıkıyor. Bu yumağın hayatımızı maddi, manevi etkileyen başka yönleri de var.

    Mesela bunca yıldır bizim sitelerde kimsenin dediğine, ettiğine karışmamışken, artık şikayet edildiğinde karışmak zorunda kalıyoruz. Zira amerika’da “free speech” denen nane sayesinde “fuck bush” tişörtü ile dolaşılabilinirken, burada tayyib’e; bırakın tayyib’i, herhangi birine “kel” demek dahi hakarete giriyor. Kime kel denildiyse dava açıp kazanabiliyor. “Kel” kelimesinin geçtiği site söz konusu içeriği kaldırmazsa kapatılabiliyor. Böyle saçma şeyler yüzünden bir kaç kez kapıya polis geldi, karakola götürüldüm, ifadem alındı. Her seferinde bir gün gitti. İnsanların birbirlerine kel deme özgürlüğünü savunma yoluna baş koyma lüksümüz yok idi, biz de şikayet edilen her türlü hakareti silmek mecburiyetinde kaldık. Sansürcü olduk. Bu en azından benim açımdan kolay yutulabilir bir lokma değil. Artık avukatımız var, moderasyon ekibimizi genişletmek zorunda kaldık. Kanunlar bir sürü masrafa da sebep oldu yani.

  8. arikan

    Hafif Uyku ifade özgürlüğünü yasaklamak zaman kaybettirmekten başka bir şey değil katılıyorum. Zannediyorum ki dünyanın hiç bir yerinde hiç bir zaman ifade özgürlüğü verilmez, zorla alınır, zorla alınmıştır.

  9. Zoban

    Anlatamak istedigim cok sey var ya da yazmak istedigim, ama artik yazdiklariniz büyük abi Google tarafindan arsivlenip, aramalardan bulunabilip, oyle akil almaz yerlerde dosyalaniyor ki, buraya yazacaklarimin da bu “gozetleme” sistemini sikayet gibi olup, donup tekrar benim kicima gireceginden hicbirsey yazamiyorum.
    Ben devlet dairelerinde harcadigim zamani uc uca eklesem 1 yillik uyku ihtiyacimi karsilardi o vakit.
    Sadece onu belirteyim. Turkiye’de isletilmeyen, parasi ve vergisi Türkiye’de verilmeyen, yurtdisinda islettigim siteler uzerinden Türk kurumlarina hesap vermek zorunda birakiliyorum. Türkiye’de ikame ettigim icin.
    Daha komigi var, Amerika’daki bu sunucular uzerindeki her turlu ticari aktivite icin bana Maliye vergi cezasi kesmeye hazirlaniyor.

  10. Zoban

    Arzu ettigi kadar ozgurluk isteyenin guzide ulkemiz Türkiye’de yasamak tercihini tekrar gözden gecirmesi gerekiyor. Bir ulkenin tren yollarina bakani ile internet yollarina bakani ayni kisi olursa zaten bu ulkede iletisim, e-ticaret, e-is ve daha türlü elektronik faaliyetler konusunda yola umutsuz cikmasi kacinilmaz. Zaten buyuk baliklara “sen gec” kucuklere “ümügünüz sikilmak üzere hemzemin gecitte bekleyiniz” dendigi bir yerde olan biten hersey “olursa abi, bakalim deniyoruz, sansimiz varsa, yeter biktim bu engellerden” kivaminda.

  11. arikan

    Zoban hatırlattın iyi oldu, ben de tekrar yazıyım:

    Turizm ve Kültür Bakanı aynı kişi, yani Türkiye Devleti için Turizm = Kültür.

    Ulaştırma Bakanı telekom işlerine bakıyor, yani Türkiye Devleti için Tren = Internet.

  12. arikan

    Çalıştay’ın ilk gününden notlar
    http://ntvmsnbc.com/news/450501.asp

  13. arikan

    Ulaştırma Bakanlığı’ndan İhsan Cihan, “Avrupa’daki uygulamalar gibi internet gözlemevleri kurulsun” demiş. Türkiye’de uzay’dan da Ulaştırma Bakanlığı sorumlu olsa gerek. Gözlem evleri uzayı gözlemek için kurulur.

    Internet gözlem evi demek “toplumu gözleme evi” demektir.

  14. Zoban

    Teoride suan yok gibi gozukse de suan bilfiil gozleme ve kayit altina alma var.
    Bunun icin illa bu cografyanin echelon’unu zikretmeye luzum yok. “Ihbar et” gibi yapilarla, vatandasi bir yanindakinden supheye dusurten, kisileri surekli ve sonu gelmez bir paranoyak alem icinde yasamaya iten duzenek zaten mevcut. Varligindan haberdar olmaniz icin tökezleyip düsmeyi bekleyin sadece :)

  15. onur gündüz

    YouTube Türkiye’ye neden vergi versin?

  16. arikan

    Güzel soru. YouTube ne Türkiye’nin kaynaklarını kullanıyor ne de Türkiye’den kimse çalışıyor…. mu acaba?

    Onur tam üstüne bastığın bu nokta çağımızın en ilginç sosyo-ekonomik problemi: kullanıcının üreticiye dönüşmesi.

  17. Zoban

    Alegori olup olmadigina emin degilim, ama YouTube neden vergi versinin karsiligi su olabilir:
    YouTube, Türkiye’deki reklam ajanslarindan reklam alip yayinladigi sürece 36-42′deki yayini vergiye tabi tutulacaktir. Yaklasim bu.

    Reklam ajansi vasitasi ile YouTube’a reklam veren Türk girisimci ticari bir faaliyet yürütüyorsa Youtube da, reklam ajansi da, reklamveren de vergiye tabi olur.

    Tribundergi.com sitesindeki “trade” mantigina dayali insanlarin futbol ile alakali forma, atki, flama, rozet gibi takas islerini yaptigi SHOP bolumu, “ticari emtia” addedildigi icin Maliye’den sorusturmaya tabi tutuldu.

    Tribundergi.com, US Dallas’da bir sunucuda calisiyor.
    Ama SHOP bolumunde birbirlerine urun satan ve ticari iliskiye girenlerin buyuk cogunlugu Türkiye’de ikamet ediyorlar.

    Bu Maliye seruvenini kaleme alacagim bir ara, ama anlatmayayim dedigim seylerden biridir detaylari. Yargiya intikal edebilir, o yuzden suskunluk evresindeyiz, butunuyle trajedi.

  18. onur gündüz

    Bu “Internet Gözlemevi” fikri bana hiç sıcak gelmiyor.

    Türk devleti bu işin kontrolünü yapabilir mi?? Bu onlara ait bir medya değil. Bu biziz yahu. İnsanların ta kendisi: bilgisayar başındaki milyonlarca insan.

    Türk Telekom’un elinde böyle “interneti kapatmak” gibi bir güç olmasaydı, böyle bir sorunu asla yaşamayacaktık.

    Internet, ortaya çıktıktan 4 yıl sonra 1 milyon kullanıcıya ulaştı. Televizyonun 1 milyon insana ulaşması 70 yıl aldı. Bu controller efendiler hala bunun ne demek olduğunu farkedebilmiş değiller. Sorun şu ki; bunu halk da farkedebilmiş değil. Bir ibişlik sözkonusu.

    Bu olayların başlangıcında Milliyet.com.tr’nin unutulmaz “h1″ taglerini hatırlayalım:

    ” YouTube’da küstahlık! ” , ” 160 bini geçtik! “, ” Haydi YouTube’u protesto maillerine boğalım! ”

    Günün anlam ve önemini hatırlatan http://boingboing.net/images/milliyetkadjfgn.jpg

    ( http://www.boingboing.net/2007/03/07/update-on-turkey-ban.html )

    Adamlar 220 bin mail attırmışlar YouTube’a.

    Time dergisi, “online voting” yaptığında da, Atatürk’ün adını “yüzyılın bilimadamları”, “yüzyılın sanatçıları”, “yüzyılın oyun programcıları” listelerinde ilk 10′a yazdırmayı başarmıştık.

    Bu Internet aktivizmi konusunda hakkaten başarılı bir milletiz. Ama reddit.com open-source olma kararı alırken, Adobe birbirinden garip bombalar patlatırken ve internet 5. çağını yaşarken, tüm bu olan biten içinde direk maymun gibi kalıyoruz.

    Bir open-source projemiz mi var interneti kullandık dedik? Ya da API’mı yazdık? API’ı da geçtim, Wikipedia ya da Flickr gibi bir katkımız oldu mu, şu Internet denilen şeye? P2P ağ mı yaptık? Yapmadık. En büyük katkımız ekşi sözlük ve online arkadaşlık siteleri oldu. Bu siteler de, kendilerini yapan kişiler dışında kimseye bir fayda sağlamadı. Süper reklam ağı sistemi oluştu. Banner specler havalarda uçuştu falan filan.

    Bir kaç ay önce enderunix.org mailing listlerine şöyle bir mail postalandı. Gönderen kişi, Türkiye’de internet’in gelişimi için çok şey yaptığını düşündüğüm bir kimse: Barış Şimşek. Ben şahsen kendisini yazdığı dökümanlar dışında tanımıyorum ama, henüz yasaklanmadıysa googleda aratırsanız unix semaforları hakkında falan yazdığı bir takım yazıları bulabilirsiniz. Teknik bir kimse zaten. Gönderdiği mailden bir kesit:

    İki amatörün (İsmail Yenigül ve Barış Şimşek) idealist düşüncelerle hayata geçirdiği Açık Akademi Yayınevi bugün itibarı ile tüzel kişiliğini sonlandırmıştır. Daha açık ifadeyle yayınevimiz kapanmıştır. Şubat 2004’ten bugüne kadar 8 kitap çıkaran yayınevimiz karlılığını kaybettiği ve bir süredir zarara geçtiği için artık kapatılması uygun görüldü. Zira kitaplar tamamen kurucuların maaşları ile basılmaktaydı ve zararı daha fazla süspansiye edecek durumumuz kalmadı.

    Bu 1 nisan şakası değilse çok üzücü bir durum. Bir yanda YouTube’a yağdırılan 220 bin protesto maili. Diğer yanda kimse FreeBSD okumuyor diye batmak zorunda kalan yayın evleri. Türkiye bir Tim O’reilly yetiştiremeyecek sanırım.

    Belki bu size çok alakasız gelebilir. Ama bu bizim teknik açıdan Internet hakkında ne kadar bilgisiz olduğumuzu güzel sahneliyor. BSD ilk TCP/IP implementasyonu yapılmış işletim sistemidir. Internet ilk kez bir BSD üzerinde çalışmıştır yani. Ve malesef hayır, BSD Türkler tarafından yapılmadı, Türkler bunun hakkında bir şey bile okumadılar. O kadar okumadılar ki, okutmaya çalışan adamlar da battı.

    Biz daha çok Online Dating ve CMS sistemlerinde falan çok geliştik. Bir de yemek siparişi var tabi. Türk internetinin artık vazgeçilmezi. Ama SVN kullanan bir Türk web developer görmek hemen hemen imkansız gibi.

    Ağır bir projeyle karşılaşmak zaten imkansız. Kültür bakanlığı beş para etmez 3D animasyonlara 80 bin dolar hibe ederken, bunun gibi projeler için ayrılan fonlar tam bir komedi. Zoban’ın dediği gibi, bütünüyle trajedi.

    Bu teknoloji işleri henüz bizim altından kalkabileceğimiz kadar da gelişmedi. Biz daha çok “yaptır ve al” şeklinde çalışıyoruz. Türksat uyduları mesela, en son yaptırılan uyduda 22 adet Türk mühendis gözlemcilik yapmış, olayı takip etmiş ve öğrenmişler. Allah izin verirse, 5. uydu tamamen Türk yapımı olacakmış. Bu gönderdiğimiz 3 dü.

    Ama tabi bu böyle gitmeyecek, ileride bu teknoloji denilen şey o kadar gelişecek ki Türk mühendisler bile uydu yapabilecek. Biz bile P2P network yapabileceğiz mesela. Türk interneti henüz bu belaları görmedi. O zaman Türk Telekom napıcak? Tek internetimiz bu yaşayacağı şoku nasıl atlatacak? Bu sefer hangimizi cezalandıracak? Yine hepimizi mi? Bir şeyler öğrendiğimiz vakit zaten, bu cezalandırma işleri de o kadar kolay olmayacak.

    Ama şu an dünyanın Internet ile ilgili konuştuğu ve yaptığı şeylerin öyle uzağındayızki.

    Ya hadi biz ahlaklı milletiz, kimsenin bayrağına tükürmeyiz, anasına küfretmeyiz, değerleri biliriz. Bu yabancılar bizim gibi değildir. Bunlar ahlaksız adamlardır, Atatürk falan dinlemezler. Ne kadar ahlaksız oldukları hakkında bir fikir sahibi olmak isterseniz, “Two girls and a cup” videolarını seyredebilirsiniz. Bu sizi konu hakkında yeterince fikir sahibi edecektir.

    Ya da izlemezsiniz. İzlememeyi tercih edersiniz. Zaten bu değil mi, Internet’in TV’den farkı? Kullanıcının seçimleriyle ilerlemesi değil mi?

  19. onur gündüz

    Aslında tam bu yasaklama durumları sırasında proxy sitesi açıp, çıtır çıtır reklam alacaksın. Ona da vergi isterler mi acaba? Bir de ona niye vergi veriyorum ki? Devletin hangi hizmetinden yararlanıyorum o siteyi açmak için?

    Acaba ilerde şu yaşanabilir mi? Korkutucu ama.

    Site açmak istediğinizde mesela sizden para talep edecek bu adamlar. 15 lira 20 kuruş gibi garip rakamlar eklenecek mesela ADSL faturalarınıza. Siteden para kazanırsanız da verginizi vereceksiniz.

    Çünkü bu sizin zekanız değil, onlar size interneti verdiği için siz o parayı kazandınız. Çünkü bu paralar çok fazla ve devletin de acilen bu konuda birşeyler yapması, payını alması gerekiyor. Payı neyse? Bunun için ne yaptıysa? Sanki bedavadan 10mbit internet çekti altımıza. Ütopik değil, bunu yapan uzak doğu ülkeleri var malesef.

    İmam Türkçesiyle konuşan, ve AKP milletvekili bıyıklı bir Internet Gözlemevi uzmanı canlandı bi an gözümün önünde.

    Belge falan yazıyor… Böyle üçüncü sınıf invalid CSS bir CGI arayüzü karşısında, yasaklamak istediği siteleri seçip “Tamam” a tıklıyor falan. Belki daha da geliştirir Firefox plugini falan yaparlar bu gözlemevi uzmanları için. Ya da belki başka birisi böyle bir “site yasaklama voting extension” yapar. O da iyi iş görür.

    Bir de neyin uzmanı bu adamlar? Ahlak uzmanı mı? Internet uzmanı mı? Ve neden Abant? Şaka gibi resmen ya. Neyi tartışacak bu adamlar? Hangi siteleri nasıl yasaklayacaklarını mı? Prosedürleri mi? DNS hakkında falan mı konuşuyorlar?

    Sonunda bu adamlar YouTube’u dize getirdiler. Ve biz bu adamlarla nasıl uğraşacağız? Bu salak adamlarla cidden nasıl uğraşacağız?

    Türk Telekom artık reklamlarında değil Cem Yılmaz, Robin Williams’ı oynatsa gözümde fasulye kadar değeri kalmamıştır. Bütünüyle trajedi hakkaten.

  20. Dara Kılıçoğlu

    “İmam Türkçesiyle konuşan, ve AKP milletvekili bıyıklı bir Internet Gözlemevi uzmanı canlandı bi an gözümün önünde.

    Belge falan yazıyor… Böyle üçüncü sınıf invalid CSS bir CGI arayüzü karşısında, yasaklamak istediği siteleri seçip “Tamam” a tıklıyor falan. Belki daha da geliştirir Firefox plugini falan yaparlar bu gözlemevi uzmanları için. Ya da belki başka birisi böyle bir “site yasaklama voting extension” yapar. O da iyi iş görür.

    Bir de neyin uzmanı bu adamlar? Ahlak uzmanı mı? Internet uzmanı mı? Ve neden Abant? Şaka gibi resmen ya. Neyi tartışacak bu adamlar? Hangi siteleri nasıl yasaklayacaklarını mı? Prosedürleri mi? DNS hakkında falan mı konuşuyorlar?”

    @onur gunduz yukarda yazdiklarini okuduktan sonra sunlari soylemek istiyorum:

    Hic kimse hicbirseyin uzmani degil. Yargitay. Ataturk’e hakaret gibi bir konu yuzunden bir siteye erisim engelleniyor ise bu ancak acilan bir dava sonucunda alinan kararin uygulamasidir ve bu davayi sokaktaki vatandastan tut da tuzel bir kisilik, ornegin bakanlik veya bir sirket bile acmis olabilir. Sen de ataturksever isen boyle bir dava acabilirsin. Kanunlar bellidir ve hukuk calisir. Dugmeye kimin bastigi, ne kiyafet giydigi, biyigi falan filan onemli degil.

  21. Dara Kılıçoğlu

    Dolayisi ile burada 3 temel problem var: anayasal, hukuksal ve sonra da tekno-kulturel.

  22. arikan

    Savcı: Görüntü, dünya üzerinden kaldırılmadıkça açmayız
    Ankara Cumhuriyet Savcılığı Basın Savcısı Nadi Türkaslan, bu sitedeki görüntülerin sadece Türkiye veritabanından kaldırıldığını, dünya üzerinde kaldırılmaması halinde siteyi açmayacaklarını söyledi.

    Haber Kaynağı:
    http://bianet.org/bianet/kategori/bianet/107739/youtubea-turkiyede-iki-aydir-araliksiz-erisim-yok

    Türkiye Devleti vatandaşlarını YouTube’u tehdit etmek için kullanıyor diyebilir miyiz?

    Yani tek videoya/sayfaya erişimin kapatılmasını istemek yerine tüm YouTube.com adresine Türkiye’den erişimi kapatarak YouTube’u tehdit ediyor: o videoları kaldırmazsan milyonlarca kullanıcıdan mahrum olursun.

  23. onur gündüz

    @Dara Kılıçoğlu:

    Tekno diyince aklıma tekno müzik geliyor, bunun teknolojiyle bir ilgisi olduğunu sanmıyorum :p (En azından tekno-kültür kelimesinin) Anayasal problem de, zaten temelden hukuksal bir problem oluyor.

    class AnaYasa implements Hukuk { } şeklinde belki daha güzel anlatılabilir bu.
    Sorun “SOSYAL” sanırım. Bak Anayasa Cumhuriyet Savcılığı Basın Savcısı Nadi Türkaslan. Adamın ünvanına bakar mısın?

    ” ANAYASA CUMHURİYET SAVCILIĞI BASIN SAVCISI NADİ TÜRKASLAN ”

    Adamın söylemek istediği şey basitçe şu:

    ” YouTube.com internet sitesinde 14 yaşında bir yunanlı velet Atatürk’e homo dediği için, inanılmaz sinirlendik. Bu olaydan para da kaldıramadığımız için siteyi tüm Türkiye kullanıcılarına yasaklıyoruz ”

    Bu sana hangi şekliyle mantıklı geliyor? Adamın ünvanına bakar mısın tekrar.

    ” ANAYASA CUMHURİYET SAVCILIĞI BASIN SAVCISI ”

    Sen ve ben, biz düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü nedir biliyoruz. Koskoca basın savcısı bunu bilmiyor mu?

    Bunlar cidden sana mantıklı mı geliyor? İşleyiş, düzen falan?

    Ben mesela bir Atatürkçü olduğumu düşünüyorum. Pek anlamam bu işlerden, ama sanırım benim fikirlerim Atatürk’ün fikirlerine yakın. Ama adamın gay olup olmaması beni çok ilgilendirmiyor. İki tane yunanlı veledin böyle videolar yapması beni çok bağlamıyor. Bakmıyorum da zaten. İlgimi çekmiyor. Aynısını yüzbinlerce adam için de yapıyorlar. Türkler de yapıyor başka büyük liderler için.

    Benim 15 kişilik arkadaş çevremde bile adım homoya çıkayabiliyor. Adam kaç tane savaşa girmiş çıkmış, Yunanlılar arkasından çiçek mi dökseydi? Ne bekliyorsunuz allah aşkına?

    Şimdi biri bana homo dedi diye gitsem onu dövsem, rahatlar mıyım? Rahatlarım belki. Peki biri bana homo dedi diye kendimi dövsem?

    Yada tüm bunları hiç sallamasam? “Ne homosu kardeşim?” desem? Altına yorumu ve küfürü bassam, videoyu da ” SAVCILIĞA DEĞİL YOUTUBE’A ” şikayet etsem.

    YouTube internetteki çoğu siteye göre yine muhafazakar. Bu adamlar eğer bu yasağı bu millete kabul ettirebilirlerse, o zaman herşeyi yasaklayabilirler. Ne techcrunch kalır, ne digg.

    Sosyal interneti yasaklıyor adamlar. Seni engelliyorlar.

    Şimdi mesela iki yunan velet karar verse, tüm bu sosyal siteleri Atatürk karşıtı videolarla, yazılarla donatsalar. Öyle şeyler post etseler. Demek ki bir anda tüm internet yasaklanabilir?

    Bunun ne kadar vahim bir olay olduğunu görebilmek için deha olmaya gerek yok.

  24. Dara Kılıçoğlu

    @onur gunduz,

    biraz aceleye geldi ve kapali oldu ozur dilerim, acmak istiyorum:

    1.
    Bu anayasal bir sorundur cunku Ataturk anayasa tarafindan korunur.

    2.
    Bu ayni zamanda hukuksal bir sorundur cunku internet kullanicisi tarafindan bakildiginda ifade ozgurlugu ve bilgiye ulasimin engellenmesi hak ve hukuk sorunudur.

    3.
    Ve son olarak agli yapilarda kontrol, merkezi yapilarda oldugu gibi calismadigi icin DNS den bagi koparma veya Turkiye icinden erisimi engellemek gibi merkezi kontrol refleksi ile yapilan uygulamalar, sosyal iliskiler goz onune alindiginda sorunun ayni zamanda tekno-kulturel boyutuna dikkat cekmektedir. Ve bu zeminde incelenebilir.

    “Tekno diyince aklıma tekno müzik geliyor, bunun teknolojiyle bir ilgisi olduğunu sanmıyorum :P”

    O zaman sana guzel bir techno parca gondermek istiyorum: http://toxi.muxtape.com 6. parcanin uzerine tikla ve dinle: “The Aztec Mystic – The Jaguar (http://www.discogs.com/release/1695)”. (Bu arada playlist’de adi yanlis yazilmis, sanatci ismi Underground Resistance olarak geciyor oysaki plak sirketinin adi o.) Sene 1999. Cok sevdigim bir buyuk bir techno klasigidir. 2. 16lik patterni takip eden zillere ve zil isciligine dikkat! Bu turun yaraticisi Juan Atkins’e ve Detroit koklerine gonderme yapiyor. Melodik, hipnotik ve derinden… :D

  25. Dara Kılıçoğlu

    Bu arada bizim de bir muxtape’imiz var. Dugumkume yazar cizerlerinden her ay bir playlist olusturmalarini istiyoruz. Ilkini ben yaptim. 1978-1986 arasi donemden sectigim nadide dans muzigi orneklerini iceriyor.

    http://dugumkume.muxtape.com

  26. onur gunduz

    vayy

  27. onur gunduz

    ben de yaptim http://define.muxtape.com/ ^^

  28. Ahmet Alp Balkan

    Eren Emre bey çok doğru söylüyor. Google Türkiye ofisi -neredeyse- sadece Google Adsense ve Adwords işleriyle uğraşıyor. Bu nedenle oradan kaptırdığınız bi maili bile almanız neredeyse olanaksız.

    Ayrıca bana sorarsanız her ne kadar Cumhuriyet’in bütünlüğüne aykırı da olsa yani bir iki videoyu insanlar günde kaç defa görecek ki? Hadi diyelim gördüler, o zaman aynı şekilde bütünlüğümüzü tehdit eden gelişmeler sokaklarda yürüyüşlerde halkın önünde sergilenmiyor mu? O zaman önce halkın içindekini halledin. Ya da bu işin sonu Arabistan Çin gibi devletlerin uyguladığı adam gibi sansür politikasına gider, sonunda da üç beş site dışında gezecek yer bulamazsınız. İkisinden birini seçmenin vakti geldi…

  29. gizem

    internet sansürüne karşı viral kampanya:

    “bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir”

    http://elmaaltshift.blogspot.com/, http://www.anafikir.com/sansur/

  30. Sinan Kayinow

    Simdi de benim sitem kapatildi. Hicbir pornografi icermeyen, sadece gay ve lezbiyenlere arkadaslik, forum, sohbet hizmeti veren http://www.hadigayri.com isimli sitemin, bir cumartesi sabahi kapatilmis oldugunu gordum. Ne bir mail gonderilmis, ne bir haber. Neden kapatildigini bilmedigim gibi, kapatilma sebebini nerden ogrenecegimi bile bilmiyorum. Bu nasil is?

Yorum Yaz