25.02.2009

Bilinmeyen Bilinmeyenler (video)

Avrupa bakış açısına göre ZOR çok bilinmeyenli bir denklemken, Amerikan bakış açısına göre ZOR kendini çağıran (“recursive”) bir denklemdir. Diğer bir deyişle kendine referans veren ama kendini bilmeyen, dolayısıyla arka arkaya derinleşerek kendini çağırdıkça katmanlı referans kaybı yaşayan. Algoritmik bakış açısına göre önce-derin arama (“depth-first search“) ile önce-geniş arama (“breadth-first search“) arasındaki farka benzetebiliriz –doğrudan çeviri değil ama dolaylı bir yaklaşımla.

12 Şubat 2002′de Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in yaptığı bir açıklama, veya “okuduğu bir şiir“, bu durumu benim için daha iyi açıklıyor. 9/11 terör saldırıları sonrası ne yapacağını bilemeyen bu zavallı kafası karışmış asker işte böyle okuyor şiirini. “Olmamış şeyler bana her zaman ilginç gelir” diye başlar Rumsfeld:

“Bilinen bilinenler vardır. Bunlar bildiğimizi bildiğimiz şeyler. Bir de bilinen bilinmeyenler vardır. Bunlar şu anda bilmediğimizi bildiğimiz şeyler. Ancak bir de bilinmeyen bilinmeyenler vardır. Bunlar bilmediğimizi bilmediğimiz şeylerdir.”

Videonun sonunda yapılan montajda ise eski bir asker şunu diyor:

“Burası bir propoganda platformu değildir, bu platform doğruların platformudur.”

Etiketler

, , , , , , , ,

Geri beslemeler (Trackback)

Trackback Adresi
  1. Düğümküme » Silikon Vadisi’nin Gizli Tarihi
  2. Düğümküme » Askeri Darbe Olursa Nasıl İletişim Kurarız?

4 Yorum

  1. Selj

    Slavoj Zizek’in “büyük amerikan filozofu ve epistemologu” diye dalga geçtiği Rumsfeld’in bu sözleri hakkındaki görüşü;

    In March 2003, Rumsfeld engaged in a little bit of amateur philosophizing about the relationship between the known and the unknown: “There are known knowns. These are things we know that we know. There are known unknowns. That is to say, there are things that we know we don’t know. But there are also unknown unknowns. There are things we don’t know we don’t know.” What he forgot to add was the crucial fourth term: the “unknown knowns,” the things we don’t know that we know-which is precisely, the Freudian unconscious, the “knowledge which doesn’t know itself,” as Lacan used to say.

    If Rumsfeld thinks that the main dangers in the confrontation with Iraq were the “unknown unknowns,” that is, the threats from Saddam whose nature we cannot even suspect, then the Abu Ghraib scandal shows that the main dangers lie in the “unknown knowns” – the disavowed beliefs, suppositions and obscene practices we pretend not to know about, even though they form the background of our public values.

  2. Burak Arikan

    @Selj referans için teşekkürler, duymamıştım bu yorumu. Lacan’ın dediğini Türkçe’ye çevirince biraz garip duruyor “kendini bilmez bilgi” diye mesela. Bilgiye kimlik vermek meselesine açılır bu tartışma.

    Zizek’in son satırlarda söylediği gibi bir de “bilmek istemediklerimiz” var. Burada devreye niyet giriyor ki, zaten bugün Bush hükümetinin yargılanması isteniyor Amerikan solcu çeverlerde.

  3. ozhan

    zizek’in foreign policy’e yazdigi makale:
    http://www.lacan.com/zizek-iraq2.htm

    ayrica alexander golloway’in yine konuyla alakali yazdigi “warcraft and utopia” da guzel bir okuma:
    http://www.ctheory.net/articles.aspx?id=507

  4. engin

    Rumsfeld’in bu sözleri, çaresizliğe çare bulmak için her yolun mübah olacağının ilk belirtileridir. Kanımca zorluğu ifade etmekten çok kasıtlı olarak huzursuzluk yaratmak için söylenmiştir. Guantanamo’daki insanlık utancının, sebebi yalan olduğu ispatlanmış bir savaşın, dünyada son 7 yıldır körüklenen kutuplaşmanın ilk işaretleridir.

    Bu sözler, ‘aktif askeri savunma’ yani saldırgan askeri politika dayatmasıdır. Benzer sözler bugün birçok askeri devletin üst düzey yetkilileri tarafından, insanlık dışı hareketlerin dayanağı olarak kullanılır. Doğruluğu ispatlanamayacak bir durumu dayanak olarak göstermek ve bilinmeyenlerin bilinmezliğine başvurmak, Amerika’ya değil askeri devletlere has bir yaklaşımdır. Benzer bir zihniyet, Güneydoğu’da PKK’ya karşı eğitimsiz dağ eşkiyalarının eline devlete bağlı güvenlik güçleri tarafından silah verilmesinde de vardır.

Yorum Yaz