04.06.2008

Barack Obama Geliyor

2004 yazıydı, MIT Media Lab’de beraber çalıştığım “profesörüm” John Maeda yanıma gelip “Barack Obama’yı duydun mu, adı seninkine benziyor” deyip güldü, yeni nesil bir politikacı geldiğinden bahsetti. O zamanlar pek dikkat etmemiştim, meğer daha bir kaç gün önce Boston’da Barack Obama Demokrat Parti Kongresindeki tarihi konuşmasını yapmış. O gün bugündür, yani tam 4 yıldır Barack Obama bir seçim kampanyası sürdürüyor.

Bugün, 3 Haziran 2008, uzun bir mücadelenin ardından Barack Obama’nın Amerikan Demokrat Partisi’nin başkan adayı olacağı kesinleşti. Obama Amerikan tarihindeki ilk zenci Demokrat Parti adayı. Kendisinin de söylediği gibi böyle bir şey bugün ancak Amerika’da gerçekleşebilir. Obama kampanyası boyunca farklı kimliklerin bir arada yaşaması üzerinde durdu. Kampanyası lobilerden, sağlık lobisinden, silah lobisinden, sigorta lobisinden büyük bağışlar alarak değil milyonlarca kişinin ufak bağışlarıyla oluşturuldu. Bu para toplama işi büyük çoğunlukla barackobama.com sitesindeki bağış formundan gerçekleşti. Bu bütçe tarihin en büyük seçim bütçesi oldu. Obama konuşmalarında hep tekrarladı: “Beyaz Saray’a çıktığımda lobilere hesap vermiycem size hesap vericem”.

Ben bunları yazarken Obama zafer konuşmasını yapıyor (videosu YouTube kanalında).

Konuşmadan önemli anlar:

“Din veya para odakları bu partinin seçim vaatlerinde hiç bir zaman bulunmayacak.”

“Clinton evrensel sağlık programının merkezinde olacak.”

“Gelecekten bu ana baktığımızda bugün dünyanın iyileşmeye başladığı gün olarak hatırlanacak.”

“Bu zaman bizim zamanımız.”

Barack Obama Demokrat Parti Kongresindeki tarihi konuşması – 1
http://www.youtube.com/watch?v=awQkJNVsgKM

Barack Obama Demokrat Parti Kongresindeki tarihi konuşması – 2
http://www.youtube.com/watch?v=1UDKXKGZ3PY

Obama’nin konuşmalarından sanatçıların yaptığı müzik videosu
http://www.youtube.com/watch?v=jjXyqcx-mYY

Obama’nın Google kampusündeki konuşması
http://www.youtube.com/watch?v=m4yVlPqeZwo

Etiketler

, , , , , , ,

40 Yorum

  1. Recep Hilmi Tufan

    Türkiye’den erişim yok maalesef Youtube’ a…

  2. Berk Tatlıses

    Biraz yanlı bir tutum gözüküyor yazıda. Aşağıdaki habere göz atarak, bahsi geçen “bir rüya gerçek mi oluyor” sözü üzerine düşünülebilir. Aslında, belki de, büyük ihtimalle, muhtemelen, sanki…. bir şey değişecek gibi görünmüyor.

    http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=880702&Date=04.06.2008

    *Olası rakibi Demakrot başkan adayı Barack Obama bu konuda henüz tavır belirtmese de siyasi danışmanı Anthony Lake, önerinin lehinde sözler sarf etti.

  3. arikan

    @Recep YouTube’un hala kapalı olduğunu bilmiyordum. http://www.barackobama.com/tv/ sitesinden dün akşamki zafer konuşmasını ve diğer bağlantı verdiğin videoları izleyebilirsin.

  4. arikan

    @Recep Barack Obama’nın dün gece yaptığı zafer konuşması burada:
    http://my.barackobama.com/page/content/june3rd

  5. arikan

    @Berk bunu kastediyorsan, evet ben Barack Obama’yı destekliyorum. Sadece görüşlerini tutmuyorum seçim kampanyasını da yenilikçi buluyorum. Barack Obama seçim kampanyası dünyaya örnek olabilecek bir kampanya, henüz yolun ortasında ancak başarılı olursa pek çok ülkenin örnek alacağı bir model olacak. Kampanya hakkında ayrıca bir yazı hazırlıyorum.

    Obama’nın dış işlerine yaklaşımı ile McCain’inki arasında büyük farklar var. McCain standard Bush’çu planları tekrar ediyor, grup oluştur işine gelenleri içine gelmeyenleri dışına koy vb. Biliyorsunuz parayı veren düdüğü çalar… Obama Irak’dan askerleri göreve geldikten sonra 6 ay içinde çekmiş olacağını söylerken, McCain gerekirse 100 yıl kalırız diyor… Irak’daki savaşda en çok para yapan kim? Silah şirketleri. McCain’in kampanyasına en çok para nerden geliyor? Silah şirketlerinden…

  6. Berk Tatlıses

    @arikan son araştırmaların sonuçlarını ne yazık ki kesin olarak bilmiyorum ama özellikle Amerikalı sanatçıların çıkışları ve aktif eylemleri ile savaş karşıtı Amerikalı oyverenler ile, savaşı destekleyen Amerikalı oyverenler arasında uçurum kalmadı sanırım. Bu durumda iki rakip kampanyanın farklı kesimlere yönelmesi çok da sıradışı bir durum değil. Kaldı ki Obama’nın yaratıcı seçim kampanyasının muhalif bir kesimin inandığı değerler üzerine kurulması da anlamlı bir strateji. Herhangi bir ülkede herhangi bir seçim sonrası, vaatlerin yerine getirilme yüzdelerini de okuduk bildik.
    Sadece bir şeylerin değişeceği ihtimaline çok fazla kapılmamak gerek, yoksa benim Obama ile de, kimsenin Obama sempatizanlığı ile de bir sorunum yok:)

  7. arikan

    “…iki rakip kampanyanın farklı kesimlere yönelmesi çok da sıradışı bir durum değil.”

    @Berk temkinli düşünmeni anlıyorum ancak bu söylediklerinden daha ayrıntılı konuşmalıyız. “Sağcılar muhafazakar partiye oy verir solcular demokratik partiye” veya “seçim sonrası vaatler yerine getirilmez” demek yeni bir bilgi içermiyor.

    Lobilerden para almadan bir seçim kampanyası sürdürmek Amerikan seçim tarihinde daha önce yine Demokrat Parti adayları tarafından denendi. Hiç bir zaman başarılı olmamıştı, ama neden şimdi, üstelik tarihdeki en büyük seçim bütçesini oluşturarak, başarılı oldu?

    Hiç düşündünüz mü Türkiye’deki seçimlerde partiler neden seçim kampanyalarının para kaynaklarını açıklamıyor? AKP hangi kaynaklardan para aralak tüm Türkiye’de seçim kampanyası yapabiliyor?

  8. Berk Tatlıses

    Aslında hiç farklı bir şey söylemiyoruz.
    Sen inanıyosun ve Obama erdemli bir kampanya yürüterek başarılı olacak, tutarlı bir biçimde yoluna devam edecek diyosun.
    Ben de bir iki sene sonra pis kokular çıkmaya başlamazsa, 6 ay sonra Irak’tan askerler çekilirse vs vs, Obama erdemli bir kampanya yürüttü, kazandı, gayet tutarlı ve ahlaklı bir biçimde yoluna devam ediyor bravo dicem.
    Ama şunu da kabul etmeliyim, büyük ihtimalle şu anda Obama’nın geçmişi, kampanyası, hedefleri ile ilgili benden çok daha fazla şey biliyorsun.
    “Sağcılar muhafazakar partiye oy verir solcular demokratik partiye” genellemesine(bunu sen söylemiyorsun ben de söylemiyorum), şu andaki iktidar partisine, kendilerine yaptıkları muhafazakar demokrat yakıştırmasına, kültür bakanına bakarak, güzel bir kahkaha yakıştırırım. Yeni bilgiler bu kahkahada gizli.

  9. Blogumdan

    Bir de onu görelim sahnelerde. Bakalım Obama döneminde neler değişecek dünyada. Zira Bush ‘tan çok çektik.

  10. arikan

    AKP’nin son iki seçimde ve ilk seçildiğinde yaptığı kampanyalarda kimlerden kaç para yardım aldığını bilen var mı?

  11. murat germen

    obama’nın ilk hedefi iran’mış:
    http://www.radikal.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=881745
    peki neresi “değişim” bunun? amerika dünyaya saldırmaya ve israil lobisi, iş adamları ile çokuluslu şirketler lobilerinin etkisinde olmaya devam edecekse ha bush olmuş ha obama, benim için farkeden bir şey yok…
    http://www.radikal.com.tr/default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=881740

  12. Etkin Çiftçi

    Taraf tutmanın sadece bir takım parasal dökümlerle açıklanamayacağını düşünüyorum. Dün izlediğim konuşmasında “Kudüs İsrail’in başkenti kalacaktır!” diye avazı çıktığı kadar bağıran bir adam Obama.

    Ekonomik değil de, gönül bağıyla taraf tutması Obama’yı sütten çıkmış ak kaşık yapar mı?
    Taraf tutmanın dökümsüz olması beni hep daha çok korkutmuştur. Dengir Mir Mehmet Fırat’ın yeni anayasa taslağı çin AKP’den ciddi ödemeler aldığı konuşuluyordu bundan bir yıl önce. Bunu duyunca biraz rahatlamıştım. Sonuçta ortada dökümlü bir çıkar ilişkisi vardı. Aydın Doğan – Recep Tayyip Erdoğan arasında ise AKP’nin kurulmasına vesile olan dökümsüz bir ilişki var mesela.

    ABD’nin değer sistemi bizdekinden çok farklı. CHP-KANALTURK ilişkisi bizde “düpedüz skandal” iken şirketlerin siyasi partileri desteklemesi ABD komuoyunda bu kadar yankı uyandırmıyor.

    Sonuçta ABD başkanı, ABD çıkarlarını koruyacaktır. Obama kötünün iyisidir ve ABD’nindir. Amerikan çıkarlarını korumaya yemin etmiş Amerikan vatandaşları için kampanya yürütmektedir. Gereksiz ilgi gösteriyoruz gibi geliyor bana.

  13. arikan

    Radikal’in bu haberleri yeterli bilgi vermiyor. Ben de sadece böyle haberlere baksam Obama’nın ne farkı var Bush’dan derdim. Internet sağolsun bu konuda araştırma yapıp orjinal belgeleri bulabiliyoruz.

    Obama’nın dünyanın en güçlü pro-israil grubu “American Israel Public Affairs Committee” (AIPAC) için yaptığı konuşmanın tam metni, 4 Haziran 20008 (NPR’dan dinleyebilirsiniz de)
    http://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=91150432&ft=1&f=1102

    McCain’in (AIPAC) için yaptığı konuşmanın tam metni, 2 Haziran 20008
    http://www.realclearpolitics.com/articles/2008/06/mccains_speech_to_aipac.html

    İkisini de okuyup kendiniz karar verin bence.

  14. murat germen

    etkin “gereksiz ilgi gösteriyoruz gibi geliyor bana” demiş. aynen katılıyorum…

    burak merhaba, gönderdiğin linkte şöyle ifadeler var:

    The Palestinian people must understand that progress will not come through the false prophets of extremism or the corrupt use of foreign aid. The United States and the international community must stand by Palestinians who are committed to cracking down on terror and carrying the burden of peacemaking. I will strongly urge Arab governments to take steps to normalize relations with Israel, and to fulfill their responsibility to pressure extremists and provide real support for President Abbas and Prime Minister Fayyad. Egypt must cut off the smuggling of weapons into Gaza. Israel can also advance the cause of peace by taking appropriate steps — consistent with its security — to ease the freedom of movement for Palestinians, improve economic conditions in the West Bank, and to refrain from building new settlements — as it agreed to with the Bush administration at Annapolis.

    Let me be clear. Israel’s security is sacrosanct. It is non-negotiable. The Palestinians need a state that is contiguous and cohesive, and that allows them to prosper — but any agreement with the Palestinian people must preserve Israel’s identity as a Jewish state, with secure, recognized and defensible borders. Jerusalem will remain the capital of Israel, and it must remain undivided.

    burada obama’nın pro-israel olduğu veya destek almak için öyle gözüktüğü çok açık. bu laflarla filistinlilerden daha çok ödün vermeleri bekleniyor, halbuki eziyeti çeken filistinliler. ayrıca israil milletini daha “superior” gördüğü de belli (Israel’s security is sacrosanct, it is non-negotiable). açık açık da “Jerusalem will remain the capital of Israel” demiş adam, bu aşamada radikal’in bir yanlışını görmedim.

    ayrıca obama neden filistin menşeili kuruluşlara gidip orada konuşma yapma ihtiyacı duymuyor? obama’nın AIPAC’da konuşma yapması icazet almak için, aynen tayyip’in gidip bush’dan icazet almak zorunda olması gibi…

    obama “oreo” olmak zorunda kalabilir istemese de, yoksa onun başkan olmasına izin vermezler (ya da yeni bir JFK sendromu olabilir). oreo ise içi beyaz kremalı dışı siyah renkli kakao bisküisidir (amerika’da solcular arasında kullanılan bir terimdir oreo – http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/21/Oreo.jpg/800px-Oreo.jpg). beyaz gibi düşünen yerlilere ise “elma” derler…

  15. arikan

    Bugün Kudüs’de doğmuş büyümüş İsrail’li bir arkadaşımla konuştum Obama’nın AIPAC’de söyledikleri hakkında.

    Kudüs’ün hem İsrail hem Filistin başkenti olması tartışılıyor bazı çevrelerde ancak ne iki milletin ortak başkenti olmasının tarihte bir örneği var ne de taraflar çoğunlukta buna yanaşıyor.

    Konuştuğum arkadaşım İsrail’de ve Filistin’de solcuların ortak başkent istediğini anlattı. Eskiden her iki toplumda da ortak başkent konuşulması bile mümkün olmayan bir tabuymuş. Nitekim 6 ay kadar önce İsrailli ve Filistinli gençlerin ortak kurduğu Combatants for Peace organizasyonunun iki kurucu üyesiyle tanışmıştım. Combatants for Peace bir zamanlar silahla sokaklarda savaşmış insanların kurduğu bir hareket. Şimdi silahsız barış için çalışıyorlar. Hem İsrail tarafında hem Filistin tarafında okullarda özel toplantı odalarında mümkün olan her yerde her iki taraftan insanları toplayarak dertlerini anlatıyorlar ve tarafları konuşturarak barış zemini oluşturmaya çalışıyorlar. Bu insanların ne halde ne tehditler altında bu toplantıları yaptıklarını direk kendilerinden dinledim, sadece tüyleri ürperiyor insanın onu diyebilirim.

    Şimdi Obama “Kudüs İsrail’in başkenti kalmalıdır” dediğinde Etkin’in de dediği gibi bunu doğal olarak Amerikan çıkarları doğrultusunda yapıyor. Konuşmanın tamammına baktığımızda Obama barış arıyışı için katı diplomasi yapacağını belirtiyor. Yani silaha sarılmadan konuşarak anlaşma arayışında olacağını sölüyor, yine ve doğal olarak Amerika’nın çıkarları doğrultusunda. Bush-McCain politikasından çok daha barışçıl olacağını düşünüyorum.

    Ancak konuyu kestirip atmayalım, tartışmayı biraz daha ilerletelim. Beni çok rahatsız eden şöyle bir çelişki var. Eğer Dünyayı tamir etmeye kalkışıyorsan (“Tikkun olam“), neden kendi çıkarlarını da gözetiyorsun? Dünyayı tamir etmek ancak bağımsız yapılabilir, kendi çıkarlarını göz önüne alarak dünya nasıl tamir edilebilir?

    “Gereksiz ilgi gösteriyoruz” derken dünyaya barış getirecek bir Amerikan başkanını neden umuyoruz ki? demek istiyorsunuz sanırım. Benim umursadığım bu değil. Umursadığım Obama’nın yenilikçi (lobilerden değil haktan parasal destek olarak) seçim kampanyası nasıl başarılı oluyor (teknik yapısı) ve Obama nasıl bu kimliğiyle muhafazakar’lara ve beyaz demokratlara karşı başarılı olabiliyor (kavramsal yapısı).

  16. ilteris kaplan

    bence burada birbirinden ayrilmasi gereken bolumler mevcut. burak’in obama’nin yeni bir strateji ile politik kampanyasini yuruttugu tespiti dogru, fakat bu stratejinin sonunda baskanligi kazandigi takdirde baskanlik icin olusturacagi stratejinin yeni bir strateji olacagina inanmasi ancak iyimser bir spekulasyon olabilir. dugumkumenin tekno-kulturel elestiri blog’u oldugunu hatirlayip konuyu biraz ilk bolume dogru cekersek, bu secim stratejisinin teknolojinin yardimiyla buyuk ve kucuk arasindaki guc dengelerini kisa surede nasil degistirebildigini gormek acisindan iyi bir ornek oldugunu gorebiliriz.

    Umair Haque bunu yazisinda aciklamaya calismis.
    http://discussionleader.hbsp.com/haque/2008/06/the_rise_of_asymmetrical_compe.html

    Fakat unutmamak gereken bir sey var ki, o da bu bir yaris. Bu strateji bu yarisa gore gelistirilmis. Bu yarista ise yarasa bile, baskanlik halindeki paralel bir stratejinin ise yarayip yarayamayacagini kestirmek simdiden guc.

    Alan Patrick’in Umair Haque’nin yazisi hakkindaki yorumu:
    http://broadstuff.com/archives/1005-Use-of-modern-technology-for-Asymmetric-Strategy.html
    Washington Post’un Obama’nin stratejisi hakkindaki yazisi:
    http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2008/06/03/AR2008060304268.html?hpid=topnews&sid=ST2008060203207

  17. arikan

    ilteris çok sağol bağlantılar için, Haque’un Asimetrik Yarış başlığı oldukça çarpıcı, şimdi basıyorum yolda okuycam.

  18. elif

    Etkin Çiftçi’nin “Gereksiz ilgi gosteriyoruz” tavrinin 30′larin izole Turkiye’sini yankiladigini soylemeden edemeyecegim. “stratejik işbirlikçimiz”in baskani tabi bizi de ilgilendiriyor. Bunun da otesinde 20. yy’in basindan beri kaderi buyuk (ya da emperyalist) gucler tarafindan belirlenmis orta dogu’da konumlanmis bir ulke olarak da bu onemli.

    Ben de gecen hafta 90-92 senesinde filistin’e barış pazarliginda danışmanlık yapmış colubia universitesi’nde edward said profesörü olan rashid khalidi’yi dinledim. Turkiye’nin israil meselesinde rol oynamasinin tarihi bir onemi oldugunu ve bunun kendisini cok mutlu ettigini soyledi. “Turkiye bu role soyunsa da sonuc alamaz ki” fikrindeki biz dinleyicilere, “ben de sonuc alinacagini sanmiyorum ama ben filistin heyetinde yer alirken toplantilar washington dc’de State Department’ta geciyordu ve o binaya girmek bile onur kirici idi. En azindan olay cografi olarak kudus’e yaklasiyor ve bu fiziksel yaklasmanin kendisi tarihi bir olay.” dedi.

    Uzun lafin kisasi Amerika’da kimin baskan olacagi cok onemli. Dogrusu ben barack obama kampanyasini Burak Arikan kadar sıkı takip etmiyorum, gerci omer madra’nin acik radyodaki heyecanina kulak kabarttim bir kac kez. Gorunen o ki Barack Obama bir umudu temsil ediyor ve bu umut ilginc bir sekilde kendi oyverenleriyle sınırlı kalmıyor. Bir diger durum da Obama’nin Amerika’da yakaladığı “tarihi” hareket. Arkasına JFK ile kıyaslanabilecek bir destegi aldi. Ozellikle de baby boomers’lar kadar para kazanma (amerikan rüyası gerceklestirme) imkani olmadigi gorunen genç amerikalıların destegi onemli.

    Burada bahsettigim umut olma durumu, arkasindaki destegin buyuklugu ve genclerin lideri olmasi bakimindan Barack Obama tarihi bir(kaç) olayı başardı henüz seçimi kazanmadan.

  19. arikan

    Bir tane de burda var, seçim kampanyası tasarımı:
    http://www.businessweek.com/innovate/NussbaumOnDesign/archives/2008/06/why_clinton_los.html?campaign_id=rss_blog_nussbaumondesign

  20. arikan

    @elif bu arada facebook mesajını cevaplamadığımı şimdi farkettim, benim kum treni fotoğrafını kullanabilirsiniz. Texas Austin’de telefonumla çekmiştim.

  21. Etkin Çiftçi

    @elif, stratejik işbirlikçin ABD’nin başkanıyla bu işbirliğinin bir tarafı olarak ilgilenmen gayet doğal. ABD stratejik düşmanın da olsa ilgilenirsin zaten. AKP iktidarı, türk halkının 82% oranındaki ABD karşıtlığına rağmen ABD’nin stratejik ortağıdır. Yani türk halkının da, iktidarın da ABD’yi konuşmak, tartışmak için geçerli nedenleri var.

    Peki ya başkan adayı? Benim eleştirim doğal olarak hiç bir yetki ve etkimizin olmadığı bir seçim sürecinin ülkemizin meselesi haline gelmesine. Bunun adı 30′ların izoleciliğiyse, aksine 20′lerin mandacılığı mı demeliyiz?

    @burak, Obama’yı propoganda/kampanya yönteminden ötürü ayrı bir yere koymayı doğru bulmuyorum. Gülen tarikatı 20 yıldır mikro bağışlarla yürüyen bir örgüt mesela. Dünyayı tamir edecek olan şey bağışların bir web formu ile toplanması mıdır?

    Benzer bir durumu Baskın Oran’da da yaşadık. Baskın Oran’a geniş bir tabanda destek verildi. Cilalı web siteleri yapıldı, amerikanvari halkla ilişkiler kampanyaları yürütüldü. Ama bu yöntemlerin hiç biri kaçınılmaz sonucu etkileyemedi. Oran meclise giremedi. Çünkü politikada nasıl söylediğin kadar ne söylediğin de önemlidir.

    Obama, güzel şeyler söylediği gibi çirkin şeyler de söylüyor. Sırf web formla para topladı diye Oboma’yı ayrı bir yere koymayı anlayamıyorum. Murat Germen’in oreo tespitine katılıyorum. Obama’nın senin dikkatini çeken “yöntem”inden de ağır basan, “asıl içeriği” budur diye düşünüyorum.

  22. murat germen

    http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=882196&Date=08.06.2008

  23. arikan

    Bu Radikal’deki son yazı Londra’da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesinin 5 Haziran 2008 tarihili haberinden Türkçe’ye çevrilmiş. Bu not sadece yazının sonunda bir parantez içinde belirtilmiş. Arap basını içinde bulunduğu şartlar altında tabii ki de İsrail için olumlu bir tutumun karşısında duracaktır, okuyanlar bu duruş Radikal gazetesinin zanneder.

  24. arikan

    @Etkin tarihte bir “seçim kampanyası” biliyor musun parasını halkın bağışlarıyla toplayabilmiş. Bu karşılaştırdığın örnek Nurcular ne bir politik parti ne de topluma açık bir organizasyon. Topluma kapalı cemaatlerin para toplama sistemini gözler önünde yürüyen politik bir kampanyanınkiyle nasıl karşılaştırabilirsin?

    “Web formu” ile “dünyayı değiştirmek” arasında kurduğun ilişkiyi anlamadım, ne demek istiyorsun?

    Baskın Oran’ın toplumla kurduğu iletişime “amerikan vari”, bunun araçlarından web sitesine “cilalı” diyerek nereye varabilirsin?

    Baskın Oran’ın kampanyasında “ne söylediği” benim için açıktı ve desteklememi sağlaycak kadar beni etkileyebilmişti, seçilememiş olmasına çok üzüldüm.

  25. arikan

    Murat Germen’in Obama’yı içi beyaz dışı çikolata kaplı “Oreo” biskuvisine benzetmesini ön yargılı buluyorum.

    @etkin:“Obama’nın senin dikkatini çeken “yöntem”inden de ağır basan, “asıl içeriği” budur diye düşünüyorum.”

    “Budur” ile kurduğun bağlantıyı yakalayamıyorum, ama ben tekrar ediyim ne ile ilgilendiğimi.

    1. Obama’nın seçim kampanyası lobilerden değil haktan parasal destek alarak nasıl başarılı oluyor, bu kampanyanın teknik yapısı.

    2. Obama nasıl bu kimliğiyle muhafazakar’lara ve beyaz demokratlara karşı başarılı olabiliyor, bu mücadelenin kavramsal yapısı.

    Bu sonuncusuyla ilgilenme sebebim Türkiye’deki kimlik sorunlarıyla da ilgili.

  26. arikan

    @ilteris Umair Haque’un yazısını okudum. Genel olarak sosyal ağların (online/offline) nasıl değerlendirildiği kısımları önemli bence.

    Sosyal etkileşim ve politik seçim arasındaki bağlantı üzerine Valdis Krebs çok iyi bir makale yazmış, bunu ayrı bir yazı olarak toparlıycam.

  27. murat germen

    önyargı dedin de burak, burada asıl önyargı sahibi olan sensin çok net bir biçimde. daha ortada fol yok yumurta yok, adam seçilmedi, seçilecekse de icraat yapmadı. şimdiye kadar yaptığı beyanlara dayanarak olası tehlikelere karşı uyarma ve temkinli olma eğilimi olan kişilere ağır laflar edip duruyorsun baştan beri, bir obama bekçiliğine soyunmuşsun herkese laf yetiştiriyorsun. nedir bu obama hayranlığı gerçekten anlamış değilim, sanki bir yakınına küfür etmişiz gibi konuşuyorsun. ben bu yüzden artık bu konu hakkında, veya diğer herhangi bir konu hakkında yazı yazmayacağım artık düğümkümeye çünkü algıla(n)ma kümelerim düğümlendi. size hayırlı obama’lar dilerim…

    radikal’den link verdiğim yazıyı radikal’in duruşu zannedeceklerle ise hiç işim olmaz, sanıyorum hepimizin yazının radikal’in duruşu olmadığını bilecek kadar kadar aklı var; bunu belirtmeye de ne gerek vardı anlamadım. linkteki yazının sağ üstüne doğru yer alan logodan bu yazının al quds al arabi’den tercüme edildiği açık. bu gazete arap dünyasının önemli, güvenilebilecek bir yayınıdır ve duyarlı insanlar sadece amerika ve israil yanlı kaynakları okumamalıdır…

  28. arikan

    Ben elimden geldiğince tartışmaya çalışıyorum. Obama’yı bugüne kadarki duruşu sebebiyle desteklediğimi yorumların başında da belirtmiştim. Tartışma zaten yanlı tarafların konuşması demek değil mi. Tartışırken de en çok önem gösterdiğim şey bilgilerin ışığında tartışmak. Mesela Obama’nın konuşmasından alıntı vererek yaptığınız yorum beni etkiledi, Obama’nın neden demokrat partinin adayı olacağı kesinleşir kesinleşmez AIPAC önüne çıktığı bu yorumunuz üzerine benim de kafam da sorular oluşturdu.

    Biliyorum yüz yüze konuşmaktan çok farklı böyle yorumlarda emaillerde yazışmak, söylenenlerde ton yok nüanslar anlaşılmayabiliyor. Eğer söylediklerim ağır laflar gibi geliyorsa özür dilerim, dediğim gibi burada tartışmaya çalışıyorum.

  29. arikan

    Radikal’de yayınlanan yazıyı son cümlesine gelinceye kadar Radikal gazetesinin yorumu olarak okudum. Bunun sebebi al quds al arabi gazetesini ve logosunu bilmememdir. Çoğunluğun da bilmediğini zannediyorum. Böyle hassas bir konuda Arap dünyasından da kaynaklar okumak çok önemli katılıyorum.

  30. Dara Kılıçoğlu

    “Dünyayı tamir edecek olan şey bağışların bir web formu ile toplanması mıdır?”

    Etkin bence oyle. Keske bu makro ve mikro anlamda gerceklesebilse. Sen kendi lokal aginda, kulturun, para birimin, silahli kuvvetlerin ile bir diger anlamda ekonomin ile bagimsizlasmiyor musun? Protokolleri yazip onlara uymuyor musun? Para toplayan web formu bu acik protokolun en basit uygulamasi. Herkesten para almak ne demek? Ben iyimser bakiyorum.

  31. Dara Kılıçoğlu

    Tum dunyada olmasa da Tanzanya’da kucuk bir tamirat icin sizde 5, 10 dolar su web formuna atabilirsiniz:
    http://www.fundable.com/groupactions/volunteeringintanzania/

  32. engin

    Obama’nin adayliginin aciklandiktan sonra AIPAC’ta konusma yapmasi kafalari karistiriyor gercekten. Bu Obama’nin dogrultusu kadar Musevi lobisinin Amerikan politikasi uzerindeki etkisini de gosteriyor.

    Diger yandan, Obama’nin kampanya iletisim stratejisini nasil harekete gecirdiginden, mesaji nasil ulastirdigindan ve toplum uzerinde etki olusturmak icin attigi adimlardan ogrenecek cok sey var.

    Mesela, topluma hitap edisini, dusunduklerini siraya dizme seklini, orneklendirirken degisik toplum tabakalarina seslenisini ogretici buluyorum. Ayrica, orgutlenme sekli de dikkate deger bir durum: Obama meydanlara seslenmek yerine bir cok defa mahalli gruplara/orgutlere seslendi. Kiliselerde, kutuphanelerde, halk evlerinde kucuk kitleler ile mumkun oldugunca birebir iletisim kurdu. Mahalli toplumlar icinden orgut liderleri belirledi, onlari kampanyanin ana temalarini anlatmak ve oy toplamak icin egitti. Butun bunlari yaparken yeni tekno-iletisim araclarini kullandi. Sadece bu yuzden bir cok genc kitlenin dikkatini cekti. Topladigi kampanya butcesinin buyuk bir bolumunu 100 dolar altinda verilen bagislar olusturdu.

    Fethullah Gulen cemaatinin Obama kampanyasina benzer bir sekilde organize olduguna katiliyorum. O yuzden guclu ve son derece yaygin bir orgut. Toplumun her alaninda, yonetimlerin her tabakasinda organik bir sekilde gelisen, mevcut politik olusumlarin kisitlari icinde kalmayan bir yapi. Cok onemli bir fark: orgutun isleyisi seffaf degil, o yuzden o orgutten ogrenmek – bir parcasi haline gelmedikce – cok zor. Obama kampanyasi ise tam tersine, her detayi ag sayfasindan yayimladi. Ne kadar para topladiklarindan nerede hata yaptiklarina kadar, gorulmemis bir seffaflikla secmenlere bilgi verdi, bagi koparmadi.

    Genis kitleleri harekete gecirebilme karizmasinin, tekniklerinin, toplumu mobilize edecek stratejilerinin progresif Turk politik figurlerinin en buyuk eksiklerinden bazilari oldugunu dusunuyorum (mesela Baskin Oran). Amerikan secimlerinde potansiyel liderlerin kullandigi orgutlenme modellerini, insanlari harekete gecirmek icin atilan adimlari, olusturulan iletisim stratejilerini ortaya ciktigi ulkeden bagimsiz olarak, yeni yetisen liderler ve organize olmakta zorluk ceken toplumlar icin faydali buluyorum.

  33. Etkin Çiftçi

    “..Keske bu makro ve mikro anlamda gerceklesebilse. Sen kendi lokal aginda, kulturun, para birimin, silahli kuvvetlerin ile bir diger anlamda ekonomin ile bagimsizlasmiyor musun? Protokolleri yazip onlara uymuyor musun? Para toplayan web formu bu acik protokolun en basit uygulamasi. Herkesten para almak ne demek? Ben iyimser bakiyorum.”

    @dara, bu bence de iyimser bi bakış. Oysa mikro ya da makro bağışlar özü itibariyle birbirlerinden çok uzak değiller. Ben bu yüzden yöntemden çok içeriğin önemli olduğunu düşünüyorum. Mahallene cami yapılması için cami yaptırma derneği olarak şeffaf bir mikro ödeme sistemi kurabilirsin ya da mahallenin en zengininden tek seferde alabilirsin ihtiyacın olan parayı. Oysa burada önemli olan, camiye ihtiyacın olup olmadığı veya esasen cami isteyip istemediğindir. Yani yöntem değil, içeriktir önemli olan. Obama’yı destekleyen bir seçmen oyundan öte parasını verdiği Obama’dan kendi maddi çıkarları veya ideolojik görüşleri doğrultusunda hareket etmesini bekleyecektir. Bağış yapan tarafın bir silah üreticisi veya john doe olması önemli değil.

    @arıkan, “Obama’nın senin dikkatini çeken “yöntem”inden de ağır basan, “asıl içeriği” budur derken kimliği, söylemi ve ilişkilerine odaklanmalıyız demekteyim. Demokrat partinin zenci adayının, adaylığı kesinleşir kesinleşmez İsrail’le fingirdeşmesi, yani Oreo’luğudur önemli olan. Nasıl para topladığı o kadar önemli değil.

    Yöntemi tartışmak gerekirse;
    Seçimin asıl mikro ödemesi oydur. Oyunu verirsin karşılığını beklersin. x partisinin seçmeni olarak sadece rakamsal, anonim ve anlık bir örgütlenmeye dahil olursun seçim esnasında. Seçim bittiğinde tüm partiler seçmenlerine karşı sorumludurlar. Eğer, yükümlülüklerini yerine getirmezlerse bir sonraki kapalı oylamada alacakları oyları etkilenir vs…

    Anonim olmayan desteklerde ise iki seçim arasında hesap verilebilirlik öne çıkıyor. Ve A partisini destekleyen X şirketi seçim dışında da örgütlü bir yapısı olduğu için A partisine hesap sorabilecek güçtedir. Burada sadece maddi bir destekten söz etmek yanlış olur. Örneğin türkiye’de CHP’nin alevi kesim ile böyle bir ilişkisi vardır. CHP bu örgütlü kesimden oy isterken onların çıkarlarına uygun hareket edeceğini vaad eder. Oysa mikro bağışçılar veya seçmenler iki seçim arasında kaynar giderler. Çünkü X partisinin hesap vereceği bir muhattap yoktur ortada. Bu yüzden eğer bir bağış söz konusu ise bunun makro olması daha bile iyidir aslında.

    Burada problem makro bağış yöntemi midir, yoksa bağışcının kimliği(içeriği) mi? X partisine WWF, Greenpeace veya kendinize yakın gördüğünüz diğer örgütler bağış yaptığında acaba makro bağış konusunda ne düşüneceksiniz? Bu yüzden özellikle altını çiziyorum; önemli olan bağış alanın ve verenin içeriğidir(kimliği, söylemi vs..). Mikro bağışlar, bağışcıların örgütsüzlüğü yüzünden titan şeklinde tezahür etmektedir. Oyunuz ve verdiğiniz maddi desteği geri çekme şansınız, itiraz etme gücünüz yoktur. Çünkü siz X şirketi, Y derneği, Z lobisi gibi örgütlü değilsinizdir. A partisi için muhattap değilsinizdir.

    Bu yazı ve kimi yorumlarda dikkatimi çeken şey Burak’ın ideolojik yakınlık kurduğu Obama’yı, yöntemine değinmek yoluyla Düğümküme’nin konusu yapması. Obama siyaset ve toplum bilimcilerin konusudur, yöntemi ise sıradan. Zaten yöntem, tartışmanın küçük bir parçası olmaktan ileri gidememiştir.

    “Baskın Oran’ın toplumla kurduğu iletişime “amerikan vari”, bunun araçlarından web sitesine “cilalı” diyerek nereye varabilirsin?”
    @arıkan, bu ne biçim soru? Bu yöntemleri yüceleştirerek sen nereye varabilirsin? Tespitimde bir hata görüyorsan onu tartışalım. Ben Oran’ın bilimum ticari şirketle, azınlıkla hem gönül hem de ticari bağ kurmasını alışılmadık ve eleştirmeye değer buluyorum. Bunları zaten tartışmıştık. Oran’ın her kesime ayrı vaadler verdiğini, bu tutarsız ve genel geçer vaadlerin ise birbirleriyle çelişeceğini söylemiştim. Sonuçta Oran, sözcüsü kesildiği azınlıklara ulaşamadı bu cilalı yöntemlerle. AB grubunda ise sıkıntı çekmedi, iyi tüketicilere daha ilk günden ulaştı. Çünkü kanımca amerikanvari bir kampanya yürüttü.

  34. arikan

    Etkin “Amerikan vari” ve “cilalı” sıfatları bana herhangi bir bilgi çağrıştırmadığından böyle soruyorum. Ne demek “Amerikan vari”? Mesela biz blog yazıyoruz diye “Amerikan vari” miyiz? ASCII karakter kullanan Amerikan vari midir? T-shirt giyen Amerikan vari midir? Sözlerinde önce fiil sonra nesne dizen Amerikan vari cümleler mi kuruyor? Baskın Oran’ın kapmanyasında ticari şirketlerin desktek olması mı “Amerikan vari”? Kapmanya sitesinde şu şu şu kurumlar destek oluyor diye herkese açık açık belirtmeleri mi “Amerikan vari”? Nerede ne zaman “ticari bağ” kuruyor söyleyebilirsen biz de bilgilenmiş olalım. Baskın Oran’ı eleştirmeni destekliyorum ve bundan öğrenmek istiyorum.

    Aynı şekilde “cilalı” sıfatını kullanırken de sanki demek istediğin başka bir şey var, onun yerine kullanıyormuşsun gibi geliyor bana. Tipografisi çalışılmış iyi tasarlanmış bir web sitesi cilalı mıdır? İyi ışıkta çekilmiş bir fotoğraf cilalı mıdır? Hepimiz iyi tasarım yapmaya çalışırken cilalı mı yapmaya çalışıyoruz? Mesajını topluma daha iyi iletmeye çalışmak için yapılanlar sonuçta cilalı kampanya üretilmesine mi sebep oluyor?

    Etkin sen içerik veya yöntem’den birini tercih edebilirsin. Ben bunların ikisiyle de ilgilenip ikisini de ayrı ayrı değerlendirmeyi tercih ediyorum. Obama’nın yöntemiyle ilgilenmem sandığın gibi Obama’nın görüşlerini tuttuğum için değil, yöntemini ve kişiliğiyle ayrı ayrı ilgilienebildiğim için. Mesela politik olarak karşı olduğum halde AKP’yi de inceliyorum, incelemek zorunda olduğumu hissediyorum. Gidip Nakşibendi tarikatı hakkında kitaplar alıp okuyorum… bu benim için bir öğrenme işlemi. Şimdi Nakşibendi hakkında kitap okuyorum, gelişimini, yöntemlerini inceliyorum diye bana tarikat sempatizanı diyebilir misin?

    Şunda haklısın, bu Düğümküme yazısı Obama’ya olan sempatimin tonunu içeriyor. Ancak yöntemi hakkında henüz bir şey yazmış değilim, yorumlarda yöntemiyle ilgilendiğimden bahsetttim, ayrıca bir yazı planlıyorum. “Yöntemine değinmek yoluyla Düğümküme’nin konusu yapmak” yorumun için ben bir yorum yapamıycam.

    Siyaset ve toplumbilim özellikle sanat ve teknolojiyle ilişkisi açısından Düğümküme’de sık sık konu oluyor. Bu bağlamda Obama hakkında tartışmak bana gayet olağn geliyor, fazla önem verdiğimizi değil tersine birbirimizden öğrendiğimizi düşünüyorum.

  35. Etkin Çiftçi

    @burak, birbirimizden öğrenmek konusunda haklısın. Aklıselim tartışmaların amacı da bu olmalıdır zaten. Yani ikna etmeye değil, ikna olmaya çalışmak.

    Temkinli tavrımdan dolayı muhafazakar bir tutum sergilediğim düşünülebilir ama ben başka bir dünyanın mümkün olduğuna inananlardanım. Bu yüzden politik gelişmeleri, çıkışları daha geniş bir pencereden değerlendirmeye çalışıyorum. Obama kimdir, oran kimdir? Bu insanlar toplumla nasıl iletişim kuruyorlar, çıkar çevreleri ve/veya destekçilerle nasıl iletişim kuruyorlar vb soruların cevaplarını arıyorum. “Obama geliyor”dan ziyade, “obama gelince olacaklar” cümlesini daha anlamlı buluyorum.

    “amerikanvari” ve “cilali” sözcükleri tabiki eleştirel yakıştırmalar. Zamanında Cem Boyner de benzer bir seçim kampanyası yapmıştı. Ancak hedef kitlesi açısından eleştirilecek bir durum yoktu ortada. Baskın Oran’dan şahsen haz etmiyorum. Pek çok kişinin iyi niyetini ister-istemez sömürdüğünü düşünüyorum. Kampanyası boyunca tüm azınlıklara şeker dağıtmasını akla mantığa uygun bulmuyorum. Daha önce de bahsettiğim gibi azınlıkların çıkarları birbirleriyle doğal olarak çelişir. Kürt toplumunun haklarıyla, eşcinsel toplulukların haklarını aynı kişi savunamaz(belki örgütlü bir parti yapabilir bunu). Oran’ın bu indirgemeciliğini amerikanvari ve kampanyasını ise cilalı buluyorum. Cilalı ve amerikanvari sözcüklerinin sana hiç bir bilgi çağrıştırmaması şaşırtıcı.

    “Tipografisi çalışılmış iyi tasarlanmış bir web sitesi cilalı mıdır?”
    @arıkan, Comic Sans kitlesiyle, Helvetica aracılığıyla iletişim kurmaya çalışmak cilalı bir yaklaşımdır. Nitekim Oran, cihangir helvetica’sının oylarını alabilmiş, haklarını savunmaya talip olduğu azınlıklara ulaşamamıştır.

    “Etkin sen içerik veya yöntem’den birini tercih edebilirsin. Ben bunların ikisiyle de ilgilenip ikisini de ayrı ayrı değerlendirmeyi tercih ediyorum.”
    Evet ben içeriğin daha önemli olduğunu düşünüyorum. Söylemi tutarsız, ilişkileri belirsiz bir politikacıya sırf SMS’le para topluyor destek vermek tekno-kültürel eleştiriden ziyade tekno fetişizm olurdu heralde. Sen böyle yapıyorsun demeye çalışmıyorum. Ama içeriği ve yöntemi değerlendirmek ayrı birşey, bu değerlendirmeyi sonuçlandırıp “destek vermek/vermemek” ayrı birşey. Eğer mesele birine destek vermekse yöntem önemsizdir kanımca.

    “Nakşibendi hakkında kitap okuyorum, gelişimini, yöntemlerini inceliyorum diye bana tarikat sempatizanı diyebilir misin?”
    @arıkan, seni şahsen tanımıyorum. Heralde değilsindir. Ayrıca benim kişileri beslendikleri kaynaklar ile değerlendirmem söz konusu değil ki zaten. Yöntem(süreç) değil de, içerik(sonuç) dememin sebebi de bu. Ama tutup da bilmem ne tarikatından alıntı yaparsan huylanırım. Çünkü dogmatik bir bir dünyaya kapı açmış olursun. Buradaki unsur, senin bir entelektüel olarak neyi incelediğin değil, nasıl bir sonuca vardığın. Yani toplamdaki söylemindir önemli olan. Tıpkı Obama’nın nasıl para topladığı değil de o parayla ne yapacağının daha önemli bir unsur olması gibi.

    “Siyaset ve toplumbilim özellikle sanat ve teknolojiyle ilişkisi açısından Düğümküme’de sık sık konu oluyor. Bu bağlamda Obama hakkında tartışmak bana gayet olağn geliyor…”
    Murat Germen’in de bahsettiği gibi taraflar peşin hükümlü ve fanatik tutumlar sergileyebiliyor konu politika olunca. Siyaset ve toplum biliminin, teknoloji ve sanatla olan örtüşmeleri düğümkümenin konusu olmalıdır bence de. Zaten oluyor da. Ama obama gümbür gümbür geliyor demeyi neyle örtüştürüyorsun anlayamadım. Yavan siyaset tartışmalarını bağımlı/bağımsız medya yeterince yapıyor zaten.

  36. Dara Kılıçoğlu

    “… mikro ya da makro bağışlar özü itibariyle birbirlerinden çok uzak değiller. Ben bu yüzden yöntemden çok içeriğin önemli olduğunu düşünüyorum. Mahallene cami yapılması için cami yaptırma derneği olarak şeffaf bir mikro ödeme sistemi kurabilirsin ya da mahallenin en zengininden tek seferde alabilirsin ihtiyacın olan parayı. Oysa burada önemli olan, camiye ihtiyacın olup olmadığı veya esasen cami isteyip istemediğindir. Yani yöntem değil, içeriktir önemli olan. Obama’yı destekleyen bir seçmen oyundan öte parasını verdiği Obama’dan kendi maddi çıkarları veya ideolojik görüşleri doğrultusunda hareket etmesini bekleyecektir. Bağış yapan tarafın bir silah üreticisi veya john doe olması önemli değil.”

    @Etkin bugun oy vermek ve para vermek ayni seyler. Parayi bir seferde aldiginda merkezi, ufak bagislar ile topladiginda ise dagitik bir destek aliyorsun. Hangisi daha saglikli? Ben demokrat adayin tutumunu %100 acik ve saglikli buluyorum. Silah ureticisi bir ailenin verdigi para ile 2000000 tane John Doe’nun para vermesini nasil ayni kefeye koyarsin? Silah ureticisi aile savasa girelim diyecek, iki ulkeyi birbirine dusurup silah satalim dicek. John Doe’larin aileleri ise ogullarinin savasta olmeleri fikrine hic sicak bakmazlar diye tahmin ediyorum. Parayi kimden aldiginin felaket buyuk onemi var. Bazi insanlar kimden para aldiklarini bilememelerinden duyduklari rahatsizlik yuzunden bankalar yerine alternatif kredi kurumlarina yoneliyordu: http://www.dugumkume.org/hey-corc-versene-borc/

  37. Etkin Çiftçi

    @dara, işte tam da eleştirim şey bu. Bağışı yapan taraf silah üreticisi değil de dünya silahszılanma örgütü olduğunda, makro bağış kötüdür tezi bir anda tuz buz oluyor. Aynı şekilde cihat için toplanan mikro bağışlardan bahsettimizde ise bu sefer de mikronun tadı kaçıyor. Bu yüzden Obama’yı yöntemiyle değil söylemiyle değerlendirmek daha mantıklıdır.

    “Silah ureticisi bir ailenin verdigi para ile 2000000 tane John Doe’nun para vermesini nasil ayni kefeye koyarsin?”
    Aynı kefeye koymadığım çok açık.

    “bugun oy vermek ve para vermek ayni seyler”
    Mikro destek oyun ta kendisidir. Ben de böyle söylemiştim zaten.

  38. Dara Kılıçoğlu

    etkin, zaten makro bagis kotudur demesin kimse (: ama mikro bagislarin heyecani da bambaska (: verdigin ornege bakarsak keske silahsizlanma orgutu bagis yapsa ne guzel olur. herhalde yapiyorlardir da ama onemli olan cogunluktan, oyverenlerden para toplayip kampanya yapabilme heyecanidir. sanat organizasyonlarina bakarsak siemens sanat mesela organizasyonun isminin basina “siemens” i ekletiyor. ama kendi kendini cekip cevirebilen bir sanat organizasyonunu cok kiymetli ve saygideger bulurum. butun sirket hiyerarsisinden kurtulabilmis… kisa kesiyorum cunku bu konuda hemfikiriz diye dusunuyorum.

  39. Etkin Çiftçi

    Evet dara..çok uzak olduğumuzu düşünmüyorum ben de..

  40. arikan

    Obama bugün “Public Financing” almayacağını açıkladı. “Public Financing” devletin kampanyaları desteklemek için partilere dağıttığı paradır. Obama genel olarak Public Financing sistemini desteklediği halde seçimlerde yapılanın bozuk olduğunu söylüyor. Kabul etmeme sebebinin devlete bu parayı sağlayanların destek almak istemediği lobiciler olduğunu belirtiyor ve burada denetim dışı “parayı veren düdüğü çalar” sisteminin döndüğünü belirtiyor.

    Obama’nın açıklamasını burada izleyebilirsiniz
    https://donate.barackobama.com/decision

    “Public Finance” ne demek?
    http://en.wikipedia.org/wiki/Public_finance

    Politik Kampanya Finansman Türleri
    http://en.wikipedia.org/wiki/Campaign_finance

Yorum Yaz