11.07.2009

Bağımsız Sanat Girişimleri Açısından Berlin ve İstanbul Arasındaki 4 fark

Berlin Off-spaces Exhibition / Panel

Geçtiğimiz hafta Berlin’de Bethanian’da açtığımız İstanbul-Off-Spaces sergisinden sonra yapılan panelde Berlin ve İstanbul bağımsız sanat insiyatifleri arasındaki farklar tartışıldı. Bu kısa tartışma sergiye İstanbul’dan katılan sanat kolektifleri ve mekanları üzerinden yapıldı. Türkiye’de — dünya boyutunda– bir sanat eleştirisi olmaması yorumu tartışmanın pik yaptığı andı. Özetle dört ana konu etrafında farklılıklar konuşuldu:

1. Yerel küresel ilişkisi

Türkiye’deki sanat insiyatifleri uğraştıkları yerel meselelerin küresel ilişkilerine eğilmiyorlar. Halbuki yerelde olan bitenler, kişisel ızdırapların kaynadığı din dil kimlik gibi sık sık kullanılan konular, pek çok zaman küresel olayların etkisinde. Diğer yandan sanat işlerinin biçimleri pratikleri dünyadaki gidişatı öteleyen nitelikte olamıyor. Bütün bu farkında olmayış internet’e rağmen sürüyor.

2. Para kaynakları

Almanya’da devlet çağdaş sanata para yatırırken, Türkiye’de devlet kilim deseni devlet sanatçısı modelinden öteye gidememiş durumda. Özel destekler dışında Türkiye’de her sanatçı kendi imklanlarıyla iş yapmak durumunda.

3. Dayanışma

Türkiye’de sanatçılar özellikle finansal imkansızlığa rağmen komşudan projektör, arkadaştan slayt makinesi alarak işlerini yürütüyor. Tartışmada Türkiye’den sanatçılar adeta bu değeri sahiplenircesine dayanışmanın en çok kendileri için geçerli olduğunu ifade ediyordu. Ancak Berlin’li sanatçılar hemen bir hatırlatma yaptılar: Berlin’den New York’a pek çok yerde dayanışma zaten sanat üretiminin en temel yürütücülerindendir.

4. Ölçek

Almanya’da hemen her şehirde bir Kunstverein bir çağdaş sanat müzesi bir çağdaş sanat merkezi varken Türkiye’de çağdaş sanatı destekleyen sadece ve “biricik” İKSV, Platform gibi yerler olduğu konuşuldu. Berlin’de kabaca 30,000 sanatçı varken İstanbul’da kaç sanatçı vardır diye soruldu? Ölçek kaynaklara, kaynaklar da üretime doğrudan etki ediyor.

Sergiye katılan sanatçıların ve sergilenen işlerin İstanbul’dan gelmek dışında ortak bir özelliği yoktu.

Etiketler

, , , , ,

1 Yorum

  1. agzel

    fotograftan ve yazıdan anladığım çakır keyif bir sanat sohbeti yaşanmış, almanya türkiyeyi dövmüş :))) hocam sondan başlıyorum :berlinde 30bin tane sanatçı var kaç tane delikanlı var? saka bi yana guncel sanatı yapan guncel aynı zamanda bu tip sanatı takip eden kisi gibi bisey diye düsünüyorum, Berlinli de New Yorkla falan kıyaslıyor ortamı falan. dayanışma meselesi ayak detaya girmiycem, devlet aslında bu sene venedik bienali türkiye pavyonuna iki tane güncel sanat yapan insan yollamış dışişleri himayesinde falan valla pek kilim deseni yapan sanatçılara benzemiyolar : http://venicebiennial-turkey.org , bağımsız insiyatif adı üstünde yani biraz da kendi kaynağını yolunu kendi bulcak onu da mı devlet bulsun, yerel küresel meselesinde muhabbete konu olan tür yapıt iş üreten, insiyatif filan küresel iş üretir, bahsettiğiniz sergi de buna bi örnek misal, burak hocam biz özel bi ülkeyiz, kendi dehşetinde kendi yağında , garibanız ama gururluyuz burada sanat zor kolay bişey değil ama olay biraz da herşeye rağmen burdan döşemektir , ama bişey diycem Arte kanalı türkiye’de şube açsa çok iyi olur bak ona bişey demiyorum.

Yorum Yaz