Etkin Ciftci 30.06.2007

RFID burada. Karşıtları nerede?

Aslında uzunca bir süredir RFID teknolojisini kullanıyoruz. Kampus kapılarında, asya ile avrupayı birbirine bağlarken ve alışveriş yaparken… Beni şaşırtan şey ise artık bir RFID fuarımızın da olması. Bu da demek oluyor ki, üreticileri, ithalatçıları, teknik servisleri, arzı ve talebi ile basbayağı bir RFID endüstrimiz olmuş. Yakında RFID meslek odası veya RFID çalışanları sendikasının da kurulması muhtemeldir.

Gözlerim doğal olarak RFID karşıtı örgütlenmeleri arıyor. Endişem, tıpkı güvenlik kameraları ve MOBESE‘de olduğu gibi toplumsal duyarlılıktan uzak bir oldu bittinin yaşanması.

Bildiğiniz gibi alışveriş merkezleri ve açık alanlardaki polis kameraları, güvenliği ve asayişi gözetlemek üzere kayıt yapmaktalar. Oysa kamusal alanlardaki kayıt aktivitelerinin, kaydı yapılan kişilere yazılı, görsel uyarılarla deklare edilmesi zorunludur. Türkiye’de ise bu durum gözetleme yapan kurumun insiyatifindedir. Kimi münferit mağaza sahipleri bu görsel uyarıları hırsızlığa karşı caydırıcı bir önlem olarak değerlendirdikleri için kullanıyorlar. Ancak alışveriş merkezleri ve açık alanlarda yapılan kayıtlar, kayıt edilenlere deklare edilmiyor.

Teknolojiyi ithal etmekte oldukça başarılı olan ülkemin, teknolojinin getirdiği yasal düzenlemeleri de bir an önce ithal etmesini diliyorum. Aksi takdirde RFID gibi daha görünmez takip sistemlerinin doğuracağı ihlalleri düşünmek bile oldukça iç karartıcı.

RFID nedir?

Privacy International’daki Türkiye kayıtları

RFID hakkındaki diğer yazılar:

Pasaportunuzdaki rfid’yi nasıl yok edersiniz?

Elektronik nesnelerin otomatik bloglanması

Etkin Ciftci 31.05.2007

On Yılda Yüz Milyon Alan Adı

31 Mayıs 2007 istatistiklerine göre kayıtlı üst seviye alan adları yüz milyon sınırına dayandı. Pastanın büyük bir kısmı ise godaddy, networksolutions gibi 15 büyük kayıt ofisi tarafından paylaşılmış durumda. Üst seviye alan adları (top level domain) hem bilinirliği, kullanışlılığı nedeniyle, hem de bürokrasiye dokunmadan elde edilmesi yüzünden önemli bir pazar. Gerçi ülke kodlu alan adlarında da tablo çok farklı değil.

Beni bu rakamlara sürükleyen mesele ise, bir müşterim için kısa ve telaffuz edilebilir bir alan adı bulmaya çalışırken verdiğim amansız mücadelen başka bir şey değil. Hayatımda ilk defa sadece bu iki temel ölçüte göre yapmak durumunda kaldım; telaffuz edilebilirlik ve kısalık.

Boyut Önemlidir
Sonuçta, web’in enteresan bir yüzünü daha keşfettim. 5letter.com adlı sitede sadece beş harf ölçütüne göre alan adı araması yapmak mümkün. Kısa olsun da ne olursa olsun diyenler için müthiş bir kaynak. Yine başka bir sitede ise telaffuz edilebilirlik ölçütüne göre arama yapmanız mümkün.

Bu araçlara sahip olmak güzel. Öte yandan alan adları markaların, tüzel kişiliklerin önüne mi geçmeye başladı? Nedir onları bu kadar önemli kılan? Heralde birileri bu konuda tez bile yazmıştır.

Etkin Ciftci 02.05.2007

Gecegezenler

gecegezenler, 10. Uluslararası İstanbul Bienali‘nin gece programında yer alan projelerden biri, belki de en uyurgezer olanı. Projenin kavramsal kurgusu, Hou Hanru’nun Çin Devrimi sırasında halkın ürettiği sokak afişlerine referans vererek kullandığı “dazibao” kavramından hareketle oluşturuldu.

Hou Hanru’nun davet ettiği genç küratörlerden oluşan ekip, “gecegezenler”i şöyle tanımlıyor: “İzleyici ve katılımcı olarak geniş bir profil hedefleyen proje, gücünü giderek anonimleşen, anonimleştikçe kamusallaşan ve bu kamusal alanda yükselen bireysel cümlelerden alıyor. Farklı bir anlatımla, duvar gazetesi niteliği taşıyan sosyal ve politik içerik, programın belirleyici özelliğini oluşturuyor. Videolarda aranan çeşitlilik, görsel malzeme üretimindeki itici gücü anlamanın yolunun başka alanları gözlemlemek olduğuna dair inancımızdan kaynaklanıyor”.

Videolar gece boyunca sokakta gösterilerek, İstanbul Bienali’nin gün boyu ulaştığı izleyiciden daha geniş bir kitleye ulaşılması hedefleniyor.

Küratörler, yaklaşık 5 dakikayla sınırlı video üretimini format olarak tanımlayarak, “söyleyecek sözü olan” herkesi üretime çağırıyor. Bienale gönderilen bütün videoların oluşturduğu havuzdan seçilecek video programları ise, haftanın belli günleri şehrin farklı köşelerinde sergilenecek. Hem üretimi hem de sunumu sürecinde izleyicisiyle güçlü bir iletişim ve ilişki kurmayı amaçlayan “gecegezenler” projesi, programa üretici-izleyici olarak katılan herkesi adını paylaşmaya çağırıyor. Gece sokağa çıkmaya, sokağı paylaşmaya ve kendi sesini hep birlikte duymaya… Bu nedenle kendini şöyle tanımlıyor:

“Gecegezenler, köşe başlarını mesken tutar. Onlar, kendi adaletlerini arar. Nefeslerini ensende hissedersin. Yani uykusuz, hayalet çetesi.”

Elektronik İmge Dazibao

“Elektronik İmge Dazibao”, Çin’deki Kültür Devrimi sırasında halkın fikirlerini yansıtan radikal demokratik sokak afişleri “Dazibao”dan esinleniyor. Kimi zaman gazetelerle dağıtıma da giren büyük karakterlerde yazılardan oluşan bu afişlerin protesto, propaganda veya kitlesel iletişimdeki etkileri böylelikle perçinlenmiştir. Günümüzde ise elektronik imge ve video özellikle gençler tarafından temel iletişim ve anlatım aracı olarak kullanılıyor. Bu nedenle, fikrini söylemek ve kendini ifade etmek isteyen herkesin video işlerini İstanbul Bienali’ne ulaştırmalarını sağlayacak “gecegezenler” projesi üzerinde çalışılıyor. Unutmadan, video gönderimi için son gün 1 Haziran 2007.

Etkin Ciftci 16.04.2007

Socialight ve Konum Üzerinden Sosyalleşme

ITP’den Dan Melinger ve Michael Sharon’ın sosyal ağlara konum belirleme servislerini de ekleyerek hayata geçirdikleri Socialight, kullanıcı dostu arayüzü ve hayli üretken katılımcı topluluğuyla dikkat çekiyor. Socialight ile yerküre üzerindeki tüm konumları etiketleyip yazı ve fotograflarınızı paylaşabiliyorsunuz. Konum üzerinden sosyalleşme kavramı oldukça dikkat çekici. Socialight şu aşamada web tabanlı bir uygulama. İkili yakın bir süre içinde mobil yazılımlarını da üreteceklerini söylüyor.

itu tbt‘deki projem republic‘e pek çok açıdan benzettiğim socialight’ta eksik gördüğüm şeyse hala yön bulma meselesinden kurtulamamış olması. Mobil yazılımlarını merakla bekliyorum.

Etkin Ciftci 13.01.2007

Prix Ars Electronica '07 Çağrısı

 

Bu yıl 21.’si düzenlenen Prix Ars Electronica, katılımcılarını bekliyor. Prix Ars Electronica Festival yöneticisi Iris Mayr’dan gelen mesaja göre bu yıl festivalde 3 önemli iyileştirme yapmışlar. Yeni eklenen Hybrid Art kategorisi. medya sanatları alanında verecekleri araştırma bursu ve net vizyonu kategorisinin dijital topluluklara entegre edilmesi. Yarışma bu sene toplamda 122.500 Euro’luk ödül dağıtacak.

Bilgisayar Animasyonu / Film / VFX, Dijital Müzik, Etkileşimli Sanat, Hybrid Sanat, Dijital Topluluklar, u19 – serbeststil programlama, [sıradaki fikir] ödülü ve medya sanatları araştırma bursu alanlarında çalışmalar ve öneriler en geç 9 MArt 2007 itibariyle bekleniyor.

Ayrıntılı bilgi için: http://www.aec.at/en/prix/index.asp

Geçtiğimiz festivalden kareler için: http://www.bananr.com/72157594285253966

Etkin Ciftci 23.12.2006

24 saatte devri alem

27 Eylül 1982 Pazartesi ve 28 Eylül 1982 Salı günleri arasındaki 24 saatlik zaman diliminde sanatçı Robert Adrian tarafından “the world in 24 hoursâ€? isimli ilginç bir yerleştirme-deney gerçekleştirildi. Buna göre o dönemde telefon hatları üzerinden haberleşebilen üç sistem kullanılarak dünya üzerindeki 14 nokta ile bağlantı kurulacak ve 24 saat boyunca sanatsal veri iletimi sağlanacaktır. 
 

FAX
Kullanılan iletişim sistemlerinden ilki faks. Bundan 25 yıl önce ilkbaharını yaşayan faks iletişimini günümüzde de kullanıyoruz, hatta faks makinesi olmayana kız vermiyoruz. Bu post modern tabloda, Japon teknoloji üreticilerinin rolünün oldukça büyük olduğu söylenir. Japonca, sayısal karakter tanımlaması en zor dillerden biridir, adeta resim gibidir. Bu yüzden de faks cihazları resimsel bir sayısallaştırma kullanırlar. Ancak bu durum, Latin alfabesi gibi kolay tanımlanan alfabeler kullanan ülkelerde hiç gereği yokken fazla miktarda veri iletimine de yol açmaktadır. Belki marketimizin fatura iletimi için ekonomik bir çözüm olmayabilir ama faksın sanatsal tabir edilen özgün veriyi taşımak için uygun bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz.
 

SSTV
Adrian’ın deneyinde kullandığı ikinci iletişim sistemi SSTV, yani düşük taramalı televizyon. Bu sistem bildiğimiz televizyon iletişimini 3 kHz gibi daha düşük frekansta, daha az bant genişliği kullanarak ve dolayısıyla televizyona kıyasla daha uzun sürede sağlıyor, ama sağlıyor. Saniyede 25 kare değil belki ama iki dakikada, bir adet renkli kare iletebiliyor. Adrian’ın deneyinde, bir kameradan alınan video sinyalleri, sese dönüştürülüyor ve yine telefon aracılığıyla iletiliyor ve son olarak da televizyonda görüntüleniyor.  
 

TIME-SHARING
“the world in 24 hoursâ€?da yer alan son ve beni en çok şaşırtan iletişim aracı ise zaman-paylaşımı (time-sharing). Bu sihirli isim aslında günümüzün CETI vb. grid ağlarını işaret ediyor. 25 yıl önce ana bilgisayar ve mini bilgisayarlar pahalı oldukları için, bu makinelerin boşta olan kaynaklarının paylaşıma açılması fikri ve zorunluluğundan ortaya çıkan zaman-paylaşımı’nın destekçileri arasında IBM ve HP de bulunuyor.
 

“the world in 24 hoursâ€?
Adrian’ın yerleştirmesinde Avusturya, Linz’den başlanan sanatsal veri iletişiminde ARTEX yani ELECTRONIC ART EXCHANGE and COMMUNICATIONS PROGRAM dahilindeki katılımcılar yer alıyor. Katılan 14 şehrin her biri ile bir saat süreyle bağlantı kuruluyor ve çıktılar yine Linz’de Ars Electronica Festival’de izleniyor.
Cenevre, Amsterdam, Tokyo, Dublin, Pittsburgh, Vancouver, Bath ve Istanbul bağlantı kurulan kentler arasında. Bangkok rotalarında ilerleyen Minus Delta T isimli sanatçı topluluğu Türkiye’den veri iletimini sağlamış. Ancak ne gönderdikleri hakkında bir bilgim yok. Ama işin “içerik” kısmı sanırım bu yerleştirmede pek de önemli değil.

Bağlantılar

http://www.aec.at/freelance/rax/24_HOURS/index.html

http://www.aec.at/freelance/rax/24_HOURS/MEDIA/artex.html

http://en.wikipedia.org/wiki/Time-sharing

http://en.wikipedia.org/wiki/SSTV

Kaynaklar

Timothy Druckly, Ars Electronica:Facing the Future, MIT Press,1999 http://mitpress.mit.edu/catalog/item/default.asp?ttype=2&tid=4264