Dara Kilicoglu 05.11.2008

Amber'08 Başlıyor

İnter-pasif persona konulu bu seneki Amber sanat ve teknoloji festivalinin başlamasına 48 saatten az bir süre kaldı. (Eğer halen amber duyuru listesine katılmadı iseniz festival websitesinden bunu yapabilirsiniz.) Bu seneki festival katılımcıları listesi şöyle: Alexa Wright, Barbara Musil, Bojana Kunst, CIANT, Clara Boj & Diego Diaz, Compagnia TPO, Confipop, Dardex-Mort2Faim art group, Diffus Design, Djeff Regottaz, Emrah Kavlak, Geska Helena Andersson & Robert Brecevic, Harco Haagsma, Immediate Project, Janez Janša & Janez Janša & Janez Janša, Jeldrik Schmuch & Ulrike Gollner, Kim ki o, Krists Pudzens, Loïc Horellou, Luka Frelih, Markus Kison, Mathias Fuchs, Mladen Dolar, Mustafa Bağdatlı & Osman Koç & Salih Alp Tugan, Palindrome, Paul Sermon, Robert Pfaller, Sidabitball, Sublime Porte, Umut Tasa, Umut Özbay, Zeynep Gündüz, Bastien Vacherand, Cem Uzunoğlu, Christophe Martin, Clara Boj & Diego Diaz, Dardex-Mort2Faim Art Group, Djeff Regottaz, Emrah Kavlak, Kostas Moschos & Mariela Nestora, Loïc Horellou, Lois Roussillon, Mustafa Bağdatlı & Osman Koç & Salih Alp Tugan, Pascal Silondi, Paul Destieu, Pierrick Thébault, Stéphane Kyles, Tolga Özuygur.

Festival programına gelince öncelikle açılış kokteylinin Cuma günü saat 18:00′de Sümerbank binasında olduğunu ve bütün Düğümküme okuyucularının davetli olduğunu belirtmekte fayda var.

Sunumlar

amber’08′de yer alan sanatçılar eski ve yeni işleri üzerine konuşmak için her gün Sümerbank binasında olacaklar.

7 Kasım Cuma
16:00 Alexa Wright
17:00 Geska Helena Andersson

9 Kasım Pazar
16:00 Harco Haagsma
17:00 Krists Pudzens

10 Kasım Pazartesi
16:00 Mutlu Binark
17:00 Markus Kison

11 Kasım Salı
16:00 Emrah Kavlak

12 Kasım Çarşamba
17:00 M2F CREATIONS Collectif Dardex- Mort2Faim

13 Kasım Perşembe
16:00 Clara Boj
17:00 Osman Koc + Salih Alp Tugan

14 Kasım Cuma
16:00 Luka Frelih
17:00 Paul Sermon

15 Kasım Cumartesi
16:00 Umut Ozbay

Performanslar

(bu programların detayları için amber’08 websitesine bakabilirsiniz.)

Golem -geliştirme sürecinde gösterim-
Japon Bahçesi
Kostüm Koreografi – Dinamik Desenler
Reaktif Bedenler
Oklo Fenomeni

Atölyeler

(bu programların detayları için amber’08 websitesine bakabilirsiniz.)

Çip Müziği
Dansta Hareket İzleme
Dinamik Desenler
Reaktif Bedenler
Filmi Ara*
MoCap – Hareket yakalama

Gamerz

(bu programların detayları için amber’08 websitesine bakabilirsiniz.)

8-Bit Ayna
Biz Sanat Değil Terörizm Yapıyoruz
Cyporn
Doom gibi
EC-101
En Sevdiğim Manzara
Göbek Dansı Seti
Hiper Olimpiyat
Jeton Atın
K.O
Kamp Alanı
Kent Geçirmez
Melez Oyun Alanı
Psikoz Odası
Shout ‘Em Up
Taş-Kağıt-Makas
Tchouri
Uçan Beden
Webulmaca
Yüz Üreteci

Dara Kilicoglu 03.08.2008

Kağıt, Makas ve Kalem ile Web Tasarımı

Yeni bir web projesine başladıktan sonra site haritasini çıkarıp doğrudan üretime geçmeyin. Ürünüzün nasıl çalıştığını, çalışacağını canlandırmak için kağıttan prototipler hazırlayarak kullanıcı arayüzlerini oluşturun. Daha sonra bu arayüzlerde kullanacağınız bileşenleri makas ile keserek ve fotokopi ile çoğaltarak, etkileşimli senaryonuzun aktörlerini yaratın. Tıpkı bir oyun gibi kullanıcıyı ve bilgisayarı canlandırmak için iş arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Kullanılabilirlik testlerini bu şekilde önceden tamamlayarak, ürününüzün geliştirme ve üretim aşamalarında önemli yol alabilirsiniz.

Kağıttan prototipler hazırlayarak hemen hemen her türlü insan-makina etkileşimini canlandırmak mümkün. Bu sayede tasarım sürecinde kullanıcılardan hızlıca görüşler toplayabiliriniz. Kağıttan prototipler hazırlarken aktörleri elle çizebileceğiniz gibi kağıda çıkış alıp daha sonra keserek de oluşturabilirsiniz. Bu tarz prototipler hazırlamak için tasarımcı veya yazılım mühendisi olmanız gerekmiyor. Kağıt üzerinde veya kağıt prototipler ile projeye başlamak web uygulamaları geliştirenler için çok faydalı, hızlı aynı zamanda maliyeti sıfıra yakın bir yöntemdir.

Dara Kilicoglu 14.07.2008

ULTERIOR ve Douglas Hart (19 Temmuz 2008, Cumartesi) @ Dogzstar Istanbul

Ne yalan söyleyeyim son zamanlarda çok fazla müzik dinliyorum. O kadar çok müzik dinliyorum ki yeni müzik hiç dinleyemiyorum gibi bir durum ortaya çıkıyor. Bunun sebebi yeni müzik kötüdür değil, artık çok fazla güzel müziğe erişimimin olması. İnternet kullanıcıları arasındaki birebir dosya alışverişinden çok müzik ile ilgili blogları ilginç buluyorum. Aslında şikayetim de yok değil; ortalıkta o kadar kötü ve banal müzikler var ki tek yapabildiğim onları aktaran kanalları tümden kapatmak. Peki iyi ve yeni müzik nereden takip edilir? Bu konuda tavsiyelere açığım ve bu yazıya yorum olarak kendi favorilerimi ekleyeceğim. (Burda sanırım apaçık sosyal-web ortamlarında gruplara duyulan mutlak ihtiyacın bir başka örneğini görüyoruz.)

Eskiden müzik dergilerini okurdum. Radyo dinlerdim. Listeleri takip ederdim. Müzik yazarlarının ne dediklerine kulak kabartırdım. Şimdi spesifik bir müzik grubu veya sanatçı hakkında ne yazıldığını da okuyamaz hale geldim. Müzik videolari ne kadar sıkıcı oluyorlar? Müzik videosu ne kadar saptayıcı oluyor… Sanırım şu an okuyabildiğim müzik dergileri WIRE ve Straight No Chaser kaldı. NME, Melody Maker gitti, John Peel göçtü. Çok kötü değil, WIRE’in roportajları bazen çok keyifli olabiliyor. Geçenlerde burda URA’daki Nam June Paik videosu gösteriminden bahsetmiştik. Ustanın eski bir işini URA!‘nin yerinde izlemeye gittim. Orada Mihda ile karsılaştım ve bana bu şimdi size yazmak istediğim programdan bahsetti. Benim müzik kültürüm özellikle ve özellikle ada muziği söz konusu olduğunda oldukça yetersiz kalır. Sabres of Paradise ve Andrew Weatherall hayranıyım. Ne tesadüf Mihda da bana Jagz Kooner’den bahsediyordu (Sabres of Paradise‘in kurucu üyelerinden, zaten konuşma bir noktada name-dropping’e dönüşmüştü.) Müzik konuşurken name-dropping yapmak doğal birşey, Bacağındaki tüyleri kesmeyen, vagan aktivist lezbiyenlerden, Soğuk savaş dönemindeki Gorbaçov’dan ve buna karşılık Amerika’nın uyguladığı asimetri politikasından, kapitalist sistemin transactional ekonomiye dönüşümü veya daha da fanatikleşerek Türklerden hoşlanmayan Bono’yu ırkçılık ile suçlamak vs.. gibi konuları da konuşabileceğiniz gibi zaman eğer darsa name-dropping ile anlaşırsınız ya.

Şimdi burada The Face dergisinin yaptığı gibi kimin eli kimin cebinde tarzında bir harita çıkartamam. Ve üzülerek söylüyorum ki bu yazıyı başka biri yazsaydı yüzde yüz daha iyi olurdu. Bu Cumartesi Mihda dedi ki Ulterior Dogzstar’da sahne alacak. Mihda’nin bana verdiği PDF’i yazının aşağısına ekliyorum. Grubun fotograflarını da yazının aşağısına ekliyorum. Cumartesi günü ben Ulterior’da olucam (PDF’i okuduktan sonra gitmeye karar verdim.)


ULTERIOR TÜRKÇE PDF!
u-l-t-e-r-i-o-r-tukce-basin-duyurusu

Dara Kilicoglu 01.07.2008

Mental Klinik'ten: Etiketbulutu

“Totaliter rejimde devletin arkasından konuşamadığınız gibi kapitalist sistemde sponsorun arkasından konuşamazsınız.”

Sanat işleri ile uğraşan kurumların kendi kendini finanse edebilmeleri ve sponsorlardan bağımsız hareket edebilme özgürlüğüne sahip olabilmeleri kurumsal politikaların oluşturduğu filtrelere takılmaması için cok önemli. Bu bir bakıma özgünlük için olmazsa olmaz gibi birsey. Kendi kendini çekip çevirebilen İstanbullu bağımsız sanat-üretim oluşumlarının başında gelen Mental Klinik, bütün sene boyunca açık kalacak ve kendini yenileyecek olan “etiketbulutu” isimli sergisini Cuma ve Cumartesi günleri 16:00-20:00 saatleri arasında Nişantaşı Topağacındaki yerinde izleyicilere sunuyor.

Bugün birbirine ağ şeklinde bağlanmış işlemcilerin oluşturduğu bulutlarda işlenen veri miktaları petabytelar ile ölçülüyor. Wired dergisinin Temmuz 2008 sayısında Chris Anderson’in “Petabyte Çağı” başlıklı yazısına göre artık kimin neyi neden yaptığının bir önemi kalmadı. Model karmaşası yakında bitiyor. Çünkü sayılar zaten herşeyi açıklıyor eğer elinizde yeteri kadar veri varsa. Anderson’a göre büyük veri yumağı ile karşı karşıya olduğumuz şu zamanlarda (petabyte çağında) taksonomi, sosyoloji, ontoloji gibi kavramlardan yola çıkarak veri analiz etmekten daha başka-yeni yöntemler oluşmaya başladı. Bu yeni düşünce yöntemleri ile herşeyi sayabilir, takip edebilir ve ölçebiliriz.

Mental Klinik son sergisinde önce kendine etiket bulutları üzerinden sanal bir uzay tanımlıyor daha sonra bu bölgenin materyal dünyaya yansımasını kurguluyor ve tasarladığı yüzey topolojileri, veri ile beslenen ışık dizinleri, uzaysal sıkıştırma yöntemleri, sözel paradigma kaymaları, analog-dijital ve tam tersi cevirimin mimari iz düşümleri gibi arayüzler aracılığı ile izleyicinin algılarına konuşmaya başlıyor. Ayrıca bu kurgu kesin değil hayli dinamik. Zamanla ile değişiyor, bozuluyor, kendini yeniliyor. Sayılabilir, ölçülebilir verinin elle tutulur dişe dokunur tarafa çekilmesi ve çevrilmesi ile veriye hassas bünyeleri farklı duyular aracılığı ile uyarıyor.

Etiketbulutu konusundan ötürü oldukça ilginç bir sergi. Bu haftasonu Cuma veya Cumartesi günü eğer yapabiliyorsanız sergiyi ziyaret etmek iyi olabilir. Önümüzdeki hafta yeni işler şu an gösterilen bazı işlerin yerini alacak.

[Basın bülteni]

:mentalKLİNİK

:mentalKLİNİK bağımsız bir yapı olarak 1998 yılında Yasemin Baydar ve Birol Demir tarafından projelendirilip 2000 yılında Nişantaşı’nda hayata geçirildi. Yasemin Baydar, 1994 yılından bu yana kişisel olarak sergilere katıldı, Birol Demir, 1989 yılından bu yana kişisel sergileri dahil olmak üzere pek çok sergiye katıldı. 2000 yılından itibaren :mentalKLİNİK olarak çalışmalarını sürdürüyorlar.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketliyor.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketler. Tanımsız alanlar, kararsız bölgeler, dondurulmuş zamanlar tasarlar, materyalsiz dünyaya yaklaşırken materyallerle kurulan ilişkilerin kaydını tutar. Konular/ kavramlar/ durumlar/ davranışlar üzerine çalışır. Kendi tanımladığı zaman ve mekan içinde davet ettiği kişilerle ilişki formları üretir. :mentalKLİNİK, sanat, tasarım, üretim ve tüketimin süreçlerini kendi işlerine kaynak olarak kullanır.

Zaman ve mekan, insan ve obje, obje ve zaman ilişkileri üzerine düşünür ve üretimler yapar, nesneleri arayüzler olarak adlandırır. Konumlandığı her mekanda o mekana yeni boyutlar ekler ve mekanı bütün duyulara açık hale getirmeyi hedefler.

:mentalKLİNİK birçok sanatçının katıldığı projelere ev sahipliği yaptı ve katıldı.

:mentalKLİNİK, 1998 yılından 2004 yılına kadar (uyku), {oyun}, [kopya] projelerini İstanbul’da kendi mekanında, 2004 yılında Luxembourg’da MUDAM (Musee d’Art Moderne Grand-Duc Jean, Luxembourg) işbirliği ile ~self01 projelerini katılımcılarıyla gerçekleştirdi.
2007 yılında Antananarivo, Madagascar’da Joel Andrianomearisoa’nın “30 and Almost-dreams” sergisine give joel a gift, you will be gifted ile katıldı. MUDAM Luxembourg’da 2007 yılında gerçekleştirilen ‘Tomorrow Now’ sergisine Frozen45˝ ile katıldı.

2007 yılında yine kendi mekanında_ikilimeşguliyetler_ faz1.yüzey ile 21. Yüzyıl koleksiyonunu başlattı. Aynı yıl Tokyo’da Eric Van Hove’un sürdürdüğü “kayıt dışı” sergisine coverted ile katıldı.
2008 yılı boyunca sergileyecekleri “etiketbulutu” cuma ve cumartesi günleri saat 16.00-20.00 arasında izlenebiliyor. :mentalKLİNİK, seçtiği etiketlerle yapımlarının anafikrini oluşturuyor; izleyiciye :mentalKLİNİK bakışını ve yapım fikrini, sanatla kurduğu ilişkiyi, zamana eklenme şeklini, dondurulmuş zaman anlayışını etiketleyerek sunuyor.

www.mentalklinik.com
mental@mentalklinik.com
Adres: Ihlamur yolu, Opera Palas apt. No.33/35 D.6
Topağacı/Nişantaşı 34365 İstanbul

Dara Kilicoglu 28.04.2008

Şeyleri Konuşturmak: Ağ Nesneleri Çalıştayı

New York Üniversitesinde bulunan Tisch School of Arts, Interactive Telecommunications Program’dan Tom Igoe, 22, 23, 24 Mayıs tarihlerinde, “Şeyleri Konuşturmak: Ağ Nesneleri (Making Things Talk: Network Objects)” isimli bir fiziksel programlama çalıştayını yönetmek için İstanbul’a geliyor. Elime geçen metinde etkinlik şöyle anlatılıyor:

“Bu çalıştayda katılımcılar birtakım mikroişlemciler ve çeşitli algılayıcılar ile bilgisayarlar ve fiziki dünya arasında nasıl bağlantı kurulabileceğini öğreneceklerdir. Katılımcılar uygulamalı olarak, kendi üretecekleri algılama sistemleri ile ağ içinde var olan diğer bilgisayarlarla nasıl iletişim kurulacağını da deneyimleyeceklerdir. Basit düzeyde kablosuz iletişim yöntemlerinden bahsedilecektir. Kullanılacak araçlar Arduino mikroişlemci platformu, XBee sayısal radyoları, Processing programlama dili ve çeşitli algılayıcılardan oluşmaktadır.”

Yukarıdaki yazıdan benim anladığım bu çalıştayın geçtiğimiz günlerde düzenlenen Hernando Barragan’ın Wiring workshop‘undan biraz daha karmaşık veya bir başka deyişle daha ileri seviye olacağı. Katılımcıların basit elektronik, programlama ve fiziksel programlama kavramlarına aşina olmaları bekleniyor. Katılmak isteyenlerin vakit kaybetmeden bir proje düşünmeleri iyi olabilir. Ayrıca şu, şu, şu ve şu kaynaklardan örneklere bakarak alıştırma yapmaya başlamak da iyi olabilir.

Düğümküme arşivinden ağa bağlı nesneler ile ilgili bir yazı: Elektronik Nesnelerin Otomatik Bloglaması

Tom Igoe Kimdir?
1989′da Virginia Tech’de Tiyatro Işıklandırması ve Sahne Tasarımı eğitimi alan Igoe daha sonra 1997′de NYU ITP’den yüksek lisans derecesini aldı. Igoe özellikle fiziksel programlama alanındaki çalışmaları ile tanınıyor. Tom Igoe’nin Dan O’Sullivan ile beraber yazdığı “Fiziksel Programlama, Dünyayı Bilgisayarlar ile Algılamak ve Denetlemek (Physical Programming, Sensing and Controlling the Physical World with Computers)” isimli kitabında başta karmaşık görünen kavramları espirili ve kolay anlaşılır bir dil ile kaleme alarak örnekler ile açıklıyor. Ayrıca Igoe’nin İstanbul’da düzenleyeceği etkinlik ile aynı isimi taşıyan, daha yakın bir zamanda O’Reily’den yayınladığı “Şeyleri Konuşturmak (Making Things Talk)” isimli bir başka kitabı daha bulunuyor.

Dara Kilicoglu 28.04.2008

'sakladığımızşeyler' İçin Katılım Çağrısı!

“İstanbul’daki sergiye dahil olun + bir görsel iletişim tasarımı bitirme projesine katkıda bulunun. sakladığımızşeyler. Sadece sakladığınız şeylerin fotoğrafını yollayın.

Elimizde tutmak, aklımızda saklamak, kaybolmaması için muhafaza etmek…

Serginin konusu ”SAKLAMAK”. Sergi katılımcıların yolladığı fotoğraflardan oluşacaktır. Projeye katılmak isteyen herkesin sakladığı nesne/nesnelerin fotoğrafını çekmesi ve caglacamcioglu@gmail.com adresine yollaması yeterlidir.

Sergide fotoğrafların yanı sıra onlara eşlik edecek metinler de yer alacağından projenin ‘blog’ kısmındaki sorulara da cevap vermenizi rica ediyorum.

Katılımınız için şimdiden teşekkür ederim. Sergide buluşmak üzere, Çağla Camcıoğlu”

SON KATILIM TARİHİ: Mayıs 7, 2008

Dara Kilicoglu 18.04.2008

amber'08 — Sanat İşleri için Çağrı

amber’08 beden-işlemsel sanatlar festivali, Türkiyede gerçekleşen en büyük sanat ve yeni medya etkinliği ikinci kez gerçekleşiyor.

Bu yılın festival teması “Inter-pasif Persona”, her yanıyla dijitalleşen dünyamızda kimliğimize sanatsal ve eleştirel bir gözle bakmayı hedefliyor. Festival farklı mekanlarda gerçekleşecek sahne gösterileri, sergiler, atölye çalışmaları sanatçı sunumları ve seminerler içeriyor.

Amber’08 çerçevesinde biri etkileşimli enstalasyonlar diğeri etkileşimli oyunlara yönelik olmak üzere iki sanatsal çağrı yapılıyor.

Etkileşimli enstalasyonlar için yapılan çağrı festivalin bu yılki teması etrafında geliştirilmiş işleri hedefliyor. Başvurular arasından seçilecek işler amber’08 çerçevesinde sergilenecek. Lütfen etkileşimli kurulumlar için başvuru formunu (.doc) (.zip) indirin.

İkinci çağrı bu yıl başlatılan yeni bir bölüm olan “etkileşimli oyunlar sergisi” için yapılıyor. Fransa’dan M2F CREATIONS ile ortak olarak düzenlenen bu bölüm fare ve klavye kullanımına dayanmayan, yeni etkileşim konseptleri ile geliştirilmiş oyunları hedefliyor. Bu sergide ziyaretçiler doğrudan bedenleri, hareketleri, sesleri ile etkileşime girerek oyun oynayacaklar. Başvurulan arasından seçilen oyunlar davet edilen oyunlarla birlikte bu özel bölümde sergilenecek. Lütfen etkileşimli oyunlar için başvuru formunu (.doc) (.zip) indirin

Daha fazla bilgi için http://www.a-m-b-e-r.net sitesine bakabilirsiniz.

Dara Kilicoglu 09.04.2008

Mutlak Krallık

Emre Hüner

Emre Hüner Mutlak Krallık‘ı oluştururken bütün bir cumhuriyeti resmediyor. Modernizmin karanlık ilkelerine ait totaliter imgeler kesişen zaman dilimleri boyunca yeniden şekilleniyor. Bir yolcu uçağı prototipi betonarme bir şehirin üzerinden uçuyor, Antonio Sant’Elia’nın La Città Nuova’sı üzerinden doğu güneşi doğuyor, Yapılandırmacı (Constructivist) heykeller Simpsons çizgi filminin bulutları arasından yükseliyor ve I. Dünya Savaşı’ndan kalma zeplinler 1936 tarihli bir Life Dergisi’nin kapağı üzerinde dolanıyorlar. Aynı esnada üçgen bayraklar mekanik kolların ucunda dalgalanıyor. Bir zamanlar İtalyan futurist sanatçılar tarafından yeni toplumu geleceğe doğru taşımak için tasarlanan üçgen bayraklar şimdi ise tarihsel panoramaya karşı çıkıyorlar. Modernist ütopya imgesi muz cumhuriyetinin sarı rengine boyanıyor. Burası Mutlak Krallık.

Mutlak Krallık yama ekranının kamusal alandaki yeri göz önünde bulundurularak üretildi. Şehir sakinleri ekranı sokaktan yukarı bakarak görüyor. Eserde ise şehirler çoğunlukla yukarıdan gösteriliyor ve böylece herşey görsel olarak tersine çevriliyor. Açıların tutarsız olduğu ve perspektifin bozulduğu tersine dönmüş bir dünya görüyoruz. Hüner iyi kavradığı canlandırma teknikleri ile ütopyanın dilini bozmak için basit mekanik jestler kullanıyor. Mükemmel bir şekilde çizilmiş ve canlandırılmış manzaralarla fantastik retro-gelecekçi dünyalar yaratıyor.

Daha fazla bilgi için:
Mark Aerial Waller
yama.opening@earthlink.net
www.yama.com.tr

Bu arada daha önce burada Emre Hüner Kim? başlıklı bir yazı yazmıştık. Bu sefer elime geçen basın bülteninde Hüner ile ilgili kısa biyografik bir yazı da var ve ekliyorum:

Emre Hüner 1977′de İstanbul’da doğdu ve halen İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. Çizim, video ve yerleştirmeler yoluyla hiper teknolojik endüstriyel gelişmeleri; insanın doğa ve mimariyle ilişkisini; ve toplumda risk kavramını irdeliyor ve Internet’ten, bulduğu fotoğraflardan ve kitaplardan topladığı imgelerden oluşan bir görsel arşivden yararlanıyor.

Yakın zamanda katıldığı sergiler arasında Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi tarafından Westfälischer Kunstverein, Münster’de düzenlenen ‘Son Şeyler’ (2008); Hou Hanru’nun küratörlüğünü yaptığı 10. Uluslararası İstanbul Bienali ve TICA Tirana Contemporary Art Institute (Tiran Güncel Sanat Enstitüsü) tarafından düzenlenen ‘Fairytale’ (2007) adlı sergi yer alıyor. 2007′de BAS, İstanbul Hüner’in Bent 003 adlı sanatçı kitabını yayınlandı. Aynı zamanda, Via Farini, Milano’da düzenlenen ‘Video Invitational #2′ (2006) ve Palazzo della Ragione, Milano’da düzenlenen ‘Con Altri Occhi’ (2005) sergilerinde eserleri yer aldı.

Dara Kilicoglu 04.02.2008

Kitap Tanıtımı: SSS (Bent 004)

bent004cevdetereksss.jpg

Bent004
SSS
Sahil Sahnesi Sesi
Halı İçin Tema ve Çeşitlemeler
Cevdet Erek

Kitap Tanıtımı
5 Şubat Salı, 18:00-20:00
Meşrutiyet Cad. 92 A Tünel, Beyoğlu, Istanbul
www.b-a-s.info

SSS bir keşfi paylaşma denemesi olarak değerlendirilebilir. Kitap okuyucuya sahilin nasıl taklit edilebileceğini ve bu taklidin kişisel bir eylem veya bir gösteri olarak nasıl yapılabileceğini detaylı olarak tarif ediyor, yöntem ve donatının yanısıra gerekli ruh halinden de hassasiyetle bahsediyor. Cevdet Erek ironiye kaçmayan nükteli bir üslupla doğanın taklidi hakkında genel bir değerlendirmeden, uygulamalı bir kılavuza, oradan da bir nevi müzik kitabına geçişler yapan öznel bir rehber oluşturuyor.

Dara Kilicoglu 03.01.2008

Hüseyin Alptekin 1957-2007

Hüseyin Alptekin

Hüseyin ile 1998′de tesadüfen eski (((Godet)))’de dans pistinde tanışmıştım. İsmimi duyar duymaz bana ‘u’ harfini uzatarak “Daryuuş” diye seslenmişti. İsmimin doğru telafuzunu ondan öğrendim. Hüseyin ağır entellektüel bir insandı. Çok sevdiğim bir insandı. Birkaç kere saçma sapan vesileler ile evine gitmişliğim vardı. Bana obje obsesif olmadığını söylemişti — ama yalan söylüyordu. Aynı zamanda benim de bir obje obsesif olduğumu yine ondan öğrenmiş oldum. Hüseyin Alptekin’i müzik konusunda defalarca dinledim ve öğrendim. Formal olarak olmasa da kendisini rahatlıkla hocalarım kategorisine dahil edebilirim.

Son zamanlarda tembellikten olsa gerek pek dügümküme’ye yazamıyorum. Ama bunu dugumkume.org’da yazmam gerektiğini düşündüm. Ne yazmak gerek ondan da çok emin değilim. Yeni yılın ilk günü akşam üzeri saatlerine doğru Leyla Gediz’den bir SMS mesajı aldım. “Hüseyin Alptekin’i kaybettik” diyordu. En son Özkonak muhallebicisinde görmüştüm onu. Ondan az önce de arkadaşım Tunç Ali Çam ile sokakta karşılaşmıştık ve beni karısı Camilla ile tanıştırmıştı. Hüseyin Alptekin geçtiğimiz senelerde evlenip baba olmuştu. Bizleri sevindirmişti.

Hüseyin Alptekin’in hayatı, yaptığı işler hakkında kapsamli bir bilgiye sahip değilim. Şu geçtiğimiz 15 sene içerisinde sağda solda, kitaplarda, dergilerde, bienallerde, sergilerde gördüğüm kavramsal sanat işlerini biliyorum. Bir de Avrupa’da katıldığı sergiler ve bazı projelerinden haberdarım. Hakkında Google’da aratınca yüzlerce şey çıkıyor. Yazılmış bir sürü yazı var ama burada kırparak sizler ile paylaşabileceğim orta uzunlukta biyografik bir yazıya da ulaşamadım. Kısaca Hüseyin Alptekin, 1995′den tarihinden itibaren Istanbul, Sao Paolo ve Montenegro Bienallerine katıldı. Ayrıca internet kaynakları Kassel’de, Viyana’da ve bazı başka Balkan ülkelerinde bir sürü sergiye katıldığından bahsediyor. Eminim işlerinin listesi uzayıp gidiyordur.

Hüseyin Alptekin’in cenaze töreni 4 Ocak Cuma İzmir Alsancak Camii’nde gerçekleşek.