Ali Miharbi 16.05.2009
Amber'09 Festivali'ne Çağrı
Amber’09 “Siborg(laştıramadıklarımızdan mısınız?)” teması çerçevesinde, etkileşimli yerleştirmeler için açtığı çağrıya beden, beden uzantıları, yapay hayatlar, robotlar gibi geniş bir alana yayılan işler için başvurularınızı bekliyor.
Bu çağrı uluslararası bir çağrıdır. Sadece, yapılan başvurular arasından seçilen işler sergilenecektir. Türkiye’li sanatçıların başvuruları arasından seçilen işlere gerek görülmesi ve mümkün olması koşullarında geliştirme aşaması için destek verilecektir.
Dış mekanlar için tasarlanmış etkileşimli yerleştirmeler özellikle isteniyor.
Günlük hayatımızda giderek daha fazla etkinliği teknoloji aracılığı ile gerçekleştirmek alışkanlıklarımızı, tavırlarımızı ve de bedenimizi kullanış biçimimizi değiştiriyor. Yeni teknolojiler algımızı dönüştürüyor, hem beden ve dil kullanımımızı hem de zaman ve mekan anlayışımızı yeniden şekillendiriyor.
90′ların ortalarında ortaya çıkan Siborg (sibernetik organizma) kavramı insan bedeninin teknoloji ile gerçek ve mecazi anlamda birleşimini ele alıyor. ‘Melez’ bir kavram olan Siborg, organik olan ile olmayanı birleştiriyor ve içinde barındırdığı bu ikilemle hem insan vücudunun sınırlarını hem de öznelliğini sorguluyor. Sanat ve teknoloji alanı da değişmekte olan insanı konu alarak, teknoloji ile artan ilişkimizin bizim kime ya da neye dönüştürdüğüne dair sorular üretmektedir.
amber’09 modern insan bedeninin teknolojik araçlar ve süreçlerle olan kaçınılmaz ilişkisine işaret ediyor. Özellikle yeni teknolojilerin gündelik hayatımızın iletişim, sağlık, güvenlik gibi pratik ve kritik boyutlarını yönettiği ama daha da ötesinde bedenimizi çeşitli biçimlerde dönüştürdüğü gerçeğinden yola çıkarak bedenin ve teknolojinin kaygan sınırlarını, aralarındaki etkileşimi ve bu etkileşimin sonuçlarını tartışmak istiyoruz.
Teknoloji, bedenimiz ve öteki ile kurduğumuz ilişki bağlamında soruyoruz: Siborglaştıramadıklarımızdan mısınız?
daha fazla bilgi için:
www.amberFestival.orgamberKonferans hakında da bilgi almak için:
www.amberConference.orgEtkileşimli yerleştirmeler için başvurunuzu http://submissions.a-m-b-e-r.org adresinden yapabilirsiniz.
Son başvuru: 1 Ağustos 2009
Önceki yıllar:
- Amber Beden-İşlemsel Sanatlar Festivali’ne Çağrı (2007)
- amber’07 İşlemsel Sanatlar Festivali Başlıyor
- amber’08 — Sanat İşleri için Çağrı
- amber’08 Başlıyor
Related posts:
- amber'08 — Sanat İşleri için Çağrı
- boDig 08: Enstalasyon İşleri için Çağrı
- Amber Beden-İşlemsel Sanatlar Festivali'ne Çağrı
- ISEA 2009 Elektronik Sanatlar için Katılım Çağrısı
- boDig 08: Ara-yüz(süz) Sergi Açılışları

17/05/2009 at 00:50
cyborg = cybernetic + organism
http://en.wiktionary.org/wiki/cybernetic
Cybernetics (Norbert Wiener)
http://en.wikipedia.org/wiki/Cybernetics
“Cybernetics” eski Yunanca “good at steering”, “idarede iyi” anlamında.
“Sayborg” bu durumda “iyi idare eden yaratık” anlamında.
Bilimkurgu’da kullanıldığı haliyle gerçek dışı tek gözü robot yaratıklar.
Burada herhangi bir soru göremiyorum? Kim ne sorguluyor?
17/05/2009 at 03:07
etimoloji ile anlam farklı şeyler. sadece sözcüğün kökenini gösteren “cyborg = cybernetic + organism” ifadesi için bir tanım veya kelimenin anlamı diyemeyiz (belki “cyborg < --- cybernetic + organism" tarzı bir şekilde yazmak daha doğru olurdu). "bilgisayar" nasıl aslında "bilgi sayan alet" anlamına gelmiyorsa (sözcük buna rağmen beğenilip kullanılıyorsa), "cyborg" da "iyi idare eden yaratık" anlamına gelmiyor. bunun için cybernetics'e değil, cyborg'un anlamına bakmamız gerekiyor:
http://en.wiktionary.org/wiki/cyborg
http://en.wikipedia.org/wiki/Cyborg
yani “yapay ve doğal sistemlerden oluşan organizma” tanımına..
“sorgulama” ile denilmek istenen de bu tanımdaki yapay ve doğal’ın diyalektiği üzerinde düşünmek olabilir, bilimkurgu filmlerinde sıkça yapıldığı gibi.. yine wikipedia’dan:
buna göre kurgusal siborg veya cyborg karakterler ahlak, hür irade ve empati konuları ile bağlantılı olarak makina-insan diyalektiğini sorguluyor. sanırım çağrı metninde de kastedilen bu tarz bir şey.
sonuçta ortada bir “soru” var. tabii bu sorunun 2009 yılında ilginç olup olmadığı da başka bir soru..
17/05/2009 at 03:31
Sibernetik akıllı (ve) otonom sistemleri araştıran bir alan; kontrol ve iletişim üzerine kurulu; canlıları bir iletişim ve kontrol sistemleri bütünü olarak ele alıp inceleyen ve sonuçlarını farklı alanlara taşıyan bir araştırma alanı. Kelime eski yunancada geminin orta direğinin tepesinden ufku gözleyen sonra da ‘kara göründüüüüü’ diye bağıran adama verilen isimden geliyor ki yönü tayin eden bu adam olduğundan idare anlamını barındırıyor. Kelime Plato tarafından kendi kendi yönetme manasında da kullanılıyor.
Biz Türkçe’de Sibernetik olarak kullandığımız için Sayborg -yani ingilizcesinin okunuşunu-değil Siborg -sibernetik organizma; ingilizcesi gibi kesip birleştirerek- demeyi tercih ettik.
Bu kesme birleştirme ile üretilen kelimenin anlamı aynı kesme birleştirme ile değil de kelimelerin zaman içersinde kavramlaşarak aldığı anlamdan ürüyor. Yani Siborg “iyi idare eden yaratık” anlamına gelmiyor.
Öte yandan bilimkurguda da -çocukluğumun dizisi- 6 milyon dolarlık adam’dan Battlestar Galacticaya kadar gerçek dışı tek gözlü yaratıklardan daha gerçekçi örnekleri mevcut.
Sibernetik canlı organizmaların iletişim ve kontrol yapılarını araştırarak, mekanik vs gibi diğer alanlarda uyguladığı için organik olanın bilgisini organik olmayana taşıyarak bir kesişim alnını zaten ima ediyor. Ama sibernetiğin uygulama alanı organik olmayan varlıklar. Bu yaklaşımla siborg sibernetik ve organizmanın birleşmesi ile sadece organik olanla olmayanın bir bedende veya bir beden olarak birleşmesine işaret ediyor bunun ötesinde de bir anlam taşımıyor. Yani bugün Siborg bedenle makinenin (mekanik, elektronik, vb) ayrılmaz biçimde birlikteliğini ima ederken öte yandan Donna Haraway veya Rodney Brooks hepimiz Siborguz derken aslında teknolojinin (otomobillerin, tıbbi cihazların ya da bilgisayarın) bizi başka bir türe, ‘siborga’ dönüştürdüğünü ima ediyor.
Dolayısı ile kavramın kendisi yani siborg -ve çeşitli uygulamaları- “hem insan vücudunun sınırlarını hem de öznelliğini” hakkında pekçok soruyu birlikte getiriyor.
Amaç bu konuları konuşmak, konuşturmak. Festivalin temasının olmasının sebebi de bu; kürt sorunu, genel kurmay, laiklik ve din gibi konuşa konuşa(!) tüketemediğimiz gündeme yeni bir tartışma mevzu getirebilmek. Birileri de bu sayede belki, türbanı tartışmadan önce bedeni tartışmayı akıl eder de bedenin neliğini, erkek bedenini, kadın bedenini tartışır. Ondan sonra da gelir ‘hakkıyla’ mesela siborglar türban taksın mı takmasın mı konusunu tartışırız.
sevgiyle.
17/05/2009 at 03:39
aynı saatlerde yazmışız. Evet, ali’nin söylediği gibi.
Ha ‘hala’ ilginç olup olmadığı konusunu biz de çok düşündük. Yola çıkışımız Haraway üzerinden oldu ve 20 yıl sonra ve teknoloji bütün olası soruları daha da uçlaştırmışken bir re-visiting anlamlı olur diye düşündük.
Ki konu kendi başına da hala araştırılan ve kitap ve makalelere başlık olmaya devam eden bir konu.
Umarım çağrı o araştırmacılara ulaşır ve zengin bir konferans gerçekleştiririz -cyborg, festivalin yanı sıra amberKonferans’ın da teması .
18/05/2009 at 10:52
cyborg ne anlama geliyor diye değil, etimolojik geçmişi atlanmasın diye not.
Sayborg geçeten var midir? Evet bugün olabiliyor. Bir yanda derisinin altına çip takıp sinir sistemiyle doğrudan elektronik iletişime geçenler, beyin nöronlarından alınan sinyallerle sadece ekrana bakarak bilgisayar ekranında fare hareket ettirenler mevcut; diğer yandan genetikle modifiye kulak üreten, fosforlu tavşan yapan, ve bu yıl itibariyle insan embriyosu kopyalayan var.
Yukarıda yazılan davetin dili:
1) fazlaca genel,
2) detaylara girmeden genel sonuçlar çıkarıyor,
3) ve bu genel motivasyonsuzluk arkasından gelen pasif bir soru soruyor,
aktif olması için inanç sistemimizi değiştirecek, bilmediğimizi dürtecek, dönüştürebilecek yönde bir dil olabilirdi.
20/05/2009 at 02:35
konu bana biraz klişe geldi. etkileşimli yerleştirmeler istenip işlere sınır koyulması da rahatsiz edici ve konunun kendisi gibi biraz şov amaçlı geldi bana. suluboya yaparakta herhangi bi soruna değininebilir. hatta bence yeni medyumların başka medyumları bozması ya da değiştirmesi, işlenen temaya farklı bakış açıları katıyor.
zira geçen sene de bir takım etkileşimli işler vardı ve ben çoğunu can sıkıcı buldum. çünkü bir çok çalışmada temel hedef etkileşimin kendisi oluyor, bütün işler birbirine benzemeye başlıyor ve ne yazik ki bazı işler dandik bir lunaparktaymışsınız hissini veriyor.
bu sene daha iyi olmasını ve heyecanlanmayı umuyorum.
20/05/2009 at 14:38
ARS Electronica’nın bu seneki teması…
http://www.aec.at/humannature