18.05.2008

Açık Tasarım

Açık Tasarım

Moda ve benzeri tüketim odaklı bilimum endüstrinin iç içe girmişliği, tasarım olgusunu da alaşağı ediyor. Ben bu kavram karmaşasını aşmak için şu şemayı kullanıyorum.

  • Sanat: İfade ve ifade biçimleri.
  • Zanaat: İşçilik.
  • Tasarım: Problem çözmek.

Tasarım, alet(tool) kullanımı ile başlayan bir süreç. Yani bizde uyandırdığı taze hisler bir yana mazisi ilk yerleşik insanlara kadar gidiyor. Sanayileşme ve yığın üretim sürecinde ise daha çok makina tasarımına indirgenmiş bir konu tasarım. Yakın bir zamana kadar ise “cismin biçimsel özellikleri” olarak adlandırılıyordu. Patent ve telif yasalarında hala bu ve benzeri tanımlarla karşılaşırız. Oysa geride bıraktığımız on yıla baktığımızda önemli bir paradigma kayması yaşadığımız söylenebilir.

Tasarım. Kim için?

Tarihsel sırasıyla;

  1. Bireyin kendisi ve yaşamının devamı için tasarladığı/ürettiği çözümler.
  2. Kişi ve grupların toplumun geri kalanı için tasarladığı/ürettiği çözümler.
  3. Yığın üretimi. Yani sermaye sahiplerinin(kişi, grup, devlet) toplum için tasarladığı/ürettiği çözümler.
  4. Herkesin herkes için tasarladığı çözümler. (Şu an buradasınız.)

Tasarım; çözmeli ve paylaşılmalı

Wired’ın Nisan 2008 sayısında Apple’ın gizli kapaklı üretim yöntemi kıyasıya eleştiriliyor ve işlerin Steve Jobs’un karizması ile yürüdüğünden bahsediliyor. Doğal olarak Silikon Vadisi’nde hakim olan paylaşım kültürü Apple’ın bu yaklaşımını sıkça sorguluyor. Apple problem çözmek konusunda yıldızlı pekiyi alıbilir ama “sosyal ilişkiler” konusunda sınıfta kalıyor.

1950′lerin “kendin yap” kültürü, 80′lerin sonunda başlayan “açık kaynak hareketi” ile ne kadar ilişkilendirilebilir bilmiyorum ama günümüzün “açık tasarım” olgusunun ikisine de göz kırptığını söyleyebilirim.

Açık Tasarım ve Yaratıcı Topluluklar

Açık tasarım, adından anlaşılabileceği gibi herkesin katılımına açık olan tasarım sürecinden başka birşey değil. Bu olguyu hacker kültürü ile ilişkilendirmek mümkün. Çünkü tıpkı hacker geleneğinde olguğu gibi tasarım etkinliğine katılan kişinin temel motivasyonu yine camia içinde takdir görmek. Bu gayet insani motivasyon, önemli işlerin kotarılmasına da ön ayak oluyor. instuctables, makezine ve opensourcefood gibi topluluklar son kullanıcıya odaklanırken, büyük firmaların yayınladıkları blueprint’ler ise küçük üreticilere ilham kaynağı oluyor.

İlgili Bağlantılar;

http://www.instructables.com/

http://makezine.com/

http://www.opensourcefood.com/

Etiketler

, , , ,

11 Yorum

  1. Blogumdan

    “1950′lerin “kendin yap” kültürü, 80′lerin sonunda başlayan “açık kaynak hareketi” ile ne kadar ilişkilendirilebilir bilmiyorum ama günümüzün “açık tasarım” olgusunun ikisine de göz kırptığını söyleyebilirim.”

    Çok güzel bir tespit bence.

  2. arikan

    Etkin bunca aradan sonra tekrar senden bir yazı okumak güzel geldi. Açık tasarım konusu bence biraz daha açılabilir. Sorum şu:

    Açık tasarım kime açık?

    Sanat’ın işlevi konusu da “ifade”den daha özel iki nokta var burada tekrar edilmesi gereken. Birincisi tasarım problem çözüyorsa sanat soru sorar. İkincisi sanat üretimi için sadece ifade değil özgür ifade gereklidir.

  3. Etkin Çiftçi

    Yorumlar için teşekkürler. Açık Tasarım ucu açık(!) bir konu. “Kime açık?” sorusunu cevaplamak gerekirse; bu konuda benim tespit ettiğim iki farklı yönelim olduğunu söyleyebilirim.

    1. Tasarımcının, kaynaklarını, şemasını, tedarikçilerini ve özgün yöntemini duyurması. Bunun sonucunda başka insanların bu bilgilerden faydalanarak kendi benzer-aynı çözümlerini geliştirmeleri.
    2. Bir tasarım probleminin topluluk tarafından iş birliği-bölümü halinde çözülmesi.

    instructables ilk yönelim için iyi bir örnek olabilir. Veya IBM’in çeşitli sistem şemaları yayınlaması, Arduino’nun forumunda konuşulanlar da güzel örnekler. İkinci yönelim içinse OSCar( http://www.theoscarproject.org )’da olduğu gibi işbirliği halinde bir problemin çözülmesi söz konusu. Örneğin düğümküme’nin tasarımı yenilenirken de buna benzer bir açık süreç yaşandı.

    Sanat için bu kadar net konuşabilir miyim bilemiyorum. Bana kalırsa sanat soru sorduğu gibi cevap da verir. Özellikle sanat aşkından ziyade, yapısalcı ve sosyal yani kuvvetli işlerde pek çok cevap buluruz.

    İfade özgür değilse zaten sanatçının ifadesi değildir. Bu konuya özellikle girmedim çünkü “özgür ifade”
    yayıncılık ve medya ile ilişkilendirilir çoğunlukla. Oysa açık tasarım, üretim-tüketim ile ilgili bir konu daha çok.

  4. ocun

    evet yeni bir şey gibi gözüküyor sanırım, bu konu üzerinde düşünmemi sağladığınız için teşekkür ederim.
    yanlız bu açık tasarım dediğimiz şeyin biraz iletişim alanındaki farklılıktan kaynaklandığını düşünüyorum.
    insanın aleti kullanması ve sonrasında formların sürekli değişmesi aslında tasarımın zaten açık ve üzerine fikir katarak ilerlemesini ispatlıyor. yeni gibi görünen ise internet in bu konuya katkısı ve sürecin zamanını etkilemesi. internet üzerinde iletişimimiz daha farklı ilerliyor. bir kaç programcının bu yolu açtığı gözüküyor ve insanlar açılan yolları düzelterek ve kullanıma sokarak içeriye dünyayı katmaya çalışıyor. internet insanları dil,din ırk gibi ayrımlara koymak istemiyor tabi bazı genellemeler dışında.e bu da zaten globalleşelim diyen ülkelerin sevdiği bir şey olmalı sanırım.bir yandan bu sınırsızlık hoşuma gitsede bir yandan da teknolojiye sürekli bağımlılık korkutucu da olmaya başlıyor. etkin nin bahsattiği açık tasarım kavramını açık kaynak kod sloganıyla büyüyen linux hareketlerine mi benzetmeliyim tam karar veremiyorum. bu programlama konusunda zaman kazanmak ve işleri kolaylaştırmak konusunda gayet güzel bir hareket oluyor.herkesin çorba da tuzu bulunuyor ve işletim sistemi yavaş yavaş şekillendiriliyor.fakat gözlerimizin önüne gelen ellerimizle ona dokunduğumuz aletler için tasarımın açık veya bir kişiye özel olması bana çok önemliymiş gibi gelmiyor. tasarımcının mutlu olduğu yolu etkileyebilecek bir yenilik gibi göremiyorum şimdilik…

  5. Etkin Çiftçi

    Konuyu weble ilişkilendirmekte çok haklısın ocun. Zamandan ve mekandan bağımsız olarak insanların birbirleriyle bedava iletişim kurmaları, bunun için bazı kişilerin önderlik ederek uygun ortamlar hazırlamaları bugün açık tasarım’ı konuşmamızın ardındaki en geçerli sebep.

    Hem sürece, hem de sonuca odaklandığımızda tasarımın bir kişi yerine bir topluluğa ait olması aslında çok önemli bir ayrım.

    Süreç: Tasarım aşamasında farklı birikimdeki kişiler beraber çalıştıkları için hata payı azalır. Pek çok konuda görüş birliğinin sağlanması gerektiği için nedensizliğe düşmez tasarım.

    Sonuç: Şemalar, kaynak kodlar ve diğer kaynaklar paylaşıldığı için benzer bir tasarım için Amerika yeniden keşfedilmez. Toplamda kaynaklar daha verimli kullanılmış olur.

  6. .-_-. aka orton akinci

    “2. Bir tasarım probleminin topluluk tarafından iş birliği-bölümü halinde çözülmesi.

    instructables ilk yönelim için iyi bir örnek olabilir. Veya IBM’in çeşitli sistem şemaları yayınlaması, Arduino’nun forumunda konuşulanlar da güzel örnekler. İkinci yönelim içinse OSCar( http://www.theoscarproject.org )’da olduğu gibi işbirliği halinde bir problemin çözülmesi söz konusu.”

    .bu tespitini jeff howe, wired’daki makalesinde “crowdsourcing” (ben bunu kitlesel-kaynak-kullanimi olarak ceviriyorum?) adi ile kavramsallastirmisti ( http://www.wired.com/wired/archive/14.06/crowds.html ). ardindan andrea grover apexart’taki “phantom captain: art and crodsourcing” ( http://www.apexart.org/exhibitions/grover.htm ) isimli sergisinde, howe’ un daha cok bir is yapis bicimi olarak kavramsallastirdigi bu terimin sanat alanindaki karsiliklarini arastirdi. sergide, “OSCar” mantiginda cesitli projelere goz atabilirsiniz. perry bard “2008: man with the movie camera” ( http://dziga.perrybard.net/ ) projesinde crowdsourcing’in sinema icin bir uygulamasini yapti. biz de gecen sene yildizdaki ogrencilerle “re_potemkin: a copyleft crowdsourcing free/open source cinema project” ( http://www.sts.yildiz.edu.tr/re_potemkin/ ) isimli kapali devre bir crowdsourcing uygulamasi yapmistik. bir de obses!f.tv ( http://www.obsesif.tv ) isimli uzun suredir beta asamasinda olan ve hala duyuramadigimiz copyleft, crowdsourcing ve armagan ekonomisine dayali bir web projemiz var_ copyleft, ozgur/acik kaynak, crowdsourcing, (dijital) armagan gibi kavramlar birbirini destekleyen, cogu zaman birbirinin icine giren ve bilisim caginda, daha onceleri mumkun olmayan yeni kolektif uretim bicimleri oneren cok onemli kavramlar oldugunu dusunuyorum.

  7. murat germen

    tasarım bir malın fiyatını fiziki değerinin çok üzerine çıkardığı için sistemin çok ihtiyaç duyduğu ve vazgeçmek istemeyeceği bir kaynak diye düşünüyorum. burada “açık tasarım”dan kasıt “peer-to-peer” paylaşım, insanlara tasarımın ulaşmasında aracıları ortadan kaldırmak ve maliyetleri aşağıya düşürmek gibi bir şey ise; çok iyi niyetli insanlara ihtiyaç var. yaptığı tasarımı normalde alacağından çok daha düşük bir raiç ile (hatta belki hiç para almadan) paylaşacak kaç tane adam var dünyada acaba? herkesin katılımına açık tasarım süreci ise bu bireysel dünyada çok sorun çıkartabilir. “çok para” eden bir nosyonu, yani tasarımı, kolektif bir çalışma sonrasında şekillenmiş en son hali ile kim sahiplenecek ve ondan kim nemalanacak? siz ne kadar iyi niyet taşırsanız çalışın birisi bunu ille de sahiplenecektir. bundan kaçınabilmek için ise “copyright” mevhumunun ortadan kalkması veya hiçe sayılması lazım, bu da aslında anonimlik kavramına işaret ediyor ve şamanik pratiklerde çok hoşuma giden “BEN’in ortadan kalkması” da bu tür anonim yaşama tarzı ile mümkün. dolayısı ile, açık tasarım’ı (yukarıdaki tanımından anladığım kadarı ile) gerçekten uygulamaya niyetli isek şahsi emellerden korumak gerekiyor diye düşünüyorum…

    murat

  8. arikan

    @Etkin “açık tasarım kime açık?” sorusu için bahsettiğin iki yönelim (1) kaynağı / yöntemi açık, (2) katılıma açık. Bunları bir adım daha detaylandırırsak iki sorum daha var:

    1. Kaynağı / yöntemi açan ile bunları kullanan arasındaki güç ilişkisini, yani yöntemin zorunlu kıldıklarını düşündüğümüzde, kaynak açmak yeteri kadar açık mıdır?

    2. Katılıma açık bir üretimde katılım kurallarını koyanlar ile katılanlar arasındaki güç ilişkilerini göz önüne aldığımızda, katılım yeteri kadar açık mıdır?

  9. arikan

    @murat germen: “tasarım bir malın fiyatını fiziki değerinin çok üzerine çıkardığı için sistemin çok ihtiyaç duyduğu ve vazgeçmek istemeyeceği bir kaynak diye düşünüyorum.”

    “çok para” eden bir nosyonu, yani tasarımı, kolektif bir çalışma sonrasında şekillenmiş en son hali ile kim sahiplenecek ve ondan kim nemalanacak?

    Emek bugün cıvata sıkmak gibi fiziksel enerji ile veya bir işi yapmak için harcanan zaman ile ölçülemediğine göre ve akıl fikir (“cognition”) baskın üretim olduğuna göre günümüzde emeğe değer biçmek gerçekten de karmaşık bir mesele.

    Bu şartlar altında tasarımcılar genelde başka tasarımcılarla karşılaştırıldığında değer elde ediyor. Tasarımcıların karşılaştırması resmi (tanımlanmış) veya resmi olmayan (kendiliğinden beliren) bir “pazar” içinde gerçekleşiyor. Dolayısıyla açıklık, sahiplik (“copyright, intellectual property”), ve emek bu gerçeklik içinde tartışılmalı. Pazar ekonomisi aynı evrim gibi hayatımızı derinden etkileyen bir gerçeklik. Hırs ve rekabet dolayısıyla bireysel / bencil davranışlar olarak her zaman açıklık, sahiplik, ve emek hesaplarının içinde.

    Katılımcı işlerde birden fazla kişi olduğundan doğal olarak karmaşıklık artıyor ve hesaplar karışıyor. Normlar sarsılıyor, pazar ekonomisinden tanımlanmamış kurallar ortaya çıkıyor. Özellikle internet temelli iletişim teknolojileriyle katılımcı üretim artık daha önce olmadığı kadar arttı. Ancak karmaşıklık o kadar fazla ki bir çok kişi değerli bir üretim yaptığının farkında bile değil. Bu farkında olmama karmaşıklığın sömürüsüne yol açıyor.

    Ben kendi işlerimde bu karmaşaklığın sömürüsü ile uğraşıyorum. Bu konuda yaptığımız son proje ilginizi çekebilir.

    User Labor Markup Language
    http://userlabor.org

    Bugün Facebook için Ne Yaptın?
    http://www.dugumkume.org/bugun-facebook-icin-ne-yaptin/

  10. Etkin Çiftçi

    @murat germen >

    “Tasarım”ı, vitrindeki tasarım objesine indirgediğimizde, sistem içindeki “katma değeri”ne odaklanıyoruz ister istemez. Oysa çerçeveyi daraltmak yerine biraz daha genişlettiğimizde;

    Mesela türk ceza kanununda “tasarlayarak cinayet işlemek” diye bir suç tanımlıdır. Bir de yasada yer bulmasa da bunu tamamlayan kopya cinayet gerçeği vardır. Tabi burada ne copyright, ne de copyleft işleyemez. Ama aslında ortada özgün bir şema ve takipcileri mevcuttur. Tasarımın beş para etmediği bu uç örnek, takdir görmenin nasıl bir motivasyon olduğunu açıklayabilir.

    Tasarımı, sadece son tüketiciyle ilişkilendirmemeliyiz. Açık tasarımı ara tüketicilere doğru genişlettiğimizde;

    Mesela, lisans istemeyen .png(24bit) grafik formatı tüm a sınıfı tarayıcıların aksine Internet Explorer tarafından ısrarla desteklenmiyor. Buna karşılık geliştirici topluluklar çeşitli kaçak yöntemlerle IE’ın 24bit .png göstermesini sağlıyor ve her geçen gün daha iyi bir yöntem bulup bunu diğer geliştiricilerle paylaşıyorlar. Son kullanıcıya yansımayan bu açık süreç, en nihayetinde son kullanıcı nezdinde daha nitelikli grafikleri erişilir kılıyor. İşveren ise arkadaki açık süreçten hatta png’nin varlığından dahi bihaber olarak 24bit png gösteren tasarımcıya daha çok ödüyor. Yani, Açık Tasarım ekonomik olarak da anlam kazanıyor.

    @arikan >

    Açık Tasarım’ı açık kaynak hareketine benzetiyorum. Hatta Açık Tasarım’ı, Açık Kaynak Hareketi’ni de kapsayan daha geniş bir şemsiye kavram olarak kabul edebiliriz. Burada iki şey önemli;
    1. Kazanç sadece yeşil renkli kağıtlarla belirlenmiyor.
    2. Teknokratik bir iş bölümü ve dolayısıyla teknokratik bir yönetim söz konusudur. Yani herkesin herşeyi yapmaya haiz olmadığı düşüncesi kabul görür. İstemek yetmez, becerilerini kanıtlamalısın.

    Katılımın önceden belirlenmiş kuralları yoktur, süreç içinde evrilir. Uzmanlık alanına-düzeyine
    göre kimi tasarımcı-geliştiriciler ise projeye önderlik ederler, ihtiyaçlar doğrultusunda çağrılar yapılır, yeni katılımcılar dahil olur vs.. En önemli kazanç takdir görmek olduğu için takdir görmeyen önderler zaten zamanla kendilerini geriye çekerler, çünkü kendi çıkarlarına hizmet etmiyorlardır artık.

    Kapitalist sistemde kural koyanın “en uzman” olmasına gerek yoktur. Bunlar girişimcilerdir; yani sermaye sahipleri ve risk alıcılar. Katılımcıların(işçi-işveren) kazanç ölçüsü paradır. Para biterse katılımcılar kendilerini geri çekerler. Çünkü iş, kendi çıkarlarına hizmet etmiyordur artık.

    Açık Tasarım’ın, çıkar ilişkilerini daha farklı bir değer sistemine taşıdığını gözlemliyorum. Burası her ne kadar herkesin herkes için tasarladığı bir yer olsa da, herkesin herşeye ulaşabildiği, herkesin herşeye katıldığı ve tasarımcı egoizminden uzak bir yer değil.

    Olmalı mı?

  11. serdar asut

    konuyu web ile ilişkilendirmek bence de çok doğru. teknoloji durup dururken insanlığa yeni alışkanlıklar sunmuyor. mevcut eğilimlerin hızlanmasını, gelişebilmesini kolaylaştıran ortamlar sunuyor. web de açık paylaşımı, kaynakları daha verimli kullanmayı, ihtiyaç sahiplerini ve farklı alanlardan uzmanları bir araya getirmeyi kolaylaştıran bir mecra.

    burada etkin çiftçi’nin en başta değindiği alet/araç konusuyla ilgili de önemli bir açılım var. web’in sunduğu bu olanaklar tasarımcının kullandığı araçları özgürleştirme konusunda da çok önemli bir potansiyele sahip. bu da dijital çağın yazılım üreticileri tarafından belirlenen üsluplarına karşı tavır geliştirebilmenin de önünü açıyor.

Yorum Yaz