February, 2009 Arşivi

28.02.2009

Bilgi Görselleştirmesi Nedir?

Her yıl bir önceki yıla göre daha çok bilgi ortaya çıkıyor. Bilişim teknolojilerinin gelişimi ile bu bilgileri toparlamak, depolamak, ve işlemek giderek kolaylaşıyor ve yaygınlaşıyor. Bilgi görselleştirmesi bu karmaşayı anlamlandıracak tekniklerin çalışması olarak bilgisayar bilimleri ve grafik tasarımı alanlarının birleşiminden oluşuyor.

Bilgi görselleştirmesi alanında doktora yapmış ender tasarımcılardan Ben Fry MIT’de “İşlemsel Bilgi Görselleştirmesi” başlığıyla tezini tamamladı 2006 yazında (PDF).  Başındaki işlemsel eki klasik sayıları gösteren chart, graph, veya Tufte benzeri ele emeği vb. grafik işlerden yolunu ayırıyor. Bu konulardan tarih ve altyapı kısmında bahsediyor ve sadece bilgisayar programlayarak bilgi görselleştirme işine odaklanıyor. Fry bilgi görselleştirme işini belli adımlara böler ve bu adımlar arasındaki ilişkileri anlatır:

  1. topla (“acquire”)
  2. ayrıştır (“parse”)
  3. süz (“filter”)
  4. incele (“mine”)
  5. göster (“represent”)
  6. düzelt (“refine”)
  7. etkileş (“interact”)

benfry-visualizing-data-bookBilgi görselleştirmesi yaparken sık sık bu adımlar arasında gidip geliniyor, yemek yapar gibi belli bir lezzete anlayışa kıvama ulaşmaya çalışıyoruz. Bilgi görselleştirmesi sonucunda bir anda anlaşılamaycak kadar karmaşık sistemler görünür ve dolayısıyla tartışılabilir hale geliyor.

Bu kısa yazıyı da yaklaşık iki yıl sonra taslaklarda buldum ve tekrar düzenledim. Bu arada Fry’ın tezi O’Reilly’den “Visualizating Data” adıyla kitap olarak yayınlandı.

28.02.2009

Veritabanı İndeksleme İpuçları

Yeni bir web servisi açtınız, arkadaşlarınıza davetler gönderdiniz, yavaştan ziyaretçileriniz ve kullanıcılarınız artmaya başladı. İlk hafta günde 50 tekil ziyaretçi, ikinci hafta 100, sonra 300, 500, 1000 derken sunucular gerildi CPU/RAM oranı tavana vurdu, site gelmiyor. İlk yapabileceğiniz veritabanı yeterince optimize çalışıyor mu kontrol etmek.

İyi yapılmış veritabanı indeklemesi web servisinizin performansını %70-%80 arttırabilir. Bunu bilenler için yeni bir konu değil ancak bilmeyenler için çok hayati bir bilgi.

Hemen her veritabanı sistemi  bir tabloda bir kolonu “uniqe” tutar ve otomatik indeksler. Ancak özellikle birden fazla tabloyu birleştirerek yaptığınız sorgular için tablolar arası kurduğunuz bağlantıları da indekslemeniz gerekir. Bu indeksleme gerçektende tüm servisin %70-%80 daha hızlı çalışmasını sağlayabilir.

Hangi kolonları indeksleyebilirm?

  • JOIN için kullandığınız her kolon –foreign keys (Rails’de _id uzantılı kolonlar)
  • ORDER BY için kullandığınız her kolon (tarih, status gibi kolonlar)
  • GROUP BY için kullandığınız her kolon (yine status, ve benzeri kolonlar)
  • Tekil olduğunu kontrol ettiğiniz her kolon (mesela kullanıcı adı ve email adresi)

* Bu yazıyı taslaklar arasında buldum, yaklaşık bir yıldır bekliyormuş.

28.02.2009

Internet'in Üç Platformu

Internet üzerinde 3 çeşit platform vardır” diye yazmıştı ilk web tarayıcısının mimarlarından Marc Andreessen bir buçuk yıl kadar önce. Aktif bir girişimci yatırımcı programcı olan Andreessen beyaz yaka sosyal ağ platformu Ning.com’u büyütmekle meşguldü. Bununla uğraşırken ortaya koyduğu Internet platformları gözlemi günümüzün üretim biçimlerini anlamak için önemli çatı oluşturuyor.

Günümüzde bir web servisi sadece servis değil, aynı zamanda üzerinde dışarıdan uygulamaların çalışabildiği bir platform. Programlanabilir bir sistem. Servisin belirli özellikleri API (“Application Programming Interface”) yoluyla açık tutuluyor. Ayrıntılarına burada girmiycem, basitçe API bir web servisine programatik, yani başka programlardan erişim sağlıyor. Web servisinin sahipleri dışında birileri servisi kullanan başka uygulamalar geliştirebiliyor. Mesela Facebook’da bir zombie oyunu, bir gelişmiş poke uygulaması, veya profilinize bakanları görme kutusu bunlara örnek. Bu uygulamları Facebook değil mesela Kaliforniya’da bir lise öğrencisi, Filipinler’de bir memur, veya Türkiye’de bir web ajansı geliştiriyor.

Internet’de bulunan platformların 3 çeşit olduğunu söylüyor Andreessen, özetle şöyle:

1. Erişim API

Uygulama platformdan veri okur platforma veri yazar, ve sadece kendi web adresinde yaşar. Tüm işletme geliştiriciye ait. Örnek: Flickr, Delicious, Twitter ve bunları dışardan kullanan uygulamalar.

2. Eklenti API

Uygulama veri okuma yazma yanında, platformdan erişilebilir. Uygulama kendi web adresinde değil platform içinde gömülü kullanılablir. Yine tüm işletme geliştiriciye ait. Gösterim kontrolü platforma ait. Örnek Facebook ve üzerinde çalışan uygulamalar.

3. Canlı ortam

Uygulama tamamiyle platformda çalışıyor. Geliştirici uygulamayı geliştirdikten sonra kodu platforma yüklüyor ve hemen hiç bir işletme kaynağı harcamıyor.  Örnek: Ning, Salesforce, SecondLife, Amazon EC2 S3, Google App Engine, Akamai Edge.

İlkinden sonuncusuna doğru platfom sahibinin hem sorumlulukları artıyor hem geliştiricinin emeklerini sömürme kapasitesi artıyor.

Bu yazıyı bir buçuk yıl kadar önce yazmaya başlamış bırakmıştım, şimdi rafdan alıp toparladım. Bugün artık bu üç platform tipinden ayrılmış yeni yaklaşımlar var. Serbest pazar ve rekabet bu son saydığımız canlı platform türünün DNA’sını değiştirerek paralı servis olmaya zorladı. Artık parayla alınıp satılan “cloud computing” servisleri kullanır olduk.

28.02.2009

Türkiye'de Ekonomi Blogları

Türkiye’de ekonomi üzerine yazan çizen bağımsız bloglar. Bir zamanlar toparladığım ama yayınlamadığım küçük bir liste. Siz de bildiğiniz blogları yorumlara ekleyin.

25.02.2009

Bilinmeyen Bilinmeyenler (video)

Avrupa bakış açısına göre ZOR çok bilinmeyenli bir denklemken, Amerikan bakış açısına göre ZOR kendini çağıran (“recursive”) bir denklemdir. Diğer bir deyişle kendine referans veren ama kendini bilmeyen, dolayısıyla arka arkaya derinleşerek kendini çağırdıkça katmanlı referans kaybı yaşayan. Algoritmik bakış açısına göre önce-derin arama (“depth-first search“) ile önce-geniş arama (“breadth-first search“) arasındaki farka benzetebiliriz –doğrudan çeviri değil ama dolaylı bir yaklaşımla.

12 Şubat 2002′de Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’in yaptığı bir açıklama, veya “okuduğu bir şiir“, bu durumu benim için daha iyi açıklıyor. 9/11 terör saldırıları sonrası ne yapacağını bilemeyen bu zavallı kafası karışmış asker işte böyle okuyor şiirini. “Olmamış şeyler bana her zaman ilginç gelir” diye başlar Rumsfeld:

“Bilinen bilinenler vardır. Bunlar bildiğimizi bildiğimiz şeyler. Bir de bilinen bilinmeyenler vardır. Bunlar şu anda bilmediğimizi bildiğimiz şeyler. Ancak bir de bilinmeyen bilinmeyenler vardır. Bunlar bilmediğimizi bilmediğimiz şeylerdir.”

Videonun sonunda yapılan montajda ise eski bir asker şunu diyor:

“Burası bir propoganda platformu değildir, bu platform doğruların platformudur.”

22.02.2009

Ergenekon.tc Sunumu

ergenekontc-deluks4

23 Şubat Pazartesi saat 19:00′da Ergenekon.tc projesi hakkında bir sunum yapıyorum. Galatasaray’da sergi mekanında yapılacak olan konuşma projeden skeçlerle ve kurulumdan fotoğraflarla desteklenecek. İlgilenenleri bekleriz.

19:00 – 20:00
Yeni çarşı caddesi 9 / 9 Lüks apt. Kat 5. Galatasaray, Istanbul

Ergenekon.tc
http://ergenekon.tc

Burak Arikan
http://burak-arikan.com

Deluks
http://deluks.org

17.02.2009

Ergenekon.tc

ergenekontc-spot1

Ergenekon.tc (http://www.ergenekon.tc) projesi 18 Şubat 2009 Çarşamba günü (yarın) Delüks tarafından düzenlenen sergiyle açılıyor. Çok ortamlı yerleştirme olarak yapılacak serginin açılışında Barış K. müzik yapacak. Resmi ilan şöyle:

Delüks sunar:
Burak Arıkan – Ergenekon.tc

Çok ortamlı yerleştirme
Müzik: Barış K.
Açılış: 18.02.2009 Çarşamba 19.00
Sergi Perşembe – Cuma – Cumartesi 17.00 – 20.00 arası gezilebilir.
(Sergi mekanı sınırlı olduğundan ziyaret etmek için lütfen iletişime geçin: deluks **at** deluks.org )

Ergenekon.tc sergisi 2455 sayfalık Ergenekon iddianamesinde anlatılan sosyetenin diyagramını gösterir. Ergenekon davasında geçen kişiler, kurumlar, gruplar, yerler, teoriler, ideolojiler, ve inançlar arasındaki kaynaşma, toplumda karmaşık bir çatlak oluşturmuştur. Bu çatlağın karmaşası ne o çok merak edilen “bir numara”yla ne de bütün bir hiyerarşik düzen ile açıklanabilir. Ergenekon tek merkezli değil, çok merkezlidir. Ergenekon devlet veya askeriye gibi hiyerarşik yapıların içine geçişebilen, dağıtık, tasarlanmamış ama kendiliğinden büyümüş organik bir yapı olduğu için varlığını sürdürebilmiştir.

Ergenekon.tc projesi iddianamenin ortaya koyduğu bu karmaşada bir anlam aramaz, karmaşanın şiddetine işaret eder.

Ergenekon.tc projesini oluşturan bilgisayar programlarından biri iddianamenin tümünü analiz ederek isimlerin metin içindeki yakınlıklarına göre ilişkilerini çıkarır; diğeri ilişkilerden oluşan ağı gösterir. Ortaya çıkan haritada isimlerin büyüklüğü tekrarları, isimler arası göreceli yakınlıklar ilişkilerin yoğunluklarını, koyu bölgeler bağlılık sıklığından oluşan merkezleri gösterir.

Ergenekon.tc projesine ilham veren ilk olay Ergenekon İddianamesi’ni dijital okur yazarlıktan yoksun olarak yayınlanmasıdır. İddianame dijital olarak hazırlandığı halde, önce basılmış, sonra taranmış, sayfalar resim olarak PDF formatına çevrilmiş ve medyada bu haliyle dağıtılmıştır. PDF iddianame içinde ne otomatik arama ne de programatik okuma mümkündür. Ergenekon.tc sergisinde bu durumun absürdlüğünü sergilemek için 2455 sayfa iddanamenin tümü saman kağıda basılmış ve sergi ziyaretçilerinin kalemle üzerine not almasına veya karalamasına açılmıştır.

http://ergenekon.tc

* “Foucault”, Gilles Deleuze, Sean Hand. Continuum International Publishing Group, 2006

Burak Arıkan
http://burak-arikan.com

Burak Arıkan sanatçı ve araştırmacı olarak makinaların ve insanların etkileşimiyle büyüyen ağlı sistemler yaratır. İşlerinde kültürel sürdürülebilirlik, ağlı ortamlarda yaratıcılık, mikro emek, ve yeni nesil politika konularıyla uğraşır. Yarattığı sistemlerden parçaları baskı, animasyon, görsel yazılım, ve çeşitli elektronik/fiziksel malzemeler olarak sunmaktadır. İşlerini Venedik Bienali, MoMA, Ars Electronica, Neuberger Sanat Müzesi, Sonar Festivali, DEMF, Art Interactive, Hafriyat dahil çeşitli uluslararası ortamlarda göstermiş ve icra etmiştir. Massachusetts Institute of Technology , Rhode Island School of Design, New York University, İstanbul Teknik Üniversitesi, ve İstanbul Bilgi Üniversitesi dahil çeşitli okullarda dersler vermiş ve workshoplar yapmıştır. Ayrıca Dugumkume.org blogunda yazmaktadır. Arıkan 2006 yazında MIT Media Lab’de John Maeda’nın yönettiği Physical Language Workshop grubundan mezun olmuştur.

Delüks
http://deluks.org

Delüks, ‘finansal kapital’e çeviremediğimiz atıl zaman, mekan ve emeği, ‘zihinsel kapital’e tahvil etme projemizdir. İlgimizi çeken her dalda bu kapitali değerlendirebileceğimizi düşünüyoruz. Farklı alanlardan gelen, hiyerarşiye inanmayan, dağıtık bir insan ağı olmamızın kazandırdığı avantaj ile sanat, aktivizm, kültür, eleştiri gibi değişik disiplinleri eylemlerimizde değerlendirebilmeyi amaçlıyoruz. ‘Ergenekon.tc’ projesinde de olduğu gibi, bu eylem, bakış açısına inandığımız herhangi bir kişinin çalışmalarına destek olmak şeklinde gerçekleşebilir.

13.02.2009

Darwin ve Yerelleşme

[Server taşınması esnasında kaybolan, 13 Şubat 2009 tarihli bir yazıydı. Yorumları bulamadıysam da yazıyı buldum, tekrar aynı tarihle yayına veriyorum]

Charles Darwin’in doğumunun 200. yıldönümü vesilesiyle Google, giriş sayfası için bir logo tasarlamış. Aşağıda www.google.com, www.google.de, www.google.fr ve www.google.com.tr açılış sayfaları görülüyor.

darwin-google2b

Bu logo ABD, Kanada, çoğu Avrupa ülkesi (Bosna-Hersek hariç), Rusya,Çin gibi ülkelerin sayfalarında gösterilirken Müslüman çoğunluklu ülkeler ve İsrail’de bu grafiğin yer almaması ilginç geldi. Elbette bu, Google Türkiye sayfasının sade olarak gözüktüğü tek durum değil, ancak Google’un zamanında com.tr sayfasında Halloween logosu göstermiş olduğunu, sonra şikayet üzerine geri çektiğini hatırlarsak, genel anlamda çekingen veya sadece kafa karışıklığı içinde davrandıkları sonucunu çıkarabilir miyiz? Küresel şirketlerin, yerelleşme stratejileri gereği kültürlere göre uygun içerikler göstermeleri, sadece milli ve dini bayramları değil bilim tarihindeki önemli olayları da süzebilmeleri yeni gördüğümüz bir şey olmasa da düşündürücü; tabii Google bu işi rastgele yapmıyorsa..

darwin-google-small

Rastgele dizilmiş Google giriş sayfaları, sırasıyla:
Almanya, ABD, Hindistan, Fransa, Endonezya*,
İngiltere, İspanya, Bulgaristan, Yunanistan, Rusya,
Türkiye*, Birleşik Arap Emirlikleri*, Çin, Suudi Arabistan*, İsrail*,
Mısır*, Azerbaycan*, Afganistan*, Pakistan*, Meksika+,
Brezilya+, Arjantin+, Hırvatistan, Bosna-Hersek*, Sırbistan

(*)  Özel logonun kullanılmadığı ülkeler
(+) Logonun gecikmeli olarak güncellendiği ülkeler

09.02.2009

Alaska'yı Seviyorum

4 Ağustos 2006′da 650.000 AOL kullanıcısının arama motoruna yaptığı girdiler bir hata sonucu Internet’te bir metin dosyası olarak, AOL durumu farkedene kadar üç gün boyunca herkesin görebileceği şekilde erişime açılmış, gizlilik hakkı konusunun yanısıra ortaya çıkan kimisi korkutucu denilebilecek bilgiler nedeniyle de oldukça tartışılmıştı. Bu metin dosyası, kullanıcıların üç aylık arama verisini içeriyordu.

Lernert Engelberts & Sander Plug, 711391 no.lu AOL kullanıcısının hikayesini anlatan, I Love Alaska isminde, kısa bölümlerden oluşan bir film çektiler. Houston-Texas’ta yaşayan, gününü TV ve bilgisayar başında geçiren orta yaşlı dindar bir kadın olduğunu anladığımız kullanıcı #711391, özellikle duygularını, fikirlerini, isteklerini arama motoruna yazması veya arama yaparken özel yaşamına dair imalarda bulunmasıyla istemeden oldukça kişisel bir hikaye oluşturmuş. Bölümler Vimeo’dan izlenebiliyor.

06.02.2009

Başbakan Erdoğan Ne Dedi, Google Ne Anladı?

Recep Tayyip Erdoğan’ın Davos’ta Simon Peres’e söyledikleri, ya çevirmenin insiyatifinden ya da tecrübesizliğinden dolayı eksik çevrildi. Başbakanın sert sözleri, yer yer tam tersi anlaşılacak şekilde yansıtıldı. Mesela, “sesin yüksek çıkıyor” meydan okuyuşu “your voice sounds strong” yani “sesiniz güçlü çıkıyor” diye çevrildi.

Tesadüf, aynı vakitlerde Google Translate servisi Türkçe çeviri hizmeti vermeye başladı. Başbakanın İngilizce’ye eksik çevrilen konuşmasını Google Translate servisine verdim, geri Türkçe’ye çevirsin. Geri gelen metin durumu yeni boyutlara taşıyor:

Bay Peres, sen benden daha büyük. Ses çok yüksek olduğunu. Benim size yüksek sesle suçluluk duygusu olma mecburiyeti nedeniyle konuşma olduğunu biliyorum. Sesimi bu yüksek olmayacaktır. Öldürmekle hakkında, çok iyi öldürmek biliyorum. Iyi plajlar üzerinde nasıl öldürüldü çocuk farkındayım. Ülkeniz iki eski başbakan bana önemli sözler vardı. Kim ne zaman tank üzerine Filistin girilen söylüyorlar Sizin eski başbakanları, ben daha çok mutlu hissediyorum. Onların isimleri verebilirsiniz. Bazılarınız bu merak ediyorum. Ayrıca, ben o sizin kim bu zulüm beğenmek kınıyoruz. Çünkü kim, kim bu insanlar katledilen o çocuk öldürüldü bu katiller applauding, ben de başka bir suç insanlığa karşı taahhüt inanıyoruz. Bak, burada bir gerçeği göz ardı edemeyiz. İşte, ben notları bir çok aşağı jotted, ama hepsini cevaplamak için zaman yok.