December, 2008 Arşivi

26.12.2008

Bir Kule Daha Yıkılsa Önce Televizyonu Açarım

Amerikalılar haberleri ilk kez 2008 itibariyle gazeteden çok internetten okuyorlar.

PEW Araştırma Merkezinin yaptığı ankete katılanların %40′ı haberi internetten, %35′i gazeteden %70′i ise televizyondan takip ediyor. 2008 Amerikan başkanlık seçimlerinde Obama’nın yürüttüğü kampanya, cep bilgisayarları ve netbookların yaygınlaşması gibi etkenlerin internet okurluğundaki keskin artışı tetiklediğini sanıyorum.

Zaten bildiğimiz şeyi söyleyen bu ankette benim asıl dikkatimi çeken, televizyonun hala açık ara en önemli haber kaynağı oluşu. Daha önce düğümküme’de yapılan günlük haber kaynakları anketinde televizyonun seçenekler arasında yer almayışını biraz yadırgamıştım. Eğer seçenekler arasında televizyon da olsaydı muhtemelen %40′nin üzerinde oy alacaktı.

2001-2008 arasını çizen yukarıdaki grafiğe göz attığımızda; 11 Eylül saldırıları, Amerika’nın Irak’a girmesi gibi sıcak haber dönemlerinin ardından televizyonun izlenme oranının düştüğünü söylemek mümkün. Tıpkı Ergenekon davasında olduğu gibi yoğun gündemlerde haberi almak için televizyon, yorumları okumak için gazete, tartışmak içinse internet mi kullanıyoruz acaba? Bugün bir kule daha yıkılsa galiba önce televizyonu açarım.

Araştırmanın Kaynağı: http://pewresearch.org/pubs/1066/internet-overtakes-newspapers-as-news-source

26.12.2008

Ağlı Bilgi Görselleştirmesi Atölye Sergisi

Atölye Sergisi
27 Aralık Cumartesi
18:00-20:00
Bilgi Üniversitesi
Dolapdere Kampüsü

Facebook Etkinlik Sayfası
http://www.facebook.com/event.php?eid=40876069325

3 günlük atölye çalışması boyunca yapılan işler yarın mini bir sergi ile gösterilecek. Sergi el çizimi diyagramlardan, işlemsel bilgi görselleştirmelerine, karmaşık ağ modellemelerinden deneysel araçlara farklı işler içerecek. Boğaziçi, Marmara, Mimar Sinan, Bilgi, Sabancı Üniversiteleri’nde bilgisayar bilimleri, sanat, ve tasarım alanlarından gelen katılımcılar 50 yıllık Türkiye genel seçimleri veritabanı üzerinde grupça yaptığımız deneysel çalışmaları sunacaklar.

Ağlı Bilgi Görselleştirmesi Atölyesi İstanbul Bilgi Üniversitesi desteğiyle gerçekleştirilmiştir.

Yukarıdaki fotoğrafı bugün telefonumdan çektim, sergi / atölye yapılan yer Marksizm 2008 Konferansının girişine rastlamış, ne hikmettir bilinmez.

Mini sergi sonrasında Gözel Geceler Ekonomik Keriz Partisi‘ne gidiyoruz.

23.12.2008

Gözel Geceler Ekonomik Keriz Partisi

27 Aralık Cumartesi @ DOGZSTAR 23.30 – 04.00

Gözel Geceler partisinde Ergenekon.tc başlıklı yeni bir projeyi ilk defa göstericez. Ergenekon Davası üzerine geliştirdiğim bu yeni projeyi dj facetubespace’in müziği ve sesleriyle icra edicez.

http://ergenekon.tc *

Ayrıca gecede Meta-Control dinamik görsel serisinden de parçalar yer alacak.

Facebook Etkinlik sayfası
http://www.facebook.com/events.php?ref=sb#/event.php?eid=41267904146

Tam program şöyle:

* TEKEL 2010 / jungle, dubstep

* DJ ORAAN / dubstep, drumbass
http://myspace.com/damian_ep

* FACETUBEPSACE / dubstep, breakstep
http://myspace.com/vjmytubeyouspace

* BURAK ARIKAN / dinamik görseller
http://ergenekon.tc
http://meta-control.net

* SOUPiSGOODFOOD / fotosopajlar
http://soupisgoodfood.deviantart.com

* Ergenkon.tc hakkında ayrı bir yazı yayınlanacak.

18.12.2008

Atölye Çağrısı: Ağlı Bilgi Görselleştirmesi

Atölye: Ağlı Bilgi Görselleştirmesi
İstanbul Bilgi Universitesi, Dolapdere Kampüsü
25-26-27 Aralık 2008, 9:00-5:00
Burak Arıkan

Bu çalışma karmaşık ağ modelleme, görselleştirme, ve anlamaya odaklanmaktadır. Gündelik hayattan politikaya, iletişimden ulaşıma, sanattan ekonomiye kadar sayısız alanda ağlı yapılarla karşılaşıyoruz. Bu karmaşayı gözlemleyip görselleştirmek daha önce farkında olamadığımız yeni bilgiler keşfetmemizi sağlıyor.

Üç gün boyunca 6 bölüm olarak yapılacak çalışmada ağlı sistem görselleştirme, ağ modelleme, ilişkisel analiz, ve çıkarım yapma çalışılacak. Katılımcılar el çizimi basit diyagramlardan başlayarak adım adım karmaşık ağlı sistemler kuracaklar. Ağ topolojisi, merkeziyet, kümeleşme, ve bilgi tasarımı konularına vurgu yapılacak. Öğrenme en çok ağ diyagramları çizerek ve karşılaştırma yaparak sağlanacak.

Yazılımlı alıştırmalar için şablon program ve veriler için kaynaklar sağlanacak. Odağı dağıtmamak için programatik veri toplamaya girilmiycek. Bazı veriler elle girilecek, bazıları hazır verilecek.

Katılım 25 kişi ile sınırlıdır. Katılımcılardan temel bilgisayar bilgisi ve en az giriş seviyesinde programlama becerisi beklenmektedir. Atölye’de tasarım/sanat/sosyal bilimler ile bilgisayar bilimleri alanlarından takımlar oluşturulacaktır. Ayrıca atölye ekibi ilgiye ve katılımcıların amacına göre seçim yapacaktır. Tüm atölye programı katılımcılara verilecektir, aşağıdaki bağlantılardan geçmiş çalışmalara bakabilirsiniz.

Son başvuru tarihi: 23 Aralık 2008 17:00‘e kadar. Katılım ücretsizdir.
Başvuru bilgilieri: İsim soyad, email, okul/bölüm, programlama bilgisi, katılma amacı.
Başvurular: Onur Güngör, email onurgu **at** cs.bilgi.edu.tr

Çalışma sonunda herkese açık sunum yapılacak. 27 Aralık Cumartesi 19:00 – 21:00.

İlgili atölyeler ve dersler:

17.12.2008

Cep Telefonlarında Beş Yıl Önce Beş Yıl Sonra – 2

Cep telefonlarının geçtiğimiz beş yılda nasıl bir evrim geçirdiğini bu yazının bir önceki bölümünde özetlemiştim. Kısaca hatırlarsak, mobil-cep telefonu pazarında kurumsal cihazların farklılaşması ve bireysel cihazların yükselişi gibi iki dönemi geride bıraktık. Kurumsal cihazların farklılaşması döneminde Blackberry ve Palm gibi cihazlar iş dünyasına yönelik form (klavye) ve arka plan sistemler geliştirdiler. Bireysel cihazların yükselişi döneminin baş aktörü iPhone oldu ve hem form hem de uygulama alanında büyük adımlar attı.

Yeni dönemdeki ilk hareketlenmelere baktığımızda, yeni nesil cihazlarda bireysel-kurumsal ayrımının iyice bulanıklaşacağını görüyoruz. Tam ekran dokunmatik cihazlar, birçok üreticinin takip ettiği bir standart haline geliyor. Kullanım beklentileri de bu yönde evrim geçiriyor.

Tam ekran cihazlara kullanılabilirlik açısından bakalım. Önemli bir gelişim, dokunmatik teknolojisinin iyice yaygınlaşması ve kişisel araçların bir parçası haline gelmeye başlaması. Kısa bir süre önce cep telefonlarında pek kullanışlı olmayan dokunmatik etkileşim, ekran boyutu ve çözünürlüğü ortalamalarının yükselmesi ile daha cazip oldu. Daha da önemlisi, kapasitif dokunmatik ekranların iPhone ile mobil cihazlara uyarlanması ile stylus denilen ara-kalemlere gerek kalmadı. Kapasitif dokunmatik ekran, kullanılabilirlik açısından son derece avantajlı bir teknoloji, çünkü parmak ile kullanıma en çabuk tepki veren altyapıya sahip diyebiliriz. Bu konuda daha detaylı bilgi için Burak Arıkan’ın bir sene kadar önce yazdığı iPhone’daki Çoklu Dokunmatik Ekranın Sırları adlı yazıyı okumanızı öneririm.

Kapasitif dokunmatik ekran

Kapasitif dokunmatik ekran nasıl çalışır?

Diğer bir kullanılabilirlik unsuru da dokunsal geribesleme (haptic feedback). Mesela, klavye kullandığımızda tuşların fiziksel olarak yer değiştirmesi ve çıkarttıkları tıkır tıkır sesler dokunsal geribesleme ögeleri. Dokunmatik cihazlar bu konuda eskiden beri dezavantajlı, çünkü fiziksel olarak geribesleme vermeleri çok zor. Fakat son zamanlarda ortaya çıkan dokunmatik cihazlar görsel, işitsel ve titreşim gibi unsurlarla bu sorunun üstesinden geliyor. Örnek olarak yeni MacBook Pro bilgisayarlarındaki touchpad’i (bunun Türkçesi var mı?), Samsung Instinct ve Blackberry Storm cihazlarının arayüzlerini işaret edebiliriz.

Son kullanılabilirlik unsuru da dokunmatik teknolojinin cihazları çok daha taşınabilir yapması. Klavyeli telefonlar dokunmatiklere göre nispeten şişman ve dolayısıyla taşınabilirlik konusunda daha dezavantajlı.

Kısacası, kullanım açısından beklentiler bireysel-kurumsal ayrımı olmadan evrim geçiriyor ve geçmişte farklı yollar izlemiş olan bu kullanıcı profili, birbirine yakınlaşıyor. Yeni dönemin en önemli iki hareketlenmesi bireysel ve kurumsal cihazların birbirine çok yaklaştığı iki durum olan HTC Android T1 ve Blackberry Storm.

Android, Google desteği ve açık kaynak geliştirici topluluğunun heyecanı ile çok hızlı evrim geçiren bir sistem. Telefon üreticileri için çok da çekici çünkü lisans ücreti yok ve sistem bedavaya sürekli gelişiyor. Servis sağlayıcıları için iPhone’un tabanını kaydırabilecek bir ölçeğe ulaşma potansiyeli var. Üstelik klavyeli-dokunmatik çok çeşitli formları destekliyor. Şu anda resmi olarak Exchange desteği vermeyen Android’ın bu açığı da muhtemelen kısa sürede kapanacaktır.

Blackberry Storm, fiziksel klavyesi bir simge haline gelen RIM şirketinin bireysel cihaz pazarında pay kapmaya çalıştığının ilk göstergelerinden biri. Blackberry, iPhone’a kaybettiği ve kaybedeceği kullanıcıları Blackberry Storm ile geri almaya çalışıyor. Fakat iş sadece cihazla bitmiyor. iPhone, Apple’in yıllardır oluşturduğu yüksek estetik üzerine bir kültür yaratmış durumda ve bu kültürün çekiciliği, Blackberry’nin ana teması olan verimlilikten çok farklı.

HTC T1 ve Blackberry Storm, iPhone ile yarışamayabilir. Fakat önemli olmalarının sebebi, geçtiğimiz 5 yılda oluşan bireysel-kurumsal ayrımını ortadan kaldırmaya çok yaklaşmaları. Teknik olarak nispeten daha kolay olan bu yaklaşım, algısal olarak daha zaman alacakmış gibi görünüyor. İş cihazı geliştirmekle, daha iyi ekran, klavye vs. eklemekle bitmiyor. Mobil cihaz üreticilerinin markalarını yeniden konumlandırmaları, hem bireysel hem kurumsal ihtiyaçları karşılayacak stratejiler ve marka kimlikleri geliştirmeleri gerekecek.

Son olarak, mobil cihazların geleceği ile bazı sorular ortaya atalım:

- Mobil cihazların ekranları nasıl bir yön izleyecek? Daha büyük görüntü için nasıl teknolojiler uyarlanacak? Örneğin: projeksiyon, katlanabilir ekran vs.

- Telefondan mobil bilgisayara doğru gerçekleşen evrimde mobil cihazlar sosyal hayatı nasıl etkileyecek? Arama, mesajlaşma gibi uygulamalar yerlerini hangi ana uygulamalara bırakacak?

- Cep telefonu kullanım açısından bir uzvumuz haline mi geliyor? Yakın gelecekte bu uzvu cebimizde taşımaya devam mı edeceğiz?

İlgili Düğümküme yazıları:

14.12.2008

Görme Engelliler İçin Pornografi

Porn for the Blind yani Görme Engelliler İçin Porno, 2005 yılından beri faaliyette olan ve kar amacı gütmeyen bir kuruluş. Görme engellilerin pornografik sitelerden faydalanabilmeleri için porno video kliplerinin önizlemelerinin sesli anlatımlarını ücretsiz olarak sitelerinden yayımlıyor.

Ses kayıt arayüzü

Pornografinin toplumda kabul edilebilirliğinin tartışmalı olması bir yana, bireysel erişim özgürlüğü diğer yana. Evrensel erişim ve kullanılabilirlik adına ilginç bir adım.

13.12.2008

Yunanistan'daki Gösteriler Sosyal Web'le Sıçrıyor

Yuanistan’da geçen hafta 15 yaşında bir çocuğun polis tarafından öldürülmesiyle başlayıp halen devam eden, resmi kuruluşların yanısıra bankaları, McDonalds, Starbucks, Zara, Vodafone gibi uluslararası zincir mağazalarını hedef alan protesto ve saldırılar son günlerde Yunan sosyal medyasının da hareketlenmesine hatta kaynamasına sebep oldu. Göstericiler bloglar, Twitter, FriendFeed, Facebook gibi sosyal medya araçlarını kullanıyorlar, emailller ve SMS üzerinden çok hızlı organize oluyorlar.

Bloglar

http://garizo.blogspot.com/

http://www.digital-era.org/?p=95

Twitter

#gritos etiketiyle canlı yayın

Friendfeed

#griots odasında canlı yayın

Facebook

#griots toplantıları

Flickr

#griots etiketli fotoğraflar

Pire şehrinde bir polis arabası

YouTube “greek riots” video görüntüleri

Wiki Haberler ve Tartışma

IndyMedia Atina

Bunlar olurken hareketin dalgalanmalarını Türkiye dahil diğer ülkelerde de görmek mümkün.

Avrupadaki etkileri

İstanbul’da kırmızı boya ile gerçekleştirilen eylem (daha fazla bilgi)

Türkçe Facebook grupları

Alexandros İçin Türkiye Yasta!

Kardeşimsin Alexis..

Beyoğlu’nda çeşitli duvarlardan görüntüler. (Şablon ve sticker dosyaları da online olarak dağıtılıyor: JPGPDF )

10.12.2008

Cep Telefonlarında Beş Yıl Önce Beş Yıl Sonra – 1

Bu yazıda cep telefonlarının geçtiğimiz beş yıl içerisindeki gelişiminden ve önümüzdeki günlerde nasıl bir yol izleyebileceğinden bahsedeceğim. Cep telefonu fermanı tadında upuzun bir yazı olmaması için içeriği ikiye bölüyorum. Bu ilk bölümde geçtiğimiz beş yıla bakacağız.

Cep telefonları, karşıladıkları kullanıcı beklentileri açısından evrim geçiriyor. Alışılageldik temel özellikler (örn. boyut, şarj, sağlamlık) satın alma kriterleri olarak yeterli olmamaya başladı, çünkü artık mobil cihazlar kullanıcılara telefon odaklı fonsiyonlardan çok daha fazlasını sunuyor. Geçtiğimiz yıllarda üreticiler, kullanım alanlarına göre özellikler sunarak kendilerini farklılaştırdılar. Mesela, iş dünyasına yönelik  telefonlar bağlılık (Exchange, e-posta, bluetooth vs.) ve verimlilik üzerine yoğunlaştı. Bu alanda Blackberry, e-posta sistemi ve klavyesi ile kendine has bir kültür oluşturdu, hatta bazı kullanıcılar için bir nevi bağımlılık yarattı.

Bireysel telefonlar ise kullanıcılara müzik dinleme, fotoğraf çekme gibi başka cihazların gerçekleştirdiği fonksiyonları tek cihazla yapma olanağı sunmaya başladı. Mobil internet tarayıcılarının içinde bulunduğu içler acısı hal iPhone‘un çıkışı ile bir son buldu. Bireysel cep telefonları özellikle son iki yıldır büyük gelişim gösterdi. Önce iPhone geldi, arkasından LG, Samsung ve HTC gibi üreticilerden bir dolu benzer cihaz çıktı. iPhone, aynı zamanda form olarak yeni bir kategorinin başını çekti. Bu kategoriye tam ekran dokunmatik mobil cihaz diyebiliriz.

Bireysel cep pazarında uygulamalar, iPhone ile yeni bir anlam kazandı. Poker, Solitaire gibi basit ve popüler oyunlar yerini çok daha alımlı, garip ve yaratıcı uygulamalara bıraktılar. Bu uygulamaların gelişimi başlı başına bir yazı konusu fakat kısaca şunu söyleyebiliriz. Cep telefonuna uygulama eklemek/çıkarmak, hem arayüz açısından hem de psikolojik açıdan çok daha kolay bir aktivite olarak algılanmaya başladı.

Tam ekran dokunmatik cihazların en büyük eksiği, kurumsal e-posta sistemlerini Blackberry ve benzerleri kadar iyi desteklememesi ve iş dünyasına yeterince hitap edememesi idi. Bu eksiklik geçtiğimiz 6 ayda iPhone’un Microsoft Exchange desteği vermesi ile azaldı ve iPhone PDA dünyasına yarışmacı olarak katılmış oldu.

Yazının ikinci bölümünde bireysel-kurumsal cihazların HTC Android G1 ve Blackberry Storm gibi cihazlarla nasıl bir yol izlediğinden bahsedeceğiz.

08.12.2008

Halka Açık GPS 15 Yaşında.

ABD Eski Savunma Bakanı Les Aspin’in, Ulaştırma bakanına yazdığı bir yazı ile 15 yıl önce bugün Küresel Konumlandırma Sistemi herkesin ücresiz kullanımına açıldı. GPS sistemi üçgenleme denilen bir metod ile konumumuzu buluyor. Tüm uydu konumlarının kayıtlı olduğu GPS entegresi, en az 3 uydudan sinyal aldığında bu uyduların herbirine olan uzaklağın hesaplanması neticesinde konum bilgisi ediniliyor.

GPS, güvenlikten, takibe, CRM’den, yol bulma ve harita servislerine kadar pek çok uygulama alanı buldu kendine. Ama nedense Outdoor spor meraklıları dışında son kullanıcı nezdinde yaygınlaşamadı.

 

Bugün mobil pazarın %20′sine ulaşan hacmiyle iphone 3G’nin bence en dikkate değer özelliği içinde verimli bir GPS alıcısının bulunması. Brightkite gibi 3. parti uygulamalar ise GPS’si günlük hayatımızın bir parçası yapacak gibi görünüyor.

Brightkite sayesinde etrafınızda olan biteni anlık olarak takip edebiliyor, bulunduğunuz konumla ilgili ses, görüntü ve metinsel bilgiyi anında brightkite sunucularına gönderebiliyor ve arkadaşlarınızla paylaşabiliyorsunuz.

Geçtiğimiz aylarda Nokia tarafından satın alınan Plazes da benzer bir hizmet sunuyor. Nokia önümüzdeki 1-2 yıl içinde tüm amiral telefonlarına GPS entegresi koymayı planlıyor.

Uzun lafın kısası bol konumlu günler bizleri bekliyor.

06.12.2008

Sürdürülebilir Sanat

1987′de Dünya Çevre ve Kalkınma Komisyonu, Brundtland Raporu’nda sürdürülebilirlik terimini ilk defa kullandığında “bugünün gereksinimlerini, gelecek kuşakların gereksinimlerini karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma” şeklinde bir tanım olarak getirmiş. Bunun yanında, sürdürülebilirlik stratejilerini “insanların kendi aralarında veya doğa ile aralarında uyumu ilerletmek” şeklinde tanımlamak, böylece anlamını çevre bilinci ile sınırlamayıp sosyal kalıcılığı da amaç edineceği şekilde genişletmek olası. Bu stratejinin tasarım alanına uygulandığı örnekler giderek artarken “Sanatta da sürdürülebilir işler olabilir mi? Bu tam olarak ne demek?” sorusu çıkıyor ortaya. Buna verilebilecek cevaplardan birini Smart Museum of Art‘ta 2005′te düzenlenen Beyond Green: Toward a Sustainable Art sergisi veriyor.

Aslında sürdürülebilir sanata, aktivist sanatın bir alt kategorisi gibi bakabiliriz. Galeriden dışarı çıkmış, değişik konulara değinme yoluyla bir diyalog yaratmakla kalmayıp doğrudan konu ile ilgili mekana giden, katılımcı, müdahaleci, geçici sosyal bir etkinlik olmaktan çıkıp yarattığı etkinin kalıcı bir iz bırakmasını amaç edinen işler. Burada zaman zaman tasarım statejileriyle kesişmeler, tasarım dilininin kullanılması da karşımıza çıkıyor ortak sorunların her disipline nüfuz etmesi nedeniyle. Geçmişe gidip bu anlayışla yapılan sanat eserlerini arayacak olursak karşımıza Joseph Beuys’un 7000 Meşe Ağacı (1982), Harriet Feigenbaum’un Söğüt Halkaları (1985), Mel Chin’in Diriltme Sahası (1990-93) gibi örnekler çıkıyor. Daha güncel örnekler için resimler ve bağlantıları ekliyorum kısa açıklamaları ile:

Michael Rakowitz, (P)LOT (2004-devam ediyor): Araba örtüsü ve taşınabilir iskelet sayesinde sadece park ücreti ödeyerek şehirde “kamp yapma” imkanı sağlıyor.

Paul Chan, New Orleans’ta Godot’u Beklerken (2007): New Orleans’taki halkla etkileşime girmek suretiyle Beckett’in Godot’u Beklerken oyununun şehrin çeşitli yerlerinde halka açık olarak sahnelenmesi.

Mel Chin, FUNDRED (2008-devam ediyor): 3.000.000 öğrenciye 100 dolara benzeyen boş para şablonları veriliyor ve kendi para tasarımlarını yaratmaları isteniyor. Sonrasında öğrenciler isterlerse tasarladıkları paraları projeye bağışlıyorlar ve kamyon dolusu “sanatsal” para, gerçek para ile değiştirilme isteği ile Washington DC’ye götürülüyor. Amaç, toplanan parayı Katrina sonrası New Orleans’ın tekrardan toparlanması için kullanmak.

Allora & Calzadilla, Under Discussion (2004-05): Venedik Bienali’nde gösterilen videodan bir görüntü. Vieques Adası’nın 1970′lerdeki Balıkçı Hareketi’nden günümüze adanın durumunun masaya yatırılmasını inceliyor.

Marjetica Potrc, Rooftop Room (2003): 8. Istanbul Bienali için gerçekleştirilen, Kuştepe’de düz çatılı bir evin üzerine yerleştirilen saç tavan. Kenarlara yerleşmiş olan perdelerin yerine sergi sonrası bina sahipleri tarafından kalıcı duvarlar inşa ediliyor.