November, 2008 Arşivi

30.11.2008

Günün Fotoğrafı: Mumbai Louis Vuitton

Taj Mahal Oteli, 26 Kasım 2008. LORENZO TUGNOLI, AFP/Getty Images.

Hindistan’ın en büyük ticaret kentlerinden Mumbai’de silahlı saldırganlar büyük zincir otelleri işgal ettiler. İlk defa olayı yaşayanların Twitter mesajlarını canlı canlı izledik, sonra YouTube’a koyulan videoları, bloglarda fotoğrafları, sonra da genel haber kanallarından yorumları, saldırının zaman çizelgeleri, analizler. 3 gün boyunca bitmeyen bombalamlar, rehin almalar, ve catışmalar sonucunda 195 kişi hayatını kaybetti.

Fotoğraf Hindistan’ın 9/11′i olarak görülen bu olaydan son derece dramatik bir sahne: dev moda markası Louis Vuitton dükkanı ve otelden canlarını kurtarmak isteyenler. Küresel ekonomi ve terörizm ilişkisinin bir yüzü.

Kaynak: Boston Globe Big Picture

Az önce Zoban Raftik‘in TROFOLO blogundaki “The Revolution will be Fabulous” (Devrim Enfes Olacak) yazısını görünce bu yazıya eklemeden edemedim. Peter Gronquist‘in silahlarla yaptığı heykeller serisi, derin karıştırma, ayartırken uyaran. Buyrun küresel ekonomi ve terörizm ilişkisinin başka bir yüzü: “Versace tüfek”, “Louis Vuitton idam sehpası”.


“Versace tüfek”, Peter Gronquist


“Louis Vuitton idam sehpası”, Peter Gronquist

29.11.2008

Gazete ve Dergi Sitelerinin Yapması Gereken 10 Şey

Turk gazete siteleri

Bu tür tavsiye listelerinden internet’te hergün yüzlerce görüyoruz. Daha önce de yazdık, ama Türkiye’de gazetelerin ve dergilerin siteleri hala bihaber kalitesiz yayınlarını sürdürmeye devam ediyor. Web tarayıcının ve internet’in ağlı bağlı imkanlarını kullanmadan sanki kağıtta yazı okuyormuşuz gibi son derece geri kalmış absürd yöntemlere ve biçimlerle içeriklerini sunuyorlar okuyuculara. Gazete ve dergi siteleri basitçe şunları yaparsa kaliteli yayınlar haline gelebilirler:

1. Bağlantı vermek

Yazı içinde isimlere, ilk defa bahsedilen kavramlara, yeni sitelere, alıntı kaynaklara bağlantı verilmeli. Bu bağlantılar bir Vikipedia makalesi, bir blog yazısı, başka gazetede bir haber, bir arama sonucu, bir kişisel site, bir kurum sitesi, bir foto galeri, bir video, bir sosyal ağ grubu, bir forum tartışması, bir Twitter mesajı, bir sözlük girdisi, veya bunun gibi bağımlı veya bağımsız pek çok türde kaynak olabilir. Neden? Gazete ve dergi yayınları artık dünyada üretilen içerik türlerinden sadece biri olduğunu kabul etmeli ve başarılı olmak için varlığını internet varlığına armağan etmelidir.

2. Listelemek

Haberler ve makaleler listeler halinde özetlenmeli. Özellikle baskıdan sayısal ortama alınmış bir yazıysa mutlaka alt başlıklar yapılmalı, yazı başında veya bir köşede listelenmeli. Niye? Çünkü internet okuyucuları git gide daha dar ve çok parçalı dikkate sahip olmaya başlıyor. Dikkatimiz daraldı ve keskinleşti çünkü çok fazla bağlantı arasında dolaşabiliyoruz. Basılmış bir gazete makalesini okumaya yarım saat ayırıyorsak, aynı uzunluktaki bir makaleye internet üzerinde belki 10 dakika ayırıyoruz. Dikkat çok parçalı çünkü aynı anda parallel başka kaynaklara gidip geliyoruz. Bu şartlar altında çok paragraflı bir yazıyı listelere ayırmak okumayı ve anlamayı hızlandırıyor.

3. Etiketlemek

Makaleleri ve haberleri etiketlemeli. Etiket kategoriden farklı olarak web ortamında bir makalenin sonradan tekrar tekrar ziyaret edilmesine katkıda bulunur. Nasıl? Web’de arama sonuçlarında, RSS besleme okuyucularda (temel haber okuma yöntemi), tarayıcı arayüzlerinde, ve pek çok sosyal ağ ortamında bilgi akışı etiketler sayesinde yarı düzenli yarı kaotik bir hal alıyor. Bu hal içerik parçacıklarının paylaşımını kolaylaştırıyor ve dolayısıyla bir haberin veya makalenin sonradan tekrar tekrar keşfedilmesini sağlıyor.

4. İlgili blogları listelemek

Sitenin sağ barında yayınla ilgisi olan dış bağlantılar verilmeli. Dış bağlantılar yine ilgili bloglar, başka haber kaynakları, bağımsız yazarlar olabilir. Niye? Pek çok gazete ve dergi için kabul etmesi zor bir gerçek ancak artık dünyada herkes yayın yapıyor ve pek çok kişi iş olarak blog yazıyor. Dolayısıyla bu gerçekle barışmak ve ilgili yayınları kucaklamak yayını daha kaliteli hale getirecektir.

5. Her iki tarafta da tanıtım yapmak

Basılı yayında internet yayınını, ve internet yayınında basılı yayın tanıtılmalı. Niye? Basılı yayın okuyanlar internet’de bu içeriğe nasıl daha doyumlu yaklaşacağını öğrenebilir, internet’ten yayını okuyanlar eline bir gazete kağıdı alıp yüksek çözünürlüklü baskı kalitesinin tadına varabilir. Ayrıca basılı yayında yapılan hatalar internet ortamında düzeltilebilir. Bu hatalar fark edildiğinde baskıya yetişemeyebilir ama internet baskısında bir köşede baskıya referans verilerek düzeltilebilir.

6. Okunaklı adresler kurmak

Site hem bilgisayarlar hem insanlar için okunaklı adreslerle oluşturulmalı. Niye? Adres (URL) bir web yayınının en önemli arayüzüdür. Arayüz temiz ve okunaklı olursa görüldüğünde ne içeriğe işaret ettiği kolayca anlaşılır. Özellikle mesela email ile bağlantı paylaşımı yapıldığında üzerine tıklanma oranını etkiler. Öte yandan arama motorları, RSS besleme okuyucular, ve diğer web servisleri yayınınızda verilen içeriği adres yapısına göre otomatik olarak ayrıştırabilir, analiz edebilir, ve kullanabilir. Böylece içeriğiniz internet’de daha etkili yayılır.

7. Katılımcıları öne çıkarmak

Yazarlar, editörler, ve yorum yazanlar öne çıkarılmalı. Yazarın sadece ismi verilmemeli, yazı arşivine bağlantı verilmeli, resmi gösterilmeli, ve varsa kişisel sitesine bağlantı verilmeli. Niye? Böylece bir yayının tek bir ses olmadığı bağımsız yazarlar ve çizerler tarafından beraberce hazırlandığı daha iyi belirtilir. Bir yazar tutuluyorsa aşivine erişim sağlanmış olur. Yazarın kişisel sitesine bağlantı vermek yazar hakkında daha fazla bilgi almak isteyenlere yardımcı olur. Yazıların altına yorum yazanlar da aynı derece bağlantıya ve profil resmine sahip olmalı çünkü yorumlar yazının kendisini genişletiyor daha olgun hale getiriyorlar.

8. Yorumlara açık olmak

Yazılara yapılan tüm yorumlar olduğu gibi yayınlanmalı hakaret veya reklam içermedikçe. Neden? Basılı yayından farklı olarak web yayını hem okunan hem yazılan bir ortamdır. Bu okuma yazma ortamı artık doğal kabul edilmiştir ve yorumların sansürlendiği sınırlandırıldığı her yayın organı itibarını kaybetmektedir. Yazılara yapılan yorumlar yazının içeriğini genişletir, iyileştirir, ve daha iyi anlaşılmasını sağlar. Yapılan eleştiriler yazara ayna tutar ve kendisini geliştirmesini sağlar. Ayrıca yorumlar tek bir moderatör merkezden değil, yazının yazarları veya editörleri tarafından değerlendirilirse daha verimli bir etkileşim sağlanır.

9. Flash video oynatıcı kullanmak

Videolar standartlara uygun bir Flash video oynatıcısı ile sunulmalı. Flash video web’de artık hem arayüzü hem de encode edilme teknolojisiyle bir standard haline geldi, video paylaşım sitelerinde görüldüğü gibi tarayıcılar çakılmadan video izleyebiliyoruz. Videoların yayına hazırlanması, yayın akışı, ve gösterilmesini düzenlemek için açık kaynaklı, bedava, veya paralı pek çok web servisi servis ve masaüstü / sunucu yazılımı var. Bunlar kullanıldığında videolar kaliteli yayınlanabilir. Mesela Obama’nın da kampanyasında kullandığı Brightcove bu tür bir profesyonel video yayın yazılımı.

10. Toplu süzgeç kullanmak

Okuyucuların katkısı yani toplu zeka yayının gelişimi doğrultusunda kullanılabilir (Bkz. Web2.0 için Deneysel Türkçe Tanım). Yazılara ve yorumlara oy vermek, tuttum tutmadım gibi görüş belirmek kolay bir etkileşim biçimi ve pek çok kişiden gelen görüşler biriktirildiğine yayınınızın içeriğini süzebilirsiniz, tutan yazıları öne çıkarmanıza imkan sağlar.

Bu 10 tavsiye hali hazırda internet’te doğmuş veya internet’e alışmış yayınların hemen hepsinde uygulanıyor. Gazete ve dergi yayıncıları olarak bu maddelere göre yayınınızda gerekli düzenlemeleri yaparsanız işleriniz daha başarılı olacaktır.

İlgii Düğümküme yazıları

* Görsel Engin Erdoğan’ın “İnternet Gazetelerinden Ne Haber?” yazısından alınmıştır.

27.11.2008

Etkileşim Tasarımcıları İçin Yeni Araç

Adobe, bir süredir Flash Catalyst adlı ilginç bir yazılım üzerinde çalışıyor. Thermo kod adıyla da bilinen bu ürün, etkileşim tasarımcılarına yönelik bir araç. Aracın en önemli özelliklerinden bir tanesi, disiplinler arası bir disiplin olan etkileşim tasarımı için yeni bir iş akışı ve süreç öneriyor olması.

Flash Catalyst, tasarımcının arayüz bileşenlerini kullanarak, kod yazmadan prototip üretmesini sağlıyor. Bugün birçok etkileşim tasarımcısı Illustrator, Photoshop, Fireworks, Flash, kalem kağıt vs. gibi duruma özel bir avantaj sağlamayan, başka amaçlar için üretilmiş araçlar arasında gidip geliyor. Catalyst, bu git-geli tek bir araç içerisinde gerçekleştirerek etkileşim tasarımcısının yegane aracı olmayı hedefliyor. Bu açıdan biraz Dreamweaver‘ı hatırlatıyor.

Dreamweaver, hızlı taslak üretmek açısından çok faydalı bir araçtı. Diğer yandan, arka planda geliştiricilerin pek de hoşuna gitmeyecek şekilde kod üretiyordu. Bakalım Catalyst bu konuda nasıl bir yenilik getirecek. Ayrıca, tasarımcıları koddan uzaklaştırmak yerine, taslak ile paralel olarak öğretmek uzun vadede çok daha faydalı olacaktır.

26.11.2008

Göz Var, Nizam Var

Az önce bir kelimeyi doğru kullanıp kullanmadığımı öğrenmek için Türk Dil Kurumu sitesine girdim. Tarayıcıma yazdığım adres şu idi: http://tdk.gov.tr. ‘Enter’ tuşladıktan sonra açılan sayfa bir süre geçince kendi kendini tekrar yükledi ve URL aşağıdaki gibi değişiverdi:

http://tdk.gov.tr/TR/Default.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF4376734BED947CDE

URL’yi incelemekten kendimi alamadım. İlk dikkatimi çeken şey şifrelenmis hash fonksiyonlarını andıran, tam 48 karakterlik ‘F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF07B4BDB15D6B60D5‘ kısım. Ürkütücü! Bunun hemen öncesinde ise ne gerek var dedirten bir ‘/TR‘ alt dizini. Bu Türkiye’nin ‘TR’ si mi yoksa? İsmi değiştirilmeye tenezzül edilmemiş ‘Default.aspx‘ sayfamız da var. Türk Dil Kurumu’nun sitesinde bunları görmekten hiç hoşlanmıyoruz. Ödediğimiz vergiler ile bu işleri birilerine yaptırıyorlar. Anlaşılan şu ki o insanlar da bu işlerden hiç ama hiç anlamıyorlar.

Şu basitlikte olmalıydı:

Ana sayfa
http://tdk.gov.tr

Arama sayfası
http://tdk.gov.tr/arama

Bir sözlük içerisinde arama sayfası (ör: lehçe sözlüğünde arama)
http://tdk.gov.tr/lehce/arama

Aşağıdaki gibi şifrelenmiş, göze hoş gelmeyen ve hatırlanması imkansız URL’ler devlete ait bir sitede özellikle TDK sitesinde kesinlikle olmamalıydı.

TDK’nın sitesinde arama sayfası URLsi şu an böyle görünüyor:
http://tdk.org.tr/TR/arama.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EFE01F2BBF1267DE02

Biz Türkler geleneksel olarak tasarım kültürü nedir bilmeyiz. Yeni bir işe girişirken eğer bir işin bütçesi yüksek gelirse ilk tasarım kalemlerini çıkartır atarız (eğer var ise.) Biraz daha derin düşününce göz var, nizam var diye düşünerek kestirip de atamıyorum çünkü artık tasarım problemlerinin yanına bir de bilgi mimarisi tasarımı problemleri ekleniyor. Daha soyut tasarımlara ihtiyaç duymaya başlıyoruz. Bu alanlardaki açığını kapatamayan Türkiye’yi yakında insan hayatına kast edebilecek daha ciddi tasarım problemleri bekliyor.

25.11.2008

Szpilman'a Kesin Katılmalısınız!

Sadece bir süreliğine var olan sanat işlerine verilen Szpilman ödülü bu seneki sahibini buldu. 298 katılımcı arasından 7 en iyi iş ve bir de birinci belirlendi. Kazanan Kamila Szejnoch, Varşova’da bulunan bronzdan yapılmış asker heykeline (Zygmunt Henryk Berling, Polonya) eklediği salıncak sistemi ile sallandı. Sanatçı bu işi ile anıtın geçmiş ile gelecek arasında kurduğu köprüye bir süreliğine orijinal fonksiyonundan alakasız ince, güncel bir katman eklemiş oldu. Szpilman’a 2009 senesi için buradan başvurabilirsiniz.

24.11.2008

Politik / Minimal Sergisinde Türkiye'den Xurban


Biçimde minimal içerikde politik sanat işlerinden oluşan Politik / Minimal sergisi 29 Kasım Cumartesi Berlin’de KW (Kunst-Werke) Çağdaş Sanat Enstitüsü‘nde açılıyor.

Serginin küratörlüğünü KW’nin kurucularından ve MoMA Medya Bölümü‘nün küratörü Klaus Biesenbach yapıyor. Sergiye katılanlar arasında Hans Haacke, Alfredo Jaar, Felix Gonzales-Torres gibi eski ustalardan yeni nesil sanatçılara pek çok isim var. Katılımcılar arasında dikkatimi çeken bir kişi de küresel finansal krize rağmen bugün astronomik fiyatlardan işlerini satıp akılları kurcalayan sanatçı Damien Hirst.

Türkiye’den Xurban Collective (xurban.net) “Zoraki İhtiva” (Containment Contained) projesiyle katılıyor. Zoraki İhtiva (2003-2007) Irak ile Türkiye arasında kamyon nakliyatında kayıt-dışı mazot taşımakta kullanılan özel yapım çelik depolar üzerine. Bu depolar sınıra yakın otoyolların çevresinde bir zamanların değiş-tokuş ekonomisinin kalıntıları olarak çürümeyi bekliyorken Xurban bu geçmiş üzerine arkeolojik bir araştırma başlatıyor ve depolardan seçilmiş bir tanesini anıtlaştırıyor. Projenin video, fotoğraf, ve metinsel belgelerini sitesinde okuyabilirsiniz.

Serginin açıklamasında Politik/Minimal başılığının Minimalizmin kendine referans veren estetiği ve sözünü sakınmayan eleştirel sanat eylemi arasındaki gerginlikten yola çıkıldığı yazıyor. Sergide yeralan işler temel geometrik şekillerden oluşuyor ve ekolojik, sosyal, ekonomik, ve etik alanlara odaklanmış söylemlere sahipler. Minimalizm’de çok sık görüldüğü gibi başlıkları, malzemeleri, ve bağlamlarıyla daha geniş anlamlara açılıyorlar.

Ali Miharbi‘yle zaman zaman aramızda “hikayeli minimal” diye tartıştığımız önemli bir konuya dokunuyor bu sergi. 60larda belirginleşmeye başlayan ilk minimalist sanat işleri kendi kendine duran (referans veren) geometrik soyutlamalardı–sergi tanımında da bahsedildiği gibi. Bugün ilk bakışta benzer minimal biçimler tekrar tekrar ortaya çıkıyor gibi duruyor ancak farkı “hikayeli” olmaları –kendi aramızda şakayla karışık kullandığımız bir terim. Bu değişimin veya dönüşümün bir sebebi günümüzde artık aşırı dozda görsel mesaja boğulmuş olmamız, ve sanatçıların tepki olarak derin karıştırmalara –sembol, senaryo, teknik– girişmeye başlamış olması.

Politik/Minimal sergisinin son zamanlarda TATE’de yapılan “Open Systems” (2005) sergisiyle beraber (bkz Sanat Ürününde Nesneden Sisteme Geçiş) tarihte çok önemli bir yere oturacağını düşünüyorum. Sergiye katılan tüm sanatçılar şöyle:

ADEL ABDESSEMED
FRANCIS ALYS
MONICA BONVICINI
TOM BURR
ANNABEL DAOU
EDITH DEKYNDT
FELIX GONZALEZ-TORRES
HANS HAACKE
MONA HATOUM
DAMIEN HIRST
ALFREDO JAAR
DEREK JARMAN
TERENCE KOH
KITTY KRAUS
KLARA LIDEN
TERESA MARGOLLES
KRIS MARTIN
COREY MCCORKLE
HELEN MIRRA
MUCHEN & SHAO YINONG
SARAH ORTMEYER
SETH PRICE
GREGOR SCHNEIDER
TINO SEHGAL
SANTIAGO SIERRA
TARYN SIMON
ROSEMARIE TROCKEL
XURBAN_COLLECTIVE
AARON YOUNG

Sergi 25 Ocak 2009′a kadar gezilebiliecek.

23.11.2008

Günün Videosu: Orhan Pamuk ile Söyleşi

Orhan Pamuk ile söyleşi. Charlie Rose 18 Eylül 2007.

20.11.2008

Open Sound Control ile Processing – Pure Data Haberleşmesi

Yeni Formlar: Reaktif Müzik yazısında konu Pure Data‘dan (PD) açılmışken, işlemsel ses ve müzik konusunda oldukça kuvvetli olan bu gerçek-zamanlı grafiksel programlama ortamını, şahsen grafik ve video işleme konusunda daha doğrudan kontrol sağladığını düşündüğüm Processing ile haberleştirmenin ve bu iki alemin güçlerini birleştirmenin yolunu gösteren bir yazı yazmaya karar verdim. Burada vereceğim örneği elbette sadece Processing veya sadece Pure Data (pd-extended paketinin içinde gelen veya PD’ye ayrıca ekleyebileceğiniz OSCx ve GEM kütüphanelerini kullanmak suretiyle) ile yapmak da mümkün ama daha karmaşık uygulamalar için (mesela ağ üzerinden, değişik platformlarda yazılmış programların entegrasyonu) bir örnek olma amacı taşıyor.

Hem PD hem de Processing (Python, Ruby, Java, Microsoft.Net, vvvvMaxMSPLiveAPI, OSCulator vb. sayısız ortam gibi) Open Sound Control – OSC protokolünü destekliyor. OSC, bilgisayarlar, synthesizer’lar ve bilimum çeşit multimedya cihazını birbirine bağlamayı kolaylaştırmak için geliştirilmiş, modern ağ teknolojileri ile hatasız, birlikte çalışan, esnek sistemler kurmak için birebir bir protokol. Bunun yanında ağlar üzerinde çalıştığı icin MIDI’nin sunamadığı yeni türden etkileşimlere de (İnternet üzerinden gerçek-zamanlı etkileşim, değişik veri tiplerini ve donanımları birbirine bağlamak gibi) imkan sağlıyor.

İşin Processing ayağından başlayalım:

Önce oscP5 kütüphanesini indirmek gerekiyor. Normalde yapılanın aksine, sıkıştırılmış dosyaları açtıktan sonra libraries klasörüne değil, sketches klasörü içine atıyoruz. Bu kütüphane birçok örnekle gelse de, buradaki amacımız için aşağıdaki gibi sade bir kod yazabiliriz:

import oscP5.*;
import netP5.*;

OscP5 oscP5;
NetAddress myRemoteLocation;

void setup() {
size(400,200);
frameRate(25);
stroke(255);
oscP5 = new OscP5(this,12000);
myRemoteLocation = new NetAddress("127.0.0.1",9999);
}

void draw() {
background(0);
}

void mouseDragged() {
line(mouseX, 0, mouseX, height);

OscMessage msg1 = new OscMessage("/msg1");
OscMessage msg2 = new OscMessage("/msg2");

msg1.add(map(mouseX, 0, width, 69, 100));
msg2.add(50);

oscP5.send(msg2, myRemoteLocation);
oscP5.send(msg1, myRemoteLocation);
}

void mouseReleased(){
OscMessage msg2 = new OscMessage("/msg2");
msg2.add(0);
oscP5.send(msg2, myRemoteLocation);
}

Bu örnek tek bilgisayarda lokal olarak çalışıyor ama IP adresini değiştirerek ağ üzerinde çalışır hale getirmek de olası. Burada 9999 numaralı porta iki mesaj yolluyoruz. Birincisi mouse’un x koordinatını okuyarak 69 ile 100 arasında bir değer ile eşleştiriyor. Daha sonra PD, bu değerleri MIDI girişi olarak alıp frekansa çevirecek.

Bu program çalışırken PD’yi açıp oynamaya başlayabiliriz. Herşeyin düzgün çalışabilmesi için PD_extended–>Preferences–>Startup içinde “oscx”in olması gerekiyor. Pure Data ile haşır neşir olmamış ama bu vesileyle girişmeye niyetlenmiş olan varsa buradan ve buradan başlayabilirler. Temel nesneler dışında dumpOSC ve OSCroute nesnelerini kullanıyoruz ve 9999 no’lu portu dinleyip Processing’den gelen mouse değerine göre frekansı değişen bir kosinüs dalgası yaratıyoruz:

PD kodunu da aşağıya ekleyip ilk eğitsel-öğretsel yazımı burada noktalıyorum:

Diğer yönde, PD’den Processing’e mesaj göndererek, Processing ekranına daire veya kare çizdiren örnek kod:

Düğümküme’de yayımlanan ilgili yazılar:

19.11.2008

Günün Diyagramı: Mei Moses Sanat Indeksi

Mei Moses Sanat Indeksi S&P500 karşılaştırması (1954-2004).

NYU Stern School of Business’dan iki profesör Michael Moses ve Jiangping Mei sanat eserlerinin fiyat performanslarını incelemişler 50 yıl için. Genelde klasikleşmiş batı sanat eserleri üzerinden yapılan araştırma sonucunda Mei Moses Sanat Indeksini oluşturmuşlar. Christie’s ve Sotheby’s müzayede evlerinden aldıkları fiyatlarla yaptıkları analizi aynı zamanda S&P 500‘de bulunan dev şirketlerin borsa performanslarıyla karşılaştırmışlar. Aynı borsada dev şirketlerin güven vemesi gibi sanat pazarında da ünlenmiş sanatçılar güven veriyormuş ve alış satışlar bu güven dengelerini takip ediyormuş. Mei Moses bugün aynı zamanda sanat koleksiyoncuları için danışmanlık da yapıyor.

Esas merak ettiğim günümüz sanat eserlerinin fiyat performansları ile günümüz küresel finansal krizi arasındaki ilişki, bunu gösteren bir diyagram var mı?

18.11.2008

Google iPhone Sesli Arama Uygulaması Çıktı (Ya Türkçesi?)

Bugün Google iPhone sesli arama uygulamasını çıkardı. Uygulamayı kurduktan sonra hiç bir düğmeye dokunmadan telefonu kulağınıza götürüp mesela “boğaz köprüsü fotoğrafları” dediğinizde karşınıza boğaz köprüsünden fotoğraflar geliyor Google arama sonucu olarak. Arama işlemi konuşmayı tamamladığınızda otomatik olarak geçekleşiyor ve ekrana bakana kadar sonuçlar gelmiş oluyor (hızlı internet varsa). Ayrıca sesli arama GPS yer bulma sayesinde bulunduğunuz şehre özel yapılıyor, mesela sinema saatleri aradığınızda İzmir’de faklı İstanbul’da farklı ilgili sonuçlar karşınıza çıkıyor.


Google Mobile App’i buraya tıklayarak kurabilirsiniz.

Sesli arama aslında bir uygulama paketi olan Google Mobile App‘ın parçası. Telefonunuza yüklediğinizde içinde başka faydalı özellikleri göreceksiniz, mesela ekran klavyesi kullanırken aklıllı tamamlama, kısa yollar ve geçmiş aramaları gösterme, ve kullanıma göre arama tavsiyeleri yapabiliyor.

Türkçesi var mı?

Şu anda sadece İngilizce çalışıyor, hatta sadece Kuzey Amerika aksanını tanıyabiliyor. Bizzat denedim, sesli aradım “pictures of bosphorus” diye, köprü cami boğaz fotoğrafları çıktı. Türkiye’den de aramalarınızı İngilizce telaffuz edebilidiğiniz sürece sistem gayet iyi çalışacaktır.

Türkçe ses tanıma yazılımları da var bildiğimiz ancak, bunları geliştiren şirketlerden ne yaratıcı bir iş görebildik ne de bu şirketler sistemlerini açtılar soranlara (iki yıl kadar önce ısrarla sormuştum). Mesela bugün GVZ Ses Teknolojileri tarafından geliştirilen bir ses sentezleme yazılımı –ve sonra Koç tarafından satın alınan– pek çok telefonlu müşteri hizmetinde kullanılıyor Türkiye’de. Neden Türkçe tanıyan bir iPhone app yapılmasın hemen yarın?

Sesli arama nasıl çalışıyor?

Uygulama sorunuzu bir ses dosyası olarak kaydedip Google sunucusuna gönderiyor. Dosya Google ses işleme uygulaması tarafından çözülüyor, içindeki anahtar sözcükler aratılıyor, ve sonuçlar size geri yollanıyor.

Aslında Google 1-800-GOOG-411 telefon rehberi servisini bir süredir bedava işletiyordu. Bu servisi kullananlardan topladığı ses kayıtlarıyla ses işleme algoritmalarını iyileştiriyordu. Şimdi bu sistemin ilk ürününü çıkarmış oldu.

Böylece Google artık sadece yazdıklarınıza değil söylediklerinize de sahip olduğunu açıkça gösteriyor. Yani biz iPhone üzerinden ses araması yapıp gelen sonuçları doğruladıkça Google’ın ses işleme sistemi daha da gelişecek. Bizler bedava kullandığımız servis karşılığı sesimizi ve aklımızı (doğrulama ve konuşma) veriyor olucaz, ama bu verilerimizin bedelini kendimiz değil Google belirliyor olacak. Bu konuda daha fazla öğrenmek isterseniz bkz http://userlabor.org

Diğer telefonlarda sesli arama olacak mı?

Bu sorunun cevabını Google mobil ürünler sayfasında çok net görebilirsiniz, şu aşağıdaki sıralamaya bakmanız yeterli…