August, 2008 Arşivi

27.08.2008

Kendi Nükleer Enerjini Kendin Üret

Nükleer yakıt aynı kömür veya petrol gibi ısı üretmeye yarar. Isı üretildikten sonra suyu kaynatır, çıkan buhar ile elektrik üretilir. Nükleer yakıt diğer tüm yakıtlara göre kat kat fazla enerji (ısı) açığa çıkardığı için tercih edilir. Nükleer enerjinin yakıldığı tesise nükleer reaktör denir. Amerika’da 1950lerde ilk defa kullanılmaya başlanılan teknikler ile nükleer fizyon (“nuclear fission“) sonucu açığa çıkan enerji kontrol edilebilmiş ve ısı üretilebilmiştir. Türkiye’de bugün Çekmeke Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi‘nde bulunan deneysel reaktör dışında çalışan bir nükleer reaktör bilmiyorum.

Artık kendi nükleer enerjimizi kendimiz üretebiliyoruz. Eğer YouTubelar gitmemişse bu yukardaki video kendi evinde nasıl nükleer enerji kullanabilirsin gösteriyor. Bu sistemi üretince ne olacak? Su kaynatacaksın. Su kaynatıp ne yapacaksın? Kendi elektriğini kendin üreteceksin.

Nükleer enerjinin en büyük derdi kullandıktan sonra etrafı temizlemek. Ortaya çıkan nükleer atık, yani kullanılmış radyoaktif malzeme aslında zamanla zararsız hale geliyor, ama öyle bir iki yıl değil, ancak yıllar sonra zararsız hale gelebiliyor. O kadar süre boyunca nükleer artığı emniyetli bir şekilde saklamak en büyük problem.

Dünyada nükleer enerji kullanımı ile ilgili veri tabanları:

19.08.2008

Kitap Değil Elektronik Süreç İstiyoruz

Devletin yasalarda yaptığı değişikliklerin içeriğinden neden en son milletin haberi oluyor? Mecliste yapılan görüşmelerin, yasa taslaklarının, AB yolunda atılan adımların insanlara gerçek zamanlı ulaştırılması iyi olmaz mı? Bunun için elektronik altyapı kurmak bu kadar zor mu? Zaten artık bir çok kayıt elektronik olarak tutulmuyor mu? WordPress Devlet eklentisi yazsak durum değişir mi?

Örneğin, yeni yasa haberlerinin metası her yerde, içerik ise ortada yok. NTVMSNBC ‘Hükümetin Ulusal Programı Hazır’ adlı haberde ne yazmış bakalım (aynen alıntı, cümle düşüklükleri ve gramer hatalarına kasten dokunmadım):

Cemil Çiçek, “Hem kamuoyuna hem de AB makamlarına verilecek olan Ulusal Belge’nin -ki bunlar bir taahhüt niteliğindedir- hazırlık çalışmalarını sürdürmüş ve çok kapsamlı bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme aynı zamanda Sayın Babacan tarafından siyasi partilerimizle de görüşülecektir. Kendilerini de ziyaret edecekler. Bu programın içeriği hakkında gerekli açıklamaları yapacaklar. Ondan sonra da son değerlendirmeyi yapıp, bunu kitap haline etirip, kamuoyunun bilgisine sunacağız” dedi.

Kitap mı? Bu belgenin oluşum süreci, belgenin son hali kadar önemli değil mi? Nasıl evrim geçirdiğini görebilsek içeriği hakkında bilgilenmez miyiz? Ulusal Belge diye viki olsa, yapılan düzenlemeleri ve geçmişlerini görsek nasıl olur? Düzenlemeyi yapanlar yapsın yine, oradaki çoklu katılımdan geçtik şimdilik… En azından nasıl ortaya çıktığını canlı canlı izlesek, bir sonraki sürece daha eğitimli gözlerle bakmaz mıyız? Belki kamuoyu yoklaması bile yaparız aynı arayüzden, olmaz mı? Bunlar devlet ile halk arasındaki uçurumları biraz daha azaltır mı?

Kısa bir süre önce bu konuda şöyle bir yazı da yazmıştık:
Ergenekon İddianemesi Neden Düz Metin Değil de Pdf Olarak Dagitiliyor?

16.08.2008

Uzay Enflasyonu

13.7 milyar yıllık evrenin zaman çizgisinde gösterimi. Sol uçta tahmin edilebilen zamanın başlangıcı, Big Bang. Sağ uçta bunca yıl sonra insanlık ve mikro dalgaları gözlemleyen uydusu WMAP (Wilkinson Microwave Anisotropy Probe). Kaynak: Evrenin Zaman Çizgisi, NASA

Evrenin Başlangıçları

Big Bang teorisine göre evren ilk patlamadan beri genişliyor, ve son zamanlarda artan “dark energy“lerin itmesiyle genişleme daha da hızlanmış. Stephen Hawking bu kozmik enflasyon meselesine, yani evrenin sürekli şişmesine, yeni bir açıklama getirdi. Yeni Hawking teorisine göre evrenin sadece bir başangıcı yok. Bu çoklu evrende insanlık tarihi tüm başlangıçların uzantısını birarada yaşıyor.

Dağıtık Zamanlar

Superstring theory

Hawking’in yeni teorisi atomdan küçük ve atomun iç yapısı olduğu düşünülen String Teorisi ile uyumlu ve ilerletilmiş versiyonunu, M teorisini destekliyor. Aynı zamanda “all things networked” herşeyin ağlı bağlı olduğunu anladığımız ya da sandığımız bir dönemde dağıtık kaynaklar, dağıtık kontrol, ağlı üretim bağlı tüketim döneminden çıkıyor. Bir zamanlar DNA’nın hayatın ana kodlayıcı kaynağı olduğu düşüncesi hakimdi (DNA RNA’yı, RNA proteinleri, proteinler bizi yapar mantığı). Ancak bu hiyerarşik, merkeziyetçi düşünce, Francis Crick tarafından 50 yıl kadar önce formüle edilmiş merkezden-kitleye düşünce, bugün “systems biology” denilen bir yaklaşım tarafından yıkılıyor. Buna göre DNA bir biyolojik ağ sistemi içinde tüm diğer öğelerle aynı seviyede ilişki içerisindedir ve hayat bütün öğelerin birbirleriyle etkileşimi ile ortaya çıkar, herhangi bir üst yerden, bir merkezden, bir başlangıçtan kodlanamaz veya denetlenemez.

Yeraltından uzaya.

14.08.2008

boDig 08: Enstalasyon İşleri için Çağrı

İstanbul’da hızla artan bağımsız sanat girişimleri arasında bir yenisi boDig (bodig.org) geçtiğimiz sene kuruldu. Çağdaş sanat ve dijital kültürde bedene odaklı İstanbul merkezli boDig oluşumu dans, performans, plastik sanatlar, tasarım, mimari, yeni medya, mühendislik ve tıp gibi pek çok disiplinlerden yararlanarak, çağdaş ve teknolojik bağlamda beden üzerine düşünsel ve sanatsal yaratıma yönelik çalışmalar yapıyor (bkz Lucy).

boDig önümüzdeki ay 15-25 Eylül’de “beden ve teknoloji” üzerine boDig 08 etkinlikler serisini düzenliyor. Teması “ara-yüz(süz)” olan bu etkinliklerde bedenimiz günümüz teknolojileriyle nasıl şekilleniyor bununla uğraşan işleri gösterecekler. Düğümküme’de zaman zaman yazıp çizdiğimiz ve Amber Beden-İşlemsel Sanat Festivali‘nde de konu olan önemli bir alan bu ve yaptığınız işleri göstermek için önemli bir platform boDig. Son başvuru 15 Ağustos 2008. Bize gönderilen tam çağrı şöyle:

Enstalasyon İşleri için Çağrı
boDig 08 – “ara-yüz(süz)”

boDig 08’de canlı sanatlar ve yeni medya teknolojileri etrafında sahne performansları, enstalasyonlar, sanatçı laboratuarları, atölyeler, toplantılar ve “club event”ler yer alıyor. boDig deneysel ve yaratıcı sanat işleri üzerine odaklanmakta ve başvuruda bulunacak olan sanatçıların işlerinde “ara-yüz(süz)” temasına yaklaşımlarını sergilemelerini teşvik etmektedir.

Sanatçıların, enstalasyon işleriyle başvurmak için son günleri 15 Ağustos. Seçici kurul, değerlendirmesini yaparken seçilecek işlerde dijital teknolojilerin kullanımına açık, ancak zorunlu olmadan, bedenin bugünün teknolojileriyle şekillenmesine düşünsel ve eleştirel bir tavır getiren sanat işlerine öncelik verecektir. Daha fazla bilgi ve başvuru formu için:

Seçici Kurul

Dr. Bernhard Serexhe (Baş Küratör, ZKM-Media Museum)
Philippe Baudelot (Multimedya Danışmanı)
Defne Ayaş (Küratör, PERFORMA)
Derya Demir (Art On Stage)
Aylin Kalem (boDig)

12.08.2008

İşte Düğümküme Arşivleri!

“İşte o araba”, “İşte böyle konuştu”, “İşte Ergenekon’un gizli tarihi” diye yazıyor merkezden-kitleye medya hergün. Kuvvetli bir söz söyleme tekniği (“rhetoric”) ancak hemen her şey için böyle başlıklar atıldıkça okuyanlar için gürültüden başka bir şey olmuyor. Dahası gürültü oldukça bilgi erişilmez hale geliyor, yani bu tür ayarlı gazeteler sadece psikolojik sömürü yapmıyor aynı zamanda bilgi alma hakkımızı da ihlal ediyor.

Sömürücü gazetecilik türünün tam tersi bağımsız iletişim ağı adı altında gazetecilik yapan Bianet.org‘a bakın. Haberlerinde dikkatli hazırlanmış yalın ve bilgi verici başlıklar kullanılıyor. Bianet sayfalarını hızlıca bir taradığınızda doyurucu bilgi alabiliyorsunuz, oysa sömürücü gazeteler aynı taramayı yaptığınızda sizi abur cubur ve içi boş börek gibi zırva bilgilerle bırakıyor. Biz de zaten sömürücüleri okumuyoruz, bağımsız blogları okuyoruz, bağımsız blog yazıyoruz.

Düğümküme’de 3 yılı aşkın bir süredir yazıp çiziyoruz. Burada bağımsız yazarlar ve çizerler uğraştıkları alanlarda bildiklerini, öngörülerini paylaşıyor, yeniliklerden haber veriyor. Bu ağlı bağlı internet hayatımızda tekno-kültürel üretim diye tanılmadığımız yeni nesil üretim yöntemlerini tartışıyoruz. Klasik merkezden-kitleye medya ile yeni nesil internet medyası arasında bir çekişme yaşıyoruz. Sadece medya da değil çoğu zaman temsili demokrasi ile doğrudan demokrasi arasındaki yeni iletişim teknolojileri sayesinde yükselen gerginlikleri de konuşuyoruz. Bu tartışma mesela genel geçer medyada sık tartışılan “Türkiye’de demokrasi istiyoruz”dan başka bir tartışma. Yeni nesil ticari ürünler (akıllı telefonlar, web servisleri) de burada sık sık konu oluyor, konu oluyor çünkü muhtemel sosyal etkisini daha ürünler çıkar çıkmaz konuşmaya başlıyoruz. İşlemsel sanat ağlı sanat ya da basitçe günümüz sanatı da sık konuştuğumuz bir alan. Hem ticaret hem sanat hem devlet konuşmak bizim nesil için doğal. Aralarında ilişkiler kurmak, örüntülere bakmak sık sık yazılarda, yorumlarda, verilan bağlanrtılarda yaptığımız şey. Sadece yazıp çizmiyoruz, yazarların kim olduklarına bakarsanız her biri bu alanlarda işler yapıyor, dersler veriyor, hem akdemik hem profesyonel hem de ikisinin de dışında hayatlar sürdürüyorlar.

http://www.dugumkume.org/arsiv

Dün tüm Düğümküme yazılarını tek bir sayfada görebileceğiniz Düğümküme arşiv sayfasını hazırladım. Adresi de yukarda gördüğünüz gibi çok basit /arsiv. Bu bağlantıya her an sağ barda “Bilgiler” kutusundan da ulaşabilirsiniz. İlk günden son yazıya kadar tüm yazı başlıklarına aylara göre bakabilirsiniz. Bu sayfa aramaya alternatif herşeyi bir arada görme sayfası. Ayrıca bu sayfa içinde arama yapmak için tarayıcınızın aramasını (ctrl+F) kullanmak bazen site aramasından daha hızlı oluyor.

Her yeni yazıda yenilenen bu dinamik arşivi yapmak için SmartArchives WordPress eklentisini kullandık. Siz de blogunuza aylara göre temiz bir arşiv sayfası yapmak isterseniz tavsiye ederim.

10.08.2008

Google App Engine Üzerinden YouTube'a Nasıl Erişilir?

Bu yazıda Google App Engine kullanarak Türkiye’den erişilebilen YouTube proxy uygulaması nasıl oluşturulur, onu öğreneceğiz. Bu, ucuz reklamlar ve ‘ninja hakaretlerinin’ yer almadığı, sıfır maliyetli ve Google engellenmediği sürece varlığını sürdürecek basit bir uygulama olacak. İki tane çalışan YouTube uygulamasını şuradan (evet Türkiye’den de) görebilirsiniz:

Yazıya “Meet the Sniper” videosu eşliğinde devam ediyoruz :). App Engine YouTube uygulamanın nasıl çalıştığını merak ediyorsanız, okumaya devam edin.

Google App Engine Nedir?

Bildiğiniz gibi Google bir süre önce çok şık bir hareket yaptı, ve muhteşem altyapısının bazı parçalarını Google App Engine adıyla paketleyerek kamuoyuna sundu.

Google App Engine, Google mimarisinden faydalanarak web uygulamaları geliştirmenizi ve yayınlamanızı sağlayan bir platform. Üstelik bedava.

Bu sayede mesela kullanıcı zaten Google üyesi ise, bu kişiye ait kullanıcı adı, email gibi bilgileri kullanabiliyorsunuz, hatta Google Query Language (GQL) ile de erişebildiğiniz bir veritabanınız, imaj işlemleri yapabilmenizi sağlayan Images API‘ınız ve üstüne mail falan da yollamanızı sağlayan Mail API cabası.

Google App Engine sayesinde Google’ın hem CPU gücünden, hem depolama gücünden, etinden sütünden herşeyinden faydalanabilirsiniz. Bu henüz ilk sürüm, ileride bunu bir çeşit iş modeli haline getireceklerine kuşku yok. Hatta Users API ile uğraşırken, Google’ın internetin “kullanıcı veritabanı” olması gerektiğine bile karar verdim. Kesinlikle kullanıcı işini bu adamlar halletmeli. Bırakalım e-mailleri falan Google toplasın.

Google App Engine, arkasında Guido Von Rossum gibi bir idolün de bulunduğu, ‘internetin framework’ü olabilecek potansiyelde, Google ile birlikte nefes alan bir platform :).

Daha detaylı bilgi ve dökümantasyon için, http://code.google.com/appengine/docs/ adresine gözatın.

Hangi programlama dilleri destekleniyor

App Engine servisi şimdilik sadece Python ile kodlayabiliyorsunuz, ama Ruby, PHP gibi dilleri de implemente etmeleri an meselesi. (Bunun gibi bir Ruby on Rails servisine de heroku.com adresinden ulaşabilirsiniz.)

Görülen o ki, bir takım limitler koymuşlar. Mesela boyutu 1mb den fazla olan HTTP responselar bloklanıyor, günlük 2GB trafik limitiniz ve toplam 500MB dosya depolama izniniz var. Yine de appengine küçük ve orta ölçekli işler için uygun. Hatta büyük ölçekli işlerde de yardımcı bir backend olabilir.

App Engine YouTube uygulamsına başlamadan önce

Bu yazı zaten ‘derdinizi anlatacak kadar’ Python bildiğinizi ve bir appengine uygulaması kurmuş ve çalıştırmış olduğunuzu varsayarak yazıldı. Eğer bu konularda hiç bir fikriniz yoksa, önce Google App Engine indirin. Sonra 10 adımda nasıl appengine uygulaması çalıştırılır öğrenin ve buraya dönün. Bu işlem yaklaşık 20 dakikanızı alacak.

Python’a bir kaç saat içinde güzel bir başlangıç yapmak isterseniz, bedava dağıtılan “A Byte of Python” kitabına göz atabilirsiniz.

Başlıyoruz…

Öncelikle uygulamanıza ait dosyaları koyacağınız klasörü oluşturun, benimkinin adı “itube” olacak.

Başlangıç için bu itube klasörü altında “app.yaml” adinda bir dosya oluşturuyorum, bu dosya içerisinde uygulamam ile ilgili bir takım önemli bilgileri ve URL Handler ları tanımlıyorum.

app.yaml

application: itube
version: 1
runtime: python
api_version: 1

handlers:
- url: /assets
  static_dir: assets
- url: /.*
  script: itube.py

application kismini kendi uygulamanızın ID si ile değiştirin. /assets klasörü altındaki dosyalar statik dosyalar, geri kalan herşey itube.py dosyasının kontrolünde olacak.

Bakalım itube.py ne yapıyor.

itube.py

from google.appengine.ext import webapp
from google.appengine.ext.webapp.util import run_wsgi_app
from google.appengine.api import urlfetch
from urlparse import urlparse
import re

class MainPage(webapp.RequestHandler):

    def get(self):

        self.response.headers['Content-Type'] = 'text/html'

        baseurl = "http://www.youtube.com"
        requrl = urlparse(self.request.url)
        url = baseurl + requrl.path + "?" + requrl.query

        result = urlfetch.fetch(url, allow_truncated=True)

        if result.status_code == 200:
            s = result.content

            # regex işlemlerini şimdilik sadece video izleme sayfasında yapıyoruz
            if requrl.path == '/watch':

                # Video dosyasının gerçek adresini bulabilmek için uygulanan işlem
                yt_video_id = re.search("\"video_id\": \"((.*))\", \"l\"", result.content).group(1)
                yt_t = re.search("\"t\": \"((.*))\", \"hl\"", result.content).group(1)
                # Bu bilgi "assets/base.js" dosyasında, flashVars olarak atanmak üzere JS olarak da tanımlanıyor
                # swfArgs tanımlanmazsa SWF Object hata veriyor
                s = re.sub("swfArgs(.*)", "swfArgs = {};\nvar ytVideoId = '"+yt_video_id+"';\nvar ytT = '"+yt_t+"';\n", s)

                # YouTube'un kendi playerına harici FLV dosyalarını oynattıramayacağımız için,
                # YouTube playerı yerine kendi playerımızı yüklüyoruz
                s = re.sub("swfUrl(.*)", "swfUrl = 'http://itube.appspot.com/assets/player.swf';", s)

                # Aynı işlemi JS dosyası için de yapıyoruz ki, bu dosya üzerinde rahatlıkla hareket edebilelim
                # YouTube çoğu işlemi Ajax numaralar ile yapıyor, login falan yapılabilmesi için Javascript'e ince ayar çekmek gerekecek
                s = re.sub("type=\"text/javascript\" src=\"(.*)\"></","type=\"text/javascript\" src=\"http://itube.appspot.com/assets/base.js\"></", s)

            # Sonucu göster
            self.response.out.write(s)
        else:
            print 'ofmg'

application = webapp.WSGIApplication([('/', MainPage), ('/.*', MainPage)], debug=True)

def main():
    run_wsgi_app(application)

if __name__ == "__main__":
    main()

Önemli detayları kod üzerinde yorumlarla yazdım, itube.py dosyası kısaca, kendisine gelen tüm GET requestlerini aynı şekilde YouTube’a sorgulatıp sonucu dönüyor. Bu sırada eğer video izleme sayfasındaysak, gelen sonuç biraz değişiyor.

Buraya kadar yaptığımız işlem sonucunda, text/html dosyaları appengine üzerinden nasıl proksifiye edeceğimizi gördük. Eğer uygulamayı appengine üzerinde çalıştırırsanız, videoları izleyemediğinizi göreceksiniz :( Bunun sebebi YouTube’un video playerının dosyaları youtube.com üzerinden açmaya çalışması. Elimizde bu flash playerın açık kodu olmadığı için gerekli kısımları değiştiremiyoruz. O halde yeni bir player yazmak durumundayız. İşimizi görecek kadar özelliği olan bir flex video player kodunu itube kaynak kodunda assets klasörü altında bulabilirsiniz (assets/player.mxml)

Flash Video Oynatıcı nasıl çalışıyor?

Bu dosyayı incelerseniz FLV dosyalarının başka bir proxy sitesinden çekildiğini göreceksiniz. Bu aşamada böyle bir proxy sitesi desteği almak gerekiyordu. Zira appengine’ın limitlerinden bahsetmiştik. Appengine üzerinden video/flv dosyalar da indirmek mümkün, ama bu dosyaları YouTube’dan request edecek methodun çalışma süresi 10 sn olarak kısıtlanmış, eğer 10 sn içinde dosyayı alamazsa hata veriyor. 10 sn içinde alsa bile response limit 1048kb. Yani 1Mb ın üstünde videoları bu şekilde indirmek mümkün değil. Belki bir takım yöntemleri var, ama uygulamanın da en azından biraz kalıcı olmasını istediğimden video dosyalarının yükünü bir proxye aktaracağım.

Proxy nasıl dağıtık çalışıyor?

Bunun için tek bir proxy sitesini hedef almak yerine, genel olarak kullanılan bir “Proxy sitesi oluşturma sistemi” ni kurban seçmek daha akıllıca olurdu. Bu günlerde Glype adında PHP ile yazılmış sevimli bir proxy sitesi yapma uygulamasıyla tanıştım. Glype ile oluşturulmuş hakkaten çok-çok fazla proxy sitesi var mı bilemiyorum, ama bunların bir listesi var.

player.mxml dosyasında görecekleriniz bunlardan ibaret. Bu dosya aynı zamanda SWF derlenmiş olarak kaynak kod içerisinde bulunabilir (assets/player.swf)

Yeni video oynatıcımızı derledikten sonra, sıra bunu doğru değerlerle sayfaya yerleştirmeye geldi. Bunun için YouTube’un base javascript dosyasında bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. Bu dosyayı daha iyi kontrol edebilmek için, daha önce kaydettim ve kaynak kod da “assets/base.js” altında bulunabilir. Orjinal dosya ile tek farkı 1575. satırdan başlayan writeMoviePlayer() fonksiyonu. Bu fonksiyonu, video player ile uyumlu olsun ve FLV dosyasını bulabilmek için gerekli bilgileri sağlasın diye şu şekilde değiştirdim:

function writeMoviePlayer(player_div,force){
var fo = new SWFObject(swfUrl,”movie_player”,”480″,”385″,”7″,”#000000″);
fo.addParam(‘flashvars’,'ytVideoId=’+ytVideoId+’&ytT=’+ytT);
fo.addParam(“allowfullscreen”, “true”);
player_written=fo.write(player_div);
return fo;
}

Gördüğünüz gibi bu işlemi de yaparken, YouTube’un SWFObject‘ inden faydalanmış olduk.

Uygulamayı nasıl çalıştıracaksınız?

Tüm bu aşamaları atlattıysanız, uygulamanızı appengine’e yüklediğinizde YouTube izleyebileceksiniz.

Henüz oldukça eksiği var, mesela POST requestlerine hiç yanıt vermiyor, bu yüzden Login falan olunamıyor. Ama Users API ile de login olma olasılığı var gibi. Hatta sırf YouTube’a özel bir API çıkarırlar diye düşünüyorum. Ajax fonksiyonların adam akıllı çalışabilmesi bir takım düzenlemeler yapılması gerekiyor. Bazı videolarda HTML yapısı da değişiyor, ona bakmak gerek.

Bana sadece “videoları aratayım bulayım ve izleyeyim” yettiği için, bir süre bu kadarıyla yetineceğim.

App Engine YouTube uygulaması kaynak kodu

Geliştirmek isterseniz kaynak koda http://code.google.com/p/itube-appengine/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Eğer böyle bir işe kalkışırsanız bu başlığa bir yorum sallayarak, beni de gelişmelerden, isteklerden haberdar ederseniz sevinirim.

http://sansursensin.com/watch?v=hkb3r9filcM

İyi seyirler :)

Konuyla ilgili önceden düğümküme’de yazılanları hatırlayalım:

10.08.2008

Bir Piksel Bir İnsan

Pekin Olimpiyatları’nın açılış töreni Çin adına büyük bir gövde gösterisi oldu. Kanımca gösterinin en çarpıcı tarafı, teknolojinin insanların ve kültürün bir parçası olarak sunulması, özellikle Çin gibi dünyanın en eski kültürlerinden birisi için. Performanslarda her insanın bir piksel olduğu dev bir ekranı izleme hissiyatı doğuyor. Bir insan bir piksel, çok insan bir medya. Ne kadar piksel o kadar görüntü kalitesi prensibinden yola çıkarsak, Çin dünyada rakipsiz mesajını almış bulunuyoruz.

Fotografları Boston Globe gazetesinde Alan Taylor tarafından hazırlanan The Big Picture bölümünden aldım. Orada çok daha büyük hallerini görebilirsiniz.

09.08.2008

Türkiye'nin İnternet Gazeteleri Neden Sürünüyor?

Türkiye’nin ilki, en büyüğü diye kendini tanıtan ve genelde mevcut bir gazetenin online sürümü olan internet gazeteleri internet yayıncılığında teknik olarak sürünüyorlar.

  • Yazdıkları haberlerde bağlantı vermiyorlar.
  • Türkçe karakterleri düzgün göstermeye dikkat etmiyorlar.
  • Sayfalarında tutarlı tipografi kullanmıyorlar.
  • Haber fotoğraflarını orantısız eciş bücüş kullanıyorlar.
  • Menülerde ve bağlantılarda yeterli tıklama alanı ayırmıyorlar.
  • Bilgisayar çökerten bozuk flash kapaklar yapıyorlar.
  • Sağdan soldan buldukları kod parçalarını bilinçsizce kullanıyorlar.
  • Resim galerileri bozuk çalışıyor.
  • Video oynatıcıları çakılıyor.
  • İçeriklerine okunaklı bir adres yapısı (URL) ile ulaşılamıyor.
  • Yabancı internet gazetelerinin tasarımını kopyalıyorlar.
  • Sadece İngilizce sosyal imleme sitelerinin paylaşım düğmelerini kullanıyorlar.
  • Detaylı RSS beslemeleri yok.
  • Sayfaları reklama boğarak okuyucularına saygısızlık yapıyorlar.
  • Yorumları sansürlüyorlar.

En kötüsü birinci madde, yazılarda ilgili kaynaklara bağlantı verilmiyor olması. Gidin bakın en çok okuduğunuz gazetenin sayfalarına, yazı içinde hiç bir ilgili konuya bağlantı yok. Bağlantısız metin hepsi. Sadece buna bakarak bir medyanın merkezden-kitleye olup olmadığını yüz metre uzaktan anlayabilirsiniz.

Daha sonra bozuk tipografi ve reklama boğulmuş sayfalar geliyor. Reklam gazetenin tek gelir kaynağı tabii ki. Ama sayfa tasarımıyla uyumlu kullanılması mümkünken buna dikkat etmeyenler bile bile size alakasız resimler ve mesajlar gösteriyorlar. Sizi o kadar umursamıyorlar ki kapak resminden de büyük resimler ve animasyonlar yayınladıkları oluyor. Okuyucuyu umursamamazlık yine bu merkezden-kitleye medyanın en büyük özelliklerinden biridir. Bir gazete sayfalarını ne kadar reklama boğmuşsa size o kadar saygısızlık yapıyor demektir.

Yorumlara sansür yapmak merkezden-kitleye medyanın ne kadar çaresiz olduğunun bir göstergesidir. Daha önce NTV, Habertürk, Radikal sitelerinde farklı konularda yorum yazdım, hiç biri yayınlanmadı. Bu tür merkezden-kitleye siteler naif okuyucu yorumları dışında işlerine gelmeyen eleştirel yorumları sansürlüyor.

Başka gördüğünüz iyi kötü özellikler varsa bu yazıya yorum olarak yazın.

Gazetlerin RSS servisleri

Hiç bir gazete RSS beslemelerinde içeriklerinin tamamını vermiyor. Bir başlık ve bir spot o kadar. Tıklayıp o bozuk curcuna sayfalara gitmek zorunda bırakıyor sizi. Üstelik ya tüm gazeteye tek RSS var ya da sadece ekonomi spor yazarlar vs. için genel RSSler var. Yani istediğiniz yazarı takip edemiyorsunuz, illa hepsini sevmek okumak zorundaymışsınız gibi davranıyorlar size.

Gazetler arasında ilk RSS servisi vermeye başlayan Radikal. Bunun için Serdar Kuzuloğlu‘na öngörüsü ve diğerlerine örnek olduğu için teşekkür ederiz. Diğer gazetlerden bazılarının RSS servisleri şöyle:

Bu yazı Türkiye’deki internet gazetelerinin sadece teknik ve tekno-politik durumlarını eleştiriyor. Merkezden-kitleye gazetelerin ayarlı içeriğine zaten bir diyeceğimiz yok, bunu çoktan geçtik, kendi başımızın çaresine bakıyoruz, blog okuyoruz blog yazıyoruz.

İlgili Düğümküme yazıları

08.08.2008

Günün Resmi: Baku-Tbilisi-Ceyhan Petrol Boru Hattı

Rusya Gücistan savaşı başladı. Merkezden-kitleye medya (BBC, CNN, Hürriyet vb.) yaptıkları haberlerde etknik kimlik ve azınlıklar meselesini savaşın sebebi olarak gösteriyor. Ancak Gürcistan’ın başkenti Tbilisi’den geçen Baku-Tbilisi-Ceyhan petrol boru hattından hiç bir kanal bahsetmiyor. Üstelik cahil veya ayarlı gazeteciler “Savaşın Türk ekonomisine etkisi olmaz” diye başlıklar atıyorlar.

http://en.wikipedia.org/wiki/Baku-Tbilisi-Ceyhan_pipeline

07.08.2008

Günün Videosu: Bilgisayar Aklını Başından Aldı

Bu devirde herkesin başına gelebilir.