May, 2008 Arşivi

28.05.2008

Gerçek Zamanda Değişen Görsel Akımlar

Internet’te görsel kültür tarihte hiç olmadığı kadar hızlı gelişiyor. Ağırlıklı görsel tüketim merkezden-kitleye değil herkesin arasında birebir etkileşimle gerçekleştiği için görsel akımlar neredeyse gerçek zamanda değişiyor. Eskiden dergi, gazete, televizyon aracılığıyla belli merkezlerden iletilen / üretilen görseller şimdi herkes tarafından herkes arasında dolaşıyor. Bugün herkes görsel üretiyor veya iletiyorsa geçmişte (endüstrileşme vs.) kitlesel medyanın yarattığı görsel patlamadan kat kat fazla görsele maruz kalıyoruz.

Diğer yandan bu görsel yoğunluğun yarattığı karmaşayı süzen ve anlamlandıran yeni sistemler gelişiyor. Özellikle görsel toplayan ve dağıtan bloglar ve sosyal imleme siteleri bu hiper görsel yoğunluğu toparlıyor. Bunlardan çok var, benim zaman zaman takip ettiklerim şöyle:

Küratör Blogcular

Günümüz sanatından görseller, yeni tasarım nesneleri, tipografik icatlar, absürd fotoğraflar, soyut animasyonlar, portre fotoğraflar, posterler, şokcu haber fotoğrafları.

Toplu zeka

Tam sayfa dergi fotoğrafının etkisi artık RSS okuyucumdan eriştiğim görselin 320 kişi tarafından kaydedilmiş olması bilgisine mi eşdeğer? FFFFound görsel sosyal imleme (“social bookmarking”) servisi günümüz sanatçılarının ve tasarımcılarının günlük göz attığı bir kaynak oldu. Ben de her gün RSS okuyucumda 50+ kişinin günlük imlediği “ilginç” görselleri takip ediyorum. Bu ayarda bir başka girişim de MIT Media Lab’den arkadaşım Luis Blackaller’ın Pixs projesi, sansürsüz çalışan bağımsız bir görsel yayınlama servisi.

Türkiye

Türkiye’deki girişimleri bir kategoriye sokamıyorum. Genelde blogvari teknolojiler veya kendilerinin geliştirdikleri özel sistemler kullanıyorlar. Etrafta.com yazar çizerleri buldukları bildikleri sanatçılardan ve olaylardan akıl alıcı görseller ve fotoğraflar yayınlıyorlar. İç-mihrak Türkiye’nin bilinçaltını oyan ikon kırıcı posterler yapıyor / yayınlıyor. Dino Türkiye’deki günümüz sanatçılarının nabzını tutuyor. Bigumigu katılımcıları web ve görsel kültür üzerine bağlantı paylaşıyor ve yorumluyor. Pöf Magazin grafik görsel iletişim.

Bütün bu girişimler her gün ve gün içerisinde pek çok defa yeni içerik yayınlıyorlar. Bu yazının başlığındaki “akım” kelimesini kendini çağıran (“recursive”) bir şekilde kullandım, mallar hem RSS beslemeden akıyor hem de aktıkça görsel akımlara (“trend”) şekil veriyor. Siz de Türkiye’de veya dünyada takip ettiğiniz görsel akım sitelerini yorumlara yazın, görelim takip edelim.

Not: RSS nedir ve nasıl kullanılır?

18.05.2008

Açık Tasarım

Açık Tasarım

Moda ve benzeri tüketim odaklı bilimum endüstrinin iç içe girmişliği, tasarım olgusunu da alaşağı ediyor. Ben bu kavram karmaşasını aşmak için şu şemayı kullanıyorum.

  • Sanat: İfade ve ifade biçimleri.
  • Zanaat: İşçilik.
  • Tasarım: Problem çözmek.

Tasarım, alet(tool) kullanımı ile başlayan bir süreç. Yani bizde uyandırdığı taze hisler bir yana mazisi ilk yerleşik insanlara kadar gidiyor. Sanayileşme ve yığın üretim sürecinde ise daha çok makina tasarımına indirgenmiş bir konu tasarım. Yakın bir zamana kadar ise “cismin biçimsel özellikleri” olarak adlandırılıyordu. Patent ve telif yasalarında hala bu ve benzeri tanımlarla karşılaşırız. Oysa geride bıraktığımız on yıla baktığımızda önemli bir paradigma kayması yaşadığımız söylenebilir.

Tasarım. Kim için?

Tarihsel sırasıyla;

  1. Bireyin kendisi ve yaşamının devamı için tasarladığı/ürettiği çözümler.
  2. Kişi ve grupların toplumun geri kalanı için tasarladığı/ürettiği çözümler.
  3. Yığın üretimi. Yani sermaye sahiplerinin(kişi, grup, devlet) toplum için tasarladığı/ürettiği çözümler.
  4. Herkesin herkes için tasarladığı çözümler. (Şu an buradasınız.)

Tasarım; çözmeli ve paylaşılmalı

Wired’ın Nisan 2008 sayısında Apple’ın gizli kapaklı üretim yöntemi kıyasıya eleştiriliyor ve işlerin Steve Jobs’un karizması ile yürüdüğünden bahsediliyor. Doğal olarak Silikon Vadisi’nde hakim olan paylaşım kültürü Apple’ın bu yaklaşımını sıkça sorguluyor. Apple problem çözmek konusunda yıldızlı pekiyi alıbilir ama “sosyal ilişkiler” konusunda sınıfta kalıyor.

1950′lerin “kendin yap” kültürü, 80′lerin sonunda başlayan “açık kaynak hareketi” ile ne kadar ilişkilendirilebilir bilmiyorum ama günümüzün “açık tasarım” olgusunun ikisine de göz kırptığını söyleyebilirim.

Açık Tasarım ve Yaratıcı Topluluklar

Açık tasarım, adından anlaşılabileceği gibi herkesin katılımına açık olan tasarım sürecinden başka birşey değil. Bu olguyu hacker kültürü ile ilişkilendirmek mümkün. Çünkü tıpkı hacker geleneğinde olguğu gibi tasarım etkinliğine katılan kişinin temel motivasyonu yine camia içinde takdir görmek. Bu gayet insani motivasyon, önemli işlerin kotarılmasına da ön ayak oluyor. instuctables, makezine ve opensourcefood gibi topluluklar son kullanıcıya odaklanırken, büyük firmaların yayınladıkları blueprint’ler ise küçük üreticilere ilham kaynağı oluyor.

İlgili Bağlantılar;

http://www.instructables.com/

http://makezine.com/

http://www.opensourcefood.com/

16.05.2008

Internet ile Web Arasındaki Fark

Zaman zaman “internet” ile “web” terimlerinin birbirine karıştırıldığını görüyorum. Bilinçsizce her iki terim de birbirinin yerine kullanılıyor. Doğrusu şu. Internet bir teknolojik iletişim altyapısıdır. Web, yani World Wide Web, internet altyapısı üzerinde çalışan bir sistemdir.

Internet birbirine kablolarla bağlı bilgisayarların oluşturduğu ağların ağıdır. Web bu ağ üzerinde biribirine bağlanabilen sayfalar ağıdır. Web’de birim eleman bir HTML dosyasıdır, internet’de birim eleman bir bilgisayardır.

Web tarayıcılar HTML protokolünde yayınlanan metinleri okur ve görsel hale getirir (televizyonun sinyalleri görüntüye çevirmesi gibi). HTML dosyaları internet üzerinden TCP/IP paketleri içinde bir bilgisayardan diğerine taşınır.

Internet üzerinde HTML’den başka protokoller de çalışır. Bu başka protokoller ile çalışan sistemlere Web denilmez. Onların kendi adları vardır, mesela ses transferi için Voice over Internet Protocol (VoIP), chat için Jabber (XMPP), dosya paylaşımı için BitTorrent gibi. Mesela Skype bir web uygulaması değil VoIP uygulamasıdır, Instant Messenger’niz bir web uygulaması değil bir Jabber uygulamasıdır, dosya paylaşım programınız bir web uygulaması değil bir BitTorrent uygulamasıdır.

Bir çok kişiye web ile internet arasındaki fark bariz gelebilir ancak bu dünyalarda üretmeyip tüketenler için faydalı olacağını düşünüyorum. Web ve internet terimlerini birbirinin yerine kullanmamak bir fikir kurarken çok daha yalın iletişim sağlayacaktır.

* Yukarıdaki görsel internetin haritası.

14.05.2008

Robert Rauschenberg (1925-2008)

1950 ve 60′ların en önemli sanatçılarından; Marcel Duchamp, Kurt Schwitters, Joseph Cornell’in mirasçısı ve Amerikan pop sanatının öncülerinden Robert Rauschenberg 12 Mayıs gecesi öldü.

Rauschenberg, resim, heykel, performans, baskı, fotoğraf yanında daha çok ‘kombine’ işleriyle tanınmıştı. Jasper Johns ile beraber yaptıkları soyut dışavurumculuktan pop sanatına geçiş olarak görülen işlere Neo-Dada tabiri yakıştırılmış, geleneksel sanat formlarının dışına çıkmak isteyen sanatçılara ve kavramsal sanat, pop sanatı, süreç sanatı, happening’lerin ortaya çıkmasında ilham kaynağı olmuştu. 1953′te bir Willem de Kooning resmini silerek sergilemesi; 1961 yılında, Galerie Iris Clert tarafından galerinin sahibi Clert’i betimlesi için birçok sanatçı ile beraber davet edildiğinde galeriye “Bu, eğer ben öyle diyorsam, Iris Clert’in bir portresidir” yazılı bir telgraf göndermekle yetinmesi; eserlerinde araba lastiği, tenis topu, bisiklet lastiği, doldurulmuş keçi, tuval üzerine doldurulmuş kartal gibi malzemeler kullanması bu tarihsel geçişin habercileri olarak görülebilir.

1966′da, Billy Klüver ve Rauschenberg sanatçılar ve mühendisler arasında işbirliği ortamı sağlaması amacıyla E.A.T.’yi (Experiments in Art and Technology) kurmuşlar ve yine o zamanlar aralarında doldurulması gereken bir boşluk gördükleri sanat ve günlük yaşamı yakınlaştırmak için performanslar yapmışlardı.

İlgili Düğümküme Yazıları:

13.05.2008

Güncel Sanat Tartışmaları: Bağımsız Bünyeler



Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü
, sınıflarını bu dönem son kez güncel sanat tartışmalarına açıyor. Azra Tüzünoğlu‘nun düzenlediği dizinin 10. Konuşmasının konukları, Ha za vu zu, :mentalKLİNİK ve Oda Projesi üyelerinden Seçil Yersel. 14 Mayıs Çarşamba günü saat 18:30′da, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi(Beşiktaş) 208 no’lu dersliğinde gerçekleşecek konuşma, herkesin katılımına açık!

“Bağımsız Bünyeler”
Konuşmacılar: mentalKLİNİK + ha za vu zu+ Seçil Yersel
Tarih: 14 Mayıs 2008 Çarşamba
Saat: 18:30
Yer: Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Beşiktaş Yerleşkesi 208 no’lu dersliği

Farklı üretim pratiklerinden gelen konuşmacılar, aynı topraklarda, yanyana ama ayrı birer yapı oluşturmanın ve bir oluşum içinden üretmenin hem kendi içinde hem de karşılaşmalarından doğacak sorulara/cevaplara olanak sağlayacak. 2000’lerin başlarında kurulmuş iki farklı üretim biçimini örnekleyen :mentalKLİNİK ve Oda Projesi ve 2000’lerin ortalarından beri farklı medyumlarla üretimlerini sürdüren ha za vu zu’nun bağımsız olma, farklı biçim ve ekonomilerde üretme durumları tartışılacak.

Yasemin Baydar ve Birol Demir tarafından kurulan :mentalKLİNİK, çalışmalarının başlangıcından itibaren sınırların erimeye başladığı yerde oluşan ince çizgiye konumlandı. Mevcut ilişkileri yerinden oynatarak yeni tip ilişkiler ve olasılıklar tasarladıkları üretimlerinde, görünmez olanı görünür kılarken, görünürü görünmez kılmaya çalıştı. :mentalKLİNİK, 10. konuşmada gerçekleştirecekleri ‘monodialog’la bu savı örneklerken, kendi deneyimlerinin görece daha yeni bir oluşumla karşılaşmasına olanak sağlayacak. 2005 yılından beri, farklı çalışma modellerini deneyen, zorlayan, esnek bir kurulum içinde kendi tanımlarıyla “cazibeyle” çalışan ha za vu zu, basit ve pratik yöntemlerle durumlar tasarlamaya çalışır. Grubun, müzik ve performans çalışmaları, yerleştirme, video, görsel düzenleme ve ses ekseninde disiplinlerarası bir nitelik taşır. Oda Projesi deneyiminden gelen Seçil Yersel’in, bu iki oluşum arasında, sorulardan çok ucu açık yorumlarla olası bir kurgunun oluşmasına destek olması beklenmekte. :mentalKLİNİK ve ha za vu zu’ya yakınlaşarak, günümüzde oldukça yaygın bir duruş olan sanatçı birlikteliklerine ve farklı işleyiş biçimlerine karşılaştırmalı olarak bakmaya çalışacak.

İlgili Düğümküme Yazıları

08.05.2008

WordPress 2.5 Sürümüne Nasıl Geçilir?

Blogunuzda WordPress kullanıyorsanız 2.5 sürümüne geçme zamanı geldi (bkz WordPress 2.5 Çıktı). En pratik nasıl geçersiniz? Bunu daha önce bir kaç kişiye email ile yazmıştım buraya da yazıyorum belki işinize yarar.

  1. İlk olarak WordPress.org adresinden son sürümü indirin (şu anda 2.5.1).
  2. Sunucunuza FTP ile bağlandıktan sonra WordPress kurulumunun olduğu blog dizininde değiştirmiş olduğunuz dosyalar haricinde tüm dosyaları silin (genelde bu üçü değiştirilir):
    1. /wp-content klasörü kalsın; temalar, pluginler, görseller burada.
    2. index.php kalsın, tema için değiştirimiş olabilirsiniz.
    3. wp-config.php kalsın; veri tabanı bilgileri burada.
  3. Bu üç dosya hariç yeni WordPress 2.5 dosyalarını FTP ile sunucuya atın.
  4. Tarayıcınızda şu adrese gidin /wp-admin/upgrade.php.

WordPress 2.5 çok daha hızlı çalışan ve iyi tasarlanmış bir yönetim arayüzüne sahip. Ayrıca WordPress Otomatik Yenileme eklentisi çıktı, ancak henüz deneyemedim. Web uygulamalarının da masaüstü uygulamaları gibi otomatik yenileme olması aradaki farkın kapanıyor olduğuna dair önemli bir gösterge.

05.05.2008

Suyadoku İşlemsel Tasarım Sergisi

Bugün YTÜ İletişim Tasarımı’nda yapılacak olan Suyadoku sergisine gidiyoruz. Aşağıdaki duyuruda yeri ve kavramı anlatılıyor, kimler geliyor kimler gidiyor Facebook Suyadoku Etkinlik sayfasında.

55, Yıldız Teknik Üniversitesi, iletişim tasarımı bölümünden ve bölüm dışı katılımlarıyla destek veren insanlardan oluşan, “işlemsel tasarım” denen kavramın damarlarında gezintiye çıkmış, sonuçların arkasındaki sebepleri, sebeplerin doğurduğu sistemleri ve bu sistemlerin formüllerini araştırıp, yeni tasarımlar geliştiren, bu tasarımları formülize eden, rotasını beslendiği noktalara göre belirleyen, dışardan katılıma açık bir atölye grubu. 55 ekibi üçüncü sergisi “Suyadoku” ile etkinliklerine devam ediyor. Ekip bu sergisinde ebru ve işlemsel tasarımı harmanlıyor. 5 Mayıs saat 18:00′de açılacak olan sergi, 19 Mayıs tarihine kadar Yıldız Teknik Üniversitesi Agavat binasında izlenmeye açık olacak.

Ayrıntılı bilgi için: http://55.prosapiens.org/

04.05.2008

İstanbul Valisi İstifa Kampanyası Başladı

1 Mayıs’da yaşadığımız devlet terörü sebebiyle İstanbul Valisi Muammer Güler‘in istifası için imza kampanyası başladı. Kampanyayı aynen yayınlıyoruz, aşağıdaki bağlantıdan formu doldurarak katılabilirsiniz:

http://www.valiistifa.net

Ne olup bittiğini göremeyenler varsa, Etrafta blogunda toparlanan 1 Mayıs fotoğraflarından yaşananları görebilirsiniz.

VALİ İSTİFA!

Biz aşağıda imzası olanlar,

1 Mayıs’ı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütün İstanbul halkı için işkenceye dönüştüren Vali Muammer Güler’in istifa etmesini talep ediyoruz.

Hrant Dink kardeşimize düzenlenen suikastı önceden bilen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında soruşturma açılmasına bile izin vermeyen Vali Güler, “provokasyon olacak” gerekçesiyle Taksim Meydanı’nı emekçilere kapatıyor.

“Kamu düzeni bozulacak” diye İstanbul’da adı koyulmamış sıkıyönetim ilan edip metroyu kapatıyor, vapur seferlerini iptal ediyor, okulları kapatıyor, çocuk-yaşlı, bebek-hamile demeden yüzlerce gaz bombası attırıyor. Taksim’e emekçileri sokmamak için, binlerce polisle Taksim Meydanı’nı ve oraya çıkan bütün yolları silahlı-bombalı-coplu polislerle işgal ettiriyor.

Taksim’de ısrar eden emekçiler, çatışma değil daha çok demokrasi istiyorlar.

Biliyoruz ki 12 Eylül Darbesi’nin yolunu döşeyen Maraş, Çorum, Bahçelievler, Balgat katliamlarının başlangıç noktası olan 1 Mayıs 1977 katliamının arkasındaki derin güçler ile Hrant Dink’in ve son olarak Adapazarı’nda yaşanan türdeki linç girişimlerinin arkasında hep aynı karanlık-derin güçler-çeteler var. Ve bu güçler açığa çıkarılmadan, bunlardan hesap sorulmadan bu ülkede demokrasinin önü açılmayacak, darbe tehditlerinin arkası kesilmeyecektir.

Taksim ısrarı, demokrasi ve temiz toplum ısrarımızın bir ifadesidir.

Kendisi de benzer güçlerin saldırısı altında kapatılma davasına maruz kalan AKP hükümeti ise Vali Güler’in yasakçı zihniyetine destek vererek demokrasiyi değil yasakları, baskıları ve darbecileri güçlendiriyor. Çetelere karşı sonuç alacak mücadele AKP’ye bırakılamayacak kadar önemlidir. Sosyal Güvenlik Yasası’na karşı omuz omuza veren emek güçlerinin Taksim talebi ile devam eden birlikteliği Vali Güler’in istifa etmesi için güçlendirilmelidir.

Demokrasi, temiz toplum, özgürlük, adalet, eşitlik, barış mücadelelerini ancak emek cephesi olarak kazanabiliriz.

İmzalamak için sitedeki formu doldurun: http://www.valiistifa.net

01.05.2008

Bugün Facebook için ne yaptın?

Bugün, 1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle yeni projemizi yayına verdik. Projenin adı User Labor, yani Kullanıcı Emeği. Başlık ne alaka peki?

Yeni nesil web 2.0 internet servisleri (mesela Facebook, Flickr vs) kullanıcının oluşturduğu içerik (user-generated content) vasıtası ile reklam geliri elde ediyor. Bunun karşılığında kullanıcıya servis veriyor. Yalnız şöyle bir durum var. Bazı kullanıcılar diğerlerine göre daha fazla trafik üretiyor, dolayısıyla Facebook’a Flickr’a daha fazla kazandırıyor (reklamı ne kadar çok görürsen tıklanma şansı o kadar yüksek). Bu şekilde daha fazla değer yaratan kullanıcı daha iyi servis alıyor mu? Ya da bu emeğinin karşılığını alıyor mu? Çoğu zaman cevap hayır.

ULML-logo

Yeni projemiz User Labor, bu probleme odaklanıyor. Kullanıcı emeği karşılığında ne alıyor sorusunu cevaplamak için öncelikle kullanıcının emeğini nasıl ölçebiliriz diye düşünmek lazım. Bu noktada User Labor Markup Language (ULML) devreye giriyor. ULML, bir XML alt spesifikasyonu, yani RSS gibi bir şey. Kullanıcının bir servise ne kadar emek verdiğini ve ne kadar trafik yarattığını kalem kalem hem bilgisayarların hem de insanların okuyabileceği bir şekilde özetliyor. Mesela, Facebook için, kaç arkadaşın var, bağlantıda olduğun gruplar sıkı gruplar mı, kaç foto yükledin, kaç kişi profilini ziyaret etti vs gibi değerler bir ULML dökümanı içinde yer alıyor.

Özetle, ULML dökümanlarının hedefi, ‘ben bu kadar iş yaptım, burada yazıyor, karşılığını isterim‘ dedirtebilmek. Yani, ben bugün Facebook için ne yaptım? Facebook benim için ne yaptı?

Daha fazla bilgiyi User Labor sitesinde bulabilirsiniz.

Ayrıca şu bağlarda da değişik perspektifleri okuyabilirsiniz:

01.05.2008

LSD'nin Bulucusu Dr. Albert Hofmann 102 Yaşında Öldü

lsd-hoffman

LSD‘nin bulucusu İsviçreli bilim adamı Dr. Albert Hofmann dün 102 yaşında öldü. Hoffman 1943 yılında Basel Sandoz Laboratuvarı’nda bulduğu LSD’yi ilk kendi üzerinde denemeye başladı. “Ruhun ilacı” dediği LSD (“Lysergic Acid Diethylamide”) bir süre psikoanalizde halüsinasyon için kullanıldıktan sonra dünyanın pek çok yerinde yasaklanmış. Ancak LSD 1960ların gençliği tarafından tekrar keşfediliyor ve tarihte yasadışı uyuşturucu olarak yerini alıyor.

http://en.wikipedia.org/wiki/Albert_Hofmann

http://en.wikipedia.org/wiki/LSD