April, 2008 Arşivi

15.04.2008

1. Uluslararası Gezici Tahran Bienali

Amirali Ghasemi ve Serhat Köksal küratörlüğünde gerçekleşecek olan Kentsel Kıskançlık – 1′inci Uluslararası Gezici Tahran Bienali sanatçılar için başvuru çağrısı yaptı. Kısaca özetlemek gerekirse, bağımsız ve gezici bir Tahran Bienali fikri, karmaşık kentsel durumu ve dağınık sanatçı birlikleri ile uluslararası bir bienalin yapılmasının şu anda mümkün gözükmediği Tahran’da “süreci kısa devre yaptırıp harekete geçirmek” amacıyla ortaya çıkmış. Konusu Urban Jalousie ise, hem Kentsel Kıskançlık, hem de İranlı sanatçıların dünyaya kendi jaluzileri ardından, davet edilmedikleri bir yere bakmalarına gönderme yapıyor. Bu mini bienalin ilk durağı 30 Mayıs-6 Temmuz 2008′de Hafriyat Karaköy’de gerçekleşecek.

BAŞVURU VE HER TÜRLÜ İLETİŞİM

biennialtehran [at] gmail.com

http://www.biennialtehran.com

BAŞVURU ÇAĞRISI

Kentsel Kıskançlık – 1inci Uluslararası Gezici Tahran Bienali

İlk durak: Hafriyat karakoy, Istanbul, 30 Mayıs – 6 Temmuz 2008

Kuratörler Amirali Ghasemi ve Serhat Köksal

Son başvuru tarihi: 21 Nisan 2008 Pazartesi

15.04.2008

Karmaşıklıkla Yüzleşmek

Actor-Network Theory‘nin (ANT) mimarlarından John Law, 30 Nisan’da İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde “Karmaşıklıkla Yüzleşmek” başlıklı bir konuşma yapıyor. İstanbul’da olsam kaçırmayacağım bir konuşma. Konuşmanın anonsunu aynen bana geldiği gibi yayınlıyorum:

On Non-Coherence / Karmaşıklıkla Yüzleşmek
John Law (Lancaster University)

30 Nisan 17:30
santralistanbul
E1 301

John Law, uzun yıllar Staffordshire’daki Keele Üniversitesi’nde sosyoloji, teknoloji ve bilim (STS) çalışmalarını sürdürdükten sonra 1998′te Lancaster Üniversitesi’ne geçti. Lancaster Üniversitesi’nin geneline hakim olan disiplinlerarası atmosferi yansıtan Centre for Science Studies’de çalışmalarını sürdürüyor.

John Law’un ilgi alanı STS, ANT ve karmaşıklığı açıklayan teoriler. ANT teorisini kurduktan sonra, ANT’ın sosyal ve idari disiplinler arasında gördüğü geniş kabul üzerine teorinin açıklayamadığı şeyler ve karmaşık konular üzerinde çalışmaya başladı. Geçmişte toplum bilimin pek az ele aldığı endüstriyel hayvancılık, besicilik ve yeryüzünü paylaştığımız diğer hayvanlar, felaketler, nesneler, sistemler ve öznellikler gibi karmaşık konularda yeni bir görgül araştırma programı yürütüyor.

Bilim sosyolojisi, teknoloji tarihi, tıp antropolojisi, kültürel incelemeler, feminizm ve siyaset felsefesi alanında son yıllardaki çalışmaların birçoğu basite indirgemeye karşı bir başkaldırı: Dünyanın karmaşık bir yer olduğu ve basite indirgenerek ehlileştirilmesinin sakıncaları ortaya konuluyor. Ancak “Karmaşıklık nedir? Karmaşıklıkla nasıl baş edilir?” gibi sorular yanıtsız kaldı. John Law ele alacağı bu gibi metodolojik sorularla bilgi pratikleri içerisinde karmaşıklığı basite indirgemeden (ve bu sırada daha fazla karmaşa da yaratmadan) karmaşıklıkla yüzleşmenin yollarını ortaya koyuyor.

Ayrıca John Law, STS bağlamında çalışan; bilim sosyolojisi, teknoloji ve bilim; sosyoloji, teknoloji ve doğa; doğal afetlerin sosyolojisi, hayvancılık ve çiftçilik bağlamında insan, hayvan ve doğanın etkileşimi gibi konularda çalışan Türkiye’den yüksek lisans ve doktora öğrencileriyle tanışmak istiyor. 30 Nisan günü 14:00′te gerçekleşecek tanışma toplantısına katılmak isteyenlerin elifozgen@bilgi.edu.tr adresine yazarak haber vermeleri gerekiyor.

John Law “Karmaşıkla Yüzleşmek” başlıklı bu konferansta iç tutarlık düzeyi düşük problem alanları için geliştirilmiş yeni yöntemleri somut görgül örnekler üzerinden tartışıyor.

NOT: Etkinlik dili İngilizce’dir.

John Law hakkında detaylı bilgi: http://www.lancs.ac.uk/fass/sociology/profiles/27/

11.04.2008

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Nasıl Başvurulur?

Türkiye’de insan haklarımız sık sık çiğnendiği için maalesef yurt dışından destek arıyoruz. Bu destekler arasında en önemlisi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM). AİHM Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan temel haklarının çiğnenmesinden şikayetçi olan bireylerin başvurularını belirli koşullar altında değerlendiren bir uluslararası mahkemedir.

Ancak pek çok Türkiye vatandaşı bunu nasıl yapacağını bilmeyebilir. Ben de bilimiyordum, şu ana kadar ihtiyacım da olmadı, ama Türkiye’de ihtiyacı olan veya olacak kişilere yardımcı olabilir diye sade bir vatandaş AİHM’e nasıl başvuru yapabilir –AİHM sitesine göre– bunu adım adım yazıyorum.

  1. Mahkemenin resmi dili İngilizce ve Fransızca’dır, ancak size daha kolay geliyorsa ilk aşamada Türkçe başvurabilirsiniz.
  2. Mahkeme’ye yapılan başvurular yalnızca posta yolu ile gönderilebilir (telefonda yapılan başvurular kabul edilmez.) Faks veya elektronik posta ile yapılacak başvurular daha sonra posta ile gönderilecek başvuru metniyle teyid edilmedikçe geçerli sayılmayacaktır.
  3. Başvurunuzla ilgili bütün yazışmalar aşağıdaki adrese gönderilmelidir:

    Monsieur le Greffier de la
    Cour europeenne des Droits de l’Homme
    Conseil de l’Europe
    F–67075 STRASBOURG CEDEX.

  4. İlk mektubunuz veya başvuru formunuzun alınmasından sonra, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü, adınıza açılan dosyanın numarasını size bildirecektir. Bu numara, daha sonraki bütün yazışmalarda yer almalıdır.
  5. Başvurunuz şunları kapsamalıdır:

    a. Şikayetlerinizin, ve dayandıkları olayların özeti,
    b. Sözleşme ile güvence altına alınan haklarınızdan hangilerinin ihlal edildiğini düşündüğünüz konusunda açıklama,
    c. İç hukuk yollarını tüketmek için hangi makamlara başvurduğunuz konusunda bilgi,
    d. Şikayet konusu olayla ilgili olarak kamusal mercilerce verilmiş kararların bir listes. Bu listede ilgili kararların tarihi, kısa özeti, kararı alan makamın adı da yer almalıdır.

  6. Başvuru bizzat tarafınızdan veya temsilciniz tarafından imzalanmış olmalıdır.
  7. Kimliğinizin açıklanmasını istemiyorsanız, bunu belirtin.
  8. Başvurunuzun ilk aşamasında, bir avukat tarafından temsil edilmeniz yada sizi temsil eden kişinin mutlaka avukat olması gerekmez.
  9. Mahkeme’de başvurular ücretsiz incelenmekte olup, dosyanızın gidişatı ile ilgili bilgiler size Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından bildirilecektir.

AİHM’e başvurduktan sonra alınabilen somut sonuçlar

  1. Türkiye Devleti’nden yüklü bir tazminat almak.
  2. Problemin Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne geçiş sürecine alınması, bu problem halledilmeden Türkiye’nin AB’ye girememesi (bkz. AB ilerleme raporu).

Bu yazıda faydalandığım orjinal belgeler:

Umarım AİHM’e başvurmak zorunda kalmazsınız, ama gerekirse bu yazı bir başlangıç olabilir.

10.04.2008

Türkiye Google Groups'a Erişimi Kapattı

Google Groups Türkiye’den yüzbinlerce kişinin fikir alışverişinde bulunduğu bir eposta liste servisidir. En çok kullananlar açık kaynaklı yazılım geliştiren kişilerdir. Türkiye Mahkemeleri buldukları bir sakıncalı içerik yüzünden tüm siteyi kapatarak adeta bize küfretmektedir. Bu kitlesel ifade özgürlüğü engellemesini yapanları kınıyoruz.

Yakında kapanmasını beklediğimiz web servisleri:

1. Facebook.com
Belki “Atatürk’e küfür eden” gruplar vardır… grupları değil tüm servisi kapatın!

2. Google.com
Arama sonuçlarında “Türklüğe karşı” web sayfaları çıkıyor… tüm Google’u kapatın!

3. Amazon.com
“Türklüğe sakıncalı” kitaplar satılıyor… Türkiye’ye satışı değil tüm siteyi kapatın!

Şu anda en çok üzüldüğüm şey ise elimin altında iki tıklamayla bu siteleri kapattıranlara ve hakimlere karşı dava açabilecek bir aracın olmaması.

Tepkiler

İlgili Düğümküme Yazıları

Türkiye’de bilinçsiz internet yasaklamaları ile ilgili önemli yazılar:

10.04.2008

Mimar Sinan'da Güncel Sanat Tartışmaları

Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü sınıflarını güncel sanat tartışmalarına açtı. Bir dönem boyunca sürecek Güncel Sanat Tartışmaları MSÜ Fen Edebiyat Fakültesi 208 no’lu sınıfta gerçekleşiyor. Kordinatörlüğünü Azra Tüzünoğlu‘nun yaptığı tartışmalar dizisi bittiğinde kitap olarak da yayınlanacak. Azra yeni medya ve işlemsel sanatlar hakkında konuşmak için Düğümküme’den Ali Miharbi ile beni, Xurban‘dan Atıf Akın‘ı, ve Orton Akıncı‘yı davet etti. Yeni medya ve işlemsel sanatlar sunumu hakkında ayrıntılı bir yazıyı bu hafta içinde yayınlıycaz.

Güncel Sanat Tartışmaları bugüne kadar 7 defa gerçekleşti, başdan sona konular, konuşmacılar, ve posterleri (görmek için başlıkların üstüne tıkla) şöyle:

1. Rüya Tabirleri “Rüyada Arazi Görmek”, 21 Şubat 2008
Konuşmacı: Şener Özmen
Rüyada yeşilliği bol ve akarsuları olan arazi görmek, güncel sanata inancı tam olması çeklinde yorumlanır. Böyle bir arazide video çalışması yaptığını gören sanatçı güzel günler görür, tatli ve mutlu günler geçirir. Kendisini geniş bir kavramsal sahrada gören sanatçı uluslararası yolculuklara çıkar. Tarlasını sürdüğünü, bahçesini kazdığını gören kimse küratörü ile iyi geçinir. Tarlasının bol ürün verdiğini gören sanatçının çocukları da, torunları da güncel sanatçı olur.

2. Öncesi ve Sonrasıyla 19 OCAK: Sertleşen Siyasal İklimde Güncel Sanat, 27 Şubat 2008
Konuşmacı: Erden Kosova
Güncel sanat olarak adlandırılan ifade alanının Türkiye’de gelişimi daha en baştan siyasal bir bağıtlanmayı içinde barındırmaktaydı. Eleştirisini devletin baskı pratikleri, çeşitli ideolojik yapılanmalar, ve kültürel çeşitlilik ve farklılaşımları bastırmaya çalışan tektipçilik üzerinde yoğunlaştıran bu pratikler son on yıllık bir dönem içinde söylemsel bir tutarlılık oluşturdular. Son bir kaç sene içinde güncel sanatın giderek izlence kültürü içine çekilmesi ve normalize edilmesiyle birlikte sözkonusu siyasal eleştiri inandırıcılık gibi bir sorun ile karşı karşıya kaldı. Sol zeminin büyük bir kısmının milliyetçiliği eldemlenmesi sonrasında güncel sanat alanının tümünü kültürel emparyalizmin bir ürünü oalrak tanımlayana bir tektipçilik ortaya çıkmış durumda. Eleştirelliği soğuran ıslah politikalarının ve saldırganlaşan milliyetçililiğin çifte kıskacında bağımsız durmaya çalışan sanat pratikleri farklı sorunlar ve farklı açılımlarla karşı karşıya.

3. Bugün: Galericilik + Koleksiyonerlik, 5 Mart 2008
Konuşmacılar: Haldun Dostoğlu, Saruhan Doğan, Evrim Altuğ
Güncel sanat, şehri nasıl dönüştürüyor? Sermaye ve sanat ilişkisi İstanbul şehri üzerinden nasıl işliyor? Sanat / sanatçı, kurumlar ve iş dünyası arasındaki korelasyon, 90′lardan bugüne nasıl bir değişim gösterdi? Sanatın el değişimi, muhafazası, dolaşımındaki bugüne dair kurallar neler?

4. İnsayitifler, 12 Mart 2008
Konuşmacılar: Banu Cennetoğlu (BAS), Elmas Deniz (K2), Osman Bozkurt + Didem Özbek (PİST)

5. İKSV ve İstanbul bienallerinin Türkiye Güncel Sanatındaki Yeri + İşlevi, 19 Mart 2008
Konuşmacılar: Çelenk Bafra, Burcu Pelvanoğlu

6. New York’ta Yapabilirsen Her Yerde Yaparsın, 26 Mart 2008
Konuşmacı: Burak Delier

7. Kurumlar ve Kültür Politikaları, 9 Nisan 2008
Konuşmacılar: Marcus Graf, Serhan Ada, Levent Çalıkoğlu, Ezgi Bakçay

İlgili Düğümküme Yazıları:

09.04.2008

Mutlak Krallık

Emre Hüner

Emre Hüner Mutlak Krallık‘ı oluştururken bütün bir cumhuriyeti resmediyor. Modernizmin karanlık ilkelerine ait totaliter imgeler kesişen zaman dilimleri boyunca yeniden şekilleniyor. Bir yolcu uçağı prototipi betonarme bir şehirin üzerinden uçuyor, Antonio Sant’Elia’nın La Città Nuova’sı üzerinden doğu güneşi doğuyor, Yapılandırmacı (Constructivist) heykeller Simpsons çizgi filminin bulutları arasından yükseliyor ve I. Dünya Savaşı’ndan kalma zeplinler 1936 tarihli bir Life Dergisi’nin kapağı üzerinde dolanıyorlar. Aynı esnada üçgen bayraklar mekanik kolların ucunda dalgalanıyor. Bir zamanlar İtalyan futurist sanatçılar tarafından yeni toplumu geleceğe doğru taşımak için tasarlanan üçgen bayraklar şimdi ise tarihsel panoramaya karşı çıkıyorlar. Modernist ütopya imgesi muz cumhuriyetinin sarı rengine boyanıyor. Burası Mutlak Krallık.

Mutlak Krallık yama ekranının kamusal alandaki yeri göz önünde bulundurularak üretildi. Şehir sakinleri ekranı sokaktan yukarı bakarak görüyor. Eserde ise şehirler çoğunlukla yukarıdan gösteriliyor ve böylece herşey görsel olarak tersine çevriliyor. Açıların tutarsız olduğu ve perspektifin bozulduğu tersine dönmüş bir dünya görüyoruz. Hüner iyi kavradığı canlandırma teknikleri ile ütopyanın dilini bozmak için basit mekanik jestler kullanıyor. Mükemmel bir şekilde çizilmiş ve canlandırılmış manzaralarla fantastik retro-gelecekçi dünyalar yaratıyor.

Daha fazla bilgi için:
Mark Aerial Waller
yama.opening@earthlink.net
www.yama.com.tr

Bu arada daha önce burada Emre Hüner Kim? başlıklı bir yazı yazmıştık. Bu sefer elime geçen basın bülteninde Hüner ile ilgili kısa biyografik bir yazı da var ve ekliyorum:

Emre Hüner 1977′de İstanbul’da doğdu ve halen İstanbul’da yaşıyor ve çalışıyor. Çizim, video ve yerleştirmeler yoluyla hiper teknolojik endüstriyel gelişmeleri; insanın doğa ve mimariyle ilişkisini; ve toplumda risk kavramını irdeliyor ve Internet’ten, bulduğu fotoğraflardan ve kitaplardan topladığı imgelerden oluşan bir görsel arşivden yararlanıyor.

Yakın zamanda katıldığı sergiler arasında Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi tarafından Westfälischer Kunstverein, Münster’de düzenlenen ‘Son Şeyler’ (2008); Hou Hanru’nun küratörlüğünü yaptığı 10. Uluslararası İstanbul Bienali ve TICA Tirana Contemporary Art Institute (Tiran Güncel Sanat Enstitüsü) tarafından düzenlenen ‘Fairytale’ (2007) adlı sergi yer alıyor. 2007′de BAS, İstanbul Hüner’in Bent 003 adlı sanatçı kitabını yayınlandı. Aynı zamanda, Via Farini, Milano’da düzenlenen ‘Video Invitational #2′ (2006) ve Palazzo della Ragione, Milano’da düzenlenen ‘Con Altri Occhi’ (2005) sergilerinde eserleri yer aldı.

08.04.2008

Türkiye'de Toplumsal Denetimin Bir Sembolü: ELVIS Güvenlik Kamerası

Çağlar Kanzık ve Dara Kılıçoğlu buldukları ELVIS marka caydırıcı güvenlik kamerasını yeniden konumlandırarak Türkiye’nin politik geçiş sürecindeki toplumsal denetim sistemine bir eleştiri getiriyorlar. İzleyici kayıt etme özelliği bulunmayan bu güvenlik kamerası ile karşı karşıya getiriliyor; ulusal-devletten demokratik devlete geçiş sürecindeki ülkenin gerçek kukla-aktorü ile tanışıyor.

Süper güç Amerika’nın pop yıldızı Elvis Presley’den ismini alan ELVIS marka kamera, içi aynalar ile kaplanmış ahşap bir kutu içerisine yerleştirilmiş. İzleyici aynalar ile sağlanan karmaşık perspektif sayesinde guüvenlik amaçlı tasarlanmış bu sahte kamerayı farklı açılardan görebiliyor.

ELVIS Tershane’nin yeni galerisinde gösterilecek. Açılış 9 Nisan Çarşamba saat 19:00. Turnacıbaşı Sok. No 19 Beyoğlu İstanbul (Galatasaray Hamamı’nın olduğu yerde).

Avrupa Birliğine girmek için yapılacak işler listesini tamamlamaya çalışan Türkiye Avrupa standartlarını tutturabilmek adına daha fazla toplumsal denetime ihtiyaç duymaya başladı. Bir anda yeni uygulamaların ve denetimlerin ülkesi oluverdi. Güvenliği arttırılmış yeni pasaportlar, açıktan et satışını yasaklayan düzenlemeler, otoyollarda kukla polis arabaları, TC kimlik numarası ve benzer uygulamalar geldi. Anlaşılmaz bir şekilde bu uygulamlar ne disiplin toplumunun (ulus-devlet) katı denetim kurallarına uyuyor ne de kontrol toplumunun (demokratik devlet) görünmez düzenleme makenizmalarına uyuyor. Baskın Oran bu geçiş dönemini “Türkiye’de aydın ve demokrasi” yazısında şöyle yazmıştı:

Türkiye’de aydın, ülkeyi 1920 ve 30′ların Batısına uydurmak yönünde çok ciddi bir başarı kazanmıştı. Yarı-feodal bir imparatorluktan modern bir ulus-devlete geçişi sağlamıştı. Ümmetten millete geçişi başarmıştı. Tebaadan vatandaşa geçişi temin etmişti.

Fakat bugün, soyadı asimilasyon olan ulus-devletten demokratik devlete geçmeyi vatanı bölmekle eş tutuyor. Alt kimlikleri tanımayı reddeden milletten çoğulcu ulusa geçmeyi ihanet olarak yorumluyor. Alt kimliği inkar edildiği için bu ülkede kerhen yaşayan vatandaştan, alt kimliği tanındığı için bu ülkede severek yaşayacak vatandaşa geçmeyi engellemek için kendini paralıyor.

ELVIS Tershane’nin yeni galerisinde gösterilecek. Açılış 9 Nisan Çarşamba saat 19:00. Turnacıbaşı Sok. No 19 Beyoğlu İstanbul (Galatasaray Hamamı’nın olduğu yerde).

01.04.2008

Berlin Sanat Bienali Başlıyor

5inci Berlin Sanat Bienali 5 Nisan cumartesi başlıyor. Bu yılki beinalin ana kavramı Bir şeyler gölge etmediğinde (“When things cast no shadow”). Türkiye’den de Caner Aslan, Ahmet Öğüt, ve Banu Cennetoğlu katılıyor. Ayrıca Bienal programında özel komisyonla yazılmış makaleler yayınlanıyor, bunlardan bir tanesini yazan Türkiye’den Pelin Tan.

Küratörleri Adam Szymczyk ve Elena Filipovic olan 5inci Berlin Bienali farklı nesillerden ve milletlerden sanatçıların katılımıyla hem gece hem gündüz sürecek. Bu programla küratörler Bienalin geçiciliğini tekrar gözden geçirmeyi amaçlıyorlar.

Bienal websitesi (http://www.berlinbiennale.info) hem mütevazi tasarlanmış hem de beklenmedik şeyler yaşatıyor. Sitede dolaşıp bienal hakkında bilgi alırken bienalin ambiyansını yavaştan almaya başlıyorsunuz.

01.04.2008

NODE08 Başlıyor

Node08 Dijital Sanat Forumu Nisan’in 5inden 12sine kadar Frankfurtta 3 ayrı yerde devam edecek.
Son yıllarda sayıları gittikçe artan dijital sanat ve üretim etkinliklerinden biri olan Node08′in vurgusu yazılım ve sanat üzerine.

Sanatçıları, tasarımcıları, mimarları, ve teknolojicileri biraraya getirmek amacıyla yola çıkan festivalin bir özelligi de VVVV yazılım projesinden pek cok örnek içermesi. VVVV gerçek zamanlı video sentezi yapan bir yazılım, özellikle büyük ölçekli, izleyiciyle etkileşim içeren projelerde kullanılmak üzere geliştirilmiş.

Node08 festivali kapsamında workshoplar, sunumlar ve sergiler yer alacak. Processing’in arkasındaki beyinlerden Casey Reas‘in da katılacağı festival hakkında daha detaylı bilgi için tiklayiniz. (Bu festivalde benim de bir işim yer alacak ;))

node08