January, 2008 Arşivi

30.01.2008

Tasarım Etkinliği: Kayıtdışı

kayitdisi582.jpg

Tasarım ile ilgilenen herkesin katılımına açık olan Kayıtdışı’nda; organizasyon ekibinin her etkinlik için özel olarak belirlediği tema çerçevesinde oluşturulan atölye ve tartışma grupları aracılığıyla disiplinler arası ve resmiyetten uzak (kayıtdışı) bir tasarım süreci deneyimlenmesi hedeflenmektedir. Farklı alanlardan katılımcıların araştırmaları, tartışmaları, ortak üretimleri, bunların etkinlik sonrası sergilenmeleri ve bir kapanış partisi ile “tasarım”ı dert edinmiş herkesin bir parçası olmaktan zevk alacağı bir ortam yaratılmak istenmektedir.

4-9 Şubat 2008
YTÜ Mimarlık Fakültesi

25.01.2008

Cepler Sonuna Kadar Açık

mypocket-graph.png

Burak Arıkan’ın Turbulence tarafından desteklenen, finans ağları, kendi günlük yaşamı ve bilgisayar ağlarını buluşturduğu yeni projesi MYPOCKET yayımlandı. MYPOCKET, finansal kayıtların bir yandan bizim için mahrem bilgiler olmasını, diğer yandan da çeşitli kuruluşlarca pazarlama verisi toplamak amacıyla veya finansal anlamda güvenilirliğimizin analiz edilmesi için kullanılmasını birer çıkış noktası olarak almış. Burak, son iki yıldır elektronik olarak kayıtlara geçen ne kadar finansal bilgi varsa bunları toplayan, arşivleyen ve gelecekteki harcamaları analiz eden, başka bir deyişle ağda yaşayan ve geleceği öngören bir yazılım geliştirmiş. Bu analizler bir yandan gelecekteki harcamalar hakkında tahminler yürütürken, diğer yandan da bu analizlerin değerlendirilmesi yoluyla sanatçının yaşamına etki ederek gelecekteki harcama alışkanlıklarında da değişiklikler yaratabiliyor, böylelikle iki yönlü bir etkileşim sunuyor.

interfaces.jpg

MYPOCKET, günümüzün tekno-kültürel ortamından esinlenerek, kendisini 3 değişik arayüz üzerinden gösteriyor:

  1. Banka İşlemleri RSS beslemesi: Internet’te en yaygın kullanılan RSS haber yayımlama formatı binlerce kaynaktan sürekli akan bir bilgi seline bağlanmamızı sağlar. MYPOCKET Burak’ın günlük alışverişlerine RSS okuyucunuzdan tıpkı haberleri takip ettiğiniz gibi takip edebilmenize imkan veriyor. Böylece erişilebilirliği arttırarak açıklığın altını çiziyor.
  2. Banka İşlemleri Ağı: Bir sonraki alışverişleri tahmin etmek için iki yıllık alışverişlerin birbirleriyle olan ilişkisine bakılıyor. Ortak alışveriş kategorileri, ortak haftanın günü ve aynı haftası gibi noktalardan kurulan ilişkiler zaman içinde gelişiyor. Banka İşlemleri Ağı ile bu dinamik ilişkilerin tümüne bir anda, yani henüz işlenmemiş bir mantık örgüsüne bakıyoruz.
  3. Tahmin Edilmiş Nesneler: Kasıtlı bir analiz sonucunda gelecekte olacağı tahmin edilen bir olayın gerçekleştikten sonraki fiziksel kanıtları. Yaşamın yan ürünleri. MYPOCKET projesinde Burak banka kartıyla yaptığı alışverişlerin fişlerini saklıyor, ve tahmin edilenleri “tahmin edilmiştir” diye işaretliyor. Bu fişler hem yapılan alışverişin bilgilerini içerdiği için hem de varlıkları önceden bilinmiş oldukları için birer eşsiz nesne oluyor.

Burada ilginç bulduğum noktalardan biri, daha önce pek çok sanatçının kullanmış olduğu gözetlenme olgusunun özel bir alanına, finansal verilere bakması. Özellikle 11 Eylül’den sonra Batı’da artan güvenlik önlemlerinin özgürlükleri kısıtlamasına dikkat çeken birçok sanatçı bunu vurgulamak için çeşitli yöntemler kullanmışlardı. Bunlardan en can alıcısı Hasan Elahi‘nin FBI’a vermesi gereken raporu canlı bir GPS verisi izleme projesi haline getirmesi idi. Bu projede ise takip edilme ne üstten gelen bir otoritenin güvenliği artırma amacıyla ne de bunu yayarak eğlence haline getirmekle ilgili. Burada söz konusu olan, bankalar tarafından zaten sürekli olarak takip edilen harcamalarımız. İlk bakışta sadece birer veri akışından ibaret, amacı ne yeryüzündeki koordinatlarımızı vermek ne de nasıl bir insan olduğumuzu belirlemek. Ancak bu veriler yeterince toplandığı ve istisnasız olarak her harcama bir veri akışıyla Internet’ten yayımlandığı zaman bunun aslında mahrem bir bilgi olduğunu ve bankalarda toplanma amacının çok ötesinde kullanılabileceğini daha iyi görebiliyoruz.

mypocket-graph-2.jpg

Banka işlemlerinin birbirleriyle kurdukları ilişkilerin görsellemesi. İki işlem arasında bağlantı oluşması için ya aynı kategoride olmaları, ya haftanın aynı gününde gerçekleşmiş olmaları, ya da ayın aynı haftasında gerçekleşmiş olmaları gerekiyor. Çizgi kalınlıkları bağlantının iki ucundaki harcamaların toplamını gösteriyor.

Diğer bir can alıcı nokta da, bu verilerle yapılan tahminler ve sanatçı-yazılım arasındaki iki yönlü adaptasyon. Popüler kültürde de BBG gibi TV programlarında gözetlenmenin insanlar üzerindeki yapaylaştırıcı etkisini, hayatı izlenen televizyondan izlenen kişinin gerçek hayatı ile rol oynama eyleminin iç içe girdiğini görmüştük. Burada, içinde rol oynanan kontrollü bir ortamdan söz edemesek de ve yayımlanan veri yaşamın sadece kısıtlı bir alanına dahil olsa da, bu aslında yaşamın kolaylıkla sayısallaştırabilir bir kesiti üzerinde yoğunlaşmamızı ve etkilerini daha ayrıntılı bir şekilde görmemizi sağlıyor. TV sinyalleri yerine Internet üzerinden banka ve kredi kartı işlemlerini RSS akışları bize bilgileri anında ulaştırırken, Internet’in etkileşimli yapısına da uygun olarak bu akışın tek yönlü olmadığının bilinci ile geleceğe dair tahminler de veriyor, bugün Amazon benzeri birçok alışveriş sitesinde bize yapılan “Daha önce şu ürünü almışsınız, o halde bu ürünü de beğenebilirsiniz” tarzında tavsiyeler veya kredi kartı şirketlerinin yaptıkları puanlandırmalar gibi… Bu tahminlerin, insan davranışının karmaşası nedeniyle ne kadarının sonucu etkilemeden nesnel olarak dışarıdan yapıldığı; ne kadarının, parçacık fiziğinde ölçüm eyleminin ölçülen ile aynı ölçekte gerçekleşmesi nedeniyle ölçüm sonucunu etkilemesine benzer şekilde, sanatçının finansal kaderini önceden çizdiği meçhul. Burak, belki de işin bu yönüne vurgu yapmak, halkayı tamamlamak için doğru tahmin edilen harcamaların fişlerini işaretleyerek tüm bu fiziksel-ağlı-işlemsel performansın yanında, henüz oluşmamış olan nesnelerin adeta anılarını önceden oluşturup, sonradan gerçekleştikleri takdirde onları da birer hazıryapım nesne (veya tahmin edilmiş nesne) olarak işin içine katıyor. Böylece gelecek sadece tahmin edilmiş değil, aynı zamanda da maddeleştirilmiş oluyor; bu da insanların alışveriş alışkanlıklarının izlenmesi yoluyla yapılan tahminlerin doğrudan ekonomik değeri olduğu bu zamanları gayet iyi yansıtıyor.

Proje adresi: http://transition.turbulence.org/Works/mypocket

19.01.2008

Video Wiki Çıktı

Wikipedia Vakfı web video editörü Kaltura ile ortaklaşa video-wiki servisine başladı. Bir nevi YouTube + Wikipedia karışımı olan bu yeni servisle birden fazla kişi beraber bir video oluşturabiliyor. İsterseniz varolan bir videoya görsel, ses, ve başka video ekleyip videoyu geliştirebiliyorsunuz veya isterseniz kendi video-wikinizi başlatabiliyorsunuz. Yani artık sadece wiki makalelerini değil videoları da ortaklaşa hazırlayabiliyor olacağız.

Gömülü video wiki

Tabii ki Kaltura video wiki’leri blogunuza gömerek okuyucularınızla paylaşabilirsiniz, hatta okuyuclarınız da başlattığınız video wikilere katkıda bulunabilir. Böylece video wikilere katılım sadece Wikipedia adresinde tek noktadan olmayacak bütün dünyaya virüs gibi yayılacak. Yukarıdaki video wiki oynatıcısında hemen sağ üst köşede [Credits] bağlantısı bu videoya kimlerin hangi parçalarla katkıda bulunduğunu gösteriyor. Resmin altındaki zaman çizelgesi üzerinde de farklı kişiler tarafından eklenmiş bu parçalar belirtiliyor. Alttaki iki düğmeyle bu videoyu düzenleyebilir veya yeni videolar ekleyebiliyorsiniz.

Açık Kaynaklı

Bildiğiniz gibi MediaWiki dağıtımı ile isteyen herkesi kendi wiki yazılımını kendi sunucusunda çalıştırabilir. Kaltura aynı zamanda MediaWiki dağıtımına da ekleniyor. Böylece MediaWiki ile kendi wikinizi kurduğunuzda sizin de video wikiniz de olabilir. Video programlama ve paylaşım teknolojileriyle ilgileniyorsanız siz de projenin gelişimine katkıda bulunabilirsiniz, çok öğretici bir çalışma olacaktır, Kaltura MediaWiki kaynak kodu burada (php):

http://sourceforge.net/projects/kaltura/

Nasıl kullanılabilir?

Video wiki’nin pek çok kullanım alanı olabilir. Tarihi konular, biyografiler, dersler, müzik videoları, politik kampanyalar, eleştiriler, belgeseller ve tabii ki sonu olmayan uzun-kısa filmler video-wiki olarak yapılabilir. Kaltura video editörü aynı zamanda içinden çeşitli video kütüphanelerine erişim veriyor. Kütüphanelerde bulunan Creative Commons lisanslı videolardan istediğiniz gibi alıp montajlayabilirsiniz. Ben en çok video wiki belgesellere katkıda bulunmak isterim. Mesela Mehmet Ali Birand’ın 12 Eylül Belgeseli bir video wiki dökümanı olarak daha zengin bir şekilde tekrar hazırlanabilir. Bugün NTVMSNBC’de oldukça bilgilendirici bir Hrant Dink belgeseli yayınlandı. Bu belgesel video wiki yapılabilir ve böylece suikastin karanlığı mesela herkesin (uzmanların, susturulanların, tanıkarın) bildiklerini / belgelerini eklemesiyle biraz daha aydınlanabilir.

kaltura-wiki-video-editor.jpg
Kaltura video düzenleme arayüzü

Video okur yazarlığı

Video wiki’nin en önemli kullanım alanı kuşkusuz slide şovlar olacaktır. Hazırlaması kolay, bir kaç resim ve yazı biraraya getirilip bir çok şey anlatılabilir. Ancak video montajlamak yazı yazmak gibi daha ilk okulda öğrenilen bir beceri olmadığından bir çok kişi başta zorlanacaktır. Zamanla katılımcılar televizyonu taklit edilerek ve diğer yapılmış videolardan görerek video okur yazarlığını arttıracaktır. Video montajıyla hikaye anlatmayı başlamak isteyenlere biraz fazla klasik ama temel olan “5 C’s of Cinematography” kitabını öneririm. Tabii ki 2008 yılı boyunca bloglarda “beraber video nasıl montajlanır”, “iyi video düzenlemenin 7 yolu” gibi pek çok pratik öğretici yazı görücez. En önemlisi üniversitelerin sinema ve televizyon bölümleri gelişen paylaşımcı / sosyal medya ortamında geçerli iş yapabilecek öğrenciler yetiştirmek için ders programlarını tekrar düzenlemeli.

Bu zamanın en önemli bilgi kaynağı Wikipedia video wiki ile bilgi derleme adına büyük bir adım atmış oluyor.

19.01.2008

MySpace Türkiye

MySpace Türkiye’ye geliyor. Bu ne demek? Çoğunluğunu genç kesimin oluşturduğu Türkiye internet ortamını (16 milyon) MySpace kazançlı bir pazar olarak görüyor.

TechCrunch blogunda yayınlanan habere göre MySpace arayüzlerini Türkçe yapmadan önce Türkiye’deki pazarı anlamak istiyor. Yerel müzik gruplarını ve sanatçıları nasıl sisteme sokacağını görmek istiyor. Bildiğiniz gibi MySpace en çok müzk gruplarının sayfa yapıp binlerce “fan” edindiği bir sosyal ağ servisi. Bu yerelleştirme operasyonu için MySpace İstanbul’da çalışmak üzere eleman arıyor. Webrazzi önceki yazısında LinkedIn’de verilmiş MySpace iş ilanını göstererek olayı haber vermişti.

Farklı Sınıflar Farklı Pazarlar

Her ne kadar Türkiye Facebook sosyetesi şu anda çok ilgi görüyorsa da, MySpace açık yapısıyla pazara egemen olacaktır diye düşünüyorum. Bu muhtemel egemenliğin birbirini tamamlayan iki sebebi var:

  1. MySpace ve Facebook farklı sosyal sınıflara hitab ediyor.
  2. Türkiye’de İngilizce bilenler ve bilmeyenler farklı sosyal sınıflar oluşturuyor.

Bu iki tartışmalı sav da bana ait değil, sadece bağlama göre burada bir araya getiriyorum ki üzerine düşünelim. MySpace ve Facebook’un farklı sosyal sınıflar tarafından kullanıldığı sosyal ağ araştırmacısı Danah Boyd’un geçtiğimiz yıl yayınlanan makalesi ile belirtildi ve tabii küresel boyutta büyük tartışmalar açtı.

Amerikan Sınıf Farklarına Facebook ve MySpace Üzerinden Bakış
http://www.danah.org/papers/essays/ClassDivisions.html

İngilizce bilen ve bilmeyen arasındaki sosyal sınıf farkını Türkiye’de yaşayan bir çok kişi biliyordur, bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil tabi, ben bu yorumu Murat Belge’nin bir yazısında okumuştum (online bulamıyorum).

Eğitim seviyesi, gelir seviyesi, ve dolayısıyla yaşam biçimi internet’teki sosyal ağlara kökünden yansıyacaktır. Türkiye’ye gelen sosyal ağlı internet şirketleri bu şartlarla uğraşmak durumundalar.

Yasaklar

Türkiye’de yabancı internet servisleri girişiminde bir başka boyut da Türkiye mahkemelerinin henüz anlamadığı internet’te ifade özgürlüğü konusu. Daha dün YouTube ikinci defa bir video yüzünden Türkiye’de milyonlarca kişinin erişimine kapatıldı. Daha önce blog servisi WordPress.com’a erişim bir kişinin şikayeti yüzünden (Biri bu adamı durdursun) kapatılmıştı. Bu yasakların kitap vs. yasaklamaktan çok daha ağır olduğunun farkında değil maalesef Türkiye’deki mahkemeler. Bu yasakçı ülkede ayakta açık kalabilmek için MySpace Türkiye ofisinin görevlerinden biri de RTÜKçülük olacaktır.

17.01.2008

Internet’te Açık Kimlik Yayılıyor

openid.gifOpenID açık kimlik sistemi dev internet servislerinin de benimsemesiyle giderek yaygınlaşıyor. Bugün Yahoo! yaklaşık 250 milyon kullancısı için resmen OpenID sisteminin hazır olduğunu açıkladı. 30 Ocakt’ta kullanımına başlıyor. Bir yıl kadar önce Düğümküme’de açık kimlik sistemlerinin ayağa kalkması için Yahoo Google Amazon gibi dev Internet servislerinin de bunu benimsemesinin önemli olduğundan bahsetmiştik. Bugün Yahoo’nun attığı adımı Google ve Amazon gibi devler ve hatta Facebook ve MySpace gibi sosyal ağlı servisler de takip edecektir.

http://openid.yahoo.com

Daha önce Düğümküme’de Internet’te Açık Kimlik Sistemi diye anlattığımız OpenID Internet servislerine tekrar tekrar kimlik bilgilerinizi vererek üye olmadan girebilmenizi sağlıyor. Yani artık mesela Yahoo’ya girmek için üye olmanız gerekmiyor. Açık kimlik nasıl çalışıyor daha detaylı öğrenmek için önceki yazdığımız OpenID yazısına bakmanızı tavsiye ederim.

Türkiye’de Açık Kimlik

5 ay kadar önce sosyal imleme servisimiz Bagcik.com‘da açık kimlik sistemine geçtik, ancak açık söylemek gerekirse benden başka kullanan yoktu. Sanırım ilk önce Türkiye’de açık kimlik kavramının ne olduğu ve nasıl kullanılacağı anlaşılmalı. Biz bu konuda ilk önce yazmaya başladık sonra uygulamasını da yaptık, eğer konuyla ilgileniyorsanız siz de internet’te açık kimlik kavramını blogunuzdan gazetenizden kendi dilinizle yazın çizin. Açık kimlik kullanımının artması güç odaklarını dağıtır ve daha demokratik bir internet ortamı sağlar.

15.01.2008

Hüseyin Çağlayan'ın Lazerli Koleksiyonu

hussein-waldemeyer-2007-1.jpg

hussein-waldemeyer-2007-8.jpg

İsmini koyamadığım teknolojiye lazer derim” diye okumuştuk Beyoğlu’nda bir duvar yazısında geçen sene. Hüseyin Çağlayan bu lazerleri almış kıyafetlere gömmüş. Çağlayan “kıyafet vücudun uzantısıdır” görüşünü biraz daha ilerletmiş gözüküyor bu “Okumalar” isimli lazerli koleksiyonuyla.

Moritz Waldemeyer Çağlayan ile birlikte bu kavramı geliştiren ve kıyafetlere uygulayan elektronik terzisi. Çağlayan’ın İlkbahar/Yaz 2008 koleksiyonundaki bu kıyafetlere yer yer kristaller gömülü ve içten lazerle ışıklandırılıyor. Waldemeyer’ın açıklamasına göre 200den fazla minik servo motorlarla hareket edebilen lazer kullanılmış. Koleksiyonun şovunda gömülü lazer kaynakları üstlerindeki kristalleri biraz parıldadıktan sonra vücuttan dışarı fırlıyor ve etrafındaki aynalarla çarparak mekanın içinde başka yerlere uzanıyor. Çağlayan video röportajında bu lazerli kıyafetlerin güneşe tapınma ve şöhret kavramlarını temsil ettiğini söylüyor.

caglayan-showstudio-film.jpg
Okumalar filminden görüntü. Hüseyin Çağlayan + SHOWStudio

Çağlayan’ın İlkbahar/Yaz 2008 koleksiyonu için politik moda grubu SHOWStudio ile beraber yaptıkları Okumalar videosunu izleminizi tavsiye ederim.

hussein-waldemeyer-2007-0.jpg
Moritz Waldemeyer program skeçleri ve Hüseyin Çağlayan modelleri ile stüdyoda.

Çağlayan henüz bu lazerli kıyafetleri satmayı düşünmüyor. Daha önce Düğümküme’de yayınlanan animatik metamorfik kyafetler de zannederim henüz satılamaz, alıp giyecek kişi önce bu kıyafete bakmasını da öğrenmek durumunda.

husseinchalayan.com
waldemeyer.com

İlgili Düğümküme Yazıları


* Bu yazıdaki görseller Moritz Waldemeyer’e aittir, görüşmemizden sonra izin alınıp yayınlanmıştır.

13.01.2008

Eigenvekil Yayında

eigenvekil-poster.jpg

eigenvekil12.jpg

Ali Miharbi Eigenvekil projesinin dökümantasyonunu yayına verdi. Dökümantasyon İstanbul Karşı Sanat Galerisi’ndeki sergiden fotoğraflar, videolar ve kavram metni içeriyor. Aynı zamanda Eigenvekil dünyanın en önemli ağlı sanatlar sitesi Turbulence Networked Performance blogunda haber yapıldı.

Daha önce Düğümküme’de yayınlanan Eigenvekil yazısı:
550 Milletvekili Seni Temsil Ediyor mu?

09.01.2008

Cogito Ergo Search

CogitoErgoSearch.jpgSemantik (anlama göre) arama yaparak sonuç veren bir arama motoru olan hakia.com , “anlamı aramak” üzerine müzik yapan, üyeleri arasında CEO’larının da bulunduğu bir grup kurup, Cogito Ergo Search (Düşünüyorum Öyleyse Arıyorum) albümünü çıkarmış.

Hakia search music sayfasında yazılanlara göre, tüm şarkı sözleri gerçek bir arama sorgusunun sonuçlarından üretilmiş, her bir ritim sonsuz bir gezintide sörf yapmanın enerjisini yansıtıyor, basit melodiler internetin getirdiği hayatın basitliğini sembolize ediyor ve etnik enstrümanlar internetin giderek genişleyen kültürel karakterini vurguluyor. Grubun myspace sayfasında, yaptıkları müzik Experimental / Healing & EasyListening / Jazz olarak tanımlanmış. Bazı şarkılarda windows hata/uyarı mesajlarının da müziğin bir parçası olduğu albüm oldukça ilginç. Albümde bulunan Search for Better Search, Why did the Chicken Cross the Road, Weapons of Mass Instructions gibi şarkıların tamamı ücretsiz olarak indirilebiliyor. Ayrıca arama sonuçlarından ürettiğiniz kendi şarkılarınızın bir sonraki albümde yer almasını istiyorsanız buradan hakia’ya göndermenizi istiyorlar.

Hakia ayrıca arama motoru ile sosyal ağ ortamını bir araya getiren Meet Others projesiyle de ilgimi çekti. Aynı sorguyla arama yapan insanları buluşturmayı hedefleyen proje henüz geliştiriliyor. Dr. Rıza C. Berkan’ın kurucusu olduğu New York tabanlı hakia.com, 7 ocak 2008 tarihli habere göre Prokom‘un 5 milyon dolarlık yatırımıyla toplam 21 milyon dolarlık ciroya ulaşmış. Şirketin İstanbul’da da bir ofisi bulunuyor.

08.01.2008

Facebook'da CIA Parmağı

cia-facebook-logo.jpg

Türkiye’de CIA’in en bilinen yüzü derin devlet kontrgerillası (bkz kontrgerilla var mı?) ve askeri darbeler sonunda hücrelerde CIA’in öğretisiyle yapılmış işkenceli sorgulamalardır. CIA’in Türkiye’deki parmağı belki hiçbir zaman su yüzüne çıkmayacak ama gizli saklı yapılanların etkileri her zaman “sosyal” hayatımızı etkiliyor olacak.

CIA geçtiğimiz ay CIA Facebook grubu açtı. Bu gruptan CIA’de kariyer yapmak siteyenlere bilgi veriliyor ve iş başvurusu yapabiliyorsunuz. Bu grup Facebook-CIA ilişkisi üzerine yapılan komplo teorilerini optimize mi etmeye çalışıyor bunu bilemeyiz. Ancak bilinen bir gerçek var, Facebook kullanım şartlarına bakarsanız şunu göreceksiniz:

“Başka şirketler sizin kişisel bilgilerinize ulaşamaz ancak kişisel bilgileriniz avukatlarla ve devletle paylaşılabilir”.

Bir yerde CIA parmağı varsa ilk olarak bu Amerika için stratejik düzenlemelerin yapıldığı anlamına gelir. İkincisi düzenleme yapılan yerlerde Türkiye’nin son 40 yıllık tarihinden de bildiğiniz gibi ortalık dipten derinden karışır. Arkadaşlarınız orda diye Facebook altyapısı en güvenli yer olarak algılanıyor olabilir, ancak bu gelişmelere göre Facebook hayatınızı bir kez daha gözden geçirin.

EK: Facebook CIA Videosu

07.01.2008

İstanbul'u Yanınızda Taşıyın

Take Away İstanbul

2 hafta kadar önce İstanbul’a kısa bir ziyaret yaptım. 1.5 senedir İstanbul’a gitmediğim için iyi-kötü bir dolu yenilik gözüme çarptı. İyi tecrübelerimden bir tanesi, Take Away İstanbul ile tanışmam oldu. Take Away İstanbul, bir avuç tasarımcının İstanbul kültürü üzerine düşünüp, tasarlayıp, ürettirdikleri objeleri Kanyon Alışveriş Merkezi’nde küçük bir standda satıyor. Kendilerini şöyle anlatıyorlar:

Take Away İstanbul tasarımcıların İstanbul ile ilgili ürünler tasarlayacağı, üreticilerin tasarımcılar ile beraber ürünler üzerinde çalışacağı ve sonucunda müşterilerin tasarım değeri olan ürünler bulabilecekleri bir proje olarak düşünüldü. Proje Mayıs 2007’de ürünler ve konsept çalışmaları üzerindeki ilk görüşmeler ile başladı ve o zamandan beri birçok kişi projeye dahil oldu. Yeni tasarımcıların, üreticilerin ve müşterilerin de zaman içinde bu ana gruba dahil olmaları düşünülüyor. 5 aylık hazırlık çalışmaları sonucunda, proje, Kanyon Alışveriş Merkezi’ndeki ilk satış noktası ve şimdi de ziyaret etmekte olduğunuz alışveriş sitesi ile bir marka çalışmasına dönüştü.

Take Away İstanbul tasarımcıların düşüncelerini gerçekleştirmek için üretimden satışa kadar kurulmuş hazır bir platform. Kanyon’daki ithal ürünler satan birçok mağazanın arasında, sunduğu ürünler ile pırıl pırıl parlıyor. Ürünler son derece İstanbul’a has. Özellikle tellak, dolmuş şöförü gibi karakterler içeren ürünlerini mutlaka görün. İstanbul silüetli koli bantından İski rögar kapağı nihalesine, ince belli shot bardağından İstanbul dolmuş haritasına kadar Türkiye’yi tanıyan herkesi gülümsetecek güzel ürünler satıyorlar.

Take Away İstanbul logo

Grubun üretim ve satış konularındaki koordinasyonunu sırtlayan Seda Ertem’i Kanyon Alışveriş Merkezi’ndeki standda görebilir, ürünler hakkında küçük hikayeler dinleyebilirsiniz. Ben ‘denize ağzında sigara ile girenler için boyun askılı küllük’ projesini sabırsızlıkla bekliyorum.

Bakmak isterseniz, İstanbul’da çektiğim resimler de şurada.