December, 2007 Arşivi

29.12.2007

2007 Düğümküme Başlıkları

Bu yıl Düğümküme’de yazıdıklarımızı genelde sonradan referans verilebilecek şekilde düzenlemeye dikkat ettik. Bunların örnekleri mesela internet yasağı nasıl aşılır, internet televizyonu nasıl çalışır, kırsal alanda kablosuz internet kurulumu gibi teknik konular; RSS kullanımı, yüksek çözünürlüklü video paylaşımı, p2p borç verme servisleri gibi tekno-kültürel konular; internet’te açık kimlik, ifade özgürlüğü yazılımları gibi tekno-politik konular; kavramsal sanatlar ve işlemsel sanatlar alanında önemli belge çevirileri ve yorumlar; Facebook ve benzeri sosyal ağların manevi emek sömürüsü üzerinden eleştirileri; Apple iPhone ve yeni Google ürünleri üzerine endüstri haberleri ve eleştiriler; internet ekonomisi uzun kuyruk web2.0 gibi paradigma değişimlerine tanıklık ve yorumlar oldu.

En çok ilgi gören başlıklar hepimizi krize iten Türkiye mahkemelerinin internet yasakları ve Hrant Dink suikasti, Çin ile ticaret yapmak siteyenlerin üşüştüğü Alibaba ve Türkiye-Çin İşadamları yazısı, iPhone tüketim çılgınlığı, arama motorlarında en önde çıkan İstanbul uydu görüntüleri, TÜBİTAK estetiği eleştirisi, Hüseyin Çağlayan’nın kinetik kıyafetlerden oluşan koleksiyonunu nasıl yaptığı ve web uygulama geliştirme sikeleti Rails 2.0 oldu.

Kasım ayında İstanbul’da Amber Festivali ve Düğümküme etkinlikleri boyunca yaptığımız sunumlar, sergiler, workshoplar, ve partiler ile yazıp çizdiklerimize destek olmaya çalıştık.

Bu yıl yazdığımız 192 yazı arasından en çok tartışılan ve zamanını anlatan başlıklar aylara göre şöyle:

ARALIK (17 yazı)

KASIM (21 yazı)

EKİM (5 yazı)

EYLÜL (15 yazı)

AĞUSTOS (13 yazı)

TEMMUZ (9 yazı)

HAZİRAN (18 yazı)

MAYIS (16 yazı)

NİSAN (20 yazı)

MART (14 yazı)

ŞUBAT (21 yazı)

OCAK (22 yazı)

28.12.2007

2007'de Sanatın Güç Odakları

Art Review dergisi, 2007 yılında da, sanat camiasında etkili olmuş kişiler arasından yaptığı seçimle, plak listelerine benzeyen ve artık gelenekselleşen listesini yayımladı. Art Review Power 100‘ün nasıl kriterler sonucu ortaya çıktığı açık değilse de, bunu Charles Saatchi’nin izinden gidip galeri veya müze kuran koleksiyoncuların artması, Hintli ve Rus alıcıların yükselişi ve Çinli sanatçıların isimlerinden daha çok bahsettirmeye başlamalarına rağmen Batı dünyasının baskınlığından bir şey kaybetmemesi gibi sayısız gözlemin bir yansıması olarak görmek mümkün.

01. François Pinault (koleksiyoncu)
02. Larry Gagosian (galerici)
03. Sir Nicholas Serota (müze direktörü)
04. Glenn D. Lowry (müze direktörü)
05. Eli Broad (koleksiyoncu)
06. Damien Hirst (sanatçı)
07. Charles Saatchi (koleksiyoncu)
08. Jay Jopling (galerici)
09. Steven A. Cohen (koleksiyoncu)
10. David Zwirner (galerici)
11. Sam Keller, Cay Sophie Rabinowitz, Annette Schönholzer, Marc Spiegler (sanat fuarı organizatörleri)
12. Brett Gorvy & Amy Cappellazzo (müzayede evi yöneticileri)
13. Jeff Koons (sanatçı)
14. Iwan Wirth (galerici)
15. Michael Govan (küratör)
16. Harry Blain & Graham Southern (galerici)
17. Matthew Slotover & Amanda Sharp (sanat fuarı organizatörleri)
18. Tobias Meyer & Cheyenne Westphal (müzayede evi yöneticileri)
19. Richard Serra (sanatçı)
20. Daniel Birnbaum (küratör)
21. Marian Goodman (galerici)
22. Marc Glimcher (galerici)
23. David Geffen (koleksiyoncu)
24. Don & Mera Rubell (koleksiyoncu)
25. Dakis Joannou (koleksiyoncu)

İlk 25′te 3 sanatçı var: Damien Hirst (6), Jeff Koons (13) ve Richard Serra (19).

dk_skull.jpg
Damien Hirst, For the Love of God: 30 Ağustos 2007′de 100 milyon dolara ‘isminin açıklanmasını istemeyen bir yatırımcı grubuna’ satıldığı açıklandı. Malzeme olarak gerçek insan dişleri ve 20 milyon dolar değerini bulduğu tahmin edilen elmaslar kullanılmış.

dk_diamond_blue1.jpg
Jeff Koons, Diamond (Blue): 13 Kasım 2007′de Christie’s müzayedesinde 11,8 milyon dolara Gagosian Gallery tarafından satın alındı. Genişliği 213 cm, paslanmaz çelikten yapılmış.

İlgili Bağlantılar:

26.12.2007

2007 Yılı İnternet Tüketicisi Davranışları

Avenue A | Razorfish şirketinin “tüm demografiklerde 475 kişi” ile yaptığı araştırmaya göre 2007 yılında internet tüketicisinin davranışları şöyle:

Genel [RSS kullanımı artıyor]

  • 60% kişiselleştirme yapıyor
  • 47% yer imleri paylaşmıyor
  • 44% RSS besleme kullanmıyor
  • 65% etkiet bulutu kulllanmıyor
  • Hemen herkes “çok tutanları” okuyor

Video [tv online video tarafından kapsanıyor]

  • 67% sık sık YouTube gibi sitelerde video seyrediyor
  • 95% son 3 ayda online video seyretmiş
  • 49% son 3 ayda video paylaşım sitelerine video yüklemiş

Online Müzik, Fotoğraf ve Bloglar [herkes bir paylaşım sitesi açsın]

  • 42% sık sık online müzik satın alıyor
  • 41% fotoğraf paylaşım servisleri kullanıyor
  • 70% sık sık blog okuyor

Bir ürün almaya karar verirken online araştırma yapma [arkadaş tavsiye etti]

  • 92% bir ürün almadan önce online araştırma yapıyor (ürün/fiyat karşılaştırmaları)
  • 54% araştırmasına bir arama motorunda başlıyor
  • 14% araştırmasına bir karşılaştırma sitesinde başlıyor
  • 30% araştırmasına bir alış veriş sitesinde başlıyor
  • 55% ürün seçerken kullanıcı yorumlarına güveniyor
  • 21% ürün seçerken uzman yorumlarına güveniyor
  • Ürün seçildikten sonra almak için en önemli kriter FİYAT (38%) ve SİTENİN BİLİNİRLİĞİ (38%)

Cep telefonu servisleri [ancak uzaktan kumanda olabilir]

  • 68% müzik dinlemek için telefon kullanmıyor
  • 76% video seyretmek için telefon kullanmıyor
  • 64% haberlere bakmak için telefon kullanmıyor

Kaynak:
http://www.alleyinsider.com/2007/10/consumer-behavi.html

Bu yazı aklınızda iki soru uyandırabilir:

1. 500 kişilik bir araştırma ne söyler ki?

Hiç bir şey söylemese de bir fikir verir diye düşünüyorum. Pazar araştırma şirketleri giderek sosyal ağlı servislerde programatik araştırma / analiz yapan şirketler haline gelecektir zannediyorum. Facebook sosyetesi niye var?

2. Düğümküme’de ticari amaçlarla yapılmış bir pazar araştırması niye yayınlanıyor?

Öncelikle yeni nesil medya kullanımı ile üretimi arasında kesin sınırlar olmadığını gözlemliyoruz. Sonra ticari olan en az politik ve sanatsal olan kadar kültürel hayatımızı şekillendiriyor. Bu sebeplerden politik, sanatsal, teknolojik, ekonomik, sosyal veya ticari araştırma arasında ayrım yapmıyoruz, buna derin karıştırma diyebiliriz.

3. Türkiye’de Internet Pazarı?

Dünyadan pek farkı yok. Bir kaç belli iş türü var.

  1. Reklam (Paylaşımlı servis, sosyal ağ, Facebook App vb.)
  2. Alış veriş (Düz satış)
  3. Ödemeli araç/servis (Rss okuyucu, iş ilanı vs. para vermeye değer iş yapan yazılım)

Bunların arasında gelir dağıtımlı servis (bkz Pilli Network) yapmak bence herkes için en iyisi. Böylece belki bir gün 9-6 işe gidip gelinen bir toplumdan başka bir toplum modelimiz olur.

İlgili yazılar

26.12.2007

Kâbe'nin Karşısı

kabe-antipod.jpg

Dünyanın neresinde olursanız olun kıbleye, yani Mekke’de Kâbe’nin bulunduğu yöne dönerek namaz kılarsınız. Tam Kâbe’nin bulunduğu yerden dünyanın merkezine doğru kazıp diğer taraftan çıksanız, Kâbe’nin karşısına denk gelen noktaya varırsınız, burada nereye döneceksiniz, her yön kıble. Pasifik adalarında yaşayan müslümanlar nereye dönse olur.

Bildirgeç‘de karşıma çıkan Digholes ve Antipod siteleri Google Maps üzerinden bulunduğunuz yerin tam karşısına denk gelen yeri gösteriyor.

Ayrıca yeni nesil haritalarla ilgileniyorsanız “yer2.0″ etiketli Düğümküme yazılarına ve bagcik.com yer2.0 etiketli bağlantılara bakabilirsiniz.

25.12.2007

Google'a Açık Kaynaklı Rakip: Hadoop

toz.jpg

Arama motoru pazarında başarılı olmak öncelikle teknolojik altyapının dağıtımlı çalışmasından geçiyor. Yani bütün arama, depolama, ve indeksleme gibi işleri birden fazla bilgisayara dağıtarak yapmak. Hatta böyle bir altyapısı olduğu için Google’dan aslında bir dağıtımlı bilgisayar şirketi diye bahsedilir. Yani herkes internetten bilgileri toplayıp depolayabilir ama bunu yüksek performansta yapmak yükü bir bilgisayar tarlasına dağıtabilmekten geçiyor. Bilgisayarlar arasındaki bu iş bölümünü Google kendi geliştirdiği MapReduce denilen bir yazılım platformu ile yapıyor. Ancak MapReduce ile aynı işi yapan ve açık kaynaklı olan bir yazılım platformu daha var: Hadoop.

Hadoop’un Google’un MapReduce’undan en büyük farkı tabii ki açık kaynaklı olması (Hadoop nasıl çalışıyor). Dolayısıyla Hadoop kullanarak isteyen herkes Google kadar hızlı çalışabilen bir arama motoru yapabilir, tabii bir miktar bütçeyle bir bilgisayar tarlası kurabiliyorsanız. Burada durup bir kere daha düşünün. Hadoop açık kaynaklı olduğundan Google’a bir değil binlerce rakip çıkabilir.

architecture.gif
MapReduce işlemleri küçük parçalara bölüyor ve farklı bilgisayarlara dağıtıyor, sonra işlenenleri toplayıp sonucu veriyor.

Hadoop giderek bir endüstri standardı olmaya başlıyor. Mesela Facebook Hadoop kullanarak kullanıcı davranışlarının analizini yapıyor (50 milyon kişi ve ilişkileri) ve sosyal reklamların etkisini ölçüyor. Geçtiğimiz aylarda New York Times bilgi işlem ekibi Hadoop kullanarak 150 yıllık arşivindeki 11 milyon makaleyi dijitalleştirdi ve aranabilir hale getirdi. Normalde aylar sürebilecek bilgi işleme bir kaç günde bitirildi. Amazon ile Hadoop kullanarak EC2 (dağııtmlı işlemci) ve S3 (dağıtımlı depolama) servislerinden faydalanabilirsiniz.

Hadoop projesini başlatan Doug Cutting aynı zamanda Yahoo ArGe bölümünde çalışmaya başladı, haliyle Yahoo içinde arama dahil bir çok başka bilgi işleme sisteminin performansını geliştiriyor. Daha fazla geliştiricinin katılmasıyla Hadoop giderek daha da iyileşiyor ve tabii üniversitelerde de yayılmaya başlıyor. Hadoop kullanabilmek / programlayabilmek önemli bir beceri haline geliyor. Sonuçta Hadoop kullanabilen yeni mezunlar piyasaya çıktıkça sadece Google gibi şirketler değil daha fazla kişi veya şirket yüksek performanslı iş yapabilecek.

Bir zamanlar dağıtımlı bilgisayar sistemlerine bilgisayar tarlası denilmekteydi, bugünlerde ise bilgisayar bulutu (“cloud computing“) diyoruz. Çok daha dinamik bir dünyanın tasviri bu. Nasıl bugün herkesin kişisel bilgisayarı varsa yakında hepimiz günlük hayatımızdaki bilgileri düzenleyebilmek için bilgisayar bulutu kullanıyor olabiliriz. Aslında yaptığımız her Google aramasında kullanıyoruz bile.

İlgili Bağlantılar:

24.12.2007

Ekran Koruyucusu mu Video Sanatı mı?

magnet-tv

Televizyonunun dantelli örtüsü ile bilgisayarın ekran koruyucusu kültürel açıdan birbirlerine benzer. İkisi de öncelikle cihazı koruma amaçlı, yani televizyona toz konmasın veya bilgisayar ekranı yanmasın –sürekli aynı görüntü olursa parlak ışıklar ekranı yakar– diye kullanılır. Ancak bu iki amaçdan daha da önemlisi koruyucuların biçimidir. Koruyucunun “güzel” bir dantel veya “ilginç” bir ekran koruyucusu olması istenir. Halbuki koruyucular sadece biz ekrana bakmazken varlık gösterirler. O halde görmeyeceğimiz bir biçim konusunda neden seçiciyiz? Nerden gelir bu bakmayacağımız şeyleri süsleme arzusu?

Bu yazının geri kalanını okuyun »

21.12.2007

Bugünlerde Merak Ettiklerim

  • Kuzey Irak operasyonunda Türkiye ordusu kaç para harcadı? Cevabı yorumda.
  • Türkiye her yıl kaç IMF uyarısı alıyor?
  • Türkiye IMFden aldığı para için karşılığında faiz dışında ne veriyor? Cevabı burada.
  • Hem turizm hem kültür bakanı nasıl olunur?
  • İnternet bilmeyenler WordPress.com YouTube.com gibi sitelere erişimin engellenmesini ifade özgürlüğüne müdahele olarak algılayabilicek mi? İnternet yasağı nasıl aşılır.
  • İfade özgürlüğü problemi “kullanım özgürlüğü” problemine mi dönüşüyor?
  • Ne zaman açık kaynaklı bir Türkçe konuşma sentezleme ve tanıma programı kullanabilicez?
  • Banka ne zaman ve nasıl icat edildi? Cevabı burada.
  • Borsa ne zaman ve nasıl icat edildi? Cevabı burada.
  • Bu yüzyılda virtüöz sanatçı gibi bir kavram olabilir mi?
  • Edison neden geçmişten bir teknoloji şirketi olarak değil de bir dahi adı olarak biliniyor?

11.12.2007

Neural.it Yeni Sayısı Çıktı

neuralit-28.jpg

İtalyan Neural.it dergisinin yeni sayısı çıktı. 1993 yılından beri çıkartılan dergi yeni medya sanatları, elektronik müzik, ve hacktivizm alanlarında konuları işliyor. Derginin baş editörü medya eleştirmeni Alessandro Ludovico bu dergiyi çıkarmak yanında GWEI ve Amazon Noir gibi dev internet şirketlerini yoran kışkırtıcı sanat projelerinde de aktif rol almıştır.

Dergi İngilizce yayınlanıyor. Türkiye’de bir dükkanda satılmıyor ancak, üye olursanız Türkiye’ye de gönderebiliyorlar.

Neural.it bu sayısında daha önce Düğümküme’de de yer yer bahsi geçen sanatçılar, müzisyenler, ve hackerlarla röportajlar var, önce çıkanlar şöyle:

Yeni Medya Sanatları

  • Florian Cramer JODI röportajı: “Bizim İçin Sadece Hata”
  • Casey Reas röportajı
  • Olga Goriounova ve Alexei Shulgin röporotajı: “Glitch”

Elektronik Müzik

  • Ryoiji Ikeda: Cyclo’da Beklenmeyen Hatalar
  • Jens Brand röporajı

Hacktivizm

  • Sebastian Luetgert: Telif Haklarını Zorlama Sanatı
  • Perry Honerman: Telif Hakkı Çiğneme Dizisi

11.12.2007

Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz

mute-26-kapak.jpg

Mute internet sonrası kültür ve politika ortamına odaklanmış bir yayın. 1994 yılından beri düzenli olarak online toplaradıkları içeriği yine düzenli olarak dergi veya kitap olarak basıyorlar. Mute’un yeni basılı sayısının başlığı “Balonda Yaşamak: Kredi, Borç, ve Kriz“. Borçla ayakta duran bir neslin –küresel boyutta– patlama işaretleri verdiği ve bunun sosyal etkileri konu ediliyor. IMF’den aldığı borçlarla ayakta duran Türkiye ekonomisini yaşayan bizler için hem çok duyulmuş hem de çok kulak ardı edilmiş bir konu. Biliyorsunuz ki bugünkü devirde öğrenci, esnaf, mafya, devlet kim olursanız olun ancak aldığınız borçları ödeyebildiğiniz sürece varlığınız kabul edilir.

Bu sayıya katkıda bulunan yazarlar ve sanatçılar dünyadaki finans akışı ve bunun ayakta tuttuğu düzen arasındaki bağları inceliyorlar. Hazinedeki altın miktarına dayalı ekonomi modellerini bırakalı çok oldu, bu halde elinizde tuttuğunuz para nasıl değerli olabiliyor? Bu değer sadece sizle aynı yerde bulunan fabrikalardaki ve tarlalardaki üretime mi bağlı yoksa Venezuella’daki bir kriz sizi etkiliyor mu? Bunun ne kadar farkındasınız, yoksa sadece aa dolar düştü borsa yükseldi diye mi bakıyorsunuz. Özetle küresel bir finans krizi bizim krizimiz mi?

Mute Dergisi online ve basılı dağıtılıyor, burdan üye olabilirsiniz.

10.12.2007

Le Web Konferansı Başlıyor

leweb.jpg

Avrupa web endüstrisi 11-12 Aralık’da Paris’de Le Web Konferansı için toplanıyor.

Avrupa mı?

Le Web programı bu yıl Digg’den Facebook’a, TechCrunch gibi endüstri bloglarından sosyal yazılım gurularına bütün Silikon Vadisi peygamberlerini içeriyor. Konferans bir Avrupa toplantısından çok hakim Amerikan şirketlerinin Avrupa çıkarması gibi duruyor.

Konferans görselleri durumu iyi anlatıyor. Diyor ki: ey internet yolcusu, dünyanın hakimi olmak istiyorsan bu konferansa gelip dünyaya uzaydan bakman lazım.