September, 2007 Arşivi

30.09.2007

Sanatsal Üretim İçin Gerekli 3 Şey

carlandre-artcapitalism.jpg

Sanatsal üretim olma ihtimali üç vektörden geçiyor Carl Andre‘ye göre:

  1. Sanatçının öznel karakteri
  2. Malzemelerin nesnel karakteri
  3. Ekonomik kaynakların varlığı

Carl Andre bunu 1970′de çizmiş. Bugün hala aynı şartlar geçerli mi?

28.09.2007

Dörtyüzsaniye Geri Döndü

dortyuzsaniye4_web.jpg

Difüzyon farklı tasarım alanlarını bir araya getirmeye devam ediyor. 4 Ekim 2007 Perşembe Akşamı Studio Live’da gerçekleştirilecek olan tasarım etkinliği DÖRTYÜZSANİYE’ de mimarlık, moda, grafik, ilüstrasyon, pasta, müzik ve gibi farklı yaratım alanlarından tasarımcılar bir araya gelecek.

27.09.2007, İstanbul – Hızlı sunum formatıyla İstanbul tasarım çevresine yeni bir soluk getiren ve ilk üçü yoğun ilgi gören DÖRTYÜZSANİYE, 4 Ekim Perşembe Akşamı Studio Live’da gerçekleşecek.

Farklı alanlardan yaratıcı çalışmaların ortak bir platformda sergileneceği DÖRTYÜZSANİYE ‘ de, her bir tasarımcı kendi seçtiği bir çalışmasını, 400 saniye boyunca, projeksiyon eşliğinde izleyicilere sunacak. Etkinlikte sunum yapacak olan tasarımcılar, amatör ve profesyonel ayrımı gözetilmeden proje bazında değerlendirilerek seçildi. Studio Live’daki etkinlikte Erdem Helvacıoğlu, Frederik de Smedt*, Koray Kantarcıoğlu, SHRWR*, Sadi Güran-Deniz Cuylan-Senem Akçay, Mahir M.Yavuz&Ebru Kurbak, Coccolat, 389g, 8artı ve Erkin Gören sunum yapacak. İzleyicilerle birlikte interaktif bir ortamda gerçekleşecek olan sunumlar, aynı zamanda farklı tasarım disiplinlerinin de birbirleriyle etkileşime geçmesi açısından da ayrı bir anlam taşıyor.

Difüzyon profesyonel ve amatör tasarımcıların bir araya geldiği bir tasarım grubudur. Tüm grup üyeleri kentsel sanat formları, dijital dünya ve İstanbul kent yaşantısıyla yakından ilgilidir. Mimarlık, grafik, moda, endüstriyel tasarım, fotoğraf ve video gibi yaratıcı düşün alanlarını tek bir platformda toplayarak birbirleriyle daha yakından etkileşime geçmesini amaçlar.

*Sunum İngilizce olacaktır

27.09.2007

Meta-Markets Üzerine

meta-markets-dugumkume

Meta-Markets arayüzünde Del.icio.us Düğümküme bağının hissesi. Bu bağı ilk İlteriş kaydetmiş ve sonra Meta-Markets'ta 200 hissesini (20%) halka arz etmiş. Bu kağıt şu anda yukarıda resimleri görülen 10 hissedar arasında paylaşılıyor.

Geçen gün Burak Arıkan ile, yeni deneysel çalışması Meta-Markets üzerine küçük bir söyleşi yaptık. Meta-Markets, Internet’te kolektif olarak oluşturulan değerlerin pazarlandığı ve incelendiği bir çeşit ekonomik simülasyon olarak görülebilir. del.icio.us, Facebook, flickr, FeedBurner gibi sosyal web sitelerinde, kullanıcılar, bu sitelerde harcadıkları manevi emek sayesinde onlara belirli bir değer katıyorlar; sürekli kullanıcı iseler bu bir değer akışına dönüşüyor. Meta-Markets’ta bu değer, belli kriterlerle ölçülüyor ve kullanıcılar arasında oluşturulan bir borsa sistemi ile, bu sitelerdeki manevi emeklerin hisse senedi olarak alınıp satıldığı, para birimi OPENSTUDIO kullanıcılarının yakından tanıdığı burak (β) olan spekülatif bir pazar oluşturuluyor.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

25.09.2007

İnternet Yasağı Nasıl Aşılır?

Çabuk yoldan bilgisayarımı, ağımı sansürden kurtarmak istiyorum ne yapmalıyım? Bağlı olduğunuz servis sağlayıcının DNS sunucularını değil, başka sunucuları kullanabilirsiniz. (Ağ ayarlarından ‘Otomatik DNS sunucusu adresi al’ seçeneğini elle değiştirin. Bu ayarı router veya kablosuz ağ cihazınızın içerisinden değiştirebilecek beceriniz varsa eşi dostu da serbest bırakmış olursunuz)

Pardus DNS
Birincil (Primary)      : 193.140.100.210
İkincil    (Secondary) : 193.140.100.215

Comodo DNS
Birincil (Primary)      : 156.154.70.22
İkincil    (Secondary) : 156.154.71.22

Google Public DNS
Birincil (Primary)      : 8.8.8.8
İkincil    (Secondary) : 8.8.4.4

OpenDNS
Birincil (Primary)      : 208.67.222.222
İkincil    (Secondary) : 208.67.220.220

PC’ler için (Sağ alt köşede kıpraşan ağ belirtecine sağ tuş sonra özellikler)

Apple Mac bilgisayarlar için (System Preferences / Network / Airport (?) / Advanced / DNS)

Bu ve benzeri çözümleri hepimiz kullanıyoruz, lakin bu hizmeti babamızın hayrına vermediklerini de bilelim. Google 24 saatlik bir zaman dilimi içerisinde IP adreslerimizi ve ağa nereden bağlandığımız bilgilerini kaydediyor. 24 saat sonra IP adresi bilgilerini siliyor, diğer gezinti bilgilerini muhtemelen daha sonra işlemek ve gerektiğinde kullanmak üzere rafa kaldırıyor. OpenDNS de gizlilik bildirgesinde iki iş günü içerisinde IP adresi kayıtlarını sildiklerini belirtmiş, gerisini fazla kurcalama diyor.

Hiç yoktan iyidir güzel yurdumun engellenmeye çalışılan insanları. Yukarıda anlatılanlar en kolay yöntemdir, elbette daha başka metodlar da var. Bu yazı yayınlandıktan sonra yorum yazmak suretiyle yapılan katkılar şahane birikim oluşturmuştu, aşağıya göz atmayı da ihmal etmeyin.

Hazır güncelleme yapmışken (Mayıs 2010) eski bilgileri sildim.

Hepimize özgür gezintiler!


Düğümküme’de konu ile ilgili yazılmış yazılar:

Biri Bu Adamı Durdursun, Etkin Çiftçi
http://www.dugumkume.org/biri-bu-adami-durdursun

Youtube’a Türkiye’den erişim, Türk Mahkemesi Tarafından Engellendi!, Dara Kılıçoğlu
http://www.dugumkume.org/youtube-turk-mahkemesi-tarafindan-engellendi

Mahkeme Kararıyla Internet Sitesi Kapattırma Formu, Burak Arıkan
http://www.dugumkume.org/mahkeme-karariyla-internet-sitesi-kapattirma-formu

İfade Özgürlüğü Yazılımları, Ali Miharbi
http://www.dugumkume.org/ifade-ozgurlugu-yazilimlari

25.09.2007

Facebook Sosyetesi

Sosyal sınıflar genelde zenginliğe göre ayrılır. Burjuva ile işçi farklı ortamlarda takılır. Aralarındaki fark ceplerindeki parada, paranın aldığı gömlekte, gömleğin girdiği kulüpte, kulübün kapısındaki kadınlardan ve arabalardan anlaşılır. Dağa kaçmış göle düşmüş diye tekerleme gibi gidiyor ama en azından burjuvazi kelimesinin icat edildiği toplumlarda böyleymiş hayat. Bu sosyal sınıf farklılıkları kendilerini en çok kamusal alanda gösterirmiş. Tabi her toplumun modernleşmesi kendine. Türkiye’de en kamusal alan İstiklal caddesi hem diskodan fırlamışları hem müslüman burjuvaları bir arada barındırır. Aradaki farkı paranın satın alabileceklerinden anlamak mümkün olmayabilir.

Pek çok defa duyduk Türkiye’de İngilizce bilmeyenler ikinci sınıf vatandaş diye. Sınıf ayrımında para değil bilgi ana etken belki de. Internet kullanmayanlar? Google’da arama yapmayanlar? RSS okumayanlar? Blog yazmayanlar? Facebook’a girmemişler?

Kimileri için Facebook bir “teknoloji”, kimileri için hiç bitmeyen bir muhabbet. Arkadaşlarım her zaman orda, yazıyorum, çiziyorum, fotoğraflarda işaretliyorum, kafasına koyun atıyorum, ısırıyorum, içki ısmarlıyorum, duvarına yazıyorum, arkadaşlarına bakıyorum, ekliyorum, çıkartıyorum, virüs gibi dolanıyorum, ordan girip burdan çıkıyorum. Cafede oturuyoruz sanki gelen geçen masaya oturuyor kalkıyor bir muhabbet bazen sanki boğaza nazır bazen kalbur üstü tatlılar söylentiler ekler etekler açıyorum Şamdan dergisi karışıtıyorum sayfaları lüzumlü şeyler 352 arkadaşlı Elif 99 arkadaşlı Hakan ile Laylay’dan çıkarken çeviriyorum Dara’nın 328 arkadaşından 24 tanesi bir partide çeviriyorum Ceren (504) ile Boran (621) hem Darfur’a hem küresel ısınmaya karşı. Düğüm olmuş bir Facebook sosyetesi. Ne avant-garde’ın önde giden Guy Debord’u açıklayabiliyor gösteri sosyetesinden ne simulacaralarla tarif ediliyor bu rivayetler.

Eğer Facebook sosyal bir sınıf farkı yaratıyorsa bu farkı görebileceğimiz kamusal alan neresi?

23.09.2007

İstanbul Bienali'nden Fotoğraflar

istanbul-bienali.jpg

10. İstanbul Bienali
‘nden fotoğraflar arıyoruz. Sizin çektiğiniz, bloglarda bulduğunuz, veya internette Flickr ve benzeri fotoğraf servislerinde gördüğünüz fotoğrafların bağlarını bu yazıya yorum olarak gönderin yazıya ekleyelim beraber bir indeks oluşturalım.

Benim bulduklarım şunlar:
http://flickr.com/photos/tags/10thistanbulbiennial/
http://flickr.com/photos/tags/istanbulbiennial/
http://flickr.com/photos/emergencyrooms/sets/72157602067139623/
http://artforum.com/diary/id=15803
http://flickr.com/photos/tags/istanbulbiennal/

Yuakrıdaki görsel Paul Chan’ın Antrepo 3‘deki işinden, Flickr’da louisemakesstuff‘dan tarafından çekilmiş.

22.09.2007

Bugün Küresel Isınma İçin Ne Yaptın

newcreatives-kureselisinma.jpg

Bunlatıcı bir yaz geçirdik. Feci bir kışa yaklaşıyoruz. Pek çok defa anlatıldı, küresel ısınma bunun sebebi. Engellemek için herkes tek tek bir şey yapmalı, dikkat etmeli tükettiği ettiği şeylere.

Ancak küresel ısınma felaketine bizi itenler bireyler değil şirketler ve devletler. Mesela uçak üreten şirketler, uçuş şirketleri, petrol şirketleri, araba üreten şirketler ve en önde ABD olmak üzere bu tür şirketleri sınırlamayan devletler. ABDnin devletlere doğaya karşı sorumluk yükleyen Kyoto Protokolü‘nü imzalamaması ise ancak fırını körüklüyor.

realcosts.gif
Yaz başında sanatçı Michael Mandiberg Gerçek Tutarlar (“RealCosts”) Firefox tarayıcı eklentisini çıkardı. Bu eklenti siz alışveriş sitelerinde gezerken baktığınız ürünlerin karbon yayım miktarını gösteriyor. Aynı marketten aldığınız ürünlerin arkasında yazan vitamin miktarları gibi, bu eklenti internetten alacağınız ürünlerin ve servislerin dünyaya ne kadar karbon yayacağını gösteriyor. Bu eklentiyi kurarak küresel ısınma konusunda daha bilinçli olabilirsiniz.

Ayrıca küresel ısınmayı azaltmak için yapabileceğiniz 10 basit şey listesindekileri uygulayın.

realcosts-continental450.gif

En üstteki “CO2 Öldürür” görseli NewCreatives tarafından yapılmıştır.

22.09.2007

Yeni Flash Gösterici Her Tür Videoyu Destekliyor

Adobe geçtiğimiz günlerde usulca yeni Flash Gösterici’den bahsetmeye başladı. Yeni Flash Gösterici H264 video dosyalarını detekliyor. Bunlar hemen hergün kullandığımız video formatları demek: .mp4, .m4v, .mov ve dahası… Bu gelişme neye yarar?

YouTube ve benzeri video paylaşım siteleri bugüne kadar hep kullanıcıların yüklediği videoları sunucu tarafında karmaşık işlemlerle FLV formatına çevirip Flash içinde yayınlıyordu. Şimdi yeni Flash Gösterici sayesinde YouTube, Vimeo, Metacafe gibi servisler sunucuda çevirme işi yapmaktan kurtulabilirler. Bu gelişme video paylaşım endüstrisini şu anda olduğundan çok daha ileri taşıyacaktır. Zaten ilerde, daha ne ileri taşınacak diye aklımıza takılıyor tabi?

Video paylaşım endüstirisini devleştirmesi bir yana yeni Flash Gösterici ile bilgisayarınızda bulunan her videoyu anında internette bir siteye koyabilirsiniz. İlla YouTube gibi bir servise ihtiyacınız yok. Ancak şöyle bir muhabbet hemen gözümüzün önüne geliyor:

Ama bir dakika, videoları sadece kendi siteme koyarsam kimse izlemez ki?
O zaman hem kendi sitene hem Youtube'a koy.
Nasıl yani?
Tabi YouTube kodu veriyor, iki satır kopyala yapıştır bloguna.
A tamam en iyi çözüm bu.

Bugün videolarımızı YouTube ve benzeri sosyal paylaşım sitelerine koymak zorundayız. Adobe’un yeni çıkardığı Flash Gösterici diğer etkileri yanında bu zorunluluğu arttırıyor.

17.09.2007

Kıyafetler Haberlerle Örüldü

nk_sweaters.jpg

Ebru Kurbak ve Mahir M. Yavuz tarafından geliştirilen NewsKnitter (“Haber Örücü”) internetten okuduğu günlük haberleri analiz edip kazak üzerinde örüntü olarak gösteriyor. Bu yılki Ars Electronica festivalinde en çok konuşulan projelerden biri NewsKnitter. Projeden 10 parça kazak festival boyunca Campus 2.0′da sergileniyor.

NewsKintter’dan çıkan her kazak belirli bir günün haberlerine ait. Sistem 3 işlemden oluşuyor:

  1. RSS beslemelerden haber okuyan program
  2. Okunan haberleri filtreleyip görsel örüntülere çeviren grafik program
  3. Örme makinasının görselleri örme kazağa çevirmesi

Bu projeyi düşünürken aklıma iki şey takılıyor. Birinicisi Ören Bayan. İkincisi sondan eklemeli diller ailesi. Ör, örme, örgü, örüntü, bağ, bağla, bağlantı, ağ, ağlı, bağlı birbirine hem ses hem anlam olarak. NewKnitter internette beliren haberlerin örme/dokuma işlemi üzerinden ortaya koyulması. Örme işlemine çekilen dikkat eğer giyim üzerine çekilse, kazak görüntüsün değil mesela kazak bedeninin veri yoğunluğuna göre belirlenmesini düşünebiliriz.

nkshooting27_b.jpg

NewKnitter kazakları Istanbul TETAŞ Tekstil‘in Shima Seiki bilgisayarlı dokuma makinalarıyla üretilmiş.

15.09.2007

Burning Man 2007 – Kuşbakışı

Burning Man 2007

Yaz boyunca Venedik Bienali, documenta, Art Basel, Münster Heykel Projeleri gibi saygın etkinlikler sürüp gitmişken, İstanbul Bienali fırından yeni çıkmışken, her sene olduğu gibi ardında bir iz bırakmadan sessizce gelip geçti Burning Man… Kimine göre sosyal bir heykel, kimine göre rutinleşmesine rağmen geçici otonom bir bölge (TAZ), kimine göre geçici olmasına rağmen kalıcı otonom bölgeler (PAZ) için tartışılması gereken bir model, kimine göre Disneyland’in zıttı, kimine göre Internet’in fiziksel versiyonu, kimine göre ise sadece çölün ortasında bir festival, eğlence, parti… Pict’Earth´de hava fotoğraflarından oluşturulmuş bu görüntüye bakılacak olursa, belki de günümüze ait antik bir kalıntı…