March, 2007 Arşivi

30.03.2007

Anne Bak, Bilgisayarımı Faresiz Kullanabiliyorum!

ilk-fare-Douglas-Engelbart.jpg

Douglas Engelbart bugün bilgisayarda elimizin uzantısı haline gelen fareyi icat ettiğinde (yandaki fotoğraf) bu kadar yayılacağını tahmin etmiyordu muhtemelen. Aradan 30 yıl geçti hala fare kullanıyoruz, teknoloji bu kadar gelişti ama bilgisayarla etkileşimimiz değişmedi. O gün bugündür faresiz bilgisayar icat etmek etkileşim ve endüstri ürünleri tasarımcıları için bir mit olmuştur.

Geçenlerde rastladığım faresiz bilgisayar demo videosu Microsoft Araştırma Merkezinde çekilmiş. Bir görsel işleme tekniği ile geliştirilen bu sistem hazır ellerimiz klavyenin üzerindeyken oracıkta elimizle oluşturulan blobları kameranın takip etmesiyle çalışıyor. Elimizi hareket ettirdikçe fareyle olduğu gibi dosyaları ordan oraya taşıyabiliyoruz.

faresiz-pc.jpg

Bilgisayarla faresiz etkileşim demosundan görüntüler.

28.03.2007

Söyleşi + Film Gosterimi: Helvetica

Uzmanlar tarafından tüm zamanların en iyi yazı karakteri seçilen ve bu yıl ellinci yaşını kutlayan Helvetica hakkında hatırlarsanız bir belgesel haberi yayınlamıştık. Bu pazartesi günü ise Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü, Büyük Salonda bir panel gerçekleşiyor. Önce Bülent Erkmen’in “12 Siyasi Parti ve 1 Helvetica” adli dia gösterisi sunulacak. Ardından Esen Karol izleyicileri Helvetica’nın tarihçesi hakkında bilgilendirecek ve belgeselin yönetmeni Gary Hustwit ile sohbet edecek. Program Helvetica belgeselinin gösterimi ile devam edecek. Bence bu kaçırılmaması gereken bir program.

2 Nisan Pazartesi 17:00
Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü Büyük Salon

27.03.2007

Kıyafetler Raflardan Alındı ve Gizlice Geri Koyuldu

New York’lu sanatçı Zoë Sheehan Saldaña marketten kıyafetler alıyor, bir kopyasını kendi eliyle yapıyor, üzerine etiketlerini dikiyor, ve geri markette rafa bırakıyor. Sheehan Saldana bu etkinlikle bir nevi mağaza hırsızlığının tersini yapıyor.

saldana1.jpg

Jordache ¾ Gömlek, 2003-4 (sağdaki el yapımı)

Bu gömlek orjinalinde 16 Temmuz 2003 tarihinde $11.43′e Berlin Wal-Mart’tan alınmış. Sonra elle tekrar yapılmış, ve etketi dikilerek aynı fiyattan Wal-Mart’ta bir rafa yerleştirilmiş.

Peki neden bir kişi Çin’de yığınla üretilen bu gömleklerden birinin elyapımı kopyasını üretsin? Amerika’da Çin’e kayan iş gücünü mü protesto ediyor? Veya sanat endüstrisinin ticari boyutunu mu eleştiriyor? Hiç biri değil. Sheehan Saldana kitlesel üretimin patladığı bir dünyada kişiselliğini ve yaratıcılığını bunu bastırmak isteyen kuruluşların altyapısı üzerinden gösteriyor.

saldana0.jpg

6lb’lik Kese Kağıdı Alışverişi, 2005 (sağdaki el yapımı)

Sheehan Saldana aynı zamanda kendi yaptığı kese kağıtlarını restauran ve cafelerdeki fabrika üretimi versiyonlarıyla değiş tokuş ediyor. Bir yanda Sheehan’in el yapımı gömlekleri ekonomik trafiğe karışırken diğer yanda değiş tokuş edilmiş gömlek, pantolon, kese kağıdı gibi bir Çinli işçinin üretimi olan nesneler galeri ortamında sergileniyor.

Ticari kamusal alana, yani market rafına, sanat işleri yerleştirme taktiği ile sanatçı normalde sanatla ilgilenmeyen kişileri bilinçli veya bilinçsiz sanat işleriyle karşı karşıya getiriyor.

23.03.2007

Türkiye 16 Milyon Internet Kullanıcısı ile Dünyada Onaltıncı Sırada

Bu ay açıklanan istatistiklere göre (17 Mart 2007) Türkiye dünyada Internet kullanımında ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Sadece Avrupa’da Türkiye Internet kullanımında 6tıncı sırada, görülen o ki çoktan Avrupa Birliğine girmişiz!

internet-kullanim-2007.png

2005 yılında Türkiye 10 milyon kullanıcı ile dünyada yirminci sıradaydı.
internet-kullanim-2005.png

75 milyonluk ülkede bugün Internet kullanım oranı %21. Internet yaygınlık oranı bir çok ülkeye göre çok büyük değil (Almanya’da %61, Fransa’da %50, Amerika’da %69), ancak bu oran Türkiye’de sadece külterel değil ekonomik ve politik değişimlerin bir göstergesi.

16 milyon kullanıcın büyük ihtimal yarısı, yani 8 milyon, oy verebiliyor. 2002 seçimlerinde şu anki hükümet yaklaşık 10 milyon oyla başa gelmişti. Türkiye seçim sistemindeki %10 barajına göre 8 milyon çok etkili bir rakam. Bu demektir ki sadece Internet kullanıcıları Türkiye’de çok önemli bir politik ağırlığı temsil ediyor…

* Internet Kullanım istatistikleri Internet World Stats‘dan alınmıştır.

21.03.2007

Açık Kaynaklı Telefon Platformları

FIC-neo1973_small.jpgCep telefonunuzda kullandığınız yazılımları kim oraya koydu? Yeni bir bilgisayar aldığınızda üzerine istediğiniz programı kurabilirken neden bugünün telefonlarında tüm programlar yüklenmiş geliyor? Aslında cep telefonunuza istediğiniz programı yükleyebilirsiniz ama zaten “ihtiyacınız olan her program” orada! Adres defteri, film gösterici, fotoğraf albümü, sms programları vs. vs. sizin için önceden düşünülmüş. Yani telefon cebinizde ama fonksiyonlarını seçme hakkınız yok.

Televizyonun üstündeki dantelli örtü gibi telefonlar bugün duvar kağıdı ve melodi gibi dekorasyondan ibaret şeylerle özelleştiriliyor. Oysa içinde küçük bir bilgisayar olan cep telefonunuzda bir çok program çalıştırabilirsiniz. Bırakın falanca telefon şirketinin yazılımlarını, arkadaşınızı yazdığı bir programı ya da sevdiğiniz bir tasarımcının işini hergün telefonunuzda kullanabilirsiniz. Ayrıca bir yanda cep telefonları giderek bilgisayara dönüşürken diğer yanda hayatında bilgisayar kullanmamış insanlar bilgisayar kadar gelişmiş telefonları kullanmaya başlıyorlar.

Cep telefonu için program geliştirmenin pek çok yolu var. Bunlardan açık kaynaklı olanları, yani hemen şimdi kullanmaya başlayabileceğiniz projeler şunlar:

Openmoko

Açık kaynaklı bir telefon yazılımı geliştirme platformu. Standartlaşmanın tepeden inme (konsorsiyumlar tarafından) değil tabandan yukarı (toplum tarafından) olduğuna inanıyorlar. Openmako geçenlerde ilk anonsunu yaparak kullanıma açıldı. Şu anda Tayvanlı bir şirketin ürettiği Neo 1973 telefonunda çalışıyor ama zamanla yayılacaktır.

Processing Mobile

Java ile çalışan açık kaynaklı bir telefon yazılımı tasarlama ve geliştirme ortamı. Processing projesinin bir uzantısı olan bu ortamda üzerinde Java çalışan her cep telefonu için skeçler yapıp kendi yazılımınızı geliştirebilirsiniz.

MobiLenin

Python ile yazılım tasarlama ve geliştrime dersleri. Jurgen Scheible tarafından hazırlanan bu dersler çok basitten karmaşığa bir çok python örnek kod içeriyor. Üzerinde python çalışan her telefonda (Nokia serileri) kendi yazılımlarınızı geliştirebilirsiniz.

Flash Lite

Adobe/Macromedia Flash’ın telefonlar üzerinde çalışabilen versiyonu. ActionScript kullanarak kendi yazılımlarınızı tasarlayıp geliştirebilirsiniz. Flash şu anda bir çok cep telefonu üzerinde çalışıyor.

Ayrıca mobil telefonlar için uygulama geliştirme wiki makalesinde bir çok platform hakkında karşılaştırmalı olarak bilgi alabilrisiniz.

ceptel-deconstruction.png

Neler yapılabilir?

Bu açık kaynaklı uygulama geliştirme ortamları ile örneğin şunları yapılabilirsiniz:

  • Kendi telefon arayüzünüzü tasarlayabilirsiniz.
  • SMS atan programlar yazabilirsiniz.
  • Ses kaydedebilirsiniz ve kaydettiğiniz sesi kullanan bir oyun yapabilirsiniz.
  • Metinden sese veya sesden metine çeviri yapabilen kütüphaneler ile sesli arayüzler yapabilirsiniz.
  • Telefonun kamerasını kontrol edip çekilen resimleri anında arkadaşlarınıza MMS ile gönderen programlar yazabilirsiniz.
  • Kendi mobil sosyal ağ sisteminizi kurabilirsiniz.
  • Takvim yazıp duruma göre sağa sola SMS ile haber veren programlar yazabilirsiniz.
  • Türkcell gibi şirketlerin sağladığı bas konuş vs. servisleri kullanıp şehir bazında oynanan yeni kentsel oyunlar başlatabilirsiniz.

Ne gibi fiziksel özellikleri var?

Telefon dediğimiz makinanın her fiziksel özelliğini ayrı ayrı veya bir arada değerlendirebilirsiniz.

  1. Mikrofon
  2. Hoparlör
  3. Kamera
  4. Ekran
  5. Klavye ve düğmeler
  6. Herkes her an cebinde taşıyor

Bu özellikleriyle telefon-bilgisayar masaüstü-bilgisayardan faklı bir şey ve dünyada çok daha fazla insanın cep telefonu sahibi. Yani yazacağınız programlar bir anda milyonların kullandığı bir uygulama haline gelebilir. Daha önce düğümküme’de “Mobil Servislerin Geleceği” diye yazdığımız EPROM projesi de telefon programlamasını yeni nesil bilgisayar programlaması olarak görüp bilgisayar bilimlerinde yeni bir alan yaratmaya çalışıyor, bu konuda dersler organize ediyor.

Ok. Şimdi cep telefonunuzu elinize alın, bir bakın içinde ne gibi programlar var. Ne gibi başka programlar olmasını isterdiniz?

EK: Apple iPhone satışa çıktı. New York Apple Dükkanı önündeki uzun iPhone kuyruğundan canlı canlı fotoğraflar ve videolar çektik.

18.03.2007

Canlı Canlı Tarih Yazılıyor

wiki-gorsel_abortion.jpg

Internet üzerine yaptığımız bir çok işlem kayıt edilebiliyor. Bu kayıtlar bazen dolaylı (mesela google araması yaptığımızda) bazen de açık (mesela wiki makalesi yazdığımızda) yapılıyor. Internet’te aramak, wiki yazmak, blog yazmak, sosyal ağlarda profil yaratmak, mesaj göndermek, yorum bırakmak gibi aktiviteler günlük hayatımızın bir parçası oldukça en azından bilişsel hayatımız canlı canlı tarihe geçiyor diyebiliriz. Üstelik hem birey olarak hem de toplumsal olarak canlı canlı tarihe geçiyoruz. Mesela bireysel olarak dün merak edip de Google’da aradığınız konular, önceki akşam yazdığınız wiki makalesi, geçen hafta yenilediğiniz mySpace profiliniz; toplumsal olarak ise geçtiğimiz aylarda Beyrut’ta hangi bölgeler bombalandı, iki ay önce yeni nesil telefon iPhone nasıl blog dünyasında patladı, önceki hafta Türkiye’de Internet sansürü nasıl dünya gündeminde yeraldı bunlar hep kaydedilerek çeşitli veri merkezlerinde depolanıyor ve defalarca kopyası alınıyor.

Bugün canlı canlı tarih yazılıyorken modernleşmeyle birlikte ortaya çıkan “toplumsal hafıza yaratıcısı” tarih kurumları yöntemlerini tekrar gözden geçirmelidir. Belki tarih kurumları (TTK, Tarih Vakfı) tarih yazma işini çoktan kitlesel medya kuruluşlarına (Doğan Holding) teslim etmiş olabilir. Ancak Internet kullanımı arttıkça bireysel veya toplumsal bilgi biriktirme ve yorumlama, yani tarih yazma yöntemleri tamamiyle yenilenecektir. Peki şu anda ne gibi yeni yöntemler var? Mesela günümüzün en önemli bilgi kaynağı Wikipedia’da yazılan makaleler hakkında yapılan işler tarih yazma konusunda oldukça yeni fikirler veriyor.

Tarih Akışı (“History Flow”) Wikipedia makalelerinin geçmişlerini görselleştiren bir proje. Fernanda Viégas ve Martin Wattenberg tarafından MIT Media Lab ve IBM ortaklığıyla yapılan proje bilgi görselleştirme tekniklerini kullanarak Wikipedia makalelerinin tarihindeki çeşitli örüntüleri görülebilir hale getiriyor, dolayısıyla yorumlanabilir kılıyor. Bir Wikipedia (Türkçesi Vikipedi) makalesi herkes tarafından düzenlenebiliyor ve her kayıt edildiğinde eski versiyon tarihiyle birlikte sistemde tutuluyor. Böylece versiyonlar içinde geri ileri giderek makalelenin geçmişi incelenebiliyor. Tarih Akışı projesi Wikipedia makalelerinin kalitesinin korunması için kullanıcılar arasında nasıl bürokratik bir sistem geliştirildiğini gösteriyor. Wikipedia gibi tamamiyle serbest bir ortamda anarşi çıkması beklenirken kolektif bir yaratım sürecininin hakim olduğu görülüyor.

Yazının başındaki görsel “Abortion” makalesindeki iki yıllık değişimi gösteriyor. Diğer örnekler “İslam”, “Evrim”, “Kapitalizm” gibi tartışmalı konularda iki yıllık aktiviteyi gösteriyor. Bu görsellerin nasıl oluşturulduğu burada anlatılıyor. Her renk bir kullanıcıyı temsil ediyor, yeni kullanıcılar makaleye katkıda bulundukça makalenin boyutu yukardan aşağı giderek artıyor. Mesela “İslam” makalesinin bir ara tamamiyle silindiğini ve sonra tekrar yazıldığını görebiliyoruz. Bu da makalenin tarihinde oldukça fırtınalı tartışmaların ve radikal tepkilerin olduğunu gösteriyor. Bu projede kullanılan görsel analiz tekniği zaman içindeki herhangi bir değişimi anlamak için oldukça başarılı, dolayısıyla tarih yazma konusunda bize yeni bakış açıları veriyor.

wiki-gorsel_islam_group.jpg

“İslam” makalesindeki iki yıllık değişimler.

wiki-gorsel_evolution.jpg

“Evrim” makalesindeki iki yıllık değişimler.

wiki-gorsel_capitalism_grou.jpg

“Kapitalizm” makalesindeki iki yıllık değişimler.

17.03.2007

Hesap Makinesi Estetiği

Bilgisayarlardan önce hesap makineleri vardı. İlk pilli taşınabilir hesap makineleri 1970lerde satılmaya başladı. Sharp, Casio, Commodore, Sinclair, HP, TI gibi şirketler çeşitli özelliklerde hesap makineleri tasarladılar ve ürettiler. Önce + – x / gibi basit işlemlerle başladılar, sonra hafıza (M düğmesi), kesinlik, daha iyi ekranlar gibi özellikler eklediler. Sonra bunları programlanabilir hesap makineleri ve daha karmaşık fonksiyonların olduğu mühendislik hesap makineleri takip etti. 1980lere gelindiğinde avucumuzda oldukça karmaşık aletler vardı.

Bu hesap makineleri bir yanda fonksiyonel özellikleriyle yarışırken, diğer yanda düğmeleri, ekranları, ve kasaların hatları ile “geleceğe dair yaşam biçimleri” öneriyorlardı. Polygraph tarafından toplanan hesap makinesi koleksiyonu PC öncesi dönemde günlük hayatımıza karışan makinelerin estetiğine dair güzel örnekler sergiliyor.

calculator1.jpg

calculator0.jpg

calculator3.jpg

calculator2.jpg

calculator4.jpg

15.03.2007

Galeri HTTP Ağlı Sanatları Destekliyor

Galeri HTTP Londra’nın yeni medya ve ağlı sanatlara (“net.art“) adanmış ilk galerisi. Resim gösteren klasik sanat galerilerine veya kavramsal sanat odaklı çağdaş sanat galerilerinden farkları şunlar:

  1. Sanat işlerini hem sanal hem fiziksel olarak sergilemesi.
  2. Kolektif üretime temelden açık olması.

Galeri HTTP şu anda Başkalarıyla Yap (“Do It With Others”) konulu bir etkinlik düzenliyor. Galeride gösterilecek işleri email listesinde herkesle tartışarak karar veriyorlar.

will-n-testament.png

Will-n-testament, Olia Lialina 1998

Temel medyum olarak Internet’i kullanan ağlı sanatlar varolan klasik sanat endüstrisi yapılarına uyum gösteremiyor. Ağlı sanat işleri geliştiren sanatçılar galeri ve müzelerde ya hiç yeralmıyorlar ya da bu sanatsal mekanların işletmecileriyle anlaşmazlık yaşıyorlar. Örneğin Moskova’lı sanatçı Olia Lialina Internet’de dosya yükleme hızını kullanan Will-n-testament işini New York Digital Salon’da gösterirken özellikle Internet’e bağlı tarayıcı penceresi içinde gösterilmesini istemişdi. Ancak küratör işi tam ekran bir resim gibi pojeksiyonda göstermiş ve Lialina bu durumu kendi web sitesinde anlatmıştı.

Bugün Internet dağıtımlı yaratıcılığın (“distributed creativity“) en önemli altyapısını oluşturuyor. Dağıtımlı yaratıcılığın normal yaratcılıktan farkı ne?

  1. Sanat işinin çok kolay ve özgür olarak dağıtılması. Böylece sanatla sadece galeride, müzede, yolda değil günlük bilgi trafiği içinde de karşılaşmak.
  2. Üretim araçlarına ve bilgiye eşit şartlarda erişim. İzleyici/kullanıcı üreticiyle rolleri değiştirebilecek kadar işin içine giriyor.
  3. Santçılar arasında kolay/hızlı/yoğun işbirliği imkanı. Email, RSS ve benzeri araçlarla sürekli bağlı ve haberdar kalmak ve dolayısıyla daha zengin iletişim kurmak.
  4. Sanatçıyla izleyici arasında geçirgen bir sınır oluşması. Üretir üretmez ve hatta üretim aşamasında işi açmak ve paylaşmak.

11.03.2007

Türkiye'de Bilim ve Teknoloji Estetiği

bilimteknik

Popüler bilim ve teknoloji dergisi Bilim&Teknik naif ve özensiz tasarımı ile Türkiye’de yıllardır bu alandaki üretimin estetiğini etkiliyor. Bu kapaklardaki “Yeni Ufuklara” başlığındaki kitsch tipografi ve grafik tüm dergi genelinde özensiz sayfa düzeni ve kötü fotoğraf yerleştirilmesiyle devam ediyor. Bilim&Teknik Türkiye’de teknoloji ve kitsch buluşmasına güzel bir örnek.

08.03.2007

İfade Özgürlüğü Yazılımları

Bir yandan Amerikan şirketleri, Internet sansürü konusunda dünyada bir numara olan Çin hükümeti için filtrelemeye yönelik yazılım projeleri geliştirirken, öte yandan buna tepki olarak bağımsız bazı oluşumlar hükümetlerin engellediği sitelerin veya koydukları filtrelerin etrafından dolaşabilecek sistemler geliştiriyorlar. Bu sistemlerin ortak özelliği Internet kullanıcısını anonimleştirmeleri ve istedikleri bilgiye proxy’ler yoluyla ulaşmalarını sağlamaları.

Anonymizer, özel kişilere ve şirketlere satılan bir yazılım iken, şimdi Çin ve diğer politik ve dini nedenlerden Internet’i sansürlenen ülkelere yazılımlarını ücretsiz vermeyi planlıyorlar.

Tor, Cambridge’li bir grup gönüllünün başlattığı bir proje. Çalışma prensibi, kullanıcıların bant genişliklerindeki boşlukları paylaşmak, böylelikle hem kullanıcılara anonimlik sağlamak hem de sansürlenen ülke kullanıcılarının içeriğe dolaylı yoldan ulaşmalarını sağlamak.

psiphon.jpg

Toronto Üniversitesi’nde GPL lisanslı Psiphon projesi de Tor’a benzer bir şekilde çalışıyor. Tor’dan ve Anonymizer’dan ve yine benzer şekilde çalışan Circumventor‘dan bir farkı, özellikle sansüre karşı başlatılmış bir girişim olması. Bu elbette yazılımın okullar gibi bazı içeriğin geçerli olabilecek nedenlerle kısıtlandığı mekanlarda kullanılmasına engel değil. Anonimlik için geliştirildiğinden, Tor; Psiphon ve Circumventor’un aksine, sansürlü ülke dışındaki birinden doğrudan yardım almadan çalışabilse de bu Tor’u IP filtreleme yoluyla daha kolay bloke edilebilir kılıyor.

İlginç olan, Tor ve Anonymizer’ın ABD hükümeti ve ordusu tarafından anonim olarak bilgi toplama ve Ortadoğu’daki askerleri ile bağlantı kurma gibi kullanımlarından ötürü destek almaları. Oysa 10 yıl kadar önce aynı şifreleme teknolojisi teröristler ve kanun kaçakları da kullanabilir korkusuyla ABD tarafından yasaklanmıştı. Şu anda şifreleme ve web’de anonim surf yapma özgürlük araçları olarak görülüyor.

tor-revealed.jpg

Anonymizer, Psiphon ve Tor kullanıcının ulaşmak istediği hedefin gizlenmesi yoluyla çalışıyor. Veriler şifrelenerek özel proxy makinalarına aktarılıyor, sansür uygulanmayan batı ülkelerinde bulunan bu proxy sunucular da içeriği kullanıcıya aktarıyor.

Bu programlar aslında sansür uygulayan ülkeler tarafından engellenemez nitelikte değil. Psiphon ve Anonymizer için hükümetler şu yöntemleri kullanabilir:

  • Hostname’i SSL sertifikasıyla uyuşmayan sitelerin bloke edilmesi (Çin’in IP güvenlik duvarından ziyade Ortadoğu’da kullanılan proxy sunucu sansürlemesi için daha uygun bir yöntem)
  • Konutlara verilen IP aralıklarına yapılan web bağlantılarının bloke edilmesi

Belli açıkları olmalarına rağmen, şu an için bu yazılımların engellenmesi için sansürcü hükümetlerce fazla bir çaba sarfedilmiş değil. Şu an için çok yaygın kullanılmadıklarından fazla önemsenmiyorlar olabilirler. Belki de, bu yazılımların fazla yaygın olmamalarında en büyük etken, ifade özgürlüğünün kısıtlandığı ülkelerdeki insanların, hükümetlerin sansür için gösterdikleri gerekçeleri haklı bulmaları ve sansürü kabullenmeleri.