engin | Tuesday, 19 August 2008

Kitap Değil Elektronik Süreç İstiyoruz

Devletin yasalarda yaptığı değişikliklerin içeriğinden neden en son milletin haberi oluyor? Mecliste yapılan görüşmelerin, yasa taslaklarının, AB yolunda atılan adımların insanlara gerçek zamanlı ulaştırılması iyi olmaz mı? Bunun için elektronik altyapı kurmak bu kadar zor mu? Zaten artık bir çok kayıt elektronik olarak tutulmuyor mu? Wordpress Devlet eklentisi yazsak durum değişir mi?

Örneğin, yeni yasa haberlerinin metası her yerde, içerik ise ortada yok. NTVMSNBC ‘Hükümetin Ulusal Programı Hazır’ adlı haberde ne yazmış bakalım (aynen alıntı, cümle düşüklükleri ve gramer hatalarına kasten dokunmadım):

Cemil Çiçek, “Hem kamuoyuna hem de AB makamlarına verilecek olan Ulusal Belge’nin -ki bunlar bir taahhüt niteliğindedir- hazırlık çalışmalarını sürdürmüş ve çok kapsamlı bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirme aynı zamanda Sayın Babacan tarafından siyasi partilerimizle de görüşülecektir. Kendilerini de ziyaret edecekler. Bu programın içeriği hakkında gerekli açıklamaları yapacaklar. Ondan sonra da son değerlendirmeyi yapıp, bunu kitap haline etirip, kamuoyunun bilgisine sunacağız” dedi.

Kitap mı? Bu belgenin oluşum süreci, belgenin son hali kadar önemli değil mi? Nasıl evrim geçirdiğini görebilsek içeriği hakkında bilgilenmez miyiz? Ulusal Belge diye viki olsa, yapılan düzenlemeleri ve geçmişlerini görsek nasıl olur? Düzenlemeyi yapanlar yapsın yine, oradaki çoklu katılımdan geçtik şimdilik… En azından nasıl ortaya çıktığını canlı canlı izlesek, bir sonraki sürece daha eğitimli gözlerle bakmaz mıyız? Belki kamuoyu yoklaması bile yaparız aynı arayüzden, olmaz mı? Bunlar devlet ile halk arasındaki uçurumları biraz daha azaltır mı?

Kısa bir süre önce bu konuda şöyle bir yazı da yazmıştık:
Ergenekon İddianemesi Neden Düz Metin Değil de Pdf Olarak Dagitiliyor?

18 Yorum »

arikan | Saturday, 16 August 2008

Uzay Enflasyonu

13.7 milyar yıllık evrenin zaman çizgisinde gösterimi. Sol uçta tahmin edebildiğimiz zamanın başlangıcı, yani Big Bang dediğimiz patlama. Sağ uçta 13.7 milyar yıl sonra biz ve evrendeki mikro dalgaları gözlemleyen bir uydumuz WMAP (Wilkinson Microwave Anisotropy Probe). Kaynak: Evrenin Zaman Çizgisi, NASA

Enflasyon, yani şişme, sadece eknomik değil kozmik ortamda da oluyor. Big Bang teorisine göre evren bu büyük patlamadan beri genişliyor, ve hatta grafikde gördüğünüz gibi son zamanlarda artan “dark energy“lerin itmesiyle genişleme daha da hızlanmış.

Evrenin birden fazla başlangıcı mı var?

Geçtiğimiz günlerde Stephen Hawking bu kozmik enflasyon meselesine, yani evrenin sürekli şişmesine, yeni bir açıklama getirdi.

Yeni Hawking teorisine göre evrenin sadece bir başangıcı yok. Evrenin birden fazla başlangıcı var, ve tarih tüm bu başlangıçların uzantısını birarada yaşıyor.

Dağıtık yapı

Bu yeni teori atomun içinde olduğu düşünülen String Teorisi ile uyumlu. Aynı zamanda da bizim zamanımızın düşünce yapısını destekliyor: dağıtık kaynaklar, dağıtık kontrol, ağlı bağlı üretim. Mesela biyoteknoloji alanında da bir zamanlar DNA’nın hayatın kaynağı olduğu düşüncesi hakimdi (DNA RNA’yı, RNA proteinleri, proteinler bizi yapar). Bu hiyerarşik, merkeziyetçi düşünce, Francis Crick tarafından 50 yıl kadar önce formüle edilmiş merkezden-kitleye bir düşüncedir. Bugün ise “systems biology” denilen bir yaklaşım geçerlidir. Buna göre DNA bir biyolojik ağ sistemi içinde tüm diğer öğelerle aynı seviyede ilişki içerisindedir ve hayat bütün öğelerin birbirleriyle etkileşimi ile ortaya çıkar, herhangi bir merkezden kodlanmaz veya denetlenmez.

Çoklu başlangıç teorisi ne zaman ispatlanır bilinmez ama Hawking’in yakaşımı bugünün düşünce yapısını doğrudan yansıtıyor. Özellikle internet kullanan yeni nesiller için kolayca anlaşılır ve kabul edilebilir bir teori.

2 Yorum »

arikan | Thursday, 14 August 2008

boDig 08: Enstalasyon İşleri için Çağrı

İstanbul’da hızla artan bağımsız sanat girişimleri arasında bir yenisi boDig (bodig.org) geçtiğimiz sene kuruldu. Çağdaş sanat ve dijital kültürde bedene odaklı İstanbul merkezli boDig oluşumu dans, performans, plastik sanatlar, tasarım, mimari, yeni medya, mühendislik ve tıp gibi pek çok disiplinlerden yararlanarak, çağdaş ve teknolojik bağlamda beden üzerine düşünsel ve sanatsal yaratıma yönelik çalışmalar yapıyor (bkz Lucy).

boDig önümüzdeki ay 15-25 Eylül’de “beden ve teknoloji” üzerine boDig 08 etkinlikler serisini düzenliyor. Teması “ara-yüz(süz)” olan bu etkinliklerde bedenimiz günümüz teknolojileriyle nasıl şekilleniyor bununla uğraşan işleri gösterecekler. Düğümküme’de zaman zaman yazıp çizdiğimiz ve Amber Beden-İşlemsel Sanat Festivali‘nde de konu olan önemli bir alan bu ve yaptığınız işleri göstermek için önemli bir platform boDig. Son başvuru 15 Ağustos 2008. Bize gönderilen tam çağrı şöyle:

Enstalasyon İşleri için Çağrı
boDig 08 – “ara-yüz(süz)”

boDig 08’de canlı sanatlar ve yeni medya teknolojileri etrafında sahne performansları, enstalasyonlar, sanatçı laboratuarları, atölyeler, toplantılar ve “club event”ler yer alıyor. boDig deneysel ve yaratıcı sanat işleri üzerine odaklanmakta ve başvuruda bulunacak olan sanatçıların işlerinde “ara-yüz(süz)” temasına yaklaşımlarını sergilemelerini teşvik etmektedir.

Sanatçıların, enstalasyon işleriyle başvurmak için son günleri 15 Ağustos. Seçici kurul, değerlendirmesini yaparken seçilecek işlerde dijital teknolojilerin kullanımına açık, ancak zorunlu olmadan, bedenin bugünün teknolojileriyle şekillenmesine düşünsel ve eleştirel bir tavır getiren sanat işlerine öncelik verecektir. Daha fazla bilgi ve başvuru formu için:

Seçici Kurul

Dr. Bernhard Serexhe (Baş Küratör, ZKM-Media Museum)
Philippe Baudelot (Multimedya Danışmanı)
Defne Ayaş (Küratör, PERFORMA)
Derya Demir (Art On Stage)
Aylin Kalem (boDig)

8 Yorum »

arikan | Tuesday, 12 August 2008

İşte Düğümküme Arşivleri!

“İşte o araba”, “İşte böyle konuştu”, “İşte Ergenekon’un gizli tarihi” diye yazıyor merkezden-kitleye medya hergün. Kuvvetli bir söz söyleme tekniği (”rhetoric”) ancak hemen her şey için böyle başlıklar atıldıkça okuyanlar için gürültüden başka bir şey olmuyor. Dahası gürültü oldukça bilgi erişilmez hale geliyor, yani bu tür ayarlı gazeteler sadece psikolojik sömürü yapmıyor aynı zamanda bilgi alma hakkımızı da ihlal ediyor.

Sömürücü gazetecilik türünün tam tersi bağımsız iletişim ağı adı altında gazetecilik yapan Bianet.org‘a bakın. Haberlerinde dikkatli hazırlanmış yalın ve bilgi verici başlıklar kullanılıyor. Bianet sayfalarını hızlıca bir taradığınızda doyurucu bilgi alabiliyorsunuz, oysa sömürücü gazeteler aynı taramayı yaptığınızda sizi abur cubur ve içi boş börek gibi zırva bilgilerle bırakıyor. Biz de zaten sömürücüleri okumuyoruz, bağımsız blogları okuyoruz, bağımsız blog yazıyoruz.

Düğümküme’de 3 yılı aşkın bir süredir yazıp çiziyoruz. Burada bağımsız yazarlar ve çizerler uğraştıkları alanlarda bildiklerini, öngörülerini paylaşıyor, yeniliklerden haber veriyor. Bu ağlı bağlı internet hayatımızda tekno-kültürel üretim diye tanılmadığımız yeni nesil üretim yöntemlerini tartışıyoruz. Klasik merkezden-kitleye medya ile yeni nesil internet medyası arasında bir çekişme yaşıyoruz. Sadece medya da değil çoğu zaman temsili demokrasi ile doğrudan demokrasi arasındaki yeni iletişim teknolojileri sayesinde yükselen gerginlikleri de konuşuyoruz. Bu tartışma mesela genel geçer medyada sık tartışılan “Türkiye’de demokrasi istiyoruz”dan başka bir tartışma. Yeni nesil ticari ürünler (akıllı telefonlar, web servisleri) de burada sık sık konu oluyor, konu oluyor çünkü muhtemel sosyal etkisini daha ürünler çıkar çıkmaz konuşmaya başlıyoruz. İşlemsel sanat ağlı sanat ya da basitçe günümüz sanatı da sık konuştuğumuz bir alan. Hem ticaret hem sanat hem devlet konuşmak bizim nesil için doğal. Aralarında ilişkiler kurmak, örüntülere bakmak sık sık yazılarda, yorumlarda, verilan bağlanrtılarda yaptığımız şey. Sadece yazıp çizmiyoruz, yazarların kim olduklarına bakarsanız her biri bu alanlarda işler yapıyor, dersler veriyor, hem akdemik hem profesyonel hem de ikisinin de dışında hayatlar sürdürüyorlar.

http://www.dugumkume.org/arsiv

Dün tüm Düğümküme yazılarını tek bir sayfada görebileceğiniz Düğümküme arşiv sayfasını hazırladım. Adresi de yukarda gördüğünüz gibi çok basit /arsiv. Bu bağlantıya her an sağ barda “Bilgiler” kutusundan da ulaşabilirsiniz. İlk günden son yazıya kadar tüm yazı başlıklarına aylara göre bakabilirsiniz. Bu sayfa aramaya alternatif herşeyi bir arada görme sayfası. Ayrıca bu sayfa içinde arama yapmak için tarayıcınızın aramasını (ctrl+F) kullanmak bazen site aramasından daha hızlı oluyor.

Her yeni yazıda yenilenen bu dinamik arşivi yapmak için SmartArchives WordPress eklentisini kullandık. Siz de blogunuza aylara göre temiz bir arşiv sayfası yapmak isterseniz tavsiye ederim.

6 Yorum »

ogunduz | Sunday, 10 August 2008

Google App Engine Üzerinden YouTube’a Nasıl Erişilir?

Bu yazıda Google App Engine kullanarak Türkiye’den erişilebilen YouTube proxy uygulaması nasıl oluşturulur, onu öğreneceğiz. Bu, ucuz reklamlar ve ‘ninja hakaretlerinin’ yer almadığı, sıfır maliyetli ve Google engellenmediği sürece varlığını sürdürecek basit bir uygulama olacak. İki tane çalışan YouTube uygulamasını şuradan (evet Türkiye’den de) görebilirsiniz:

Yazıya “Meet the Sniper” videosu eşliğinde devam ediyoruz :). App Engine YouTube uygulamanın nasıl çalıştığını merak ediyorsanız, okumaya devam edin.

Devamını oku »

5 Yorum »

engin | Sunday, 10 August 2008

Bir Piksel Bir İnsan

Pekin Olimpiyatları’nın açılış töreni Çin adına büyük bir gövde gösterisi oldu. Kanımca gösterinin en çarpıcı tarafı, teknolojinin insanların ve kültürün bir parçası olarak sunulması, özellikle Çin gibi dünyanın en eski kültürlerinden birisi için. Performanslarda her insanın bir piksel olduğu dev bir ekranı izleme hissiyatı doğuyor. Bir insan bir piksel, çok insan bir medya. Ne kadar piksel o kadar görüntü kalitesi prensibinden yola çıkarsak, Çin dünyada rakipsiz mesajını almış bulunuyoruz.

Fotografları Boston Globe gazetesinde Alan Taylor tarafından hazırlanan The Big Picture bölümünden aldım. Orada çok daha büyük hallerini görebilirsiniz.

12 Yorum »

arikan | Saturday, 9 August 2008

Türkiye’nin İnternet Gazeteleri Neden Sürünüyor?

Türkiye’nin ilki, en büyüğü diye kendini tanıtan ve genelde mevcut bir gazetenin online sürümü olan internet gazeteleri internet yayıncılığında teknik olarak sürünüyorlar.

  • Yazdıkları haberlerde bağlantı vermiyorlar.
  • Türkçe karakterleri düzgün göstermeye dikkat etmiyorlar.
  • Sayfalarında tutarlı tipografi kullanmıyorlar.
  • Haber fotoğraflarını orantısız eciş bücüş kullanıyorlar.
  • Menülerde ve bağlantılarda yeterli tıklama alanı ayırmıyorlar.
  • Bilgisayar çökerten bozuk flash kapaklar yapıyorlar.
  • Sağdan soldan buldukları kod parçalarını bilinçsizce kullanıyorlar.
  • Resim galerileri bozuk çalışıyor.
  • Video oynatıcıları çakılıyor.
  • İçeriklerine okunaklı bir adres yapısı (URL) ile ulaşılamıyor.
  • Yabancı internet gazetelerinin tasarımını kopyalıyorlar.
  • Sadece İngilizce sosyal imleme sitelerinin paylaşım düğmelerini kullanıyorlar.
  • Detaylı RSS beslemeleri yok.
  • Sayfaları reklama boğarak okuyucularına saygısızlık yapıyorlar.
  • Yorumları sansürlüyorlar.

En kötüsü birinci madde, yazılarda ilgili kaynaklara bağlantı verilmiyor olması. Gidin bakın en çok okuduğunuz gazetenin sayfalarına, yazı içinde hiç bir ilgili konuya bağlantı yok. Bağlantısız metin hepsi. Sadece buna bakarak bir medyanın merkezden-kitleye olup olmadığını yüz metre uzaktan anlayabilirsiniz.

Daha sonra bozuk tipografi ve reklama boğulmuş sayfalar geliyor. Reklam gazetenin tek gelir kaynağı tabii ki. Ama sayfa tasarımıyla uyumlu kullanılması mümkünken buna dikkat etmeyenler bile bile size alakasız resimler ve mesajlar gösteriyorlar. Sizi o kadar umursamıyorlar ki kapak resminden de büyük resimler ve animasyonlar yayınladıkları oluyor. Okuyucuyu umursamamazlık yine bu merkezden-kitleye medyanın en büyük özelliklerinden biridir. Bir gazete sayfalarını ne kadar reklama boğmuşsa size o kadar saygısızlık yapıyor demektir.

Yorumlara sansür yapmak merkezden-kitleye medyanın ne kadar çaresiz olduğunun bir göstergesidir. Daha önce NTV, Habertürk, Radikal sitelerinde farklı konularda yorum yazdım, hiç biri yayınlanmadı. Bu tür merkezden-kitleye siteler naif okuyucu yorumları dışında işlerine gelmeyen eleştirel yorumları sansürlüyor.

Başka gördüğünüz iyi kötü özellikler varsa bu yazıya yorum olarak yazın.

Gazetlerin RSS servisleri

Hiç bir gazete RSS beslemelerinde içeriklerinin tamamını vermiyor. Bir başlık ve bir spot o kadar. Tıklayıp o bozuk curcuna sayfalara gitmek zorunda bırakıyor sizi. Üstelik ya tüm gazeteye tek RSS var ya da sadece ekonomi spor yazarlar vs. için genel RSSler var. Yani istediğiniz yazarı takip edemiyorsunuz, illa hepsini sevmek okumak zorundaymışsınız gibi davranıyorlar size.

Gazetler arasında ilk RSS servisi vermeye başlayan Radikal. Bunun için Serdar Kuzuloğlu‘na öngörüsü ve diğerlerine örnek olduğu için teşekkür ederiz. Diğer gazetlerden bazılarının RSS servisleri şöyle:

Bu yazı Türkiye’deki internet gazetelerinin sadece teknik ve tekno-politik durumlarını eleştiriyor. Merkezden-kitleye gazetelerin ayarlı içeriğine zaten bir diyeceğimiz yok, bunu çoktan geçtik, kendi başımızın çaresine bakıyoruz, blog okuyoruz blog yazıyoruz.

İlgili Düğümküme yazıları

55 Yorum »

arikan | Friday, 8 August 2008

Günün Resmi: Baku-Tbilisi-Ceyhan Petrol Boru Hattı

Rusya Gücistan savaşı başladı. Merkezden-kitleye medya (BBC, CNN, Hürriyet vb.) yaptıkları haberlerde etknik kimlik ve azınlıklar meselesini savaşın sebebi olarak gösteriyor. Ancak Gürcistan’ın başkenti Tbilisi’den geçen Baku-Tbilisi-Ceyhan petrol boru hattından hiç bir kanal bahsetmiyor. Üstelik cahil veya ayarlı gazeteciler “Savaşın Türk ekonomisine etkisi olmaz” diye başlıklar atıyorlar.

http://en.wikipedia.org/wiki/Baku-Tbilisi-Ceyhan_pipeline

2 Yorum »

arikan | Thursday, 7 August 2008

Günün Videosu: Bilgisayar Aklını Başından Aldı

Bu devirde herkesin başına gelebilir.

2 Yorum »

Dara Kılıçoğlu | Sunday, 3 August 2008

Kağıt, Makas ve Kalem ile Web Tasarımı

Yeni bir web projesine başladıktan sonra site haritasini çıkarıp doğrudan üretime geçmeyin. Ürünüzün nasıl çalıştığını, çalışacağını canlandırmak için kağıttan prototipler hazırlayarak kullanıcı arayüzlerini oluşturun. Daha sonra bu arayüzlerde kullanacağınız bileşenleri makas ile keserek ve fotokopi ile çoğaltarak, etkileşimli senaryonuzun aktörlerini yaratın. Tıpkı bir oyun gibi kullanıcıyı ve bilgisayarı canlandırmak için iş arkadaşlarınızdan yardım isteyin. Kullanılabilirlik testlerini bu şekilde önceden tamamlayarak, ürününüzün geliştirme ve üretim aşamalarında önemli yol alabilirsiniz.

Kağıttan prototipler hazırlayarak hemen hemen her türlü insan-makina etkileşimini canlandırmak mümkün. Bu sayede tasarım sürecinde kullanıcılardan hızlıca görüşler toplayabiliriniz. Kağıttan prototipler hazırlarken aktörleri elle çizebileceğiniz gibi kağıda çıkış alıp daha sonra keserek de oluşturabilirsiniz. Bu tarz prototipler hazırlamak için tasarımcı veya yazılım mühendisi olmanız gerekmiyor. Kağıt üzerinde veya kağıt prototipler ile projeye başlamak web uygulamaları geliştirenler için çok faydalı, hızlı aynı zamanda maliyeti sıfıra yakın bir yöntemdir.

30 Yorum »


Kapat
E-posta ile paylaş